Duvarlar ne renk olsun [07 Ekim 2004 Perşembe]



Bazı dönemlerde belli konular yoğunlaşıyor insanın gündeminde. Bir tatil, bazen bir hastalık, kimi zaman hızlı ders çalışma temposu...
Nişan... Düğün... Sünnet... Cenaze...
Miras... Mahkeme... Kötü komşu...
Kuraklık... Soğuk... Sıcak...
Su kesintileri, su baskınları. Ve,,, saire...



Taşınmaya çalışıyorum...
Bazı işler (tabir öyle ya) tereyağından kıl çeker gibi bitemiyor...
Sabretmen icap ediyor. Ama;
Zaman geçiyor...



Halbuki, işinin ehli ve de üstelik sözünün eri ustalara versen siparişlerini, emanet etsen işlerini...
Sen de bir yandan sığasan kollarını, lazım olabilecek nen varsa alsan yanına, ve de birkaç dostunu...
El birliğiyle hazırlansa taşınacağın yuvan;
İşte bak şurada yatacaksın, burada oturacaksın, orda pişirip yan tarafta yiyeceksin...
Misafirlerin böyle geçecek kahvelerini içmek için. Çünkü gülleri en güzel güneşe doğru seyredebileceksin...
Kitapların için şu kadar raf, hatıra eşyaların için bu kadar sergen...
Kuşlara yemlik...
O pencere bulutları seyretmek için, diğer cam ise yıldızları görmek için...
.....
Bu kapı girmek için, diğeri çıkmak için...
Şu oda; yatmak için!



Neyle meşgulse insanın zihni, o yöne doğru atıyor adımlarını. Ve kendi derinlerinde karışık duran bulamacın içine de aynı niyetle pençe sallıyor, parçalıyor uygun hatıraları...
.....
Birinde günün...
Ve demek ki taşınmamıza yakın bir zamanda...
Dedem çıkageliyor bize.
.....
Annem, santim santim titizlenmekte;
“Duvarlar kirli kalmasın, sonra arkamdan ne derler. Camları silmem lazım, hadi çerçeveleri boyayalım... Eyvah, tavanın beyazı kararmış, nerde kireç...
Odaların duvarlarını da boyasak mı yoksa...”



Demek ki dayanamıyor dedem, ve;
“Kızım, diyor. Aklını başına toplasana... Yarın ben gidiyorum buralardan, öbür gün de sen...
İnsan hiç, iki gün sonra terk edeceği evi boyamaya, süslemeye çalışır mı?..
Zaten bu binanın bile ömrü üç gün. İstimlak kararı çıkmış çoktan, biliyorsun ki yerinde yeller esecek yakında...
Sen bırakacağın yeri değil, kalacağın yeri süsle!..



Önce dedem gidiyor, dediği gibi.
Sonra annem takip ediyor onu...
Ve biz;
Yıllardır, terk edeceğimiz binaları süsleyip, boyayıp duruyoruz!



Stop
Muammer Erkul
07 Ekim 2004 Perşembe

 

Yorum ekle

MESAJ YAZMADAN ÖNCE:


Dikkat : Buraya yazdığınız yorumlar, onaylandıktan sonra yayınlanmaktadır. Yorumunuzda, gerekli görüldüğü takdirde değişiklik, düzeltme vb. yapılabilir. Yorumunuz hiç yayınlanmayabilir. Bu konuda anlayışlı olmanızı rica ediyoruz.


Türkçe yazanlar için hatırlatmalar:
  • Cümle büyük harfle başlar, nokta ile biter.

  • Noktadan sonra boşluk bırakılır, yeni cümle başlar.

  • 'gelcem, gitcem, gidiyom' denmez 'geleceğim, gideceğim, gidiyorum' denir.

  • 'Herkez' denmez 'herkes' denir.

  • 'bU şEkiLDE' yazmak sadece okuyanı yorar.

  • 'Yanlız' değil 'Yalnız' denir.

  • 'ğ' harfi 'g' şeklinde yazılmaz.

  • 'Dahi' anlamındaki 'de' ayrı yazılır. Yani 'Bende, sende' denmez, 'Ben de, sen de' denir.

  • 'Geldimi?' yazılmaz 'Geldi mi?' yazılır. Soru takıları ayrı yazılır. 'OKmi?' değil, 'Tamam mı?' denir.

  • 'ahmet, belgin, duru' denmez. 'Ahmet, Belgin, Duru' denir. Özel isimlerin, illerin, ülkelerin ilk harfleri büyük yazılır.

  • 'ki' eki, bağlaç olarak kullanılıyorsa ayrı, ilgi zamiri ve yapım eki olarak kullanıyorsa birleşik yazılır. Ayşe'ninki, evdeki, sabahki, dünkü, bir de baktim ki.. gibi.

  • 'v' yerine 'w' yazılmaz.


'Vazgeçtim, yazmıyorum' demeyin. Öğrenmesi çok kolay ;-)


SİTEDE ARAMA

© muammererkul.com   Yayına başlangıç tarihi : 19 Ocak 2008    İletişim: muammer@muammererkul.com

JoomlaWatch Stats 1.2.9 by Matej Koval