Sevginin duvarları [19 Şubat 2010 Cuma]
Sevmek için göğün kubbesi altında olmamız yeterdi; sevişmek için çatı arasak da!..
Sevmek; bakmadan bile olur, ama onu hep görerek. Sevişmekse; karşılıklı sevmek veya dokunmak, dokunulmak...



Bizler, zaten seviyorduk. Gökyüzünün altından başka şey lazım değildi sevgimize. Fakat bunu göstermek için birer çadır edindik. Mutluyduk. Orada sevdiğimizin elini tuttuk...
Daha çok sevebilmemiz için duvarlarımız olmalı, dedik sonra. Çatılarımız olmalı, dedik...
Peki, şimdi bu duvarların arası boş mu kalmalıydı? Yere halılar, döşekler serdik. Sonra döşekleri sedire, sedirleri divana, divanları karyolalara tebdil eyledik. Çivideki kıyafetlere dolap istedik, sonra da bu dolapları doldurmak istedik. Elimizin altında çekmeceler, masalar, raflar istedik.
Bir gün baktık ki bu dört duvar arasına sığamıyoruz. Severek edindiğimiz eşyalardan da vazgeçemeyeceğimize göre; daha çok seveceğimiz daha büyük evlere taşındık...
Fakat ortadaki şu boşluk büyük bir koltuk takımı istiyordu ve yanına yemek masası. Perdeler de bu ev için uygun değildi zaten ve şu köşede de gümüşlük vitrini yoktu. Mutfak yenilenmeliydi, banyo düzenlenmeliydi, salonun ekran ve ses sistemi modaya uydurulmalıydı...
Ne yöne baksak severek aldığımız üç, beş, on eşya vardı gözümüzün önünde ama bu doluluğun içinde “biz” neredeydik?



Sevmem için seni ve sevmen için beni “hiçbir şey” idi ihtiyacımız olan; fakat biz “her şey” derdine düştük...
Dönerken dokunup da birbirimizden rahatsız olmayalım diye yatakları ayırdık ve sonra yatak odalarını ayırdık. Dedik ki; çok yakınız bak, şu duvara vursak duyarız birbirimizi zaten cep telefonları elimizin altında.
Sevmek için gök kubbenin altı bize yetiyordu hani? Yetecekti yani, öyle diyorduk...
Ama her nasıl oldu ise; yataklarımız, odalarımız, çatılarımız “gök kubbenin dışında” kaldı!..
Stop
Muammer Erkul
19 Şubat 2010 Cuma
| < Önceki | Ana Sayfa | Sonraki > |
|---|
Yorum ekle
Dikkat : Buraya yazdığınız yorumlar, onaylandıktan sonra yayınlanmaktadır. Yorumunuzda, gerekli görüldüğü takdirde değişiklik, düzeltme vb. yapılabilir. Yorumunuz hiç yayınlanmayabilir. Bu konuda anlayışlı olmanızı rica ediyoruz.
Türkçe yazanlar için hatırlatmalar:
- Cümle büyük harfle başlar, nokta ile biter.
- Noktadan sonra boşluk bırakılır, yeni cümle başlar.
- 'gelcem, gitcem, gidiyom' denmez 'geleceğim, gideceğim, gidiyorum' denir.
- 'Herkez' denmez 'herkes' denir.
- 'bU şEkiLDE' yazmak sadece okuyanı yorar.
- 'Yanlız' değil 'Yalnız' denir.
- 'ğ' harfi 'g' şeklinde yazılmaz.
- 'Dahi' anlamındaki 'de' ayrı yazılır. Yani 'Bende, sende' denmez, 'Ben de, sen de' denir.
- 'Geldimi?' yazılmaz 'Geldi mi?' yazılır. Soru takıları ayrı yazılır. 'OKmi?' değil, 'Tamam mı?' denir.
- 'ahmet, belgin, duru' denmez. 'Ahmet, Belgin, Duru' denir. Özel isimlerin, illerin, ülkelerin ilk harfleri büyük yazılır.
- 'ki' eki, bağlaç olarak kullanılıyorsa ayrı, ilgi zamiri ve yapım eki olarak kullanıyorsa birleşik yazılır. Ayşe'ninki, evdeki, sabahki, dünkü, bir de baktim ki.. gibi.
- 'v' yerine 'w' yazılmaz.
'Vazgeçtim, yazmıyorum' demeyin. Öğrenmesi çok kolay ;-)
Yorumlar
Pergin,
+1
Muhabbetle kalın.
Sevmek; bakmadan bile olur, ama onu hep görerek...
Dönerken dokunup da birbirimizden rahatsız olmayalım diye yatakları ayırdık ve sonra yatak odalarını ayırdık. Dedik ki; çok yakınız bak, şu duvara vursak duyarız birbirimizi zaten cep telefonları elimizin altında.
Sevmek için gök kubbenin altı bize yetiyordu hani?
Yetecekti yani, öyle diyorduk...
Ama her nasıl oldu ise; yataklarımız, odalarımız, çatılarımız “gök kubbenin dışında” kaldı!.."
Gönlüm der ki; O'nunla olduktan sonra koltuğun perdenin ne önemi var. Bunu söylerim içimden zaman zaman.
An olur ki, internetten oturma grubu modellerine bakarım. Zihnimde evi dekore ediveririm. Mutfağım geniiiş olsa diye iç çekerim. Ve daha bir sürü şey...
Gönlüm ne yöne akarrr.. Ben ne yöne!..
Estağfirullah!..
MAVİ LÂLE