Veda Hutbesindeki vasiyet! [20 Aralık 2009 Pazar]
Çoğumuzun okumuş olduğu “Veda Hutbesi” kimlere vasiyetti? Elbette önce Müslümanlara...
Öyleyse ondan ilk dersi de Müslümanlar almalıydı, öyle değil mi?
Sıkıntılardan geçen ülkemizin doğusunda yaşayanların da çoğu Müslüman değil mi?.. Doğuda, batıda, kuzeyde ve güneyde yaşayan bütün Müslümanların da peygamberi aynı değil mi?..



Peki, ne söylüyor, vasiyeti nedir Muhammed aleyhisselamın; ümmetiyle vedalaştığı hutbesinde?
Şöyle buyuruyor insanlığın Efendisi:
“Eshabım! Yarın Rabbinize kavuşacaksınız ve bugünkü her hâl ve hareketinizden muhakkak sorulacaksınız. Sakın benden sonra eski dalâletlere dönüp de birbirinizin boynunu vurmayın! Bu vasiyetimi burada bulunanlar, bulunmayanlara bildirsin! Olabilir ki, bildirilen kimse, burada bulunup işitenden daha iyi anlayarak muhafaza etmiş olur...”
“Eshabım! Cahiliyet devrinde güdülen kan davaları da tamamen kaldırılmıştır...”
“Ey müminler! Sözümü iyi dinleyin ve iyi muhafaza edin! Müslüman, Müslümanın kardeşidir ve böylece bütün Müslümanlar kardeştir. Din kardeşinize ait herhangi bir hakka tecavüz, başkasına helal değildir...”
“Ey insanlar! Rabbiniz birdir. Babanız da birdir; hepiniz Âdem’in çocuklarısınız. Âdem ise topraktandır. Allah katında en kıymetliniz, takvası çok olan Müslümandır. Arabın Arap olmayana bir üstünlüğü yoktur. Üstünlük ancak takva iledir...”
“Sakat siyah bir köle başınıza âmir olarak tayin edilse, sizi Allah’ın kitabı ile idare ederse, onu dinleyin ve itaat edin...”
“Suçlu kendi suçundan başkası ile suçlanamaz. Baba, oğlunun suçu üzerine, oğlu da babasının suçu üzerine suçlanamaz...”



Bir olmak bütünlük, bölünmek ise yutulabileceğimiz lokmalara küçülmektir!
Osmanlı ağacının çekirdeği Türk’tü ama gövdesi ümmetti. Onun için dalları bu kadar uzun ve meyveleri bu kadar tatlı olmuştu...
Muammer Erkul
20 Aralık 2009 Pazar
| < Önceki | Ana Sayfa | Sonraki > |
|---|
Yorum ekle
Dikkat : Buraya yazdığınız yorumlar, onaylandıktan sonra yayınlanmaktadır. Yorumunuzda, gerekli görüldüğü takdirde değişiklik, düzeltme vb. yapılabilir. Yorumunuz hiç yayınlanmayabilir. Bu konuda anlayışlı olmanızı rica ediyoruz.
Türkçe yazanlar için hatırlatmalar:
- Cümle büyük harfle başlar, nokta ile biter.
- Noktadan sonra boşluk bırakılır, yeni cümle başlar.
- 'gelcem, gitcem, gidiyom' denmez 'geleceğim, gideceğim, gidiyorum' denir.
- 'Herkez' denmez 'herkes' denir.
- 'bU şEkiLDE' yazmak sadece okuyanı yorar.
- 'Yanlız' değil 'Yalnız' denir.
- 'ğ' harfi 'g' şeklinde yazılmaz.
- 'Dahi' anlamındaki 'de' ayrı yazılır. Yani 'Bende, sende' denmez, 'Ben de, sen de' denir.
- 'Geldimi?' yazılmaz 'Geldi mi?' yazılır. Soru takıları ayrı yazılır. 'OKmi?' değil, 'Tamam mı?' denir.
- 'ahmet, belgin, duru' denmez. 'Ahmet, Belgin, Duru' denir. Özel isimlerin, illerin, ülkelerin ilk harfleri büyük yazılır.
- 'ki' eki, bağlaç olarak kullanılıyorsa ayrı, ilgi zamiri ve yapım eki olarak kullanıyorsa birleşik yazılır. Ayşe'ninki, evdeki, sabahki, dünkü, bir de baktim ki.. gibi.
- 'v' yerine 'w' yazılmaz.
'Vazgeçtim, yazmıyorum' demeyin. Öğrenmesi çok kolay ;-)
Yorumlar
Tebrik ederim.
Cenabı Allah razı olsun canım kardeşim...
Ragıp
"Kimin yaninda bir emanet varsa, onu hemen sahibine versin. Biliniz ki, faizin her cesidi kalidirilmistir . Allah böyle hükmetmistir. Ilk kaldirdigim faiz de Abdulmutallib'in oglu (amcam) Abbas'in faizidir. Lakin anaparaniz size aittir. Ne zulmediniz, ne de zulme ugrayiniz.
"Yok eğer fâizi terketmezseniz, bunun Allah’a ve peygamberine açılmış bir savaş olduğunu bilin. Eğer fâiz almaktan tevbe ederseniz, ana paranız yine sizindir. Böylece ne kimseye haksızlık etmiş ne de haksızlığa uğramış olursunuz.” (Bakara: 279)
Dünya bunu gözden kaçırıyor kimse bundan bahsetmiyor... Müslümanlarda dahil bütün insanlık faize batmış durumda... Peki ne diyor ALLAH kitabında ALLAH'a savaş açmak.. ALLAH'a savaş açan insanlık nasıl iflah olur lütfen bu konuya eğilin diğerleri bu çözülünce çok çabuk hallolur.
ESRAGÜN YILMAZ
Bu ülkenin Müslüman insanlarına, üstelik Müslüman olmayan dış devletler, Sevgili Peygamberimizin ümmetine vasiyyet ederek yasakladığı etnik üstünlüğü bir üstünlükmüş gibi kabul ettirebildiler ya, helal olsun(!)...
Sonra da bu coğrafyadaki Müslüman insanlar "mümin müminin kardeşi" iken "sen şusun ben buyum" diye etnik kökenini öne çıkarma gafletini gösterdiler. Göstermekteler. İşte cahillik esas burada. Okuma yazma bilmeyen değildir cahil... Cahil, kendisiyle hiç alakası olmayan bir şeyi, kendinde bir meziyet olarak görme aptallığıdır.
Hiç kimse anasının babasının hangi kavimden, hangi soydan, hangi ırktan olduğunu kendisi tayin edemez. Öyleyse bir başkasına soyuyla övünmek kadar aptalca bir şey olabilir mi? Ama bugün ülkemiz bu aptalca konuyu sorun yapıp sonra da çözmeye uğraşıyor. Hem de koca koca âkil adamlar...
Eyvah ki ne eyvaah...
Okuyucularına bu hassasiyeti bir kez daha hatırlattığın için Allah senden razı olsun.
İnşallah Veda Hutbesinin şefaatine nail olursun.
Selamlar
Ünal Bolat
Allah razı olsun...
Sizden şu cümleyi okumayı bekliyormuşum ne zamandır.