Işık denizi [23 Aralık 2011 Cuma]
Bir secdelik zamanda, görüverirsin;
Işık okyanusu ve çamurdan tepeler iç içedir aslında!
Sen aynı sensindir; dağlar aynı dağlar ve bulutlaar ve güneş... Tırmanabilmiş olduğunca yükseğindesindir yamacın; belki yorgun ve belki de nefes nefese...
Belki, birkaç adım daha yükselebilseydin veya belki birkaç metre indirilseydi hakikatin irtifaı...
Ve belki, aahh...



Sen, aynı sensindir, ayağının bastığı aynı tepe...
Ve hatta aynı zamanda ve aynı mekândadır iç içelikler ve mana içi manalar!
İşte şehir; bütüün gürültüsüyle, bütün telaşı, karmaşasıyla... Bütün öfke, inat ve kibriyle...
Yani dünya; küfür duymak, tekme yemek, zehir içmek, duman solumak demek bu toprak ve şu bulutlar arasında...



Şimdi sen, hangi yamaçtasın veya yamacın neresindesin?
Ve acaba, hizayı hangi rakıma indirmişler veya hangi irtifaya yükseltmişler...
İlgilenme, gözünü kapat ve hisset: Sen, karmaşayı terk ederek gücün yettiği kadar tırmanabildiğin dağın yamacındasın ve belki de bir secdelik zamanda gözlerini kapatmışsın...
Açtığında bakıyorsun ki; “bulutları” aşağı indirmişler!
Dünyanın bütün tozu, dumanı ve kirletilmiş hava, gürültülü şehrin tepesine doğru bastırılmış!..
Bakıyorsun ki; heer şey silinmişken aşağıda, başın bir ışık okyanusunda yüzmekte...
Anlıyorsun ki; çoğunun “sis perdesi” dediğine, bazısı “nurlar deryası” diyor!..



Ya birkaç adım daha tırmanmamış olsaydın ya da gayretine merhamet edilmeseydi!..
Aynı şehirde ve hatta aynı yamaçta bulunan çoklarının kelimeleriyle konuşmayacak mıydın, onların cümlelerini söylemeyecek miydin?..
İşte sen herkesle aynı yerdeyken ve herkes seni kendi yanında görürken ve sen kendini onlarla bilirken ve onları seninle birlikte sanırken...
Ve herkes; dünyaya sis çöktüğünü söylerken, sen sisin üstüne aydınlık yağdığını görürsün.



Secde kadarlık zaman geçer ve başını kaldırırsın...
Anlatsan bile;
..seni kim anlar!
Muammer Erkul
23 Aralık 2011 Cuma
| < Önceki | Ana Sayfa | Sonraki > |
|---|
Yorum ekle
Dikkat : Buraya yazdığınız yorumlar, onaylandıktan sonra yayınlanmaktadır. Yorumunuzda, gerekli görüldüğü takdirde değişiklik, düzeltme vb. yapılabilir. Yorumunuz hiç yayınlanmayabilir. Bu konuda anlayışlı olmanızı rica ediyoruz.
Türkçe yazanlar için hatırlatmalar:
- Cümle büyük harfle başlar, nokta ile biter.
- Noktadan sonra boşluk bırakılır, yeni cümle başlar.
- 'gelcem, gitcem, gidiyom' denmez 'geleceğim, gideceğim, gidiyorum' denir.
- 'Herkez' denmez 'herkes' denir.
- 'bU şEkiLDE' yazmak sadece okuyanı yorar.
- 'Yanlız' değil 'Yalnız' denir.
- 'ğ' harfi 'g' şeklinde yazılmaz.
- 'Dahi' anlamındaki 'de' ayrı yazılır. Yani 'Bende, sende' denmez, 'Ben de, sen de' denir.
- 'Geldimi?' yazılmaz 'Geldi mi?' yazılır. Soru takıları ayrı yazılır. 'OKmi?' değil, 'Tamam mı?' denir.
- 'ahmet, belgin, duru' denmez. 'Ahmet, Belgin, Duru' denir. Özel isimlerin, illerin, ülkelerin ilk harfleri büyük yazılır.
- 'ki' eki, bağlaç olarak kullanılıyorsa ayrı, ilgi zamiri ve yapım eki olarak kullanıyorsa birleşik yazılır. Ayşe'ninki, evdeki, sabahki, dünkü, bir de baktim ki.. gibi.
- 'v' yerine 'w' yazılmaz.
'Vazgeçtim, yazmıyorum' demeyin. Öğrenmesi çok kolay ;-)
Yorumlar
Ben o tepeyi bir rüyada görmüştüm. Sahiden görmüştüm...
"Bir ben! Bir sen! Bir o!" yoktu...
Hepimiz oradaydık! Gözümüz zirvedeydi; en tepede en sivri yerinde, ayakta dimdik bir insana bakıyorduk.
Evet Tanıdık biriydi o…
Karanlık bulutlar düşüyordu üzerimize. Yıldırımlar aydınlatıyordu gökyüzünü. O, dağın en tepesinde bir santim oynamazken hepimiz onun eteklerine sarılmış korkuyorduk.
Sanki dağın etekleri onundu…
Niçin el ele tutuşmuyorduk? Bilmiyorum!
Medet sadece birineydi, bizi bu kabustan koruması için.
Yıl 2001 yılıydı. Ve memlekette kriz vardı. Ve ben bir rüyada kanayan yaralarımla tırmanıyordum. Düşeceksem onunla birlikte… Aynı kelimeleri kullanıyorduk. Aynı cümleleri söylüyorduk fakat çok az kişi el ele tutuşuyordu. Dağın zirvesine en yakın olanlardı ellerini birleştirenler.
Kim bilir kaç kişi dayanamayıp düştü bir dağın yamacından tepe üstü yere. Kaç kişi kurda kuşa yem oldu!
Kalanlar gayretine merhamet bekliyordu!
Uzun bir vakit geçti.
Siz deyin 1 ay ben diyeyim 10 yıl…
Beklenen merhamet o hiç kıpırdamadan ve dimdik ayakta kalan sevgiliden geldi en nihayet… Onca zaman sonra ilk defa hareket etti. Elini havaya kaldırdı. Parmağıyla işaret etti. Hepimiz o istikamete çevirdik yüzümüzü. Ve aldırış etmedik buz kesmiş bedenlerimize. Donuyorduk! Öldü ölecektik! Ama o lahzada denizi gördük. Uçsuz bucaksız. Gökyüzünün birleştiği yere kadar sütlimandı…
Belki bir secde kadar sürdü bu rüya. Belki de bir anın içinde uzun yıllar sığmıştı. Ve sabır. Ve sadakat… Okyanusun ışığında…
Şimdi anlattığımda bunları, bir sen mi anlıyorsun beni?
Güllaç
Kim ''an''lar seni, kim duyar, kim bilir...Sana senden daha yakın ''O''lan, YÜCELER YÜCESİNDEN başka...
Savaçı
İliryaseven
Zeynep Didem
İslamı yaşayanları yobazlıkla suçlayan kâfirler gözlerine bürünen sis perdesinin ardındaki nuru hiç bir zaman görmeyeceklerdi r.
Hüdanın bizlere merhamet etmesi ve herkes dünyanın üstüne sis çöktüğünü söylerken bizlere o sisin üzerindeki aydınlığı göstermesi duasıyla, Rabbim kalplerimize nur yağdırsın bizleri kendisine ulaştırsın...
Hülya Koaçalan
Bir adım o tek bir adım bizi uçurumdan aşağıya da düşürebilir yada bizi o uçurumun en tepesinde merhamet denizine de ulaştırabilir.
'Gel kim olursan ol yine gel' Rabbinin sonsuz hoşgörüsünden sende nasibini al ve ölmeden evvel ruhunu ona ulaştır.
Işık denizinde başını o secdeye koymayanlar sisin üstüne aydınlık yağdığını hiç bir zaman göremeyenlerdir .
Hülya KOAÇALAN
Celaleddin H.
...
İMAMI RABBANİ HAZRETLERİNİN vefat günü ya bugün.
Şefaatlerine kavuşalım inşallah...
esk.ayşe