Hediyem... [14 Şubat 2010 Pazar]
Bugün iki hikâye özeti var size, her ikisi de sevgi ve hediye üzerine. Biri O. Henry’den “Armağan”, diğeriyse Hazret-i Süleyman zamanından:



Kadın, aylardır kuruşları toplayarak biriktirebildiği 1 dolar 87 sente bakar. Hediye günü gelmiştir ama o çaresizdir. Büyük tutkuyla birbirine bağlı olduğu bu çift, halısı bile olmayan şu evde yaşamaktadırlar. Güzel kadın saçlarını çözer. Sarı bir şelale gibi beline dökülen saçları ipek bir elbise gibi vücudunu sarar. Bu yoksul evinde iftihar ettikleri iki şey vardır zaten. Biri sevdiği adama büyükbabasından kalan altın saat, diğeri de kendisinin altın saçları... Tam o sırada, ayna karşısında durur. Karar verir! Gözyaşlarını bile silmeden dışarı koşar. Az sonra, kesilmiş saçları bir başka eldedir. Kendi eline geçen 20 dolarla da kocasının saatine platin bir zincir almıştır.
Kadın, yeni halinin beğenilmesi için dualar etmektedir. Sevilen adam nihayet gelir. Dünya güzeli saçların kesildiğini görünce ne yapacağını bilemez! Çünkü o da, âşığı olduğu eşinin saçları için; uzun süredir rüyalarını süsleyen bir çift kıymetli tarağı almıştır... Ama, kendi saatini satarak!



Bir işe yaramasa bile bu hediyelerin ardındaki sevgiyi anlatan diğer hikâye ise şu:
Süleyman aleyhisselam hükümdar olduğunda, zengin insanlar ve güçlü hayvanlar hediye götürme kuyruğu oluşturur. Aralarına bir de karınca karışmıştır. Yüklendiği çekirge bacağını güçlükle taşımaktadır. Bu kopuk bacağın; yeryüzündeki bütün mahlûkların hükümdarına götürüldüğünü işitenler gülüşürler. Ama karınca ne yaptığından emindir:
-Herkes gücü yettiği hediyeyi götürür, der. Zaten oradaki listeye “hediyelerin neler olduğu” yazılmayacak ki. Ben, kendi ismimi “hediye getirenler, sevgisini gösterenler listesine” yazdırmaya gidiyorum!..
Stop
Muammer Erkul
14 Şubat 2010 Pazar
| < Önceki | Ana Sayfa | Sonraki > |
|---|
Yorum ekle
Dikkat : Buraya yazdığınız yorumlar, onaylandıktan sonra yayınlanmaktadır. Yorumunuzda, gerekli görüldüğü takdirde değişiklik, düzeltme vb. yapılabilir. Yorumunuz hiç yayınlanmayabilir. Bu konuda anlayışlı olmanızı rica ediyoruz.
Türkçe yazanlar için hatırlatmalar:
- Cümle büyük harfle başlar, nokta ile biter.
- Noktadan sonra boşluk bırakılır, yeni cümle başlar.
- 'gelcem, gitcem, gidiyom' denmez 'geleceğim, gideceğim, gidiyorum' denir.
- 'Herkez' denmez 'herkes' denir.
- 'bU şEkiLDE' yazmak sadece okuyanı yorar.
- 'Yanlız' değil 'Yalnız' denir.
- 'ğ' harfi 'g' şeklinde yazılmaz.
- 'Dahi' anlamındaki 'de' ayrı yazılır. Yani 'Bende, sende' denmez, 'Ben de, sen de' denir.
- 'Geldimi?' yazılmaz 'Geldi mi?' yazılır. Soru takıları ayrı yazılır. 'OKmi?' değil, 'Tamam mı?' denir.
- 'ahmet, belgin, duru' denmez. 'Ahmet, Belgin, Duru' denir. Özel isimlerin, illerin, ülkelerin ilk harfleri büyük yazılır.
- 'ki' eki, bağlaç olarak kullanılıyorsa ayrı, ilgi zamiri ve yapım eki olarak kullanıyorsa birleşik yazılır. Ayşe'ninki, evdeki, sabahki, dünkü, bir de baktim ki.. gibi.
- 'v' yerine 'w' yazılmaz.
'Vazgeçtim, yazmıyorum' demeyin. Öğrenmesi çok kolay ;-)
Yorumlar
ve mutlu geçmiştir inşallah. Ben de birazcık kalbinize
dokunabilmek için buradayım.
Kendimi "Sevgisini gösterenler, hediye getirenler"
listesine yazdırabilmek için buradayım.
SEVGİLERİNİZ SOLMASIN, daima dalında açan çiçekler
gibi daimî olsun.
Ve soyadımı yazmamam...
Nasıl olsa sevgi ailesinin içinde bir Halid vardır. O benim'dir der, mutlu olurum...
Sevgiler kere sevgilerle.
Halid