Minare ve şişeler! [05 Aralık 2010 Pazar]
(Zaten düşündüğüm bir konu, geçen gün izlediğim minareli filmden sonra iyice gözümün önüne geldi. Yazmazsam çatlayacağım!)
Yemek masalarında kaplar, şişeler vardır... İnsanlar, bunların içinde ne olduğuna göre onlara muamele ederler... Hiçbir kimse, hiçbir şişeyi şeklinden veya renginden dolayı dövmeye çalışmamıştır. Zaten bunu yapan varsa, hastadır! Elbette inancımız da bize bunu böylece telkin ve emir eder.



Rafta duran şişe, şeffaf bir cam bile olsa; içinde ne olduğunu kolayca anlayamazsın! Bilemezsin içinde alkol mü var zemzem mi, şarap mı var, şurup mu... Öyle de olsa böyle de; “ya içinde şu varsa” diyerek şişelere nişan almayacağız. Çünkü buna zulüm deniyor, terör deniyor ki büyük günahtır.
Hatta üzerinde; “şarap şişesi, zehir şişesi, kezzap şişesi” yazsa bile şişeler kırılmaz! Peki neden? Çünkü suç şişede değil ki, içindekinde! Ve o şişenin her zaman boşalıp temizlenme ihtimali var!
Senin, bir şişeyi duvara çarpıp kırma hakkın yok...
Peki içinde zehir bulunan, zıkkım bulunan, senin inancına düşmanlık bulunan bir şişeyi sevmeye hakkın var mı? Elbette o da yok!..
İşte tam da burada; sadece kalbinde ışık ve nur ve parlaklık ve aydınlık bulunanların anlayabileceği bir nokta var. O nedir? Şudur:
Sevmek veya sevmemek zorunda olduğumuz; şişe değil, içine dolmuş bulunandır!



Bir bilgi aktarıyorum: “İman, altı şeye inanmak demektir ama Müslüman olmak için iki şey daha lazımdır. Birincisi gayba (gözden perde kalkmadan) inanmak; diğeri de hubb-i fillah ve buğd-i fillah, yani Müslümanları Müslüman oldukları için sevip Müslüman olmayanların bu (Müslüman olmayış) hallerini sevmemek.”
Bir kimse (üzerinde, içinde ne olduğu yazan ve içinde de üzerinde yazan şey bulunan) şişenin başında oturuyor. Onun durumu, şişenin içindeki ve kendi kalbindekiyle ölçülüyor! “Şişe ve içindeki” kavramını anlamayı tercih eden kimse, sanırım bu ve benzeri filmlerdeki çukurlara düşmeyecekler!
Stop
Muammer Erkul
05 Aralık 2010 Pazar
| < Önceki | Ana Sayfa | Sonraki > |
|---|
Yorum ekle
Dikkat : Buraya yazdığınız yorumlar, onaylandıktan sonra yayınlanmaktadır. Yorumunuzda, gerekli görüldüğü takdirde değişiklik, düzeltme vb. yapılabilir. Yorumunuz hiç yayınlanmayabilir. Bu konuda anlayışlı olmanızı rica ediyoruz.
Türkçe yazanlar için hatırlatmalar:
- Cümle büyük harfle başlar, nokta ile biter.
- Noktadan sonra boşluk bırakılır, yeni cümle başlar.
- 'gelcem, gitcem, gidiyom' denmez 'geleceğim, gideceğim, gidiyorum' denir.
- 'Herkez' denmez 'herkes' denir.
- 'bU şEkiLDE' yazmak sadece okuyanı yorar.
- 'Yanlız' değil 'Yalnız' denir.
- 'ğ' harfi 'g' şeklinde yazılmaz.
- 'Dahi' anlamındaki 'de' ayrı yazılır. Yani 'Bende, sende' denmez, 'Ben de, sen de' denir.
- 'Geldimi?' yazılmaz 'Geldi mi?' yazılır. Soru takıları ayrı yazılır. 'OKmi?' değil, 'Tamam mı?' denir.
- 'ahmet, belgin, duru' denmez. 'Ahmet, Belgin, Duru' denir. Özel isimlerin, illerin, ülkelerin ilk harfleri büyük yazılır.
- 'ki' eki, bağlaç olarak kullanılıyorsa ayrı, ilgi zamiri ve yapım eki olarak kullanıyorsa birleşik yazılır. Ayşe'ninki, evdeki, sabahki, dünkü, bir de baktim ki.. gibi.
- 'v' yerine 'w' yazılmaz.
'Vazgeçtim, yazmıyorum' demeyin. Öğrenmesi çok kolay ;-)
Yorumlar
Sizin yazılarınızı yeni okumaya başladım. Bazı yazılarınız hoşuma gitti, değişik bir bakış açısı kattı bana, körelmiş olan bakış açılarımı da açtı.
Deniz ben (çilek çanta alan, Mustafa abinin de selamı var)
Deniz
Bilal Bilal