Plâket [03 Eylül 2003 Çarşamba]



Biz, takdir edilmemeye alışığız.
Bunca yıldır yazar ve çizerim; “sizin gönlünüzden başka” madalyam olmadı. Şükürler olsun!..
Size, bu şükrün “anlamını” ifade etmem mümkün değildir. Ama, bilin ki; teşekkürüm samimidir.



Küçük bir çocukken, ne yapacağımı ve nereye gideceğimi bilmezken yazdığım bir şiir, bana vali elinden bir saat kazandırmıştı.
Babamın o zamanki yaşına geldiğim zaman ikinci ödülümü aldım. Hiç beklemiyorken hem de...
Ama ilki kadar, belki daha fazla sevindim...



Bizim bir Mahmut amcamız var, bilen bilir; iki yakamızı bir araya toplamaya çalışmaktır işi gücü...
Eskiden, gazetemizin ilk yıllarında başyazarlık bile yapmış; (sanırım) bizim gibiler türeyince bırakmış (okumayı değil) yazı yazmayı; yazıp çizenlerin hesaplarıyla uğraşmaya başlamış... Yani, zor olanı seçmiş...
Bu senenin başıydı sanırım, odasına girdim, selam verdim; (gene) elini öptürmedi...
Nerdesin, dedi kızar gibi... Bak plaketin geldi, vermek için seni bulamıyoruz...
Karşısındaki vitrinin üstünde bir kutu vardı. Hem de kırmızı kadifeden. Kapağı kaldırılmıştı. Kahverengi ahşabın üstüne yapıştırılmış sarı metalden parlayan bir plaket, dik duruyordu...
Kimden bu, dedim. Ne için yani, ben bir şey yapmadım ki?..
Git de bak, dedi...
Yaklaştım... Dokundum... Şimdi bakışlarım, yeni doğmuş pembe bir bebeğe bakar gibiydi sanırım... Hani, uzun yıllar sonra, nur topu gibi bir bebeği olmuş olan annenin, onu seyretmeye doyamaması gibi...
Metalde kabartılmış harflerle “Sn. Muammer Erkul, falan filan” diye bir şeyler yazıyordu, ama üstündeki amblem İHLAS VAKFI’nındı...
Altında kuruluş tarihi ise; o tarihti... Yani küçük bir çocukken yazdığım şiir için valinin elinden kol saati kazandığım sene!
.....
Sevincimi anlamaya çalışan var mı aranızda?..



Peki bu vakfın, bugüne kadar neler yaptığını araştıranınız var mı hiç?..
Bu memleketin 27 ayrı şehrindeki modern ve sıcacık binalarında, yurdumuzun ve sınırlarımız dışındaki Türk yurtlarından gelen acaba kaç öğrenciyi yıllarca barındırarak, karınlarını doyurarak, ve çeşitli imkanlar sağlayarak; karanlık içindeki parlak yıldızlar gibi gökyüzüne yapıştırdığını bileniniz var mı?..
.....
Bilin...
Artık bilme vaktidir!
www.ihlasvakfiveyurtlari.org Tel: 0212.513 99 00



Stop
Muammer Erkul
03 Eylül 2003 Çarşamba


 

Yorum ekle

MESAJ YAZMADAN ÖNCE:


Dikkat : Buraya yazdığınız yorumlar, onaylandıktan sonra yayınlanmaktadır. Yorumunuzda, gerekli görüldüğü takdirde değişiklik, düzeltme vb. yapılabilir. Yorumunuz hiç yayınlanmayabilir. Bu konuda anlayışlı olmanızı rica ediyoruz.


Türkçe yazanlar için hatırlatmalar:
  • Cümle büyük harfle başlar, nokta ile biter.

  • Noktadan sonra boşluk bırakılır, yeni cümle başlar.

  • 'gelcem, gitcem, gidiyom' denmez 'geleceğim, gideceğim, gidiyorum' denir.

  • 'Herkez' denmez 'herkes' denir.

  • 'bU şEkiLDE' yazmak sadece okuyanı yorar.

  • 'Yanlız' değil 'Yalnız' denir.

  • 'ğ' harfi 'g' şeklinde yazılmaz.

  • 'Dahi' anlamındaki 'de' ayrı yazılır. Yani 'Bende, sende' denmez, 'Ben de, sen de' denir.

  • 'Geldimi?' yazılmaz 'Geldi mi?' yazılır. Soru takıları ayrı yazılır. 'OKmi?' değil, 'Tamam mı?' denir.

  • 'ahmet, belgin, duru' denmez. 'Ahmet, Belgin, Duru' denir. Özel isimlerin, illerin, ülkelerin ilk harfleri büyük yazılır.

  • 'ki' eki, bağlaç olarak kullanılıyorsa ayrı, ilgi zamiri ve yapım eki olarak kullanıyorsa birleşik yazılır. Ayşe'ninki, evdeki, sabahki, dünkü, bir de baktim ki.. gibi.

  • 'v' yerine 'w' yazılmaz.


'Vazgeçtim, yazmıyorum' demeyin. Öğrenmesi çok kolay ;-)


SİTEDE ARAMA

© muammererkul.com   Yayına başlangıç tarihi : 19 Ocak 2008    İletişim: muammer@muammererkul.com

JoomlaWatch Stats 1.2.9 by Matej Koval