Güven [10 Haziran 2010 Perşembe]
Bunları yazmazsak, içinde soluk aldığımız zamanın vebalı kalır üstümüzde... Konuşan, inleyen ama sonradan iyileştiğini söylemeyen şükürsüz hastalara benzer halimiz.
İki “güven penceresi”nden bakmanızı isteyeceğim sizden; ikisi de Türkiye’miz hakkında. Birincisi, gazetemiz Türkiye’ye ve ikincisi ülkemiz Türkiye’ye duyulan güvendir...
Yıllardır bazı sözler ve olaylar çarpıtılmış ve bunlara kananlar derin kasıtlar vehmettikleri için Türkiye’mizle kendi aralarına kalın çizgiler çizmişlerdi...
Şükürler olsun ki; sabreden zafere ulaşıyor!
Göklerden ve gözlerden akan yaşlar eritip sildi çoğu duvarı, çizgiyi, sınırı...



Gazetemizin 40’ıncı yılı sanki bir yeniden doğuş, ayağa doğruluştur. Gündemdeki “halka arz” bile başlı başına bir mihenk taşıdır ki; “altın”ın test edilme sıklığı ancak onun değerini yükseltir!
1 Haziran 2010 Salı günü akşamı Beşiktaş sahilindeki Four Seasons Hotel’in seminer salonunda kararlılık dinledik ve bahçedeki yemekte inanmışlık yedik... İşte halk bu halka arzı alıp bağrına bastı: İhlas Gazetecilik A.Ş. sermayesinin %33’ünü halka sundu ve güzel olan; %33 daha fazla talep geldi... Bu, bir güven fotoğrafıdır!
40’ıncı yılımızın her adımında içimizde kıpırtılarla yürüyoruz.
Geçen yılın Nisan’ındaki “kırkıncı yıla adım atıştan” itibaren, sanki başka bir haleti ruhiye içine girdik, bana öyle geliyor: Yazı işleri toplanmaları, boğaz gezileri, yemekler, konferanslar, sohbetler ve çeşitli vesilelerle fertlere kıymetli oluşlarının hissettirilmesi; bizim bir aile olduğumuzun tekrar tekrar gündeme gelmesi...
Neticesinde tezahür eden; birlik ve beraberliğin kuvvetli mıknatısı...
Şu sırrı da fısıldamazsam yazı eksik kalır: Bu pasaporta Nuh Albayrak fotoğrafı çok yakışıyor...



İkinci güven konusu da başlı başına bir destandır: Dünün adamları: “İsrail’den izin almadan Türkler Akdeniz’e nasıl açılır?” Diyor. Yarının adamları ise diyor ki: “Dünyanın her noktasındaki her vatandaşımızın hakkını alır, mesullerinden hesabını sorarız!”
Ya Rabbi, her iki Türkiye’mizin de yolunu açık eyle!
Stop
Muammer Erkul
10 Haziran 2010 Perşembe
| < Önceki | Ana Sayfa | Sonraki > |
|---|
Yorum ekle
Dikkat : Buraya yazdığınız yorumlar, onaylandıktan sonra yayınlanmaktadır. Yorumunuzda, gerekli görüldüğü takdirde değişiklik, düzeltme vb. yapılabilir. Yorumunuz hiç yayınlanmayabilir. Bu konuda anlayışlı olmanızı rica ediyoruz.
Türkçe yazanlar için hatırlatmalar:
- Cümle büyük harfle başlar, nokta ile biter.
- Noktadan sonra boşluk bırakılır, yeni cümle başlar.
- 'gelcem, gitcem, gidiyom' denmez 'geleceğim, gideceğim, gidiyorum' denir.
- 'Herkez' denmez 'herkes' denir.
- 'bU şEkiLDE' yazmak sadece okuyanı yorar.
- 'Yanlız' değil 'Yalnız' denir.
- 'ğ' harfi 'g' şeklinde yazılmaz.
- 'Dahi' anlamındaki 'de' ayrı yazılır. Yani 'Bende, sende' denmez, 'Ben de, sen de' denir.
- 'Geldimi?' yazılmaz 'Geldi mi?' yazılır. Soru takıları ayrı yazılır. 'OKmi?' değil, 'Tamam mı?' denir.
- 'ahmet, belgin, duru' denmez. 'Ahmet, Belgin, Duru' denir. Özel isimlerin, illerin, ülkelerin ilk harfleri büyük yazılır.
- 'ki' eki, bağlaç olarak kullanılıyorsa ayrı, ilgi zamiri ve yapım eki olarak kullanıyorsa birleşik yazılır. Ayşe'ninki, evdeki, sabahki, dünkü, bir de baktim ki.. gibi.
- 'v' yerine 'w' yazılmaz.
'Vazgeçtim, yazmıyorum' demeyin. Öğrenmesi çok kolay ;-)
Yorumlar
AMİİİNNNNNNNNN :)