Leş [16 Temmuz 2003 Çarşamba]



Konular: dedem  



Bir şeyler olur, dedemi hatırlarım ben...
O gelir, ve yaralı gönlümü sıvazlar gibi fısıldar kulağıma, bana bir şeyler hatırlatır.
Öyle zannederim.
Ama içinde dedemle birlikte bulunduğumuz bir hikaye belirir zihnimde, ve; ben bunu daha evvel neden hatırlamadım, derim...



Balya telini kıvırıp, arka bacağına geçirmişler. Sonra teli çekerek düğümü iyice sıkıştırmışlar. Ve insanlardan en uzaktaki çukura atarak, çok kötü kokan bu köpek ölüsünden kurtulmak için; bir arabanın arkasına takmışlar, ve sürüye sürüye götürüyorlardı...
-Gel... Şöyle, şu tarafa geçelim, dedi dedem...
Rüzgârına kalmayalım da, kötü kokusu bize ulaşmasın, ve ona konmuş sinekler bize bulaşmasın!..



Ben, zaman zaman “ağır başlı” olduğunu işiten, çoğu emsali gibi koca kafalı bir oğlan çocuğuydum işte. Etrafındaki olaylara dikkatli dikkatli, yorumsuz bakar dururdum...
Erkek çocuklarına koca kafalı dendiğini düşündüğüm için, bu ifade hakaret olarak bile söylense, ben övüldüğümü sanırdım...
Ama, anlatılanları da sonuna kadar dinlerdim hep; anlamak için!..



-Bu, nedir biliyor musun?..
-Köpek, dedim...
-Evet, bu bir köpek leşi, dedi dedem...
-Peki “kibir” ne, biliyor musun?..
Hiç sesimi çıkartmadan gözlerine baktım. Durdu. Çöktü. Elini omzuma koydu. Diğer eliyle sürüklenen leşi göstererek;
-Bu çürümüş ve bir çukura atılmak üzere götürülen pisliğe sorsan; “halin nicedir” diye... O da, şöyle bir göğsünü kaldırsa veya içindeki gizli duygular ürpererek;
“Bütün dünya birleşti. Aralarından en değerli kişiyi seçti... Bu temsilciyi yanıma gönderdiler. O da ancak bir tel ile, ve sadece arka ayağıma dokunmaya cesaret edebildi... İşte bu gördüğün adam benim hizmetçimdir. Vazifesi ise beni gezdirmektir!..” Dese, kimi kandırır?..
Kibir; gururlanmaktır, ve kendini herkesten üstün bilmektir...
Halbuki kibir sahibinin iki dünyada da yeri yoktur!..



Sonra, bir eliyle ensemi kaşıdı, diğer eliyle perçemimi düzeltti...
-Oğlum, dedi...
Oğlum, bu köpek leşini sakın unutma!..
Başımı salladım...



Sizin için sırası mıydı böyle bir hikayenin, bilmiyorum...
İşte böyle; hangi olaylar neleri, ve hangi insanlar kimleri hatırlatıyor bana...

 

Stop
Muammer Erkul
16 Temmuz 2003 Çarşamba

 

Benzer Yazılar

Yorum ekle

MESAJ YAZMADAN ÖNCE:


Dikkat : Buraya yazdığınız yorumlar, onaylandıktan sonra yayınlanmaktadır. Yorumunuzda, gerekli görüldüğü takdirde değişiklik, düzeltme vb. yapılabilir. Yorumunuz hiç yayınlanmayabilir. Bu konuda anlayışlı olmanızı rica ediyoruz.


Türkçe yazanlar için hatırlatmalar:
  • Cümle büyük harfle başlar, nokta ile biter.

  • Noktadan sonra boşluk bırakılır, yeni cümle başlar.

  • 'gelcem, gitcem, gidiyom' denmez 'geleceğim, gideceğim, gidiyorum' denir.

  • 'Herkez' denmez 'herkes' denir.

  • 'bU şEkiLDE' yazmak sadece okuyanı yorar.

  • 'Yanlız' değil 'Yalnız' denir.

  • 'ğ' harfi 'g' şeklinde yazılmaz.

  • 'Dahi' anlamındaki 'de' ayrı yazılır. Yani 'Bende, sende' denmez, 'Ben de, sen de' denir.

  • 'Geldimi?' yazılmaz 'Geldi mi?' yazılır. Soru takıları ayrı yazılır. 'OKmi?' değil, 'Tamam mı?' denir.

  • 'ahmet, belgin, duru' denmez. 'Ahmet, Belgin, Duru' denir. Özel isimlerin, illerin, ülkelerin ilk harfleri büyük yazılır.

  • 'ki' eki, bağlaç olarak kullanılıyorsa ayrı, ilgi zamiri ve yapım eki olarak kullanıyorsa birleşik yazılır. Ayşe'ninki, evdeki, sabahki, dünkü, bir de baktim ki.. gibi.

  • 'v' yerine 'w' yazılmaz.


'Vazgeçtim, yazmıyorum' demeyin. Öğrenmesi çok kolay ;-)


SİTEDE ARAMA

© muammererkul.com   Yayına başlangıç tarihi : 19 Ocak 2008    İletişim: muammer@muammererkul.com

JoomlaWatch Stats 1.2.9 by Matej Koval