Solucan [06 Kasım 2005 Pazar]



Sevgilimsin;
Anlamadığın biçimde!
.....
Adını yazsam; kâğıt tutuşur...
.....
Ama, benimsin!
Hissedersin bunu. Hem de hissetmezsin... Bilirsin bunu, hem de bilmezsin... Anlar gibi olur, ama,,, anlayamazsın!



Tombul bir solucan gibi bulursun beni, önünde... Sevinirsin!
“Bu, benimdir. Benim için inmiş yukarıdan önüme” dersin. Bilerek beni başkalarının da gördüğünü, ama bilmezden gelerek... Dersin ki;
“Bu, benimdir...
Ve onun canını acıtmaya da ancak benim hakkım var!..”



Seversin beni... Bilirim bunu; çünkü ben de severim seni...
Bilirim; içimde taşıdığım sevginden...



İstersin bir yandan da gitmek, ama artık gidemezsin...
Sallarsın başını, vurusun kuyruğunu kuvvetle suya, yol alırsın;
...dışın gider!
.....
Tadım; dudağında...
...bir gün, dönersin!



Bildiğimi bilirsin; benim olduğunu...
Çünkü kulağının dibinde bir ses “kaç bundan” derken, kalbin “senin olduğumu” söyler...
Ansızın varlığını öğrendiğin bir zengin dedenin mirasıymışım gibi, vazgeçemezsin artık benden... Sana isabet etmiş bir piyangoymuşum gibi; ne elin uzanabilir bana, ne de bırakıp gidebilirsin!



Bilirim pek çok şeyi; ama söyleyemem!..
Bu satırları okuduğunu bildiğim gibi bilirim hem de, anladığını... Ama bu “anladıklarını anlamış olabildiğini” anlayamadığını da bilirim!..
Bilirim... Çünkü, sefil bir halde dilenirken avucuma konmuş olan zekâtla ansızın zengin olduğum gün anlamıştım ben de; artık nisaba dahil olduğumu!..
Avucunu kapatma...
Sevgilimsin; anlamadığın biçimde!
Adını yazsam; kâğıt tutuşur... Benimsin... Ve sen de bilirsin artık benim olduğunu!



Dokunduğun andan itibaren, bir daha gitmez tadım dudaklarından... Başına bir hal gelmezse, yem olmazsan birine; mutlaka dönersin bana... Damağına bir iğne batar, ama pek hissetmezsin canının yandığını...
Elbet bir eldedir misina!.. Kurşun, gereken seviyeye kadar indirir oltayı... Ucunda ise bir çelik iğne vardır, girdiği kalpten çıkmayan...
İşte bu iğne;
...benim içimden geçer!..



Canın acır gibi olur, ama sen benim tadımı aldıkça iğne damağına yerleşir...
Ben, minik lokmalar halinde senin olurken;
Sen, benim olursun!
.....
Ve ben dişlerinin arasında tükenirken bile, inanırım seni sevdiğime de;
...sen nasıl hâlâ acabalardasın!



Stop
Muammer Erkul
06 Kasım 2005 Pazar


 

Yorum ekle

MESAJ YAZMADAN ÖNCE:


Dikkat : Buraya yazdığınız yorumlar, onaylandıktan sonra yayınlanmaktadır. Yorumunuzda, gerekli görüldüğü takdirde değişiklik, düzeltme vb. yapılabilir. Yorumunuz hiç yayınlanmayabilir. Bu konuda anlayışlı olmanızı rica ediyoruz.


Türkçe yazanlar için hatırlatmalar:
  • Cümle büyük harfle başlar, nokta ile biter.

  • Noktadan sonra boşluk bırakılır, yeni cümle başlar.

  • 'gelcem, gitcem, gidiyom' denmez 'geleceğim, gideceğim, gidiyorum' denir.

  • 'Herkez' denmez 'herkes' denir.

  • 'bU şEkiLDE' yazmak sadece okuyanı yorar.

  • 'Yanlız' değil 'Yalnız' denir.

  • 'ğ' harfi 'g' şeklinde yazılmaz.

  • 'Dahi' anlamındaki 'de' ayrı yazılır. Yani 'Bende, sende' denmez, 'Ben de, sen de' denir.

  • 'Geldimi?' yazılmaz 'Geldi mi?' yazılır. Soru takıları ayrı yazılır. 'OKmi?' değil, 'Tamam mı?' denir.

  • 'ahmet, belgin, duru' denmez. 'Ahmet, Belgin, Duru' denir. Özel isimlerin, illerin, ülkelerin ilk harfleri büyük yazılır.

  • 'ki' eki, bağlaç olarak kullanılıyorsa ayrı, ilgi zamiri ve yapım eki olarak kullanıyorsa birleşik yazılır. Ayşe'ninki, evdeki, sabahki, dünkü, bir de baktim ki.. gibi.

  • 'v' yerine 'w' yazılmaz.


'Vazgeçtim, yazmıyorum' demeyin. Öğrenmesi çok kolay ;-)


SİTEDE ARAMA

© muammererkul.com   Yayına başlangıç tarihi : 19 Ocak 2008    İletişim: muammer@muammererkul.com

JoomlaWatch Stats 1.2.9 by Matej Koval