Size yazmak... [18 Eylül 2011 Pazar]


Sabah, bir daha uyku tutmadı... Düşündüm; bu saatte, günün aydınlanmasını beklerken ne yapılır, diye. Balkona çıktım. Karşı bloklardan birinin balkondaki kadın da kalkmış evini havalandırıyor, kahvaltı hazırlıyor.
Tortop olmuş küçük bulutlar var gökte sanki ipi üstünde uçup gitmiş çocuk balonları gibi... Hemen onların altından geçen üç beş martı, bir küçük karga sürüsü ve daldan dalda oynaşan serçeler ve diğer küçük kuşların cıvıl cıvıl sabah sesleri...
Pencere kenarındaki fesleğen...



Fesleğen kokuları ve serçe sesleri arasında aklıma size yazmak geldi. Sabahın ilk saatiyle yazmak geldi...
Hayatımda ne kadar önemli bir yeriniz var benim. Hatta size yazmak olmasaydı acaba hayatımın anlamı ne olurdu? Ben “kim” olurdum, ne yapıyor olurdum, nasıl tanınırdım, nasıl anılırdım, itibarım ne kadar olurdu ve acaba ardımda ne bırakırdım?



Size yazmak; sabahları yüzünü bile yıkamadan çayın suyunu koymak gibi, ya da kapıdan gazeteyi almak gibi, akşamları çöpü çıkarmak gibi...
Size yazmak; yaşına aldırmadan salıncağa binmek gibi...
Size yazmak; sevincinizi haykırmak ve hüznünüzü en derinde hissetmek gibi...
Size yazmak, sanki bir görev gibi...
Size yazmak; yakın olmayı istemek ama fazla yakın olmaktan korktuğu için de yaklaşmaktan kaçmak gibi.
Size yazmak, sizi yazmak; sizi yaşamak gibi!..



Bugün işte böyle bir gün, biliyorsunuz...
Babıâli Şenlikleri bu sene de yapılıyor ve biz (18 Eylül 2011 Pazar) öğle saatlerinde oralarda olacağız. Türkiye Gazetemizin standı, Sultanahmet Meydanı’ndan geçen tramvay yolunun hemen kenarında.
Vakti olanları bekleriz.


Stop
Muammer Erkul
18 Eylül 2011 Pazar



Yorumlar 

 
2 Büşra 18-09-2011 14:59
Bugün İstanbul'da olmak ne güzel olurdu...
Sizi okumak kendimizi tanımak gibi. Sizi okumak haykırmak istediklerimizi
yazmak gibi.
Sevgiler kere sevgiler!
Büşra
Alıntı
 
 
1 İlyas Çaylı 18-09-2011 10:12
Mevlana hazretkeri Mesnevi'sinde şöyle bir beyit geçer;
"Helvayı kısmeti olan yer, parmağı uzun olan değil..."
Kaç gündür sizler ile birlikte olamamanın verdiği, boşluk var bizde Abicim.
Nurun doğduğu yer olan gönül, Sabah yeli gibi siz abilerin sözleriniz ile ferahlıyor.
Ey, İstanbullular!..
Zühal yıldızının farkında olup onu görebilenlere ne mutlu.
Selam ve Dua ile
İlyas Çaylı/İZMİR
Alıntı
 

Yorum ekle

MESAJ YAZMADAN ÖNCE:


Dikkat : Buraya yazdığınız yorumlar, onaylandıktan sonra yayınlanmaktadır. Yorumunuzda, gerekli görüldüğü takdirde değişiklik, düzeltme vb. yapılabilir. Yorumunuz hiç yayınlanmayabilir. Bu konuda anlayışlı olmanızı rica ediyoruz.


Türkçe yazanlar için hatırlatmalar:
  • Cümle büyük harfle başlar, nokta ile biter.

  • Noktadan sonra boşluk bırakılır, yeni cümle başlar.

  • 'gelcem, gitcem, gidiyom' denmez 'geleceğim, gideceğim, gidiyorum' denir.

  • 'Herkez' denmez 'herkes' denir.

  • 'bU şEkiLDE' yazmak sadece okuyanı yorar.

  • 'Yanlız' değil 'Yalnız' denir.

  • 'ğ' harfi 'g' şeklinde yazılmaz.

  • 'Dahi' anlamındaki 'de' ayrı yazılır. Yani 'Bende, sende' denmez, 'Ben de, sen de' denir.

  • 'Geldimi?' yazılmaz 'Geldi mi?' yazılır. Soru takıları ayrı yazılır. 'OKmi?' değil, 'Tamam mı?' denir.

  • 'ahmet, belgin, duru' denmez. 'Ahmet, Belgin, Duru' denir. Özel isimlerin, illerin, ülkelerin ilk harfleri büyük yazılır.

  • 'ki' eki, bağlaç olarak kullanılıyorsa ayrı, ilgi zamiri ve yapım eki olarak kullanıyorsa birleşik yazılır. Ayşe'ninki, evdeki, sabahki, dünkü, bir de baktim ki.. gibi.

  • 'v' yerine 'w' yazılmaz.


'Vazgeçtim, yazmıyorum' demeyin. Öğrenmesi çok kolay ;-)


SİTEDE ARAMA

© muammererkul.com   Yayına başlangıç tarihi : 19 Ocak 2008    İletişim: muammer@muammererkul.com

JoomlaWatch Stats 1.2.9 by Matej Koval