Ağ [11 Nisan 2010 Pazar]
Bugün size “network”ün ne olduğunu anlatmak istiyorum...
Ben Beykoz’a âşığım...
Çocukluğumun çoğu Burunbahçe ile Yalıköy arasındaki sahilde geçti.
İncirköy parkında misket oynamaktan sonra en büyük hünerimiz balık yakalamaktı.
Bir küçük çocuktum. Bir küçük istavrit yakalayıp ve onu çatala takıp, ocakta kızartarak yediğim olurdu...
Diğerlerinden farklı olarak, balık yakalamak bir “iş”ti de: Çünkü eline geçeni yiyebiliyor, hatta satabiliyordun...
Bulduğumuz misinalara önce bir ağırlık takar... Sonra gövdeden çıkardığımız kösteklerin ucuna olta iğnelerini bağlar; ve bunlara midye, kurt, ekmek filan geçirip suya salardık.
Birkaç balık uğruna, öylece akşama kadar beklemek büyük keyif, ama ne de büyük sabırdı...



Gümüşsuyu sahilindeki belediye tesislerinde oturuyorum...
Karşıda Emirgan, Yeniköy, Büyükdere; solda Paşabahçe ve ta köprülere kadar açık manzara; sağda Beykoz Kasrı’nı tülleyen korunun ağaçları...
Denizdeyse, belli ki radarlarında balığın yerini görmüş bir balıkçı teknesi. Geliyor, dönerek ağını salıyor, ara vermeden tur tamamlanıyor ve direkteki makara denizdeki ağı toplamaya başlıyor.
Hızlı ve kârlı...
Şunu düşündüm ki; bizler sahilde yaşayan yüzlerce çocuktuk ve çoğumuzun elinde misinalar vardı. İşte bu balık ağında da yüzlerce misina var... Bizimkiler suyun herhangi bir yerine salınmış halde, öylece bekliyorlardı; bunlarsa hepsi birbirine bağlanmış olarak çalışıyorlar!.. Bazısının boyu kısa, bazısı uzun; bazısı ağırlığın tam altına girmiş, bazısı balığa hiç dokunmuyor bile, fakat...
Fakat dikkat!..
Her biri, birbirine bağlı olduğu için, yakalanan her bir balıktan her birinin payı var!
İşte bunu anlayan; network (yani iş ağının) sırrını neredeyse çözer!



Günler boyunca uğraşarak bir iki balık tutmak da bir tercihtir; birbirine bağlanarak ağ oluşturmak, ve kısa zamanda avlanan bir gemi dolusu balığı paylaşmak da!..
Hangisi daha kârlı dersiniz?
Beykoz sahili evet âşık olmaya değer, emin olabilirsiniz... Ve bana bildiğim pek çok şeyi Beykoz sahili öğretti...
Muammer Erkul
11 Nisan 2010 Pazar
Benzer Yazılar
| < Önceki | Ana Sayfa | Sonraki > |
|---|
Yorum ekle
Dikkat : Buraya yazdığınız yorumlar, onaylandıktan sonra yayınlanmaktadır. Yorumunuzda, gerekli görüldüğü takdirde değişiklik, düzeltme vb. yapılabilir. Yorumunuz hiç yayınlanmayabilir. Bu konuda anlayışlı olmanızı rica ediyoruz.
Türkçe yazanlar için hatırlatmalar:
- Cümle büyük harfle başlar, nokta ile biter.
- Noktadan sonra boşluk bırakılır, yeni cümle başlar.
- 'gelcem, gitcem, gidiyom' denmez 'geleceğim, gideceğim, gidiyorum' denir.
- 'Herkez' denmez 'herkes' denir.
- 'bU şEkiLDE' yazmak sadece okuyanı yorar.
- 'Yanlız' değil 'Yalnız' denir.
- 'ğ' harfi 'g' şeklinde yazılmaz.
- 'Dahi' anlamındaki 'de' ayrı yazılır. Yani 'Bende, sende' denmez, 'Ben de, sen de' denir.
- 'Geldimi?' yazılmaz 'Geldi mi?' yazılır. Soru takıları ayrı yazılır. 'OKmi?' değil, 'Tamam mı?' denir.
- 'ahmet, belgin, duru' denmez. 'Ahmet, Belgin, Duru' denir. Özel isimlerin, illerin, ülkelerin ilk harfleri büyük yazılır.
- 'ki' eki, bağlaç olarak kullanılıyorsa ayrı, ilgi zamiri ve yapım eki olarak kullanıyorsa birleşik yazılır. Ayşe'ninki, evdeki, sabahki, dünkü, bir de baktim ki.. gibi.
- 'v' yerine 'w' yazılmaz.
'Vazgeçtim, yazmıyorum' demeyin. Öğrenmesi çok kolay ;-)
Yorumlar
Sebep olanlardan Cenabı hak razı olsun...
Selam ve sevgilerimle;
Kadir Çetin
Muammer bey, yazınızı okudum. Network ticareti ancak bu kadar güzel anlatılırdı, tebrik ederim. Arkadaşlarıma da söyledim, o yazıyı kestiler, eğitimlerinde kullanacaklar.
Teşekkür eder, iyi çalışmalar dilerim.
Yunus Çağlar
Ve senin daha evvelinden tanıdığın, uğraştığın bir iş...
Zaten seversin böyle ele ele tutuşup, artarak, çoğalarak yürümeyi...
Ve yani, yeni ve güzel bir işimiz var...
Artık Sevgi Ailesi para da kazanıyor:)
"Siz saatlerdir bir balık yakalayamadınız ama ben elimdeki bu kepçeyle her gün bir kepçe su atsam havuzu boşaltır ve o balıkları yakalarım. Türkler de böyle işte bu balıklar gibi, onların elinden Kuran'larını almadıkça onları yenemeyiz, öyle bir zaman gelecek ki ruhları müslüman ama yaşayışları bizim gibi olacak'' der.
Babam'ın artık misinalarıyla tuttuğum, kaya ve horozbina balıkları geldi aklıma... Karşılıklı balık tutuyorduk belki de...
Belkı de Network o zaman oluşmaya başlamıstı bile...
Yani, "ya kazanmak, ya da kazanmak" var...
Yani kaybetmek yok...
Yani çoooook kârlı! :)
Hicran Seçkin
Bir söz bu sistem için ancak bu kadar oturur. "PAYLAŞTIKÇA AZALMAYAN TEK ŞEY MUTLULUKTUR".
Tanışacak ve tanışmiş olanlar ne talihliler...
Ayrıca zaten yazı üslubunuza bayılıyorum. Böyle nice yazılarınızı okumak dileğiyle sağlıklı kalın, hoşçakalın.
Naci Çolak