Hap, ve yutmak... [25 Temmuz 2003 Cuma]



Önce dalga geçiyor sanmıştım. Sonra anlattığını fıkra sanıp çok güldüm...
Ama, ardından karar veremedim; ne kadar ağlayacağıma!..



-Bizim oralarda insanlar, dedi... Ne zaman ellerine bir hap geçse, hemen yutarlar;
"Nasılsa bir yerime iyi gelir" diyerek!..
.....
İşte bu lâfı ilk duyduğumda gerçekten inanamamıştım...
Özellikle de ilaç ürkeği biri olarak; bir insanın, herhangi bir yerinde hissettiği rahatsızlığı, eline ilk geçen "herhangi bir ilaç" ile tedavi etme ihtimalinin mümkün olabileceğini zannetmiyordum...
Bunun yanında, hiçbir rahatsızlık hissetmeyen sağlıklı birininse;
"Bilmediği bir yerine" iyi geleceği inancı ile, bulduğu hapı yutması mantıklı gelmiyordu bana...
Delikanlı olmaya çalıştığımız yaşlardı. Hayretler içindeydim, bu ne derin fukaralıktı; maddî ve mânevî olarak!..



Hadi o yıllarda uzak köylerde durum böyleydi diyelim... Bugün, büyük ve kalabalık şehirlerin göbeğinde de bunun tam tersi yaşanıyor, her dakika...
Zamanını ve parasını harcamış olan kişi, uzman doktorun yanından bol tavsiye ve bir reçete alıp sessizce çıkıyor... Ama ilaçları almıyor... Alsa bile kullanmıyor... Sebep ise şu:
Ya doktorun teşhisi yanlışsa, veya ilaçlar aksi tesir yaparsa?..



Akıl nereye kadar lazım; doktorun kapısına kadar, değil mi?..
Birinci soru şu: Doktorum kim olmalı?..
İkinci soruysa: Doktoruma güvenmeli miyim?..
Bu iki sorunun cevabına eğer "evet" diyorsan; muayene edildiğin süre içinde, hangi akla hizmet ki binlerce yıllık tıp ilmini ve karşındaki kişinin tıbbî tecrübelerini (güya) öğrenmeye çalışıyorsun?..
O bunu öğretmek istese bile, hadi sana aktarması mümkün olsa bile, senin o an, on dakika içinde bunları anlaman mümkün mü?..



Doktorlar bir örnekti elbette...
Bilgini aldığın hocana soruyorsun, ama inanmayarak... Genlerini aldığın babana soruyorsun, saygı duymayarak... Ekmeğini aldığın patronuna soruyorsun, ama güvenmeyerek...
Toplumu oluşturan fertler, uçurumun üzerinde asılı insanlardır... Her biri bir dala tutunmuşlardır. Bu dallardan bazısının kökü gerçekten sağlamdır, bazısı ise sağlam sanılır.
İnanç; her insanın parmağına akan kuvvettir.
İşte bu kuvvet zayıfladıkça büyük sıkıntı başlıyor!..



Rahatsızlığın var, yerde bir ilaç buldun ve yuttun; "bu bana iyi gelecek" diye!..
Rahatsızlığın var, doktor bir ilaç verdi sana, ama yutmadın; " bu bana iyi gelmez" diye!..
İşte ben, buna karar veremiyorum; hangisidir, kötünün biraz daha iyisi?..



Stop
Muammer Erkul
25 Temmuz 2003 Cuma


 

Yorum ekle

MESAJ YAZMADAN ÖNCE:


Dikkat : Buraya yazdığınız yorumlar, onaylandıktan sonra yayınlanmaktadır. Yorumunuzda, gerekli görüldüğü takdirde değişiklik, düzeltme vb. yapılabilir. Yorumunuz hiç yayınlanmayabilir. Bu konuda anlayışlı olmanızı rica ediyoruz.


Türkçe yazanlar için hatırlatmalar:
  • Cümle büyük harfle başlar, nokta ile biter.

  • Noktadan sonra boşluk bırakılır, yeni cümle başlar.

  • 'gelcem, gitcem, gidiyom' denmez 'geleceğim, gideceğim, gidiyorum' denir.

  • 'Herkez' denmez 'herkes' denir.

  • 'bU şEkiLDE' yazmak sadece okuyanı yorar.

  • 'Yanlız' değil 'Yalnız' denir.

  • 'ğ' harfi 'g' şeklinde yazılmaz.

  • 'Dahi' anlamındaki 'de' ayrı yazılır. Yani 'Bende, sende' denmez, 'Ben de, sen de' denir.

  • 'Geldimi?' yazılmaz 'Geldi mi?' yazılır. Soru takıları ayrı yazılır. 'OKmi?' değil, 'Tamam mı?' denir.

  • 'ahmet, belgin, duru' denmez. 'Ahmet, Belgin, Duru' denir. Özel isimlerin, illerin, ülkelerin ilk harfleri büyük yazılır.

  • 'ki' eki, bağlaç olarak kullanılıyorsa ayrı, ilgi zamiri ve yapım eki olarak kullanıyorsa birleşik yazılır. Ayşe'ninki, evdeki, sabahki, dünkü, bir de baktim ki.. gibi.

  • 'v' yerine 'w' yazılmaz.


'Vazgeçtim, yazmıyorum' demeyin. Öğrenmesi çok kolay ;-)


SİTEDE ARAMA

© muammererkul.com   Yayına başlangıç tarihi : 19 Ocak 2008    İletişim: muammer@muammererkul.com

JoomlaWatch Stats 1.2.9 by Matej Koval