Koşmak istemiyorum [10 Eylül 2006 Pazar]



Hepimiz, ama hepimiz ipi göğüslemek istiyoruz...
Ama hiçbirimiz koşmak istemiyoruz!
Değil mi?



Peki neden hepimiz kürsülerde alkışlanmak istediğimiz halde, hiçbirimiz pistlerde ter dökmek istemiyoruz?..
Cevap: Çünkü birazcık “tonton”uz ya, o yüzden de “tembel”iz!..



Ben bazen ne kadar “gıcık” olabildiğimin farkındayım... Ama sizden önce kendimi tırmalıyorum!
İnanın, yarınki gazetede çok güzel bir yazı okumak istediğim, sizlerden tebrik için telefonlar ve mektuplar beklediğim halde; şu sandalyeye yapışıp da güzel bir yazı çıkarmak zoruma gidiyor!..
Benden daha safını bilen var mı?



Sabahları nefesim ferah, dişlerim pırıl pırıl olsun istiyorum; ama yatmadan önce fırçayla macunun yakınından bile geçmiyorum!..
İllet oluyorum; kimdi şu “cırcır böceği ile karınca” hikâyesini sallayan herif?.. O sensin değil mi cırcır böceği?..
.....
Günün birinde elbette öleceğimi biliyorum... Hücrelerime kadar da Cennet’e gitmek istiyorum. Ama...
Şu “ama”lar yok mu!..



Diplomayı almak istiyorum... Kendimi ispat etmek istiyorum... Şu okuldan kurtulmak istiyorum mezun olarak, ama şu nemene imtihanlar neyin nesi;
..ki, evde ders mi çalıştığımı, yoksa gece yarılarına kadar dışarıda mı dolaştığımı çıkarıveriyorlar ortaya!..



Her defasında mükellef bir sofra kuracağımı söylüyorum kendime; ama iyice acıkıncaya kadar bekleyip, mutfağa dalıyorum ve yardığım ekmeğin arasına ne bulursam atıp tıkınıveriyorum... Kim uğraşır şimdi pişirip-taşırmakla, bulaşık yıkamakla?..
Tertipli bir evde oturmak, düzenli bir bahçede dolaşmak, temiz kıyafetlerle, parlak ayakkabılarla ve cilalanmış arabalarla gezmek istiyorum...
Hatta her gün tıraş bile olmak istiyorum.
.....
Şurada yığılı kitaplardaki bütün bilgilere sahip olmak istiyorum; ama bütün magazin programlarını seyrettikten sonra uykum hemen geliveriyor!..
Sabah erken uyanayım da günüm ziyan olmasın, diyorum; ama “olur da duyarım” diye, saati kurmaktan vazgeçiyorum!..



Hepimiz...
Hepimiz ipleri göğüslemek istiyoruz, değil mi?..
Ama hiçbirimiz, hiçbir zaman “koşmak” istemiyoruz!
Sonra da sorgulamalar ve ardından suçlamalar başlıyor; “kürsülere çıkmıyoruz ve hiç kimse tarafından alkışlanmıyoruz” diye!..
.....
Bunun sizce bir mantığı var mı?..

 

Stop
Muammer Erkul
10 Eylül 2006 Pazar


Yorum ekle

MESAJ YAZMADAN ÖNCE:


Dikkat : Buraya yazdığınız yorumlar, onaylandıktan sonra yayınlanmaktadır. Yorumunuzda, gerekli görüldüğü takdirde değişiklik, düzeltme vb. yapılabilir. Yorumunuz hiç yayınlanmayabilir. Bu konuda anlayışlı olmanızı rica ediyoruz.


Türkçe yazanlar için hatırlatmalar:
  • Cümle büyük harfle başlar, nokta ile biter.

  • Noktadan sonra boşluk bırakılır, yeni cümle başlar.

  • 'gelcem, gitcem, gidiyom' denmez 'geleceğim, gideceğim, gidiyorum' denir.

  • 'Herkez' denmez 'herkes' denir.

  • 'bU şEkiLDE' yazmak sadece okuyanı yorar.

  • 'Yanlız' değil 'Yalnız' denir.

  • 'ğ' harfi 'g' şeklinde yazılmaz.

  • 'Dahi' anlamındaki 'de' ayrı yazılır. Yani 'Bende, sende' denmez, 'Ben de, sen de' denir.

  • 'Geldimi?' yazılmaz 'Geldi mi?' yazılır. Soru takıları ayrı yazılır. 'OKmi?' değil, 'Tamam mı?' denir.

  • 'ahmet, belgin, duru' denmez. 'Ahmet, Belgin, Duru' denir. Özel isimlerin, illerin, ülkelerin ilk harfleri büyük yazılır.

  • 'ki' eki, bağlaç olarak kullanılıyorsa ayrı, ilgi zamiri ve yapım eki olarak kullanıyorsa birleşik yazılır. Ayşe'ninki, evdeki, sabahki, dünkü, bir de baktim ki.. gibi.

  • 'v' yerine 'w' yazılmaz.


'Vazgeçtim, yazmıyorum' demeyin. Öğrenmesi çok kolay ;-)


SİTEDE ARAMA

© muammererkul.com   Yayına başlangıç tarihi : 19 Ocak 2008    İletişim: muammer@muammererkul.com

JoomlaWatch Stats 1.2.9 by Matej Koval