İskele [26 Aralık 2004 Pazar]



Çoğumuzun çocukluğu iskelelerde geçti...
Harçlığımızdan ayırdığımız parayla bir sinek oltası ve üç beş metre misina alıp, ve hatta ucuna da kurşun yerine beşlik çivi bağlayıp denize saldık...
Denize ilk itildiğimizde yüzme bilmiyorduk. Ama tekrar ve tekrar düşeceğimizi bildiğimiz için suyun üzerinde durmayı öğrendik, başka çaremiz yoktu...
Gün boyu ayaklarımızı aşağı sallandırarak otururduk iskelede. Balık gelmesini beklerken görürdük; sandal veya daha büyük tekneler ile nasıl avlanıldığını...
İmrenirdik; botu, kayığı, teknesi olanlara...



Küçüklüğümüz iskelelerde geçti.
Bilirdik ki; karadan denize ve denizden karaya ne aktarılacak, ne indirilip bindirilecekse iskeleler kullanılır. Yiyecek yüklenir gemilere, çöp indirilir; mazot doldurulur teknelere, balık boşaltılır... Karşıdan gelen yolcular ve mallar yine iskeleler vasıtasıyla nakledilir...
Bakardık büyümüş gözlerle sessiz sedasız, bu işlerin nasıl halledildiğine. Görürdük ki; sinek iğnesi ve çividen yaptığımız oltamıza gelmesini umduğumuzdan daha fazla balık dökülüyordu, aktarılan kasalardan iskeleye...



Uzun yıllarımız iskelelerde geçti...
Bir yere gitmek için ve bir yerlerden dönmek için iskeleleri kullandık. Ter damlalarımızı savura savura yetiştik çoğu zaman vapurlara...
Bazen, hatta çoğu zaman da kaçırdık!
Aklımızı kaçıracağımızı sandık sonra, çünkü yarimiz bekliyordu karşıda!..



Bu okuduğunuz bir dış politika yazısıydı...
Karalar ve denizler; kolay kolay başaramıyor barışabilmeyi biri biriyle...
Karalar denizleri çamurlamaya, denizler de karaları aşındırmaya devam ediyor. Bundan başka da pek bir alışveriş olamıyor aralarında. Ne zamana kadar? İskeleler kuruluncaya kadar...
Türkiye bir iskeledir;
Doğu ile batı arasında!..



Türkiye’miz dünyanın bütün denizlerini ve bütün karalarını birbirine bağlayan çok önemli bir iskeledir. Bu iskelenin kapısının kenarındaki plakette bunlar yazmaktadır...



Bizler, iskelelerde yıllarımızı geçirmiş çocuklardık...
Büyüdükçe, iskeleleri doğru ve düzenli kullanmayı öğrenmeye başladık. Büyükler bunu başarabiliyordu, ya da bunu yapabilenlere büyük deniliyordu asıl...
Ve biz de, büyüdükçe;
İskelelerin ne kadar önemli olduğunu daha iyi anladık...



Stop
Muammer Erkul
26 Aralık 2004 Pazar


 

Yorum ekle

MESAJ YAZMADAN ÖNCE:


Dikkat : Buraya yazdığınız yorumlar, onaylandıktan sonra yayınlanmaktadır. Yorumunuzda, gerekli görüldüğü takdirde değişiklik, düzeltme vb. yapılabilir. Yorumunuz hiç yayınlanmayabilir. Bu konuda anlayışlı olmanızı rica ediyoruz.


Türkçe yazanlar için hatırlatmalar:
  • Cümle büyük harfle başlar, nokta ile biter.

  • Noktadan sonra boşluk bırakılır, yeni cümle başlar.

  • 'gelcem, gitcem, gidiyom' denmez 'geleceğim, gideceğim, gidiyorum' denir.

  • 'Herkez' denmez 'herkes' denir.

  • 'bU şEkiLDE' yazmak sadece okuyanı yorar.

  • 'Yanlız' değil 'Yalnız' denir.

  • 'ğ' harfi 'g' şeklinde yazılmaz.

  • 'Dahi' anlamındaki 'de' ayrı yazılır. Yani 'Bende, sende' denmez, 'Ben de, sen de' denir.

  • 'Geldimi?' yazılmaz 'Geldi mi?' yazılır. Soru takıları ayrı yazılır. 'OKmi?' değil, 'Tamam mı?' denir.

  • 'ahmet, belgin, duru' denmez. 'Ahmet, Belgin, Duru' denir. Özel isimlerin, illerin, ülkelerin ilk harfleri büyük yazılır.

  • 'ki' eki, bağlaç olarak kullanılıyorsa ayrı, ilgi zamiri ve yapım eki olarak kullanıyorsa birleşik yazılır. Ayşe'ninki, evdeki, sabahki, dünkü, bir de baktim ki.. gibi.

  • 'v' yerine 'w' yazılmaz.


'Vazgeçtim, yazmıyorum' demeyin. Öğrenmesi çok kolay ;-)


SİTEDE ARAMA

© muammererkul.com   Yayına başlangıç tarihi : 19 Ocak 2008    İletişim: muammer@muammererkul.com

JoomlaWatch Stats 1.2.9 by Matej Koval