Dalda titreyen kalpler [18 Aralık 2009 Cuma]
Şekil verilse bile;
..kar da göğün gözyaşıdır!
.....
Çiçekleri solmuş ve yaprakları dökülmüş kara dallarının ucundaki kuru çırpılarıyla, göğün mavisine doğru uzanmıştı ağaç. Ama o gün bulutlar gökyüzünü kapatmıştı. Ve cıvıltılarını alıp kaçan kuşların ardından yağmur çiselemeye başlamıştı. Soğuktu o gece. Sanki gece titriyordu...
Karanlığın içindeki daha kara çizgilerle belirginleşen ağacın altına doğru ince bir beden süzüldü...
“Sana geldim çınarım, dedi. Gölgene ihtiyacım var!..”



Fakat gölge yoktu o gece, hem de utanılacak kadar! Güneş değil ay bile yoktu ki gölge olsun! Ve hatta gölgesi düşecek yaprak ve çiçek de yoktu...
O ince beden sarılmak için uzandı ağacına, ama elleri ıslanınca irkilip;
“Sen ne kadar soğuksun” dedi!..
Konuşamadı ağaç... Kollara benzeyen kuru dalları takırdadı, parmaklara benzeyen ince çırpıları titredi ve kaskatı kesildi. Eğer olsaydı belki dili de donacaktı o dakika ve bir daha hiç konuşamayacaktı!
Hâlbuki ağaç da ziyaretçisini beklemekteydi o gece; bakışlarıyla ısınmak için!



Gölge verenler de gölgelenenler de aynı şeye muhtaç olabiliyor ya bazen. Karanlığın, onları ayrı ayrı yerlerde örttüğü o gecede de öyle oldu...
Söylenemeyenler ise; saçaklardan sarkmış sivri buzlar gibi donup kaldı!



O gece kar yağmıştı usulca. Ve ağaç, üzerine konan her kar tanesini toplamıştı... Parmaklarının ucunda kardan birer topak tutuyordu şimdi, kendi yüreğine benzeyen!..
“Sevdiğim evinden çıkınca; onun için yaptığım bu kar topaklarını kendisine uzattığımı görecek” diye seviniyordu.



Ve sabah oldu.
Sevilen bahçeye çıktı.
Kendisine uzatılmış hediyeleri de gördü...
Fakat öyle bir bakış vardı ki gözlerinde; titreyen bu kardan kalplerin, üşümüş dallara tutunmaya çalışan tırnakları eridi;
..ve kalpler çamura düştü!
Stop
Muammer Erkul
18 Aralık 2009 Cuma
| < Önceki | Ana Sayfa | Sonraki > |
|---|
Yorum ekle
Dikkat : Buraya yazdığınız yorumlar, onaylandıktan sonra yayınlanmaktadır. Yorumunuzda, gerekli görüldüğü takdirde değişiklik, düzeltme vb. yapılabilir. Yorumunuz hiç yayınlanmayabilir. Bu konuda anlayışlı olmanızı rica ediyoruz.
Türkçe yazanlar için hatırlatmalar:
- Cümle büyük harfle başlar, nokta ile biter.
- Noktadan sonra boşluk bırakılır, yeni cümle başlar.
- 'gelcem, gitcem, gidiyom' denmez 'geleceğim, gideceğim, gidiyorum' denir.
- 'Herkez' denmez 'herkes' denir.
- 'bU şEkiLDE' yazmak sadece okuyanı yorar.
- 'Yanlız' değil 'Yalnız' denir.
- 'ğ' harfi 'g' şeklinde yazılmaz.
- 'Dahi' anlamındaki 'de' ayrı yazılır. Yani 'Bende, sende' denmez, 'Ben de, sen de' denir.
- 'Geldimi?' yazılmaz 'Geldi mi?' yazılır. Soru takıları ayrı yazılır. 'OKmi?' değil, 'Tamam mı?' denir.
- 'ahmet, belgin, duru' denmez. 'Ahmet, Belgin, Duru' denir. Özel isimlerin, illerin, ülkelerin ilk harfleri büyük yazılır.
- 'ki' eki, bağlaç olarak kullanılıyorsa ayrı, ilgi zamiri ve yapım eki olarak kullanıyorsa birleşik yazılır. Ayşe'ninki, evdeki, sabahki, dünkü, bir de baktim ki.. gibi.
- 'v' yerine 'w' yazılmaz.
'Vazgeçtim, yazmıyorum' demeyin. Öğrenmesi çok kolay ;-)
Yorumlar
Koca çınarların gölgesine hep ama hep ihtiyacımız olacak.
Allah başımızdan sizleri eksik etmesin.
Saygılar sevgiler.
Savaşçı. :)
İstense de sözde takılır kalır.
Sevdiği gelmeden uyur mu hiç çınar.
Kalp sevdiyse nasıl durdurulurlar...
YILDIZ