Seyir Defteri - Şubat 2010 (Kurtlar Vadisi'ndeki diyalog ve İngiliz Casusunun İtirafları kitabı)
.jpg)
Geçen akşamlardan birinde değişik kimselerden mesajlar geldi: "Kurtlar Vadisi'ni izliyor musun?" Diye.
Hayır izlemiyordum, Kurtlar Vadisi'nin sadece sinema filmlerini izliyordum.
Çünkü diziler başlayınca bitmiyor, ben de dizilere takılmamaya çalışıyorum!..
Evvelki gün de bir posta geldi. Mehdi Yılmaz göndermiş. Şöyle diyordu:
"Değerli abicim, güzel bir mesajı olan, ekte gönderdiğim klibi, Türkiye Gazetesi'nde senin kaleminden okursak ne iyi olur. Hem büyük bir hizmet olur, hem de İngiliz Casusunun İtirafları kitabı gündeme gelir ve reklamı olur, diye düşündük...
Video ektedir.
Saygılar..."
........
Görüntünün youtube üzerine notlar düşülmüş hali:
http://www.youtube.com/watch?v=vZwvUzTmgUc
.........
Eğer youtube'dan izleyemezseniz buradan izleyebilirsiniz:
http://video.yahoo.com/watch/6933272/18020797
.....
Buraya kadar iyi de, bundan sonrası var işin...
Ben de; tamam, dedim kendi kendime. Bu satırları yayınlayayım ama (okuduğum ve elbette tavsiye ettiğim) İngiliz Casusunun İtirafları kitabını okuyanlar yorumlarını eklesin aşağıya, kitabı anlatsın, isteyenler Kurtlar Vadisi'nin bahsi geçen bölümünü yorumlasın...
Bilenler bilmeyenlere anlatsın...
Bilmeyenler öğrenmek için heveslensin...
Bilenler bildiklerini tekrar kurcalamış olsun...
Yani benden size pas, yok mu golü atacak?..
Aşağıya yazacaklarınızı okumayı bekleyenler var!
M:)
............ ............................................................................................
İLAVE:
Bahsi geçen (az sayfalı ama çok önemli) İngiliz Casusunun İtirafları isimli,
roman tadındaki bu hatıra kitabını okumak isteyenler, aşağıdaki bağlantıyı tıklayabilirler...
Hepinize iyi okumalar dileriz:
http://www.hakikatkitabevi.com/download/turkce/09-IngilizCasusu.pdf
NOT:
Yeni okuyanların veya tekrar okuyanların da
yazacakları yorumlarını bekleriz...
---------------------------------------------------------
(21 Nisan 2010 Çarşamba tarihli Türkiye Gazetesi'nde M. Ali Demirbaş'ın yazısından...)
İngiliz Casusunun İtirafları
İngiliz casusu Hempher, 18. asırda, kendisine devleti tarafından verilen emirlerde, Müslümanların kuvvetli noktalarını tahrip etmek için nelerin tavsiye edildiğini bildirmiştir.
Bunlar özetle şöyledir:
1- Müslümanların arasında, ırkçılığı körüklemeliyiz.
2- Peygamberin, İslam’dan kastının mutlak din olduğunu, hoşgörüye dayandığını, bu dinin Yahudilik ve Hıristiyanlık da olabileceğini, sadece İslam dininin olmadığı inancını aşılamalıyız.
3- Kilise yapmanın mahzuru olmadığını, Peygamber ve Halifeleri kiliseleri yıkmadığını, bilakis onlara hürmet gösterdiğini söylemeliyiz.
4- (Allah’ın ibadete ihtiyacı yok) diyerek Müslümanları, ibadetten soğutmaya çalışmalıyız.
5- Müslümanlığa bid’atler sokup, İslamı gericilik ve terör dini gibi göstermeliyiz.
6- Çocukları ailelerinden uzaklaştırmaya çalışmalı, böylece dini terbiyelerinden mahrum bırakmalıyız. Onları biz, gereği gibi eğitmeliyiz.
7- Örtü için, İslami bir emir değil, sonradan çıkmış bir adettir diyerek, kadının örtüsünü açmaya çalışmalıyız. Müslümanlığı yok etmek için, bu iş çok tesirlidir. Önce, bu işi gayrimüslim kadınlara yaptırmalıyız.
Sonra, Müslüman kadınlar, kendiliğinden bozulup gayrimüslimlere benzeyecektir.
8- Türbelerin bid’at olduğunu, bunun için hepsinin yıkılması gerektiğini söylemeliyiz.
9- Dinde zorlama yoktur, Hıristiyanlar da, Yahudiler de kendi dinlerini yayabilir, kimse kimseyi dine girmeye zorlayamaz diyerek, dinin emirlerinin anlatılmasına mani olmaya çalışmalıyız.
10- Müslümanları Kur’an hakkında şüpheye düşürmeliyiz. Bu maksatla içinde noksanlık ve fazlalık bulunan, tahrif edilmiş Kur’an mealleri hazırlayıp, (Kur’an bozulmuş. Birbirini tutmuyor.
Birinde bulunan ayet diğerinde bulunmuyor) demeliyiz. Yahudi, Hıristiyan ve diğer gayrimüslimleri tahkir eden ve emr-i maruf ve nehy-i münkeri emreden ayetleri çıkarmalıyız.
Kur’anı diğer dillere çevirip, Arap ülkeleri dışında Arapça okunmasına mani olmalıyız ve yine Arap ülkeleri dışında ezan, namaz, hutbe ve duaların Arapça yapılmasını önlemeliyiz.
Herkes, Kur’anı kolay anlamak için kendi diliyle okumalıdır fikrini yaymaya çalışmalıyız.
İngiliz Casusunun İtirafları: Bu kıymetli kitap, (0 212) 523 45 56 nolu telefondan ve www.hakikatkitabevi.com ile www.dinimizislam.com sitelerinden sipariş edilebileceği gibi, bu sitelerden ücretsiz okunabilir, indirilebilir ve sesli olarak da dinlenebilir.
http://www.turkiyegazetesi.com/makaledetay.aspx?ID=439748
| < Önceki | Ana Sayfa | Sonraki > |
|---|
Yorum ekle
Dikkat : Buraya yazdığınız yorumlar, onaylandıktan sonra yayınlanmaktadır. Yorumunuzda, gerekli görüldüğü takdirde değişiklik, düzeltme vb. yapılabilir. Yorumunuz hiç yayınlanmayabilir. Bu konuda anlayışlı olmanızı rica ediyoruz.
Türkçe yazanlar için hatırlatmalar:
- Cümle büyük harfle başlar, nokta ile biter.
- Noktadan sonra boşluk bırakılır, yeni cümle başlar.
- 'gelcem, gitcem, gidiyom' denmez 'geleceğim, gideceğim, gidiyorum' denir.
- 'Herkez' denmez 'herkes' denir.
- 'bU şEkiLDE' yazmak sadece okuyanı yorar.
- 'Yanlız' değil 'Yalnız' denir.
- 'ğ' harfi 'g' şeklinde yazılmaz.
- 'Dahi' anlamındaki 'de' ayrı yazılır. Yani 'Bende, sende' denmez, 'Ben de, sen de' denir.
- 'Geldimi?' yazılmaz 'Geldi mi?' yazılır. Soru takıları ayrı yazılır. 'OKmi?' değil, 'Tamam mı?' denir.
- 'ahmet, belgin, duru' denmez. 'Ahmet, Belgin, Duru' denir. Özel isimlerin, illerin, ülkelerin ilk harfleri büyük yazılır.
- 'ki' eki, bağlaç olarak kullanılıyorsa ayrı, ilgi zamiri ve yapım eki olarak kullanıyorsa birleşik yazılır. Ayşe'ninki, evdeki, sabahki, dünkü, bir de baktim ki.. gibi.
- 'v' yerine 'w' yazılmaz.
'Vazgeçtim, yazmıyorum' demeyin. Öğrenmesi çok kolay ;-)
Yorumlar
Bahsettiğin kitap "iyi" olanı kötülemiyor ki, "zaten kötü" olanın ne olduğunu, kimler tarafından çıkartılıp din diye insanların önüne konduğunu anlatıyor.
Elbette Ehl-i Sünnet yolu "şâhâne"...
Onun güzelliğini anlatmak için, bırak da bu kadarcık "bahane" de kullanılsın.
Okuduğunu söylediğin bu kitapta da anlatıldığı gibi, elin gavur oğlu gavurları kendi inançlarını, kültürlerini ve diğer ülkeleri birbirine katmak için hazırladıkları senaryoları uygulamak için ne "bahane"ler kullanıyor, onları hiç görmüyor musun?
Zaten şâhâne olan bir itikadı, yani "ehl-i sünnet" itikadını anlatan ve "nasibi olanların", bir de "iyi niyetli" olanların anlayacağı bu kitap bırak da yönlendirsin "iyi niyetli okuyucuyu".
Hem sonra, kötü niyetten kime fayda gelmiş ki bu güne kadar?
İyi niyetlilik güzeldir... Mevla, iyi niyetli olanlara çok kapılar açar, çok güzellikler saçar...
Kürşat
Sedat
http://www.dinimizislam.com/sesliyayinlar/hakikatkitabevi/sesli.asp?id=14
Bu casusların en meşhuru olan Lawrence, oradaki idareye bir ferman yayınlatmış:
"Osmanlı zabitlerinin düğmeleri altın kaplamadır. Beş düğme getirene iki İngiliz lirası verilecektir."
Aslında düğmelerde altın filan yokmuş ama pırıl pırıl parlıyormuş. Halk bu yalana inanıp; düğmeleri çalmaya, ceketleri çalmaya, hatta dağda bayırda tek bulduklarından zorla almaya başlamış. Zaman zaman ceket için subay öldürenler bile olmuş.
Bir subay için, sokak ortasında ceketsiz kalmak, tabii ki çok onur kırıcı.. Nitekim, insanlar daha az saygı göstermeye, hatta alay etmeye başlamış. Orduda, askerler ve subaylar arasında moralsizlik ve huzursuzluk oluşmuş. Başarısızlıklar da haliyle cabası...
Lawrence, böylece bir düğme planıyla Osmanlı'yı Araplar gözünde küçük düşürmeyi başarmış.
Hikaye gibi, ama maalesef gerçek...
"PARÇALA, HAKİM OL, DİNLERİNİ İMHA ET" prensibiyle yola çıkan bu kafirler maalesef üçüncü merhaleye geldiler onu da Mustafa Sabri Efendinin söylediği gibi: "MEZHEBSİZLİK DİNSİZLİĞE KURULAN BİR KÖPRÜDÜR" prensibiyle yapıyorlar benim bu canım vatanımda.
Merak ettiğim bir şey var Osmanlı İmparatorluğund a Din-i İslamın merkezinde hiç Türkçe meali olmayan Kuran-ı Kerim'in acaba şimdi niye bedava dağıtılan yüzlerce meali var.
Osmanlı mı dinini bilmiyordu yoksa biz mi çok iyi biliyoruz!..
Bu millet bu gafletten ne zaman kurtulacak...
Eğer biz balıksak su nedir? Dilimiz, dinimiz, soyumuz, ahlakımız ise o zaman korkalım ki havuzda su kalmadı!..
Mevlam yardımcımız olsun.
Hürmetlerimle...
Nursal
Uyanmak ve uyandırmak ümidi ile. Kendi blogum da bununlar ilgili bir yazı yaşmıştım nacizane fikrimdir. Merak eden aşağıdaki linkten okuyabilir.
http://atingidisi.blogspot.com/2010/01/yeni-dunya-gercegi.html
Evet hubbi fillah buğdi fillah imanın şartlarındandır . Yani Allah için sevmek, Allah için buğzetmek."
...
Klişe bir söz ile de devam edecek olursak " Dostumun dostu dostum, düşmanı düşmanımdır." Peki dost kim, düşman kim? İngiliz Casusu'nun İtirafları bize kimin sevilip kimin sevilmeyeceğini anlatan çok kıymetli bir eser. Okumak ve elinizin, dilinizin, nefesinizin yettiği yerdeki her kişiye okutturulması gereken bir eser. Çünkü bu en en en basit ve dar kapsamda bu topraklarda dolaşmak için "gölge"mizin borçu... Allah-ü Teala bu kitabı yazan Zattan ve dâhi bizlere ulaştıranlar razı olsun. Acizane... Hürmetler.
Sonuçta 'Hayat Hayaldir' Bir kimse iki şeyin kıymetini bilmelidir. Birincisi din kardeşinin ikincisi gençliğinin. Bugün binlerce cami var, binlerce imam var ama dinini doğru öğrenen bir kişi yok. [Yani azz var.] Hakikat Kitabevi yayınlarının değerini bilenlerden ilim ve amel sahibi oluruz. Ama ihlas sahibi nasıl olacağız? Sevgi ve muhabbet ile ele geçer buyuruyor büyükler. Büyükleri ve büyüklerin sevdiklerini seveceğiz. Allah Rızası seveceğiz Allah rızası için düşman olacağız. Peki dost kim düşman kim, nerden bileceğiz? İste bu İngiliz Casusun itiraflari kitabını tüm dostlarımıza hediye edecegiz. Yazıyor zaten kitablar kimi seveceğimizi...
Aşağıdaki yazının devamını siteye girerek okudum. Ve site müdavimlerinin yazılarını ise çoşkuyla, heyacanla tekrar tekrar okudum.
Size dua ettim gözleri yaşlı olarak.
Bu güzel insanlara elimizin altında olması lazım gelen kitabı tanıttığınız için, hakla hakikatle yüzleştirdiğini z için, bu kadar koyu cehalete, karanlığa, zulmete rağmen bir demet ışık takdim ettiğiniz için...
Müthiş bir hizmet olmuş... "Hizmette sinir ve sınır yoktur..." diyor ya büyüklerimiz... Boşuna mı söylemişler? Haşa, sümme haşa!
Çok duygulandım.
Cenabı Mevlam razı olsun yüz binlerce...
Muhabbetlerimle , dua ederim ve dualarınızı istirham ederim...
R.
Daha önce de yazmıştım. Bu oyunları, düzenbazlıkları okudukça şunu daha iyi idrak ediyorum; ÇOK OKUMALIYIZ, ÇOK DÜŞÜNMELİYİZ, ÇOK İŞİTMELİYİZ, ÇOK OLMALIYIZ ÇOK...
Okuyucularımızı n hemfikir olduğu gibi; "bu kitap, Türk'ün el kitabı olmalı..." Unutunca da hemen alıp tekrar etmeli çocuklarına vazife olarak vermeli. Okumalı, okutmalı defalarca... Gerçek düşmanlar ve zayıf noktalarımızı iyi bilirsek tedbir almayı da ihmal etmeyiz.
Cümlenize en kalbi muhabbetlerimle selamlarımı yollar muvaffakıyetler dilerim...
Ragıp
"...Onların ayetleriyle, ama benim yorumlarımla..."
Aynen günümüzdeki manzara!
Önceki bölümlerin birinde de, adamı konuşturmak için kanına kimyasal maddeler verilmiş, konuşmamakta direnince dozu iyice arttırmalarını söylemişti. Bunun üzerine doktor, dozu arttırmaları hâlinde hafızasının tamamen silinebileceğin i söyleyince:
"Ben onun milletinin hafızasını silmişim, onunki çok mu?" demişti...
Evet; hafızamızı silip, kendi istedikleri şeyleri doldurdular içine...
Bu güzel kitap hafızamıza onların doldurdukları necis bilgileri çıkarıp, yerine temiz, doğru bilgilerin dolması için de büyüük, çok büyük bir fırsat. Sayfaları az, içindeki bilgilerin kıymeti çok büyük olan bir kitap...
Hicran Seçkin
Bulunduğumuz coğrafyanın bugünkü hâline nasıl getirildiğini...
Nasıl ince planlarla, asırlarca süren sinsi çalışmalarla bu duruma sürüklendiğini...
İslam âleminin birbirine nasıl düşman edildiğini...
Kitabımız bir, peygamberimiz bir iken nasıl böyle paramparça olduğumuzu...
Ve maalesef maalesef ki, planlarının hiç şaşmadan nasıl gerçekleştiğini , bizzat bu iş için yetiştirilip, kullanılmış olan bir ajandan öğreniyorsunuz bu kitabı okuduğunuzda...
Hicran Seçkin
Her Müslümanın okuması ve okutması gereken nadide kitaplardan. Çok ince bir kitap olmasına rağmen içinde çok kalın (çok değerli) bilgiler bulunuyor.
Ayrıca Vehhabilik fırkasının nasıl kurulduğu da ortaya çıkmaktadır.
Okunması gereken herkese tavsiye ettiğim bir kitaptır.
İngiliz Casusunun İtirafları elden zor bırakılacak, bir solukta okunacak çok değerli bir kitap. İngilizlerin, "Müslümanları nasıl yoldan çıkarırız, İslamiyeti nasıl bozarız?" planlarını ve Vehabilik bozuk fırkasının nasıl kurulduğunu İngiliz Casusu Hempher’in kendi kaleminden belgelerle çok güzel bir şekilde anlatıyor.
Okurken malesef ki bütün planlarında başarılı olduklarını görüyoruz. Şimdiki kendini bilgili diye tanıtan kara cahillerin ağızlarına sakız olmuş çoğu lafının nereden geldiğini, kimlerin maşası olduklarını, farkında olarak ya da olmayarak kimlere hizmet ettiklerini anlıyoruz.
Herkesin mutlaka okuması gereken çok kıymetli bir kitap özetle.
Veya sadece iki kişi mi bu konu hakkında söz etmiş olacak?
"Ben de okudum, çok kalındı, hemen bitti, romandı, sıkıcıydı, doğruydu, tavsiye ederim" diyecekler nerede?
Şaşkınlıklar içindeyim...
Demek ki Kurtlar Vadisi olmasaydı bu kadar da ses çıkmayacaktı!
Müslümanları islam dininin hakikatinden uzaklaştırmak için çeşitli yollar deneniyor. İngiliz casusu bunlardan sadece biri. Vahhabilik denilen mezhep (ki onlar kendilerine vahhabi demezler) ingiliz casusunun kışkırtmalarıyl a ortaya çıkmıştır. Yanlış islam inancının yayılmasına sebep olmuştur. Onların istedikleri (dizide de söylenildiği gibi) kendi dinlerine çekmek değil bozuk islam inancını yerleştirerek imanı zayıflatmktır.
Çok ciddi konuştum ama bunlar gerçekler...
"........
Müslümanları Kur’an hakkında şüpheye düşürmeliyiz. Bu maksatla içinde noksanlık ve fazlalık bulunan tahrif edilmiş Kur’an mealleri hazırlayıp, (Kur’an bozulmuş. Birbirini tutmuyor. Birinde bulunan ayet diğerinde bulunmuyor) demeliyiz. Yahudi, Hıristiyan ve diğer gayrimüslimleri tahkir eden ve emr-i maruf ve nehy-i münkeri emreden ayetleri çıkarmalıyız. Kur’anı diğer dillere çevirip, Arap ülkeleri dışında Arapça okunmasına mani olmalıyız ve yine Arap ülkeleri dışında ezan, namaz, hutbe ve duaların Arapça yapılmasını önlemeliyiz. Herkesin, Kur’anı kolay anlaması için, kendi diliyle okumalıdır fikrini yaymaya çalışmalıyız.
......."
Bu sadece bir tanesi idi...
Devamını tekrar tekrar okumak, okutmak ve kazımak lazım beyinlere...
Oyuna getiriliyoruz.
Uyutuluyoruz...
Allah yardımcımız olsun.