Bilme üstüne... [15 Temmuz 2010 Perşembe]
Bildiğim her şeyi herkesin bildiği peşin hükmüne saplanmasaydım, inanıyorum ki hayatım çok daha kolay geçerdi!
En basitinden en zoruna kadar bilmediğim ne varsa insanlardan sorup öğrenmiştim. Bir şeyler biliyordum, evet ama; bilmediğim şeylerin cevapları kendilerinde olan insanlar benim bildiklerimi zaten biliyor, değiller miydi?



Çocukluğumdan beri bildiğim her şeyi, herkesin de çocukluğundan beri bildiğini zannetmek... Birlikte dinlediklerimizden, herkesin benim anladığım her şeyi anlamış olduğunu sanmak... Aynı şeyi anladığımız herkesin, benim yapmaya çalıştığım her şeyi zaten yapacağını vehmetmek beni çoğu zaman asabî yaptı:
Bilinmesi gerekenleri neden böyle bilmez gibi yapıyorlardı ki?.. Dinlediğini anlamamış görünmenin acaba şirinlik olduğunu mu sanıyorlardı ki?.. Şimdi, yani şu anda yapılması gerekenleri, hemen yapmaya başlamamalarının sebebi acaba neydi ki?
Dinliyordunuz, hem de çoğu zaman ağzınız açık... Yanınızda bir “tas” oturmuş oluyordu, ağzı “yere” bakıyor oluyordu ve üstelik bütün çorbayı “dibine” döktürüyordu!
Aynı şeyi, yanındaki umursamazlar da anlasın diye, tekrar ve tekrar dinlemek... Veya aynı şeyi, aynı insanlara tekrar ve tekrar anlatmaya çalışmak nasıl işkence oluyordu çoğu zaman...
Bir çocuğun gözü saflığıyla bakmak, çoğu zaman güzeldir. Fakat bir süre sonra senin bakışına değil “sana” saf demeye başlıyorlar! Herkesin anlayamadığını anlamış olmak farklılığını; toplum standardının altındaki bir seviyede kaldığını düşünen, bunu sana hissettirmeye çalışanlar çıkıyor.



Başa dönelim: Bilmediğin her şeyi insanlardan öğreniyorsun, evet ama bir merdiven basamağı gibi de birer ikişer “insanları” çıkıyorsun!
Uzuuun yıllar yatılmış çivili yataklarda ve içinde kan akıtılmış iğneli fıçılarda öğrenilmiş olan bu sözlerim; deriiin yanılgılarımın itirafıdır ve biliyorum/umarım çoğu kimseye ders olacaktır!
Muammer Erkul
15 Temmuz 2010 Perşembe
Benzer Yazılar
| < Önceki | Ana Sayfa | Sonraki > |
|---|
Yorum ekle
Dikkat : Buraya yazdığınız yorumlar, onaylandıktan sonra yayınlanmaktadır. Yorumunuzda, gerekli görüldüğü takdirde değişiklik, düzeltme vb. yapılabilir. Yorumunuz hiç yayınlanmayabilir. Bu konuda anlayışlı olmanızı rica ediyoruz.
Türkçe yazanlar için hatırlatmalar:
- Cümle büyük harfle başlar, nokta ile biter.
- Noktadan sonra boşluk bırakılır, yeni cümle başlar.
- 'gelcem, gitcem, gidiyom' denmez 'geleceğim, gideceğim, gidiyorum' denir.
- 'Herkez' denmez 'herkes' denir.
- 'bU şEkiLDE' yazmak sadece okuyanı yorar.
- 'Yanlız' değil 'Yalnız' denir.
- 'ğ' harfi 'g' şeklinde yazılmaz.
- 'Dahi' anlamındaki 'de' ayrı yazılır. Yani 'Bende, sende' denmez, 'Ben de, sen de' denir.
- 'Geldimi?' yazılmaz 'Geldi mi?' yazılır. Soru takıları ayrı yazılır. 'OKmi?' değil, 'Tamam mı?' denir.
- 'ahmet, belgin, duru' denmez. 'Ahmet, Belgin, Duru' denir. Özel isimlerin, illerin, ülkelerin ilk harfleri büyük yazılır.
- 'ki' eki, bağlaç olarak kullanılıyorsa ayrı, ilgi zamiri ve yapım eki olarak kullanıyorsa birleşik yazılır. Ayşe'ninki, evdeki, sabahki, dünkü, bir de baktim ki.. gibi.
- 'v' yerine 'w' yazılmaz.
'Vazgeçtim, yazmıyorum' demeyin. Öğrenmesi çok kolay ;-)
Yorumlar
HÜLYA
Bilinmesi gerekenleri neden böyle bilmez gibi yapıyorlardı ki?..
ANLAMIYORUM Kİ!
Dinlediğini anlamamış görünmenin acaba şirinlik olduğunu mu sanıyorlardı ki?.. Şimdi, yani şu anda yapılması gerekenleri, hemen yapmaya başlamamalarını n sebebi acaba neydi ki?
CEVABINI YILLARDIR BULAMADIĞIM BİR SORU
Bilmediğin her şeyi insanlardan öğreniyorsun, evet ama bir merdiven basamağı gibi de birer ikişer “insanları” çıkıyorsun!
EVEEET...
YORULDUM ARTIK, BARİ BUNU ANLAYIN!..
PERGİN