Seyir Defteri - 13 Mayıs 2009 (KIRKINCI YILDA boğaz gezisi)
Kırkıncı yılda, Boğaz gezisi...
Gazetemizin yayın hayatına başlamasından bu yana 39 yıl bitti.
40'ıncı yıla girdiğimizden beri bazı farklılıklar yaşıyoruz.
Bunlardan ilki 22 Nisan sabahı gazetemizin yazı işlerinde yaptığımız kahvaltı idi.
(Sitemizin Seyir Defteri bölümünde "Kırkıncı yılda kahvaltı" başlığı altında yazı ve görüntüleri mevcut.)
Devamı ise geliyor.
İşte bir diğeri, (13 Mayıs 2009 Çarşamba günü) bu gezi oldu...



Gezimizle ilgili bilgileri ele geçtikçe yayınlarız, ama önce herkesin merak ettiği görüntüleri ekliyorum; isim ve açıklama yapmadan. Bilen bilir, tanıyan tanır:
İyi seyirler...
İyi "gezi"ler...
.




























BU FOTOĞRAFIN ALTINA BİR NOT YAZMAK İSTİYORUM:
Burası İncirköy. Paşabahçe ile Beykoz arasında...
İşte ben bu çerçeve içinde doğdum...























Ve, beyaz bir iz bırakarak ardımızda;
"Boğaz gezimizi" tamamladık...
Güzel hatıralar kaldı hafızalarda ve hoş görüntüler birikti fotoğraf karelerinde...
Nice yıllara arkadaşlar :)))



---------- İLAVE ----------
Ömer Söztutan'ın
15 Mayıs 2009 Cuma günkü
"Söz Market"inden:
bizimkiler mavi yolculukta!
Türkiye Gazetesi’nin 40. yıl etkinlikleri Boğaz gezisiyle devam etti...
Tabii buna Genel Yayın Müdürümüz Nuh Albayrak’ın “Devamı gelecek” müjdesini verdiği sürprizleri, “Vapur Sefası”yla sürdü de diyebiliriz...
Bazı arkadaşlar, “Nedir abi onlar, Dubai mi Kıbrıs mı” diye merakını gizleyemese de, bu konuda pek bilgi alamadık...
...
“Çalışmak... Çalışmış olmak böyle anlarda güzel” diyor ve ahkam kesme işini en başta hallederek Boğaz turumuza geçiyoruz...
İsimleri atlayıp, kimseye haksızlık etmemek için genel anlamda emeği geçenlere teşekkür edelim...
...
Günler öncesinden programda aksaklık olmaması için sürekli bilgi verilmesi, servislerle herkesin ailesiyle birlikte evinden alınıp bırakılması, kısacası kalabalık sayılabilecek bir organizasyondan yüz akıyla çıkılması mükemmeldi...
“Şu da olmasaydı” diyebileceğimiz bir şeyin olmaması, hassas düşünülmüş bu motivasyon gezisini kusursuz kıldı...
...
Yani yiyecek-içecek servisi, sohbet-muhabbet ortamı harikaydı...
Ancak bugüne kadar pek çayını içmediğimiz Hasan Hocam’ın önüne gelene “Abi otur çay ısmarlayayım” demesinden işkillenmedik değil...
Zaten diğerleri gibi o da ücretsizmiş...
Bu sosyal aktivite için vapur gezisinin seçilmesi çok isabetliydi...
Çünkü yıllardır servis kullandığımızdan dolayı, vapura binmeyeli uzun zaman olmuştu...
Hatta Veli Abi o kadar unutmuş ki; iskeleden geçerken bina giriş kartını turnikeye okutuyordu...
Halime Hanım, “Üst katta içeriz” diye bir paket sigara almıştı...
Ancak her 10 dakikada bir “Vapurun hiçbir yerinde sigara içilmeyecektir” uyarısıyla hayalleri Boğaz’ın mavi sularına gömüldü...
Haa, inerken boş paketi çöpe atarken gördük o ayrı...
...
Yolculuğa çıktıktan kısa bir süre sonra vapurun aniden geri dönmesi, “Acaba iskelede birini mi unuttuk” sorularını akla getirdi...
Meğer Raşit’in kolu, kaptan köşkünde resim çektirirken dümene çarpmış...
...
Vapurda yiyecek içecek olmasına rağmen Turgay’ın simitle binmesi de merak konusu oldu...
Kadıköy’de anladık ki; martılara atmak için almış...
Tabii martıların simite rağbet etmemesi de ilginçti...
Cahit sebebini açıkladı; “Olum Kadıköy’ün martıları sosyetik, simit yemez... Sen onları Karaköy’de atarsın...”
...
Hasan’ın simit atmayı denediği martılardan birinin kafasına isabet ettirip, hayvana kısa süreli baygınlık geçirtmesi de kuşları kaçırmış olabilir tabii...
Serdar’ın vapura binerken telefonu kapatması çok fazla önemsenmedi ancak Ali’nin Kadıköy’deki Beşiktaş iskelesi yerine Beşiktaş’taki Kadıköy iskelesinde bizi beklemesi kayda değer notlardandı.
...
Neticede İsmail Yağcı Abi’nin rehberliği ile mükemmel bir gün geçirdik...
İsmail Abi Boğaz’daki tarihî yapıları anlatırken, Resul Abi beni görevlendirdi, “Git söyle de bitirince Çırpınırdı Karadeniz’i koysun” diye...
İsmail Abi gemide bu marşın olmadığını söyleyip, “Söyle de gelip gür sesiyle kendisi söylesin” notunu yolladı...
Resul Abi’nin bu teklifi kabul etmeyişi, “Hanımın yanında sesi gür çıkmaz” yorumlarına sebep oldu...



---------- NOTLAR ----------
*
Gazeteden geziye katılım listesi 237 kişi, liste dışı 52, toplam 289 kişi gözüküyormuş... Ama bu listeden gelmeyen ve liste dışından gelenler olmuş...
Yani tam olarak vapurda kaç kişi vardı bilemiyorum...
*
Bu arada, herkesin ismini burada yayınlamak mümkün değil!.. Ancak; "gezide ben de vardım" diyenler, burada adının görünmesini siteyenler, sayfanın altındaki yorumlar kısmına "gezide olduğunu, kaç kişiyle katıldığını ve duygularını" yazabilirler...
*
Böyle bir sayfa yapmış olmamız çoğu arkadaşın hoşuna gitmiş, memnun olmuşlar ve teşekkürlerini ilettiler. Biz de asıl teşekkürün gezinin yapılmasını sağlayan ve emeği geçenlere olması gerektiğini tekrar ediyoruz...
*
Geziye katılan bütün arkadaşlar ile irtibatım yok. Sizler de kendi tanıdıklarınızın haberdar olmasında yardımcı olursanız, memnuniyet artar sanıyorum...
:
.
| < Önceki | Ana Sayfa | Sonraki > |
|---|
Yorum ekle
Dikkat : Buraya yazdığınız yorumlar, onaylandıktan sonra yayınlanmaktadır. Yorumunuzda, gerekli görüldüğü takdirde değişiklik, düzeltme vb. yapılabilir. Yorumunuz hiç yayınlanmayabilir. Bu konuda anlayışlı olmanızı rica ediyoruz.
Türkçe yazanlar için hatırlatmalar:
- Cümle büyük harfle başlar, nokta ile biter.
- Noktadan sonra boşluk bırakılır, yeni cümle başlar.
- 'gelcem, gitcem, gidiyom' denmez 'geleceğim, gideceğim, gidiyorum' denir.
- 'Herkez' denmez 'herkes' denir.
- 'bU şEkiLDE' yazmak sadece okuyanı yorar.
- 'Yanlız' değil 'Yalnız' denir.
- 'ğ' harfi 'g' şeklinde yazılmaz.
- 'Dahi' anlamındaki 'de' ayrı yazılır. Yani 'Bende, sende' denmez, 'Ben de, sen de' denir.
- 'Geldimi?' yazılmaz 'Geldi mi?' yazılır. Soru takıları ayrı yazılır. 'OKmi?' değil, 'Tamam mı?' denir.
- 'ahmet, belgin, duru' denmez. 'Ahmet, Belgin, Duru' denir. Özel isimlerin, illerin, ülkelerin ilk harfleri büyük yazılır.
- 'ki' eki, bağlaç olarak kullanılıyorsa ayrı, ilgi zamiri ve yapım eki olarak kullanıyorsa birleşik yazılır. Ayşe'ninki, evdeki, sabahki, dünkü, bir de baktim ki.. gibi.
- 'v' yerine 'w' yazılmaz.
'Vazgeçtim, yazmıyorum' demeyin. Öğrenmesi çok kolay ;-)
Yorumlar
ALLAHA EMANET OLUN:-)
EMİNE
Açık denizlere yol alsaydım
Vız gelirdi herşey inan bana
Yerter ki ben sana varsaydım.
Resimlere baktıkça bu şarkı dolandı dilime nedense.))
PERGİN
Ne güzel...
Ne diyeyim...
Hem resimlere hem de yazılanlara göz atınca yine tarifi olmaz duygulara gark oldum...
Mübarek olsun...
Sustum ve yutkundum BOĞAZımdan...
Bu yolculuk daim olsun inşaAllah... Abi biz de aynı gemideyiz, öyle değil mi?
Sevgiler kere sevgiler...
MEFTUN
Rabbim hepinize sağlık mutluluk başarı versin.
Nice yıllara İNŞALLAH...
Sevgiler.
SEVGİ
Geziye bak be!
Alacağın olsun Muammer abi.
Ben de seni Kırkpınar'a davet etmiyorum, hadi bakalım...
Allah, yolunda hizmet edenlerden razı ve memnun olsun, yollarını açık etsin, nice 40 yıllara inşaallah...
SÜLEYMAN ELDENİZ
40 yıla 41000 kere maşallahhhh...
Bir de benden.
Orada sohbetini arzu ettiğim insanlar var...
Ve gıpta ettim bazı karelere, haberin ola abim...
HATİCE EKİZ
SULTAN GÜL
EMRE DOĞAN
Yayınladığınız için teşekkürler Muammer abi...
ELİF
:-)
SUNA
RAGIP
Bir şairin satırları, ömründe kaç defa okunur Meclis kürsüsünde; hem de Türkiye başbakanı tarafından? İşte böyle bir anda, böyle bir şairle; omuzlarımız değer halde yan yana ve yalnız bulunmak şansı kaç defa gelir peki kapına?..
Koca usta belli etmiyordu; ama içi titriyordu, sesi titriyordu. Yuvasının başında birilerini görmüş serçe gibiydi; uzak ve incecik bir daldaydı, neler olacağını anlamaya çalışmadaydı...
*
13 Mayıs Çarşamba günkü Boğaz gezimiz için bindiğimiz vapurdaydık. Anadolukavağı önünde demirleyip yemek yemiştik. Çaylar da içilmiş, dönüş yoluna geçilmişti... Orta katta sohbet esnasında bir telefon geldi; üç beş kişi büyük ekran televizyonun başına gitti. Fakat sadece görüntü veriyordu bu cihaz, ses yayını yoktu... Ben de karıştım gruba ve birazdan diğerleri gitti.
Sağımda Yavuz Bülent Bey vardı. Canlı yayında ise Sayın Recep Tayyip Erdoğan. Başbakanımız, Azerbaycan'ın Meclis kürsüsünde konuşuyordu. Bir telefon daha geldi o sıra. "Evet, dedi şairimiz... Başbakan kürsüde şiirimi ezbere okumuş. Ankara'dan filan kişi arayıp haber verdi bana. Şu an izliyorum televizyonu, ama sesini duyamıyorum. Vapurdayım..."
*
Küçük kızım bir yanımda, büyük usta bir yanımda; tarihî bir an yaşıyoruz. Bu dakikaların başka şahidi yok!.. "Rahmetli Turgut Özal da okumuştu bir şiirimi" dedi... Yavuz Bülent hocam rüyada gibi konuşuyordu; ben sadece bu hatıraya dâhil oluyordum... "Meclisteki bu adamlar da neden böyle tepkisiz, heyecansız oturup bakıyorlar; şu an neden alkışlamıyorlar ?" Diyordu... Sonra şirini mırıldanıyordu: "Türkiye'nin, Türk milletinin başı olduğunu; Azerbaycan'ın boynu olduğunu ve gövdenin de Türkistan toprakları olduğunu" anlatıyordu şiir ve bunun için Azerbaycan'ın şah damarı gibi olduğunu vurguluyordu... O gece televizyonda da anlattı aynı duygularını.
Bir gün bir romanda benzer bir tablo çizersem; bilin ki işte bu dakikaları anlatmaya çalışıyorumdur!
Muammer Erkul
Türkiye Gazetesi
17 mayıs 2009
MUHTEŞEM ÖTESİ! :-)
Resimler eklendikçe coşkuyu daha iyi hissediyoruz...
Allahü teala ağzınızın, ağzımızın tadını bozmasın...
Bu coşku artarak devam etsin inşallah ve aynı topluluk başka diyarlarda da birlikte olsun, bundan çoooook daha ihtişamlı geziler düzenlesin oralarda :-)
Hem orda mesâfe falan olmadığı için bizler de iştirak edebiliriz inşallah...
KARANFİL
Şu Ömer Söztutan'ın gözleri çok mu çirkin, neden hep güneş gözlüğü takıyor?..
Y.
Ediz Hun hala çok yakışıklı. Kırmızılı adam sen de süpersin. En az benim kadar! :-) Belki birazcık yoruldun, hem bedenin hem ruhun. Belki biraz da kızardın ama sana kırmızı çok yakışıyor...
Y.
Bizim neden böyle bir sosyal aktiveteden haberimiz olmuyor yav :S
İmrendim, gıpta ettim açıkcası.
Yavuz Bülent Beyi tebrik ediyorum.
Muammer Abiye de buradan teşekkür ediyorum fotoğraflar ve gazeteye verdiği bilgiler için!
FEHİM EREN
(CEVAP: Bizim sitenin anasayfasında, en altta solda bir küçük kutu var. Oraya adını yazanlara böyle bilgilerin... Tebrikleşmeleri n... Duyuruların... Ve gazetede yayınlananlar veya yayınlanmayan yazılarımızın, sitemize eklendikçe küçük notlar halinde bilgileri gidiyor... Adresinizi kutuya yazmanızı tavsiye ederim, haftada iki üç tane bilgi iletisi gelir size de... M.E.)
ERHAN BIÇAKÇIOĞLU
(CEVAP: Unuttum! :-)p Ama inşallah bir gün tanıştıracağım seni "hocan" İsmail Yağcı ağabeyimiz ile... Bak böylece kapıyı da aralamış olduk... M.E.)
Bizi de gemiye çağıranlara, kabul edenlere, hatırlayanlara, vefalı dostlara ve en Tepe'den en alta kadar bütün Türkiye Gazetesi ailesine binlerce selam.
Hepinizi seviyoruz.
CELAL ÖZTÜRK
Ne güzel fotoğraflar, ne hoş kareler bunlar!Fotoğraf lara bakarken çocukluğuma döndüm birden...
Çok muhteşem bir duyguymuş.
Bizim de ailece çektiğimiz bu güzel yerlerdeki fotoğraflar gözümde canlandı.
Hatta bir fotoğrafta babasının kucağındaki miniği kendime benzettim :-))
Orada dostlar birarada olunca İstanbul'un güzelliğine güzellikler katılmış.
Emeği geçenlerin ellerine, yüreklerine sağlık...
ESRA
İnşallah günün birinde DARISI BAŞIMA.
YILDIZ
Ne muhteşem manzara diye düşünüyordum...
Ama şimdi bu resimleri görünce Boğaz bana daha bir ihtişamlı, güzel ve sevecen göründü. :-)))
Sebebini başlık olarak yazdım zaten...
FENA
İnşallah birliğimiz artarak büyür...
SAADETTİN
GÖLÇİÇEĞİ
Ve keşkeler sardı heryanımı; Ahmet Kabaklı'ları, Ayhan Songar'ları aradı gözlerim.
Keşke uzun ömürleri daha da uzun olsaydı dedim kendi kendime, Mazhar Osman'ın yetiştirmesinin .
Keşke, bilmemkaç Şubat silindiri geçmemiş olsaydı Türkiye'mizin ve Türkiye'nin üzerinden.
BURAK GÖZ
Coşku ve heyecanla nice 40'lara inşallah... :-)
KARANFİL