Bindörtyüzotuzbir [17 Aralık 2009 Perşembe]
Son zamanlarda en popüler olan, binlerce yıllık Maya takvimi; çünkü korkuyu zerk ettiler insanların damarlarına!
Atlarının kanını içen orta Asya vahşilerinin kullandığı takvimleri bile merak edip öğreniyor bu millet, ama kendi takviminden bîhaber. Üstelik bundan haberdar görünmekten de korkuyor, ne acayip iş!
Bu durum; her ay maaşını alan, vergilerini ödeyen, yıllık iznini kullanan, ikramiyesini cebe indiren, hatta çalışma süresini tamamlayıp emekli aylığına bağlanan şu insanın haline benzer ki; malî yılın kaç ay, ayın kaç gün olduğunu ve senenin, ayın ne zaman başladığını bilmez ve bunu bilmekten de utanır!
Bu adama bir sıfat bulun hadi, çünkü hak ediyor!



Şu insanlara da bir sıfat aramak lazım ki, çoğumuz böyle olduk:
Hicri takvime göre oruç tutarız, hicri takvime göre zekât veririz, hicri takvime göre hacca gideriz ama “Hicri sene başı şu gündür” demekten bile aciziz!
Vah bize ve yeryüzünün her tarafında yaşayan Müslümanlara ki; şimdi çıkıp sokaklarda “sene başı ne zaman” diye sorsan, hemen hepsi 1 Ocak gününü söyleyecek…
Dikkat!.. 1 Ocak’ta başlayan, dünya işlerimizin takvimidir. O takvime göre maaş alır, tatil yapar, vergi öderiz. Din işlerimizin takip edildiği takvimin sene başı ise 1 Muharrem’dir. Hicrî takvimimiz; Sevgili Peygamberimizin (miladî 622 yılı 16 Temmuz Cuma) Medine’ye hicretiyle başlamıştır ve kamerîdir…



Miladî yılbaşına yakın günlerde Noel bayramı kutlayan Hıristiyanların yaptığı gibi çıldırmak gerekmez, ama Müslümanlardan da en azından Hicrî takvimin sene başını hatırlamaları beklenir!
Bugün 1 Muharrem 1431’dir. Yeni (hicrî kamerî) senemiz bütün Müslümanlara hayırlı olsun.
…..
(Not: Gazetemizin diğer sayfalarında ve Türkiye Gazetesi takviminde daha geniş bilgi ve bugüne özel dualar da yazar. Bulamayanlar bizim sitemize de bakabilirler…)
Muammer Erkul
17 Aralık 2009 Perşembe
| < Önceki | Ana Sayfa | Sonraki > |
|---|
Yorum ekle
Dikkat : Buraya yazdığınız yorumlar, onaylandıktan sonra yayınlanmaktadır. Yorumunuzda, gerekli görüldüğü takdirde değişiklik, düzeltme vb. yapılabilir. Yorumunuz hiç yayınlanmayabilir. Bu konuda anlayışlı olmanızı rica ediyoruz.
Türkçe yazanlar için hatırlatmalar:
- Cümle büyük harfle başlar, nokta ile biter.
- Noktadan sonra boşluk bırakılır, yeni cümle başlar.
- 'gelcem, gitcem, gidiyom' denmez 'geleceğim, gideceğim, gidiyorum' denir.
- 'Herkez' denmez 'herkes' denir.
- 'bU şEkiLDE' yazmak sadece okuyanı yorar.
- 'Yanlız' değil 'Yalnız' denir.
- 'ğ' harfi 'g' şeklinde yazılmaz.
- 'Dahi' anlamındaki 'de' ayrı yazılır. Yani 'Bende, sende' denmez, 'Ben de, sen de' denir.
- 'Geldimi?' yazılmaz 'Geldi mi?' yazılır. Soru takıları ayrı yazılır. 'OKmi?' değil, 'Tamam mı?' denir.
- 'ahmet, belgin, duru' denmez. 'Ahmet, Belgin, Duru' denir. Özel isimlerin, illerin, ülkelerin ilk harfleri büyük yazılır.
- 'ki' eki, bağlaç olarak kullanılıyorsa ayrı, ilgi zamiri ve yapım eki olarak kullanıyorsa birleşik yazılır. Ayşe'ninki, evdeki, sabahki, dünkü, bir de baktim ki.. gibi.
- 'v' yerine 'w' yazılmaz.
'Vazgeçtim, yazmıyorum' demeyin. Öğrenmesi çok kolay ;-)
Yorumlar
Bunları yapamamak sadece kendimizi bağlar.
Yapabilmek veya uygulayabilmek ise kimliğimizin ispatıdır. Hani şu, arasıra ne yazdığını unuttuğumuz, bakarak bilgimizi tazelememiz gereken cebimizde taşıdığımız kimliğimizin...
"Kız çocuklarının da sünnet olması dört mezhepte de müstehabdır. Sünnet olmaları hem kız hem de kocası açısından faydalı olduğu hadisi şerifle bildiriliyor.
.....
Ancak Afrika’da tekniğe uygun yapılmadığı için ve dünya İslamiyet’e düşman olduğu için ateş püskürtüyorlar."
Bir yere(konuya) taş atıldığını gördüğümüz zaman, taşı "kimlerin" attığına dikkat edersek, bu taşın hangi niyetle atıldığı konusunda çok büyük ipuçları yakalarız, diye düşünüyorum.
Kaldı ki, erkeklerin sünnet olması da bunun yapılmadığı yerlerde yadırganabilir. Bizde, "ucundan acık" denilerek esprilerle düğünü yapılan bir işleme, onlar KATLİAM diyebilir! Peki, onların bunu "katliam" kabul etmesi, sünnet hadisesinin gerçekten bir katliam olduğunu mu gösterir?
Bugün 1 Muharrem 1431'dir. Yeni (hicrî kameri) senemiz bütün Müslümanlara hayırlı olsun.
Bu söze başka ne eklenebilir ki!!!
Hicri yeni yılınızı tebrik eder, umduklarınıza nail, korktuklarınızd an emin olmanız ve saadeti dareyniniz için acizane dua eder, müstecab dualarınızı beklerim...
........
CEVAP:
Bu sözlerinle ne anlatmak istediğini anlayamadım!
Mısır'da ne yaptıklarını bilmiyorum ve ne ile neyi kıyasladığını da anlamadım...
Sadece atlarının kanını içmek değil, mesela esirlerinin yüreklerini de yiyordu 1200'lü yıllarda din düşmanı (eski Moğol takviminin Gah yılında doğan) Cengiz ve çapulcuları... Şu an bile UlanBator'a gitmek dünyayı üç kere turlamak kadar zor olduğu halde, bu ülkede oralarda kullanılan takvimleri bile bilenler var ve bundan gurur duyarlar...
Bazı Müslümanlar da İslam takviminin ne zaman başladığını bilirse bile bu bilmesinin açığa çıkma ihtimalinden ödü patlar!..
Eski takvimlerini kullanmaktan gurur duyan Çinliler ise pek çok lokantada pişirilen insan ceninlerini/düşükleri pişirip çorbasını yedirirler insanlara, çünkü ikinci çocuk doğurmak yasaktır ve bebeğini ancak kaldırımda doğurur kadınlar ve orada bırakır ve kimse onu alıp koruyamaz, sonra ilk geçen görevliler orada ölen bebeği çöpe atarlar!
Yazıda söylediğimiz söz gayet açıktır, ve net anlaşılıyor...
Yazıda zaten Hicri sene anlatılıyor. Yani İslam zamanı...
Kızgın çöle kız çocuğu gömmek acaba hicretten sonra nerede görülmüştür ve o bölgede yaşayan bazılarının adeti ile Müslümanları suçlamak mümkün mü?
Benim yazdığımı senin yanlış anladığını veya senin yazdığını benim yanlış anladığımı ümit ediyorum...
Çünkü böyle hassas konularda, ince düşünmeden sarf edilen sözler, Allah muhafaza zülfiyâre dokunabilir!
M.