Seyir Defteri - 01 Ekim 2011 (Altmışıncı evlilik yıldönümünde!..)
En eski ve en yaşlı okuyucularımdan birini kaybettim!
Türkiye Çocuk'ta ilk çalışmaya başladığımdan bir ay sonra da o girmişti dergiye. Aksanı vardı, Türkçe'de seri değildi... Belçika'dan yeni gelmişlerdi ve orada, akademide resim okumuştu.
Ta o zamandan beri arkadaşımdır Levent.
Anneciği de yine o zamandan beri Reha teyzemiz.
Son derece mütevazı, hissedilir derecede bir anne şefkatine sahip idi. Bizi Levent'in evinde gördükçe (aynı bahçe içindeki) kendi evine çağırır; mutfağa oturtur, önümüze nefis yemekler koyar, yedirir içirir sonra da uğurlardı.
Son derece güler yüzlü ve hanımefendiydi.



Türkiye Gazetesi'ndeki STOP isimli köşemde yazmaya başladıktan (1994 Temmuz) sonraki zamanlarda, Levent ara sıra; "annem senin yazılarını çok seviyor" derdi ama pek inanmazdım. Gönlümü hoş etmek için söylediklerini düşünürdüm. Fakat Reha teyzeyle ilk karşılaştığım zaman o kadar coşku ve heyecanla beni tebrik ve yazmaya teşvik etti ki, o zaman inanabildim... Hem bütün yazılarımı okuyup takip ettiğine inandım ve hem de okuduklarını gerçekten beğendiğine inandım.
Anne kabrine son bakış!..
Bugün (01 Ekim 2011 Cumartesi)...
Saat 12 sularında, Halid Abay aradı.
O beni böyle alakasız zamanlarda ve şen şakrak ararsa, ilk aklıma; "acaba kimin cenazesinden geliyor veya acaba kimin ölüm habirini verecek" sorusu gelir!
Yanılmamışım.
"Dün Levent Geylan'ın annesi vefat etmiş. Ben şimdi holdingten çıktım, Kızıltoprak Camiindeki namaza yetişmeye çalışacağım. Cenaze ise Eyüp kabristanına getirilecekmiş" dedi.
Reha annemizin kabrine bir avuç toprak da Muammer oğlundan...
Ben de hemen İslam Gemici'yi aradım, ne zaman nerde buluşacağımızı konuştuk ve doğrudan kabristana gittik.
Reha annenin tabutu bizden önce gelmişti denizin karşı yakasından ve Levent de az sonra yetişti.
Eyüp'deki aile kabristanına, rahmetli Seyyid Ahmet Hızır Geylan amca defn edilmişti önceden. Şimdi de üzerine, hanımı Reha teyzemiz bırakılıyordu...
Ve aslında bu, inanılması güç bir hayat hikayesiydi de aynı zamanda...
.
.
Merhum Hızır amca 1917 doğumluydu, Reha anne ise 1927 doğumlu...
60 yıl önce evlenmişlerdi, Mehmet ve Levent isimlerinde iki oğulları dünyaya gelmişti...
Eşini kaybetmiş olan Reha Geylan, eski arkadaşlarıyla vaktini geçiriyor, onlarla pazara, alışverişe çıkmayı seviyordu. Yine bir ortaokul arkadaşıyla el ele pazardayken, aniden sandelye istiyor, buluyorlar da, oturuyor da, fakat oturunca arkaya devriliyor, başı çarpıyor!..
-Dokuz gün bekledik, dedi Levent... Ama işte sanki babam çağırdı!..
İlginç olan şuydu ki; 60 yıl önceki evlilik tarihleri de aynıydı.
Yani aynen bugün aynı kabre birlikte kondukları gibi, evlilik tarihleri de yine 1 Ekim idi!..
-Bugün ikinci düğünleri, dedi ordaki hocalardan biri...
Ve Hızır baba ile Reha anneyi orada bırakıp, bizler kendi dünyalarımızı doğru dağıldık!..
Muammer, İslam, Levend ve Halid... Defnin ardından...



Aşağıdakiler ise;
Eyüp Sultan kabristanının tepesindeki Kaşgarî Dergahı
ve çevresinden çeşitli kareler...
Kaşgarî Mescidi, arka cepheden...
.
Necip Fazıl Kısakürek'in de anlatmaya doyamadığı,
hocası Seyyid Abdülhakim Arvasi hazretlerinin uzun yıllar vazife yaptığı
Kaşgari mescidi ve önündeki meşhur su tulumbası...
Dergahın kedileri ve bir tanesi tulumbadan akan suyu içerken...
.
.
Ah bu mescit, ah bu kuyu...
Yönetmen İslam Gemici, ben ve kameraman Halid Abay...
Allahü teala bizleri ve sizleri ve hepimizi, büyüklerin yakınından ayırmasın...
.
| < Önceki | Ana Sayfa | Sonraki > |
|---|
Yorum ekle
Dikkat : Buraya yazdığınız yorumlar, onaylandıktan sonra yayınlanmaktadır. Yorumunuzda, gerekli görüldüğü takdirde değişiklik, düzeltme vb. yapılabilir. Yorumunuz hiç yayınlanmayabilir. Bu konuda anlayışlı olmanızı rica ediyoruz.
Türkçe yazanlar için hatırlatmalar:
- Cümle büyük harfle başlar, nokta ile biter.
- Noktadan sonra boşluk bırakılır, yeni cümle başlar.
- 'gelcem, gitcem, gidiyom' denmez 'geleceğim, gideceğim, gidiyorum' denir.
- 'Herkez' denmez 'herkes' denir.
- 'bU şEkiLDE' yazmak sadece okuyanı yorar.
- 'Yanlız' değil 'Yalnız' denir.
- 'ğ' harfi 'g' şeklinde yazılmaz.
- 'Dahi' anlamındaki 'de' ayrı yazılır. Yani 'Bende, sende' denmez, 'Ben de, sen de' denir.
- 'Geldimi?' yazılmaz 'Geldi mi?' yazılır. Soru takıları ayrı yazılır. 'OKmi?' değil, 'Tamam mı?' denir.
- 'ahmet, belgin, duru' denmez. 'Ahmet, Belgin, Duru' denir. Özel isimlerin, illerin, ülkelerin ilk harfleri büyük yazılır.
- 'ki' eki, bağlaç olarak kullanılıyorsa ayrı, ilgi zamiri ve yapım eki olarak kullanıyorsa birleşik yazılır. Ayşe'ninki, evdeki, sabahki, dünkü, bir de baktim ki.. gibi.
- 'v' yerine 'w' yazılmaz.
'Vazgeçtim, yazmıyorum' demeyin. Öğrenmesi çok kolay ;-)
Yorumlar
Emine Kuşoğlu
Allah cennette kavuştursun sizleri de o teyzeyle...
Allahu teala Reha anneye rahmet eylesin. Peygamber efendimize komşu eylesin inşallah.
ALLAH rahmet eylesin ve arkadaşlara da ALLAH'tan sabırlar diliyorum.
Çok zordur, annesini yeni kaybetmiş biri olarak söylüyorum. Zaman geçince dinecek de değil. Bir de özlem acısı çökecek.
Hayat işte. Giden kişi hayat yükünden düştü, o bir teselli ama. Giden açısındaan hep bakın.
Muammer Bey sizin de başınız sağolsun!
BİLGE
Sena
Mekanı Cennet olsun. Allah Rahmet Eylesin. Allahtan Geldik Allaha döneceğiz inşallah.
Çorlulu Bilal