Ahmed Han'ın başının tacı [25 Kasım 2007 Pazar]



“Nola tâcım gibi başımda getürsem dâim
Kadem-i resmini ol Hazret-i şâh-ı Resûlün
Gülü gülzâr-ı muhabbet o kadem sahibidir
Ahmedâ durma yüzün sür kademine o gülün.”


.....

Osmanlı Padişahları, küçük yaşlarından itibaren Peygamber sevgisinin zirvesine ulaşabilecek şekilde eğitiliyordu...
Şehzadelere; Peygamber Efendimizin mübarek ayaklarına giydiği Na’leyn-i Saadet’in, yani o mübarek ayakların giydiği nalınların sembolik şeklinin işlenmiş olduğu takkeler giydirilirdi...



On dördüncü (14.) Osmanlı Padişahı olan Ahmed Han, padişahlığa on dört (14) yaşında gelmişti ve on dört (14) sene hükümdar olarak kaldıktan sonra (1717’de) çok genç yaşta vefat etmişti...
Sultan 1. Ahmed, emsalsiz bir sanat harikası olan Sultan Ahmet Camii’ni yaptırırken, Mısır’da bulunan Sultan Kayıtbay türbesindeki “Nakş-ı Kademi” denilen Hazret-i Peygamberimizin mübarek ayak izlerini getirtip, Eyüp Sultan türbesine koydurmuş, inşaat tamamlandığı zaman da, oradan alıp camiye yerleştirmişti.
Ancak o gece Peygamber Efendimizi rüyasında görmüştü. Efendimiz, Ahmed Han’a; “Kadem-i Şerif’i aldığı yere iade etmesini” söylemişlerdi...
Sultan I. Ahmed Han, rüyada aldığı emri derhal yerine getirdi...



Ahmed Hân, Resûl-i Ekrem sallallahü aleyhi ve selem efendimize o derece âşık idi ki; her gün Emanet-i Mukaddese’yi ziyaret eder ve özellikle Efendimizin mübarek ayak izlerini yüzüne, gözüne sürerek, dakikalarca ağlardı.
Bununla da doymamış olacak ki, Peygamberimizin ayak ölçülerini bir sorguç şeklinde altından yaptırdı. Üzerine de, yazımızın başında okuduğunuz; (Tacım gibi sürekli başımda götürsem ne olur ki ayak izini Hazret-i Resûlün) diye başlayan dörtlüğünü işleterek, ömrünün sonuna kadar kavuğunun ön tarafında muhafaza etmişti...
.....
Yanılıyorsam söyleyin; ama ben, son yıllarda ciddi ciddi şunu düşünmeye başladım ki;
Osmanlı Padişahlarına düşmanlık yapmaya çalışanlar, aslında onların kendilerine değil de; acaba onlardaki Peygamber aşkına mı düşmandırlar?..



“Osmanlı’nın Peygamber Aşkı”
Gözyaşlarıyla okuyacağınızı zannettiğim bir kitap. Osmanlı’nın, özellikle de Osmanlı Sultanlarının, Peygamberlerine olan aşkları bu kadar mı güzel anlatılır!..
Tahsin Yıldırım ve Mehmet Kuzu birlikte derlemişler bu kitabı, Nesil Yayınları da büyük boy, 128 sayfa ve renkli resimlerle zenginleştirilmiş halde basmış... Ne kadar güzel yapmış. Belki bir iki yazımıza daha konu olur, Osmanlı Padişahlarının Peygamber sevgisi...

—————

Kadem: Ayak, adım.
Gülzâr: Gül bahçesi.



Stop
Muammer Erkul
25 Kasım 2007 Pazar


Yorum ekle

MESAJ YAZMADAN ÖNCE:


Dikkat : Buraya yazdığınız yorumlar, onaylandıktan sonra yayınlanmaktadır. Yorumunuzda, gerekli görüldüğü takdirde değişiklik, düzeltme vb. yapılabilir. Yorumunuz hiç yayınlanmayabilir. Bu konuda anlayışlı olmanızı rica ediyoruz.


Türkçe yazanlar için hatırlatmalar:
  • Cümle büyük harfle başlar, nokta ile biter.

  • Noktadan sonra boşluk bırakılır, yeni cümle başlar.

  • 'gelcem, gitcem, gidiyom' denmez 'geleceğim, gideceğim, gidiyorum' denir.

  • 'Herkez' denmez 'herkes' denir.

  • 'bU şEkiLDE' yazmak sadece okuyanı yorar.

  • 'Yanlız' değil 'Yalnız' denir.

  • 'ğ' harfi 'g' şeklinde yazılmaz.

  • 'Dahi' anlamındaki 'de' ayrı yazılır. Yani 'Bende, sende' denmez, 'Ben de, sen de' denir.

  • 'Geldimi?' yazılmaz 'Geldi mi?' yazılır. Soru takıları ayrı yazılır. 'OKmi?' değil, 'Tamam mı?' denir.

  • 'ahmet, belgin, duru' denmez. 'Ahmet, Belgin, Duru' denir. Özel isimlerin, illerin, ülkelerin ilk harfleri büyük yazılır.

  • 'ki' eki, bağlaç olarak kullanılıyorsa ayrı, ilgi zamiri ve yapım eki olarak kullanıyorsa birleşik yazılır. Ayşe'ninki, evdeki, sabahki, dünkü, bir de baktim ki.. gibi.

  • 'v' yerine 'w' yazılmaz.


'Vazgeçtim, yazmıyorum' demeyin. Öğrenmesi çok kolay ;-)


SİTEDE ARAMA

© muammererkul.com   Yayına başlangıç tarihi : 19 Ocak 2008    İletişim: muammer@muammererkul.com

JoomlaWatch Stats 1.2.9 by Matej Koval