Zekânın belirtisi [24 Eylül 2010 Cuma]
Geri zekâlılığın belirtisi nedir, diye bir soruyla karşılaşırsam şöyle demeye karar verdim:
Bir insan, bıçaklanmış olsa; önce şaşkınlık, acı, çaresizlik, korku, panik gibi duygular hisseder de sonra ne yapar?
Bu insan, kendine saplı bıçakla en yakın arkadaşına koşsa... Sonra ablasına, dayısına, sonra manava, berbere:
"Komşu, görüyor musun karnımdaki bıçağı? Ölçer misin lütfen dışarıda kaç santim kalmış... Evet arkadaşım, aynen böyle batırdı, nasıl da akıyor kanım! Ablacığım, gör kardeşinin halini; işte, keskin çeliğin ta içimde bir yerleri parçaladığını hissediyorum!.."



En yakın hastanede bıçağı çıkarttırmak yerine, bu acıklı halini başkalarına göstermeye koşan kişinin yaptığından daha da saçma olan iş nedir peki?
Cevap; o yaralı insanı dinlemek hatta yeni ve boş sorularla zamanını kaybettirmek:
"Öyle mii, vah vaah! Yazık ama sana. Çok acıyor mu?.. Dur bi dokunayım, içinde kırt edecek mi?.. Çok üzüldüm sana, ama bu halini filan komşu da görsün..."



Şimdi bu yaralı kişi yıllarca dolaşıp eşe dosta; kendini bıçaklayanı, içinin acısını, yüreğinin öfkesini anlatsa... Ve onu dinleyenler de bakıp bakıp gözyaşı dökse, yarasına bir faydası olur mu? Hayır!
Bu yaralıyı gören herkesin bir an evvel onu en yakın hastaneye götürmesi, bıçağı çıkarttırması, akan kanın durdurulup kesiklerin hemen diktirilmesi... Ve bu yaranın ancak ilaçlanıp sarılırsa çabucak iyileşeceğini, tavsiye etmek gelmez mi?



Peki, on sene önce kazıklandıktan, beş yıl önce kalbi kırıldıktan, hakarete filan uğradıktan sonra, başlarına gelen bu şeyleri yııllaaar boyunca birilerine anlatarak sürekli acı tazeleyen kimselerin ne farkı var; karnında bıçakla konu komşu dolaşan acayiplerden?..
İnsanız... Kırılabilir, yaralanabiliriz. O zaman, en kısa zamanda en yakın uzmana gitmemiz, yaramızın iyileşmesini beklememiz lazım. Ve sonra da, olanları çabuk unutabilmek için sessizce dua etmemiz...
Stop
Muammer Erkul
24 Eylül 2010 Cuma
Benzer Yazılar
| < Önceki | Ana Sayfa | Sonraki > |
|---|
Yorum ekle
Dikkat : Buraya yazdığınız yorumlar, onaylandıktan sonra yayınlanmaktadır. Yorumunuzda, gerekli görüldüğü takdirde değişiklik, düzeltme vb. yapılabilir. Yorumunuz hiç yayınlanmayabilir. Bu konuda anlayışlı olmanızı rica ediyoruz.
Türkçe yazanlar için hatırlatmalar:
- Cümle büyük harfle başlar, nokta ile biter.
- Noktadan sonra boşluk bırakılır, yeni cümle başlar.
- 'gelcem, gitcem, gidiyom' denmez 'geleceğim, gideceğim, gidiyorum' denir.
- 'Herkez' denmez 'herkes' denir.
- 'bU şEkiLDE' yazmak sadece okuyanı yorar.
- 'Yanlız' değil 'Yalnız' denir.
- 'ğ' harfi 'g' şeklinde yazılmaz.
- 'Dahi' anlamındaki 'de' ayrı yazılır. Yani 'Bende, sende' denmez, 'Ben de, sen de' denir.
- 'Geldimi?' yazılmaz 'Geldi mi?' yazılır. Soru takıları ayrı yazılır. 'OKmi?' değil, 'Tamam mı?' denir.
- 'ahmet, belgin, duru' denmez. 'Ahmet, Belgin, Duru' denir. Özel isimlerin, illerin, ülkelerin ilk harfleri büyük yazılır.
- 'ki' eki, bağlaç olarak kullanılıyorsa ayrı, ilgi zamiri ve yapım eki olarak kullanıyorsa birleşik yazılır. Ayşe'ninki, evdeki, sabahki, dünkü, bir de baktim ki.. gibi.
- 'v' yerine 'w' yazılmaz.
'Vazgeçtim, yazmıyorum' demeyin. Öğrenmesi çok kolay ;-)
Yorumlar
Çünkü beklentilerdir seni durduran.
HEDEFLERİN öyle BÜYÜK olsun ki, VEFA beklemeye bile ZAMANIN kalmasın.
İnsanın canını en CAN bildikleri yakarmış meğerse, bilemedim.
CANIM dediklerim canımı aldı. Tekrar AYAĞA kalkmaktır CASARET, takrar DİRİLMEK, takrar SEVMEK, tekrar AFFETMEK, üzülsen de ÜZMEMEK, KIRILSAN DA kırmamak, CANIN yansa da CAN YAKMAMAKmış meğerse YAŞAMAK...
(SAVAŞÇI)...
ERDOĞAN
Bunu yapmamak için sabir duası yapacaksın.
KEMAL KURŞUN