Seyyah-ı fakir Muammer Çelebi Aşk uğruna delinen dağ -2- [14 Eylül 2007 Cuma]



Artık su gelmiştir Amasya’ya. Akar gürül gürül... Ama ne fayda; çünkü ne Ferhat vardır artık, ne de Şirin... Gömerler ikisini yan yana...
Şimdi, her mevsim, bu iki mezarda da birer gül biter, derler...
İki mezarın arasında ise bir kara çalı; o günlerin hatırasına!..



Ferhat Su Kanalı, aslında (+100, -100 yıl) milat dönemine ait. Antik Amasya kentinin su ihtiyacını karşılamak üzere, kayalar oyulup tüneller açılarak, yer yer duvar ?örülerek ve arazi eğimine uygun, terazi sistemine göre akış sağlanarak yapılmış. Ferhatarası denen 2 km.lik kısmı karayoluna paralel olduğu için rahatça görüp incelemeye müsait...
Buralara gelip te “aşk uğruna delinmiş dağları” görmemek olur mu? Olmaz. Biz de öyle dedik ve soluğu orda aldık... Baktık ki sadece biz değiliz burayı görmeye gelen; Avrupa’dan kalabalık bir öğrenci grubu da su kanallarının içindeydi, tarihin derinlerindeki bir büyük aşkın izini sürmek üzere gelmişlerdi...
Bir de sürpriz: Hangi taşı kaldırsan altında İhlâs Haber Ajansı çıkar ya, işte bizi de buldu İHA. Hem de Ferhat su kanallarında. Tabi sarmaş dolaş olduk ve hatıra resmi çektirdik Türkiye Çocuk Dergisi için...



Amasya kesinlikle, iki satır yazıyla anlatılacak bir şehir değil... Örnek olarak, öyle bir kapı (Tıp Medresesi Kapısı) var ki, taş işçiliğine bakınca ağzı açık kalıyor insanın. Buraya Darüşşifa/Bimarhâne, diyorlar. Neymiş peki Bimarhane? İyi dinleyin: Tam 700 yıl önce İlhanlı hükümdarı Sultan Mehmet Olcaytuğ ve eşi Ildız Hatun adına yaptırılmış. Buranın, Anadolu’da yapılan ilk Darüşşifa/Tımarhane/Hastane olmasının önemi büyük. Fakat bundan daha büyük bir önemi var ki, o da şu: Avrupa kıtasında akıl hastalarının ve hatta kamburların zincirlere bağlandığı, kazıklara çakıldığı, ateşlere atıldığı dönemlerde, Amasya’mızdaki Bimarhane; “akıl hastalarının, hoş sesler ve müzikle tedavi edildiği” dünyadaki ilk müessese olması...
Arkamda taşın dantel gibi işlendiği kapı ve önümde açılmış güller; işte medeniyetimizin ibret kapısı...
.....
(Not: Amasya’da bize kılavuzluk yapan, pazarcı esnafından iki dost; ÖZTÜRK ŞENDİL ağabeyime ve BERATİ TEPECİK kardeşime teşekkür ediyorum...)



Stop
Muammer Erkul
14 Eylül 2007 Cuma


Yorum ekle

MESAJ YAZMADAN ÖNCE:


Dikkat : Buraya yazdığınız yorumlar, onaylandıktan sonra yayınlanmaktadır. Yorumunuzda, gerekli görüldüğü takdirde değişiklik, düzeltme vb. yapılabilir. Yorumunuz hiç yayınlanmayabilir. Bu konuda anlayışlı olmanızı rica ediyoruz.


Türkçe yazanlar için hatırlatmalar:
  • Cümle büyük harfle başlar, nokta ile biter.

  • Noktadan sonra boşluk bırakılır, yeni cümle başlar.

  • 'gelcem, gitcem, gidiyom' denmez 'geleceğim, gideceğim, gidiyorum' denir.

  • 'Herkez' denmez 'herkes' denir.

  • 'bU şEkiLDE' yazmak sadece okuyanı yorar.

  • 'Yanlız' değil 'Yalnız' denir.

  • 'ğ' harfi 'g' şeklinde yazılmaz.

  • 'Dahi' anlamındaki 'de' ayrı yazılır. Yani 'Bende, sende' denmez, 'Ben de, sen de' denir.

  • 'Geldimi?' yazılmaz 'Geldi mi?' yazılır. Soru takıları ayrı yazılır. 'OKmi?' değil, 'Tamam mı?' denir.

  • 'ahmet, belgin, duru' denmez. 'Ahmet, Belgin, Duru' denir. Özel isimlerin, illerin, ülkelerin ilk harfleri büyük yazılır.

  • 'ki' eki, bağlaç olarak kullanılıyorsa ayrı, ilgi zamiri ve yapım eki olarak kullanıyorsa birleşik yazılır. Ayşe'ninki, evdeki, sabahki, dünkü, bir de baktim ki.. gibi.

  • 'v' yerine 'w' yazılmaz.


'Vazgeçtim, yazmıyorum' demeyin. Öğrenmesi çok kolay ;-)


SİTEDE ARAMA

© muammererkul.com   Yayına başlangıç tarihi : 19 Ocak 2008    İletişim: muammer@muammererkul.com

JoomlaWatch Stats 1.2.9 by Matej Koval