Başkasının çocuğuna saldırmayın [15 Eylül 2006 Cuma]



Birbirinin uzağındaki iki yol gibi, iki “tembih”, geldi, aynı noktada birleşti...
Biri; bizlere aktarıla gelen gelenek, terbiye, saygı biçimi.
Diğeri; bugüne kadar karşıma çıkan en profesyonel düşünce sisteminin süzerek, imbikten geçirerek sunduğu metot...
Neydi bu?..



“-Peki” de!..
-...
“Peki” desen bile, gel de deli kanına anlat bunun mantığını!..
Büyüklerine, amirlerine hatta arkadaşlarına bile önce “peki” de... Yüzde yüz haklı bile olsan, hemen karşı çıkıp itiraz ettiğinde; “sen hiçbir şey bilmezsin, ben bilirim” demek olur...
Önce “peki” de, sonra uygun bir zamanda ve uygun sorularla doğrusunu hatırlatırsın...
Bu; eskilerden gelen müthiş bir güzellik...miş! Uyandım.



Herkesin düşüncesi kendi çocuğu gibi... Öylesine “güzel” ve öylesine “özel...”
Çocuğunuzun elinden tutmuş gidiyorsunuz... Yolda ona biri saldırsa ne yaparsınız?
Saldırı kendinize olsa durum değişir. Duymazdan, görmezden gelebilir, kaçabilirsiniz... Ama söz konusu çocuğunuzsa, tek tepki; savaşmak!
Değil mi?..
Hem de gücünüzün sonuna kadar.



En “aptal” düşüncelerin bile mahkûm edilememesi, öldürülememesi buna bağlı değil mi?..
Adam darağacından bağırıyor... Elektrikli sandalyeden haykırıyor...
Nedeni; o fikri ilk söylediği zaman “saçmalamaması” istendiğinden olamaz mı?..
Herkeste gurur var, benlik var.



-Haklı olabilirsin. Ama şurası şöyle olsa, nasıl olurdu?..
Anlatıyor...
-A, evet... Fakat ben burayı şu şekilde anladım. Yoksa böyle mi söylemek istemiştin?..
Gene anlatıyor.
-Anlıyorum galiba, yalnız...
Her anlatışta “köşelerinin” biraz daha törpülendiğini fark edin.
Sorun, sorun, gene sorun... O, düşüncesindeki yanlışları kendisi düzeltsin!



Herkesin düşüncesi kendi çocuğu... Biz ancak sorma durumundayız:
“-Bu yolun ilerisinde çakıl taşları var. Ayakkabılarını giymezse çocuğunun tabanları kanar mı dersin?..”
“-Benim çocuğumun burnu aktığında kullanmıştım. Sen de böyle bir mendile sahip olmalı mısın?”
.....
Unutmak gaflettir;
Hiç kimse, başkasının, kendi çocuğuna saldırmasına izin vermez!..
O zaman “çocukları” kendi ana-babalarına “düzelttirsek” daha doğru ve daha kolay olmaz mı?

 

Stop
Muammer Erkul
15 Eylül 2006 Cuma 


 

Yorum ekle

MESAJ YAZMADAN ÖNCE:


Dikkat : Buraya yazdığınız yorumlar, onaylandıktan sonra yayınlanmaktadır. Yorumunuzda, gerekli görüldüğü takdirde değişiklik, düzeltme vb. yapılabilir. Yorumunuz hiç yayınlanmayabilir. Bu konuda anlayışlı olmanızı rica ediyoruz.


Türkçe yazanlar için hatırlatmalar:
  • Cümle büyük harfle başlar, nokta ile biter.

  • Noktadan sonra boşluk bırakılır, yeni cümle başlar.

  • 'gelcem, gitcem, gidiyom' denmez 'geleceğim, gideceğim, gidiyorum' denir.

  • 'Herkez' denmez 'herkes' denir.

  • 'bU şEkiLDE' yazmak sadece okuyanı yorar.

  • 'Yanlız' değil 'Yalnız' denir.

  • 'ğ' harfi 'g' şeklinde yazılmaz.

  • 'Dahi' anlamındaki 'de' ayrı yazılır. Yani 'Bende, sende' denmez, 'Ben de, sen de' denir.

  • 'Geldimi?' yazılmaz 'Geldi mi?' yazılır. Soru takıları ayrı yazılır. 'OKmi?' değil, 'Tamam mı?' denir.

  • 'ahmet, belgin, duru' denmez. 'Ahmet, Belgin, Duru' denir. Özel isimlerin, illerin, ülkelerin ilk harfleri büyük yazılır.

  • 'ki' eki, bağlaç olarak kullanılıyorsa ayrı, ilgi zamiri ve yapım eki olarak kullanıyorsa birleşik yazılır. Ayşe'ninki, evdeki, sabahki, dünkü, bir de baktim ki.. gibi.

  • 'v' yerine 'w' yazılmaz.


'Vazgeçtim, yazmıyorum' demeyin. Öğrenmesi çok kolay ;-)


SİTEDE ARAMA

© muammererkul.com   Yayına başlangıç tarihi : 19 Ocak 2008    İletişim: muammer@muammererkul.com

JoomlaWatch Stats 1.2.9 by Matej Koval