Misyonun ne? [04 Ekim 2009 Pazar]
Dün bir film satın alıp gece seyrettim.
Üç özelliği şunlardı benim için: Bir tren vagonunda geçiyordu, başrollerde iki Türk kızı oynuyordu ve fiyatı 2.49’a inmişti...
Yanında ise her nasılsa çektiğimiz (Rus savaşında Ermeni çetelerini anlatan) “120” filmi vardı ki; sanki çoluk çocuk alamasın diye 8 misli pahalı satılıyordu...
Türk milletinin binlerce acısı arasından filmini yapabildiğimiz “120” 20 lira, Yahudilerin acısı için ter döken Türk kızlarının filmi 2 buçuk lira...



Şimdi ey parasını tıkacak küp bulamadığı için 25 yıl sonraki tatilini bile rezerve etmiş zevat! O Türk kızlarına Türk tarihinden rol verdiniz de oynamadılar mı?..
Ey yedi kıtada 70 kebapçı adı bilen amcalar! Hiç yedi tane senarist ismi merak ettiniz mi?..
Ey 20’nci kere nafile hacca gitmeye kafa yoran zengin dullar! “Çağrı” filminden beri, benzeri film çekecek yönetmen neden çıkmadı, düşündünüz mü?
Filan kanalı alan ortaklardan biri Yahudi’ymiş, izlemeyelim!
Filan suyu da içmeyelim, Yahudi’ninmiş...
E ama saç, tırnak, araba, duvar, tekstil, gazete boyalardan temizlik malzemelerine ve teknolojik ürünlerden yediğin salatalığın tohumuna kadar Yahudi’den, umurunda değil!



Yahudiyle alışveriş yasak olsaydı hazreti Peygamberimiz yapmazdı!
Senin derdin; tembellik!
O çalışıyor, sen çalışmıyorsun; onun bir misyonu var, senin yok. Yahudi sana filmini seyrettiriyor, romanını okutuyor, acısını aşılıyor.
Ya sen?
Aslında o kadar tembeliz ki; çalışıp başkalarını geçmek yerine, başkalarının çalışmayıp ardımızda kalmasını bekliyoruz!
“Misyonları misyonsuzluktu” damgasıyla tarihe geçeceğiz bu gidişle!
Aç çeneni, konuş en azından: Parası olanları; roman yazdırmaya, senaryo ürettirmeye, film çektirmeye teşvik et.
Senin de misyonun; misyonsuzlara misyon yüklemek olsun!
Stop
Muammer Erkul
04 Ekim 2009 Pazar
| < Önceki | Ana Sayfa | Sonraki > |
|---|
Yorum ekle
Dikkat : Buraya yazdığınız yorumlar, onaylandıktan sonra yayınlanmaktadır. Yorumunuzda, gerekli görüldüğü takdirde değişiklik, düzeltme vb. yapılabilir. Yorumunuz hiç yayınlanmayabilir. Bu konuda anlayışlı olmanızı rica ediyoruz.
Türkçe yazanlar için hatırlatmalar:
- Cümle büyük harfle başlar, nokta ile biter.
- Noktadan sonra boşluk bırakılır, yeni cümle başlar.
- 'gelcem, gitcem, gidiyom' denmez 'geleceğim, gideceğim, gidiyorum' denir.
- 'Herkez' denmez 'herkes' denir.
- 'bU şEkiLDE' yazmak sadece okuyanı yorar.
- 'Yanlız' değil 'Yalnız' denir.
- 'ğ' harfi 'g' şeklinde yazılmaz.
- 'Dahi' anlamındaki 'de' ayrı yazılır. Yani 'Bende, sende' denmez, 'Ben de, sen de' denir.
- 'Geldimi?' yazılmaz 'Geldi mi?' yazılır. Soru takıları ayrı yazılır. 'OKmi?' değil, 'Tamam mı?' denir.
- 'ahmet, belgin, duru' denmez. 'Ahmet, Belgin, Duru' denir. Özel isimlerin, illerin, ülkelerin ilk harfleri büyük yazılır.
- 'ki' eki, bağlaç olarak kullanılıyorsa ayrı, ilgi zamiri ve yapım eki olarak kullanıyorsa birleşik yazılır. Ayşe'ninki, evdeki, sabahki, dünkü, bir de baktim ki.. gibi.
- 'v' yerine 'w' yazılmaz.
'Vazgeçtim, yazmıyorum' demeyin. Öğrenmesi çok kolay ;-)
Yorumlar
[Cvp: Teşekkür ederiz ama keşke bir isim yazsaydınız, sizi o isim/rumuzla tanırdık...]
SESSİZLİĞİN ASALETİ
Allahaısmarladı k
SAMET DERELİ
Ya da şöyle söyleyelim para sahibi dini, imanı, vatan sevgisi olan biri: Kardeşim bir flim yapın, bir tiyatro hazırlayın. Bizden olsun, bizi anlatsın, her gideri ben karşılayacağım [bu kârlı işe yatırım yapacağım] diyemiyor...
Sonra da yapılan işler hep ticari kaygı ile oluyor.
Dolasıyla kendimizi tanıtamıyoruz. Veya yanlış tanıtıyoruz.
Allah'a emanet olun, kaleminiz hep yazsın.
NESRİN
ÜNSAL CENAY
Ama ben toparlayıp, içimden geçen takdirimi sunmaktan bile aciz kalıyorum...
Maşallahlar ve sevgimle selamlar bırakıyorum...
(Dualarımdan Ayşe'mize de iletirsen sevinirim...
İnan ki o da benim hep dualarımda...
Cümleyle beraber dualarımız.
Ama bazı isimleri de özellikle hatırlayarak...
Tekrar sevgiler, selamlar...
S.
Çok güzel, her zamanki gibi...
HANİFİ CAN
Ve duyduğum doğruluğundan emin olmadığım bir hikayeyi müsade edersen paylaşayım:
Yabancı bir memleketin (tabi Türklerin çok yaşadığı) birinde, sigara makinelerine sabah sigaralar konuyor ve atılan paraları topluyor görevliler. Ama her sabah sigaralar bitiyor, para eksik...
Uzatmadan nedenine geleyim. Benim yurdum insanı para kalıbı yapıp içine su koyup buz yaptıktan sonra makineye atıyormuş, tabi makine kabul edip sigarayı veriyor. Sabah ne sigara kalıyor ne parası ne de herhangi bir delil, çünkü su da kuruyor...
İşte babam hep çalışan zekamızı böyle işe yaramaz hale getiriyoruz der.
Bizler akıllı, çalışkan cömert ve mert bir milletiz aslında. Lütfen özümüze dönelim.
Bütün kapılar, bütün mevzular burda açılıyor. Özümüzü kaybetmeye başladık sanırım. Biz TÜRKÜZ ve ne olur TÜRK kalalım. VE HERKESE ONUNCU YIL MARŞINI HATIRLATIRIM.
"TÜRKE DURMAK YAKIŞMAZ, TÜRK ÖNDE TÜRK İLERİ!" SAYGIYLA.
YILDIZ
Çok iyi olmuş.
Ellerine sağlık.
Benim misyonum da, İYİ yazıya İYİDİR demek olsun hiç olmazsa.
Teşekkür etmek olsun emeklere...
AYŞE