Kızarmış ekmeğe bal damlatmak [08 Aralık 2006 Cuma]



Yazı yazmak;
Kızarmış ekmeğe bal akıtmaktır...
.....
Fakat odun sobası üstündeki telin üstünde kızarmış olan ekmeğin üstüne...
Ve önce tereyağı sürülüp, helva gibi edilip, bütün sinirleri gevşetilmiş olan kızarmış ekmeğin üstüne...



Yazı yazmak; kızarmış ekmekten kopardığın lokmanın üstüne bal damlatmaktır...
Afiyet olsun...
Olsun mu afiyet? Olsuun...
Bilirsen eğer hangi çiçeklerde dolaştığını, balı yapan arının!



Eşeği yokuşa sürmek iyidir, iyi...
Ter dahil, ne kadar fazlası varsa attırır yokuşlar insana!



Ne güzel... Ne kadar güzel şu anlaşılmaz laflar, öyle değil mi?..
Anlamayanlar bile, kendi köyünün türküsünü dinler gibi mest olur böyle sözlerden:
“...benn halaayıın, baaşıyam leee le!..”



Bak, kulağımda bir ses:
Sıcak kat yazdıklarına... Çünkü burası ayaazzz!
Demek ki üşüyenler var, ürperenler var... Ama ısınanlar da var okudukları yazı ile...
Bak, kulağımda bir ses:
Yıldız kat yazdıklarına. Çünkü bu gece çoook karanlık!..
Demek ki korkanlar var karanlıktan. Demek ki umut arayanlar var kelimelerden; dokunamasalar bile parmaklarıyla, parmaklarıma...



Baksana; kulağımda hep sesleer, yeni sesler, fısıltılaar, mırıltılar, inlemeler:
Güller olsun satırlarında... Güller mis koksun!..
Demek ki koklayanlar var cümleleri. Kokladıklarına göre, demek ki kelimelerin kokusunu duyanlar var!
Dinle bak, ne diyor:
Fesleğen kat yazdıklarına. Çünkü fesleğenim kurudu!



Geçtiğimiz koca yaz boyunca, sevip okşamamış kimseler var mıdır acaba; saksısını doldurmuş bir top fesleğeni?..
Var mıdır, yavru kediler gibi ince tırnaklarını eline takmaya çalışan bir gül goncasını dudağına bastırmayan?..
Bilmem ki var mıdır?
Vardır belki!



Ssst, bak ne diyor:
Bal damlat her satırına, bal damlat her cümlene, her kelimene, her harfine bal damlat...



Demiştim... Yoksa inanmamış mıydınız?
Yazı yazmak; kızarmış ekmeğe bal akıtmaktır...
Hem de odun sobası üstündeki telin üstünde kızarmış olan ekmeğin üstüne... Hem de önce tereyağı sürülüp gevşetilmiş olan kızarmış ekmeğin üstüne...
.....
Yazılmış yazı; kızarmış ekmekten koparılmış lokmanın üstündeki bal damlası gibidir...
Hadi afiyet olsun... Şifa olsun...
Olsun mu?
Olsun elbet; eğer biliyorsan nerelerde dolaştığını, balı yapan arının!



Stop
Muammer Erkul
08 Aralık 2006 Cuma


Yorum ekle

MESAJ YAZMADAN ÖNCE:


Dikkat : Buraya yazdığınız yorumlar, onaylandıktan sonra yayınlanmaktadır. Yorumunuzda, gerekli görüldüğü takdirde değişiklik, düzeltme vb. yapılabilir. Yorumunuz hiç yayınlanmayabilir. Bu konuda anlayışlı olmanızı rica ediyoruz.


Türkçe yazanlar için hatırlatmalar:
  • Cümle büyük harfle başlar, nokta ile biter.

  • Noktadan sonra boşluk bırakılır, yeni cümle başlar.

  • 'gelcem, gitcem, gidiyom' denmez 'geleceğim, gideceğim, gidiyorum' denir.

  • 'Herkez' denmez 'herkes' denir.

  • 'bU şEkiLDE' yazmak sadece okuyanı yorar.

  • 'Yanlız' değil 'Yalnız' denir.

  • 'ğ' harfi 'g' şeklinde yazılmaz.

  • 'Dahi' anlamındaki 'de' ayrı yazılır. Yani 'Bende, sende' denmez, 'Ben de, sen de' denir.

  • 'Geldimi?' yazılmaz 'Geldi mi?' yazılır. Soru takıları ayrı yazılır. 'OKmi?' değil, 'Tamam mı?' denir.

  • 'ahmet, belgin, duru' denmez. 'Ahmet, Belgin, Duru' denir. Özel isimlerin, illerin, ülkelerin ilk harfleri büyük yazılır.

  • 'ki' eki, bağlaç olarak kullanılıyorsa ayrı, ilgi zamiri ve yapım eki olarak kullanıyorsa birleşik yazılır. Ayşe'ninki, evdeki, sabahki, dünkü, bir de baktim ki.. gibi.

  • 'v' yerine 'w' yazılmaz.


'Vazgeçtim, yazmıyorum' demeyin. Öğrenmesi çok kolay ;-)


SİTEDE ARAMA

© muammererkul.com   Yayına başlangıç tarihi : 19 Ocak 2008    İletişim: muammer@muammererkul.com

JoomlaWatch Stats 1.2.9 by Matej Koval