Küsmek zulümdür [17 Kasım 2005 Perşembe]



Küsmek nedir, biliyor musun?
Küsmek, bir damladır başımda duran; senin koyduğun! Sen koyduğun için düşüremediğim... Binlerce yağmur damlasından farkıysa onun; başıma düşmüş değil, konmuş olmasıdır...
Küsmek;
Bir kezzap damlasını sevdiğinin başına koymaktır!



Sevilmeyene küsülmez! Peki ya; “sevilene” niye küsülür?
Küsmek; sevgiye zulümdür!



Küsmek yalnızca, basitçe, sadece; bir kayayı yuvarlamaktır. Ama; “yola” bir kaya yuvarlamaktır!..
Mesele yok; o yoldan işinin başına, aşının peşine giden kimse geçmediği sürece... Dert değil; o yoldan hastasını götüren kimse gitmediği, ustasını getiren kimse gelmediği sürece... Umursamak gerekmez; o yolda âşıklar ve maşuklar gezmediği sürece...
Bir taş; ha cân ile cânân arasındaki yolu kapatmış... Ha can ile yürek arasındaki damarı!
Küsmek nedir, biliyor musun?
Küsmek; insafa zulümdür!



Küsmek; var olanı yâristandan itmek...
Yâr olanı diyâr-ı ağyâra atmaktır!



Dışı “unut beni” derken insanın; içinin, için için “unutma, beni sakın unutma” diye sızlanmasıdır küsmek; saklandıkları yerden “bul beniii, bulsana beni” diye bağıran çocuklar gibi!
Fakat bulunduklarında göbekleri dişlenen ve gıdıklandıkça kikirdeyen çocuklar kadar hayatla barışık olamaz ki büyükler! Bu yüzden de büyükleri aramak gelmez hatırına kimselerin, her saklandıklarında!..



Biliyor musun büyüklerin saklambaç oynamayı tekrar tekrar denemeye mecâli, ve saklandıkları yerde bıkmadan beklemeye sabrı yoktur...
Sen, yoksa,, büyüdün mü?



“Hanimiş benim tavşanım?.. İşte, burdaymııış!..”
.....
Tavşanlar ses çıkarmayı akıl etseydi eğer, kolayca bulunurlardı.
Ve bulunduklarında mutlu olduklarını belli etseydiler, aranmak için bunca beklemelerine lüzum kalmazdı!



Büyük tavşanların en büyük derdi; artık birer büyümüş tavşan olmalarıdır...
Aslında bunun için küserler belki; belki büyüdükleri için, belki de tavşanların, küçük birer tavşan iken küsmeyi akıl etmediklerini unuttukları için!
Tavşanlar bilir aslında, ama bilmezden gelir:
Küsmek; iz’ana zulümdür, insafa zulümdür, insana zulümdür, zamana zulümdür...
Küsmek sevgiye zulümdür, sevgiliye zulümdür...
Bana ve sana zulümdür!



Stop
Muammer Erkul
17 Kasım 2005 Perşembe


 

Yorum ekle

MESAJ YAZMADAN ÖNCE:


Dikkat : Buraya yazdığınız yorumlar, onaylandıktan sonra yayınlanmaktadır. Yorumunuzda, gerekli görüldüğü takdirde değişiklik, düzeltme vb. yapılabilir. Yorumunuz hiç yayınlanmayabilir. Bu konuda anlayışlı olmanızı rica ediyoruz.


Türkçe yazanlar için hatırlatmalar:
  • Cümle büyük harfle başlar, nokta ile biter.

  • Noktadan sonra boşluk bırakılır, yeni cümle başlar.

  • 'gelcem, gitcem, gidiyom' denmez 'geleceğim, gideceğim, gidiyorum' denir.

  • 'Herkez' denmez 'herkes' denir.

  • 'bU şEkiLDE' yazmak sadece okuyanı yorar.

  • 'Yanlız' değil 'Yalnız' denir.

  • 'ğ' harfi 'g' şeklinde yazılmaz.

  • 'Dahi' anlamındaki 'de' ayrı yazılır. Yani 'Bende, sende' denmez, 'Ben de, sen de' denir.

  • 'Geldimi?' yazılmaz 'Geldi mi?' yazılır. Soru takıları ayrı yazılır. 'OKmi?' değil, 'Tamam mı?' denir.

  • 'ahmet, belgin, duru' denmez. 'Ahmet, Belgin, Duru' denir. Özel isimlerin, illerin, ülkelerin ilk harfleri büyük yazılır.

  • 'ki' eki, bağlaç olarak kullanılıyorsa ayrı, ilgi zamiri ve yapım eki olarak kullanıyorsa birleşik yazılır. Ayşe'ninki, evdeki, sabahki, dünkü, bir de baktim ki.. gibi.

  • 'v' yerine 'w' yazılmaz.


'Vazgeçtim, yazmıyorum' demeyin. Öğrenmesi çok kolay ;-)


SİTEDE ARAMA

© muammererkul.com   Yayına başlangıç tarihi : 19 Ocak 2008    İletişim: muammer@muammererkul.com

JoomlaWatch Stats 1.2.9 by Matej Koval