Seyyah-ı fakir Muammer Çelebi Yeraltında bir saray; Yerebatan sarnıcı -II- [20 Eylül 2007 Perşembe]



Cağaloğlu tarafından gelen caddeyi tramvay yolu keser. Karşı kaldırım Ayasofya’nın duvarı... Sağ köşemizde park var ve parkla aramızda iki penceresi olan, kiremit çatılı, küçük bir yapı... Bilmeyen, tabelasını okumayan geçer gider yanından... Girdik. Merdivenler bizi bir balkona indirdi. Burnumuzun hizasında tuğladan örülmüş kubbecikler. Bu tavan gözle sayılamayacak kadar çok mermer direğe bindirilmiş. Şu an zeminden on metre kadar yüksekteyiz. Taş merdiven sağa doğru iniyor. Basamakların toplamı 52 tane...
Dışarısı sıcaktı, ama içeride bir serinlik sarıyor bizi; daha kafeteryanın önüne indiğimizde. Hava ise rutubetli, yerler ıslak... Bir büyük ormanı andıran kalın direklerin arasına yapılmış iskele yoldan, renkli ışıklar verilmiş loş derinliğe doğru gidiyorsunuz. Yürüme yolu üstüne perde gerdikleri halde, bazen isabet eden su damlacıkları ürpertiyor insanı...
Gözyaşı sütunu ve arkası Dilek Havuzu... Gelen geçen para atmış, kim bilir neler dileyerek! Yerli yabancı bozukluklar ve üzerlerinde dolaşan balıklar...



En dipte, köşede ve bütün zeminden daha aşağıda Medusa kafaları; güya bakanı taş eden güzel!.. Heykellerden biri kulağının, biri de tepesinin üstünde. Her ikisinin de üzerinde küp şeklinde birer büyük süslü kütle, onların üstünde 9’ar metre boyunda mermerden birer sütun... Direklerin üstünde sütun başlıkları, onların üstünde tuğla ile örülmüş kubbeler...Kubbelerin üstünde metreler boyu toprak ve onun da üstünde İstanbul!..
Herkes bir efsane uydurmuş bu Medusa heykelleri için. Hem de biri birini tutmayan... Bir tane de ben uydurayım, sakıncası mı var:
İhtimal ya; bunların biri karısı, biri de kaynanasıymış IV. yüzyıl Roma heykeltıraşının... Belki de, bu sarnıcı yaptıran VI. yüzyıl Doğu Roma (Bizans) imparatoru Justinianus koydurmuştur bunları en dibe ve sesleri çıkmasın diye de, sarnıcın içini suyla doldurtmuştur...
Beğenmediniz mi uydurduğum Medusa hikâyesini?
Öyleyse bir tane de siz uydurun!

..........

NOT:
Bu sayfalarda tanıtılmasını arzu ve tavsiye ettiğiniz bölge veya mekânları bize bildirebilirsiniz:
mailto: Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir



Stop
Muammer Erkul
20 Eylül 2007 Perşembe


Yorum ekle

MESAJ YAZMADAN ÖNCE:


Dikkat : Buraya yazdığınız yorumlar, onaylandıktan sonra yayınlanmaktadır. Yorumunuzda, gerekli görüldüğü takdirde değişiklik, düzeltme vb. yapılabilir. Yorumunuz hiç yayınlanmayabilir. Bu konuda anlayışlı olmanızı rica ediyoruz.


Türkçe yazanlar için hatırlatmalar:
  • Cümle büyük harfle başlar, nokta ile biter.

  • Noktadan sonra boşluk bırakılır, yeni cümle başlar.

  • 'gelcem, gitcem, gidiyom' denmez 'geleceğim, gideceğim, gidiyorum' denir.

  • 'Herkez' denmez 'herkes' denir.

  • 'bU şEkiLDE' yazmak sadece okuyanı yorar.

  • 'Yanlız' değil 'Yalnız' denir.

  • 'ğ' harfi 'g' şeklinde yazılmaz.

  • 'Dahi' anlamındaki 'de' ayrı yazılır. Yani 'Bende, sende' denmez, 'Ben de, sen de' denir.

  • 'Geldimi?' yazılmaz 'Geldi mi?' yazılır. Soru takıları ayrı yazılır. 'OKmi?' değil, 'Tamam mı?' denir.

  • 'ahmet, belgin, duru' denmez. 'Ahmet, Belgin, Duru' denir. Özel isimlerin, illerin, ülkelerin ilk harfleri büyük yazılır.

  • 'ki' eki, bağlaç olarak kullanılıyorsa ayrı, ilgi zamiri ve yapım eki olarak kullanıyorsa birleşik yazılır. Ayşe'ninki, evdeki, sabahki, dünkü, bir de baktim ki.. gibi.

  • 'v' yerine 'w' yazılmaz.


'Vazgeçtim, yazmıyorum' demeyin. Öğrenmesi çok kolay ;-)


SİTEDE ARAMA

© muammererkul.com   Yayına başlangıç tarihi : 19 Ocak 2008    İletişim: muammer@muammererkul.com

JoomlaWatch Stats 1.2.9 by Matej Koval