Yolcuya 3'üncü tarif [21 Ekim 2007 Pazar]
Sora sora Bağdat bulunur.
Bağdat ki, Mekke yönünde...
Bağdat’a ulaşan; Kâbe’ye de kavuşur...

Sultan da olsa, köle de olsa; Hicaz’a giden yol; Üsküdar’da başlar... Bilmiyorsan, orada soracaksın:
-Yol ne yanda?
Sormazsan, sormamışsan, ya da başkalarının yaptığı türlü türlü tariflerin kiri bulaşmışsa kulağına... Gelir, yetişir üç kişi; önce ismini düzeltir, sonra işini düzeltir, ardından yönünü düzeltir ve;
-Yürü, der... Beytullah şu yönde!

Ey ahmak!
Şimdi senin yayan yapıldak, aç biilaç ve savrulan başınla geri dönmen... Üsküdar’a varman... Bir yıl önce sana yol tarif etmiş olan o üç zat-ı muhteremin mezarı başında ağlaman mı; yoksa Kâbe kervanının son devesinin eyerine, kendini boynundan bağlaman mı gerekir?

Yazık!
Her adımda bin çile çekiyorsun... Ayak diriyorsun...
Boynun kanayacak, çenen çıkacak... Daha kötüsü, korkuyorum ki; ipin kopacak!

Sora sora Bağdat bile bulunur... Öyle derler, ki evet doğrudur; fakat haliyle doğru adama sorarsan!..
Zaten sormamak, kibirdendir!..
Peki ama, sorunca... Yahut sorman gereken sorunun cevabı, sen henüz sormadan sana söylenince;
Tersini yapmak nedendir?
Stop
Muammer Erkul
21 Ekim 2007 Pazar
| < Önceki | Ana Sayfa | Sonraki > |
|---|
Dikkat : Buraya yazdığınız yorumlar, onaylandıktan sonra yayınlanmaktadır. Yorumunuzda, gerekli görüldüğü takdirde değişiklik, düzeltme vb. yapılabilir. Yorumunuz hiç yayınlanmayabilir. Bu konuda anlayışlı olmanızı rica ediyoruz.
Türkçe yazanlar için hatırlatmalar:
'Vazgeçtim, yazmıyorum' demeyin. Öğrenmesi çok kolay ;-)