Otlara asker tıraşı [19 Mart 2010 Cuma]
Bir bahçeyle ilgilenmek sıkıntı giderir, hatta insanı tedavi eder ama kendisi de bir tatlı hastalıktır.
Her aşamasını anlatabilirim bir bahçenin; her adımına kaç defa basmak, her noktasına kaç ayrı açıdan ne kadar bakmak, neyi nereye koyarken ve hangi çubuğu toprağın neresine sokarken kaç yıl sonrasını sanki görür gibi hayal etmek gerekir... Kahverengi toprağı yeşile çevirmek için nasıl düzlemek, nasıl beslemek, nasıl tohumlamak, nasıl beklemek, nasıl sulamak gerekir ve nasıl biçmek...



Öyle bir zamanı vardır ki çimin; bahçe sanki bir fıskiye olur da yeşil fışkırır topraktan!.. Gözünü kapatıp açarsın otlar diz boyu. Çim biçme makinesini çıkartır, arıza yapmamasını arzulayarak asılırsın motorun ipine ve takılırsın “pata pata pata“ sesinin peşine...
Bir İsmail Dayı vardı kulakları çınlasın; iyi niyetli, mavi gözlü bir göçmen, Dobrucalı. Bahçeye gele gide çocukların “dede”si olmuştu. Dediklerimi bazen yapar bazen de kavga ederdik. Bazen ben onun yaptığını, çoğu zaman da o benim yaptığım işi beğenmezdi. En çok kızdığım; yeşili yeşilden ayırmazdı!.. Bir gün, vişnelerin dibinde büyüttüğüm taflanları fışlan sanıp kesmişti. Hele çim biçme zamanı “facialar” yaşıyorduk; ne ağaçları daha bir karışken yok ettik, ne fidanları zedeledik, yaraladık, sakatladık!



Bütün bahçeye aynı su, aynı gübre, aynı bakım oluyor ve bahar zamanı nebatat gürlediği zaman hiçbiri bir diğerinden kolayca ayrılamıyor... Öksüre tıksıra ilerleyen bir makinenin peşine takılıp dalıyorsun çayıra, eh artık Mevla’m kayıra!.. İki ay sonra iki karış boya ulaşınca sararıp gidecek olan otlarla birlikte, beş yüz sene sonrasının hayalini kuran çınar filizleri de aynı bıçağa geliyor!
Bu yazının konusu da bu idi işte: Ülkenin bütün öğrencileri, arızalı bir makineyle biçilen çim gibi veya asker olan delikanlıların kafası gibi; aynı sürede ve aynı boyda tıraşlanır mı, hiç bu olacak şey mi?
Muammer Erkul
19 Mart 2010 Cuma
Benzer Yazılar
| < Önceki | Ana Sayfa | Sonraki > |
|---|
Yorum ekle
Dikkat : Buraya yazdığınız yorumlar, onaylandıktan sonra yayınlanmaktadır. Yorumunuzda, gerekli görüldüğü takdirde değişiklik, düzeltme vb. yapılabilir. Yorumunuz hiç yayınlanmayabilir. Bu konuda anlayışlı olmanızı rica ediyoruz.
Türkçe yazanlar için hatırlatmalar:
- Cümle büyük harfle başlar, nokta ile biter.
- Noktadan sonra boşluk bırakılır, yeni cümle başlar.
- 'gelcem, gitcem, gidiyom' denmez 'geleceğim, gideceğim, gidiyorum' denir.
- 'Herkez' denmez 'herkes' denir.
- 'bU şEkiLDE' yazmak sadece okuyanı yorar.
- 'Yanlız' değil 'Yalnız' denir.
- 'ğ' harfi 'g' şeklinde yazılmaz.
- 'Dahi' anlamındaki 'de' ayrı yazılır. Yani 'Bende, sende' denmez, 'Ben de, sen de' denir.
- 'Geldimi?' yazılmaz 'Geldi mi?' yazılır. Soru takıları ayrı yazılır. 'OKmi?' değil, 'Tamam mı?' denir.
- 'ahmet, belgin, duru' denmez. 'Ahmet, Belgin, Duru' denir. Özel isimlerin, illerin, ülkelerin ilk harfleri büyük yazılır.
- 'ki' eki, bağlaç olarak kullanılıyorsa ayrı, ilgi zamiri ve yapım eki olarak kullanıyorsa birleşik yazılır. Ayşe'ninki, evdeki, sabahki, dünkü, bir de baktim ki.. gibi.
- 'v' yerine 'w' yazılmaz.
'Vazgeçtim, yazmıyorum' demeyin. Öğrenmesi çok kolay ;-)
Yorumlar
onlara gösterebilmetir . Kimbilir nice nice
genç beyinlerin hayalleri çalınarak, budanarak, çim biçme makinelerine kaptırılarak yok edilmekteler.
Lütfen hayal hırsızı değil, hayal besleyen, geleceğe olumlu ve mutlu bakan insanlar olalım ve de bugünün küçüğü yarının
büyüğü çocuklarımızı iyi, hayırlı fertler olarak yetiştirelim. Onlara iyi örenkler olalım.
Sağlıcakla...
Savaşçı...
:-)))
Ü.B.
Emeğinize ve yüreğinize sağlık...