Vahşî feryat! [24 Temmuz 2011 Pazar]
"Çağrı” çekilirken filmin yönetmeni, kaldığı otelin elektrik teknisyenine “Hazret-i Hamza’yı şehit eden Vahşi rolünü” oynamasını teklif ediyor.
-Fakat iyice öğrettiğimiz halde rolü yapamıyordu, diye anlatıyor Mustafa Akkad...
Çünkü savaşan askerleri oynayanlar hadiseye kendilerini öyle kaptırmışlar ki; “Hamza’yı öldürecek” diye, bu adamın aralarından geçmesine izin vermiyorlardı!
Sonunda onları ikna ettim ama bu sahneyi tam 5 kere çektik!..
Film bütün dünyada gösterime giriyor. Bir sene sonra bir telefon, arayan kişi: “Ben Çağrı’da Vahşi’yi oynayan Salim” diyor. Ve daha “Ooo, ne yapıyorsun” filan derken, kızgınlık içinde:
-Allah’ından bul, hayatımı perişan ettin! Yürürken insanlar yüzüme tükürüyor, sokağa çıkamaz oldum. İşimden atıldım. “Bu adam Hamza’nın katili” deyip kimse iş vermiyor, diyerek feryat etmeye başlıyor!..



1935 Suriye Halep doğumlu Mustafa, 19 yaşında Amerika’ya giderek sinema öğrenir. Günü gelip baba olunca: “Ben çocuğuma İslâmiyeti nasıl anlatacağım” diye düşünmeye başlar. Sonunda, sanki kendi evladına anlatır gibi bütün dünyaya İslam dinini ve yayılmasını anlatır...
Filmin gösterime girdiği 1976’dan beri her mübarek gecede Müslümanların ilk aklına gelen film Çağrı’dır. Onlarca defa izleyen çok kimse vardır...
Çağrı, eş zamanlı olarak, ayrı oyuncularla iki tane birden (“The Message” ve “el Risale”) çekilir.
Film, dünyanın bütün ülkelerinde oynar, fakat çok hassas İslam konusunu anlattığı halde farklı rejim ve mezhepteki ülkelerde bile rahatsızlık duyan olmaz.



“Amerikan sinemasında Müslümanlar hep çirkin tiplemeyle verilir. İslam’ı bir terör dini gibi göstermeye çalışıyorlar. Bunda Hollywood’a egemen olan Yahudilerin etkisi büyüktür” diyen ünlü yönetmen; 2005 senesinde Ürdün’ün başkenti Amman’da (cinayetlerini İslam adına işlediklerini iddia eden ve muhtemelen Çağrı filmini izlemiş olan) teröristlerin bombaladığı oteldeydi. 70 yaşında idi.
Ve üstelik (filmin çekilmesine sebep olan) kızı Rima da yine aynı otelde ölenler arasındaydı!..
Stop
Muammer Erkul
24 Temmuz 2011 Pazar
| < Önceki | Ana Sayfa | Sonraki > |
|---|
Yorum ekle
Dikkat : Buraya yazdığınız yorumlar, onaylandıktan sonra yayınlanmaktadır. Yorumunuzda, gerekli görüldüğü takdirde değişiklik, düzeltme vb. yapılabilir. Yorumunuz hiç yayınlanmayabilir. Bu konuda anlayışlı olmanızı rica ediyoruz.
Türkçe yazanlar için hatırlatmalar:
- Cümle büyük harfle başlar, nokta ile biter.
- Noktadan sonra boşluk bırakılır, yeni cümle başlar.
- 'gelcem, gitcem, gidiyom' denmez 'geleceğim, gideceğim, gidiyorum' denir.
- 'Herkez' denmez 'herkes' denir.
- 'bU şEkiLDE' yazmak sadece okuyanı yorar.
- 'Yanlız' değil 'Yalnız' denir.
- 'ğ' harfi 'g' şeklinde yazılmaz.
- 'Dahi' anlamındaki 'de' ayrı yazılır. Yani 'Bende, sende' denmez, 'Ben de, sen de' denir.
- 'Geldimi?' yazılmaz 'Geldi mi?' yazılır. Soru takıları ayrı yazılır. 'OKmi?' değil, 'Tamam mı?' denir.
- 'ahmet, belgin, duru' denmez. 'Ahmet, Belgin, Duru' denir. Özel isimlerin, illerin, ülkelerin ilk harfleri büyük yazılır.
- 'ki' eki, bağlaç olarak kullanılıyorsa ayrı, ilgi zamiri ve yapım eki olarak kullanıyorsa birleşik yazılır. Ayşe'ninki, evdeki, sabahki, dünkü, bir de baktim ki.. gibi.
- 'v' yerine 'w' yazılmaz.
'Vazgeçtim, yazmıyorum' demeyin. Öğrenmesi çok kolay ;-)
Yorumlar
Tarihin kusursuz bir şekilde anlatılmaya çalışıldığı bir film ve sanki bir girdap gibi içine çeken, izleyeni...
Yüreğine sağlık Mustafa Akad.
Kalemine sağlık Muammer Erkul
T.Deniz
[Fakat hazret-i Vahşî bile olsa tövbe etmiş ve Eshab-ı Kiram'dan olmak şerefine kavuşmuştu ki, sonra gelenlerden (Tabiin'den) olan Veysel Karani hazretlerinden bile derecesi çok yüksekti.]
Süleyman