Fetih filmini beklerken [29 Ocak 2012 Pazar]
Cüce elbisesine tıkılmaya çalışılan pehlivan... Bonsai saksısına sokulmaya uğraşılan ulu çınar... Işık yılı hesaplarını amele şeridiyle ölçmeye çalışmak dangalaklığı... Yahut, âlem-i İslâm’ın bayraktarı Osmanlıya; apış aralarından bakma oranında kursağı doldurulan sinemacılar!
Suç ise kiiim bilir kimin!
Peki, ekrandaki Muhteşem Yüzyıl’ı eleştiren zenginler ne zaman elini taşın altına koymayı akıl edecek!
Ömür boyu beklediğimiz fetih filmi Şubatta vizyona giriyor...
Yapımcısı, hani her filminde “sonrakine gelmeyeceğim” dediğiniz, seviyesiz Recep İvedik’lerin de müsebbibi...
“Bu iş Faruk Aksoy’a mı kaldı” derseniz aynen şunu diyeceğim:
Siz kime finansör oldunuz da “yapmam” dedi!



Yaz sıcağı, Osmanlı sefer yolunda.
Terli bir Hristiyan köylü yetişip kumandanı buluyor. Elinde küçük bir kese, gözleri yaş içinde:
“Askerler bağımdan geçti, diyor. Mahvolacağımı sanmıştım. Fakat bir tek salkım üzüm koparılmış, onun da dalına bu altın asılmış!..”
Hemen askeri bulup ordudan çıkartıyorlar!
Bağcı, teşekkür için geldiğine pişman fakat işittiği hüküm tarihe damga oluyor:
“Parayı bırakmasa kolunu keserdik. İzinsiz aldığı için azlettik. Çünkü biliriz; içinde günahkâr olan fetih ordusu muzaffer olamaz!..”



1453 filminin fragmanı: “Bu muskayı, babamı öldürdüklerinde boynundan almıştım. Bir gün bir erkeğim olursa ona vermek için!” diyen kadın kimdir? Eğer Ulubatlı’ya bir günah isnat edilecekse, Topkapı’daki surlardan artık damla damla kan sızar!
Ve ayrıca Mehmed Han söylemiş gibi gösterilen: “Ben, benden önceki sultanlara benzemem” sözü onun güzel hayatıyla nasıl bağdaştırılacak ve kaynağı nerede bulunacak?
Film çekildi; soğuk bir çırpı üstünde titreyen serçe gibiyim...
Bilemiyorum; hava ısınacak mı yoksa kanatlarımı donduracak bir soğuk mu kaplayacak âlemi?.. Evlâd-ı fâtihân tedirgin edilmeye devam mı edilecek.
Umarım yeni bir “muhteşem cinayet” değildir, dört gözle beklediğimiz!
Muammer Erkul
29 Ocak 2012 Pazar
| < Önceki | Ana Sayfa | Sonraki > |
|---|
Yorum ekle
Dikkat : Buraya yazdığınız yorumlar, onaylandıktan sonra yayınlanmaktadır. Yorumunuzda, gerekli görüldüğü takdirde değişiklik, düzeltme vb. yapılabilir. Yorumunuz hiç yayınlanmayabilir. Bu konuda anlayışlı olmanızı rica ediyoruz.
Türkçe yazanlar için hatırlatmalar:
- Cümle büyük harfle başlar, nokta ile biter.
- Noktadan sonra boşluk bırakılır, yeni cümle başlar.
- 'gelcem, gitcem, gidiyom' denmez 'geleceğim, gideceğim, gidiyorum' denir.
- 'Herkez' denmez 'herkes' denir.
- 'bU şEkiLDE' yazmak sadece okuyanı yorar.
- 'Yanlız' değil 'Yalnız' denir.
- 'ğ' harfi 'g' şeklinde yazılmaz.
- 'Dahi' anlamındaki 'de' ayrı yazılır. Yani 'Bende, sende' denmez, 'Ben de, sen de' denir.
- 'Geldimi?' yazılmaz 'Geldi mi?' yazılır. Soru takıları ayrı yazılır. 'OKmi?' değil, 'Tamam mı?' denir.
- 'ahmet, belgin, duru' denmez. 'Ahmet, Belgin, Duru' denir. Özel isimlerin, illerin, ülkelerin ilk harfleri büyük yazılır.
- 'ki' eki, bağlaç olarak kullanılıyorsa ayrı, ilgi zamiri ve yapım eki olarak kullanıyorsa birleşik yazılır. Ayşe'ninki, evdeki, sabahki, dünkü, bir de baktim ki.. gibi.
- 'v' yerine 'w' yazılmaz.
'Vazgeçtim, yazmıyorum' demeyin. Öğrenmesi çok kolay ;-)
Yorumlar
KÜBRA
Artık müslümanlar öğrenmeli, bu işler harama düşmeden de yapılır!
Muammer abi yazı çok güzel ama kısa :-)
Sevgiler
MEHMET OSMANLI
HATİCE EKİZ
EMİNE PAPATYA MERİÇ
HİCRAN SEÇKİN
Böyle yazılar okuyarak, size ve sizin gibi insanlara muhabbet ederek yaşamak güzel:)
GÜLLAÇ
DEMET ÇAKIR