• 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Önceki Sonraki

Seyir Defteri

ESKADER Ödül Töreninden

26.04.2014

ESKADER 2013 ödülleri, 26 Nisan 2014 Cumartesi günü Ali Emiri Efendi Kül...

Vehip Sinan Sergisinde

26.04.2014

Bizim bir Zeynep'imiz var... Bugün çektiği fotoğrafları paylaşıyorum. 26 N...

Görsel Sanatlar Atöylesinde

26.09.2013

Sanat, belki herşey değildir ama; ..çok ve çok ve çok şey demektir! Bu cümlenin üzerinde çok konuş...

Buluşmalar

45'inci Yıl Yemeği

24.04.2014

22 Nisan 2014, Türkiye Gazetesi'nin 45'inci kuruluş yıldönümü. ...

Kuzuluk'ta boza partisi

30.12.2013

Kuzuluk'ta olmak bile başlı başına mutluluktur bir çoğumuz için. Oradaki uğrak yerlerimizin başında...

Ramazan Sezer ile Küçükçamlıca'da

01.11.2013

. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .

Hatıralarım

Bir yılbaşı sabahı ve S.Ahmet Arvasi

01.01.2013

  (S. Ahmet Arvasi, Mehmet Ali Demirbaş, Gürbüz Azak, Osman Ünlü, Mehmet Oruç, Abdüllatif Uy...

Fırat'ın öte yanı ve Sungur abi...

01.12.2012

(Mustafa Sungur, Said Nursi, Mehmet Salih Suruç, Enis Önder, Urfa, Gaziantep, Abdullah Yeği...

Fotoromanımda kim oynar?

30.11.2012

(Murat Başaran, İsmail Sefa İpşir, Bekir Hazar, Şaban Çibir, Türkiye Çocuk Dergisi, Cemalettin Cem...

Hatıralarınız

Hatıralar Sokağı ("MUAMMER TEK BAŞI…

17.04.2013

Yıllar önceydi... "Sen İstanbul Olsaydın" adlı kitabın çıkmıştı ve ben de ok...

Hey gidi Hüsnü Dayı…

29.03.2013

Herkes, kendi insanlarının birer birer kaybolmasıyla beraber idrak etmeye başlar ölümü ya… ...

Hatıralar Sokağı (ÇAY BU, DİLE KOLAY! - …

03.03.2013

6 Mart 2008 günü, Türkiye Gazetesi'nde Muammer Erkul ağabeyimin "Çay bu, dile kolay!" başl...

 

 

 

istan.hilal

 

Yılbaşı ve Yılbaşı


İnsanlar; geçmişi hatırlamak, geleceği planlamak ve şimdiki zamanı planlamak için takvim kullanıyorlar...
Zaman içinde çok takvimler kullanılmış.
Oniki hayvanlı takvim, Jülyen takkvimi, Gregoryan takvimi ve diğerleri...
Her biri için ayrı yazılar yazılabilir...

Bizim şimdi kullandığımız iki takvim var. Biri Miladi Takvim, diğeri Hicrî Takvim.
Biri güneşin hareketlerine göre, biri de ayın hareketlerine göre şekillenmiştir.
İkisi de çok önemlidir bizim için ve vazgeçilmezlerimizdendir...
Özetlemek gerekirse;
Biriyle dünya işlerini, diğeriyle din işlerini hesaplıyoruz...

Çarşambayı Perşembe gününe bağlayan 1 Ocak gecesi Miladi takvimin yılbaşıdır...
Hicri, yani ay hareketlerine göre düzenlenen takvim ise her yıl, on gün kadar kayar. Bu sene 28 Aralık gününe denk gelmiştir.
Yani bu günün akşamı HİCRî YILBAŞI'dır.
Yarın yani 29 Aralık günü, 1 MUHARREM, Miladî senenin ilk günüdür...

 

Bu yazının yazılma sebebi, hem;

BÜTÜN İSLAM ALEMİNİN
(1430) HİCRΠ YILBAŞINI
TEBRİK ETMEK...

Hem de bu arada, şimdilerde biraz garip kalmış (bırakılmış) olan Hicri Takvimi hatırlayıp, hatırlatmak içindi...

Yeni seneniz hayırlı olsun efendim...
:)

hilal_alem

 

 Not:
Benim vaktim olmadı. Konu ile ilgili (Hicret, hicri takvim, takvim çeşitleri vs.) yazı hazırlayanlar olursa, bu yazının devamı olarak ekleyebilirim... 

--------------------------------------------------------------------
YAZIYA İLAVE:

HİCRÎ SENE


Peygamberimizin "aleyhisselâtü vesselâm" Mekke-i mükerremeden Medîne-i münevvereye hicretinin başlangıç kabul edildiği târih, sene. Ayın hareketi esas tutulduğu için buna, “Hicrî Kamerî Sene”, “Sene-i Kameriyye” de denir.
 
Peygamberimiz Muhammed aleyhisselâm 53 yaşındayken Allahü teâlânın izni ile Medîne’ye hicret etti. Rebîulevvel ayının birinci Perşembe günü öğleden sonra Ebû Bekr-i Sıddîk’ın evinden berâberce çıkarak Mekke’nin 5,5 km güneydoğu tarafında bulunan Sevr Dağındaki mağaraya geldiler. Mağarada 3 gece kalıp, Pazartesi gecesi ayrıldılar. Bir hafta yolculuk yapıp efrencî (mîlâdî) Eylül ayının 20. ve Rebîülevvel’in 8. Pazartesi günü, Medîne yakınındaki Kubâ köyüne vardılar. Gece ile gündüzün eşit olduğu, Eylülün 23. gününü de burada geçirip, Cumâ günü Medîne’ye girdiler. Bu seneki Muharrem ayının birinci günü, yâni hicretten 66 gün evvel, Müslümanların hicrî kamerî sene başlangıcı oldu. Bu da, târihçilere göre mîlâdın 622. yılındaydı. Temmuz ayının 16. Cumâ gününe rastladığı, Ahmed Ziyâ Beyin Kozmoğrafya kitabında yazılıdır. Kubâ köyüne ayak bastığı 20 Eylül günü Müslümanların yılbaşısı, yâni hicrî sene başlangıcıdır. 20 Eylül gününü başlangıç kabul eden güneş yılına da “Hicrî Şemsî Yıl” denir.
 
Araplar, İbrâhim aleyhisselâmdan beri Arabî aylarını kullanmışlardır. İslâmiyetten önce Fil Vak’asını başlangıç kabul etmişler ve seneleri buna göre saymaya başlamışlardı. Hicretle berâber başlangıç değişmiş ve her senedeki en mühim hâdisenin ismi ile anılmaya başlamıştı (izin yılı, emir yılı, zelzele yılı, vedâ yılı vs.). Fakat bu şekildeki tatbikat bâzı târih karıştırmalarına sebeb olduğu için, halîfe hazret-i Ömer "radıyallahü anh" zamânında, hicretin on yedinci yılında alınan bir kararla hicretin olduğu sene birinci sene olmak ve o senenin Muharrem ayı başlangıç kabul edilmek sûretiyle bu târih tesbit edildi. İşte hicrî kamerî târih bu târihtir. Osmanlı Devletince devamlı kullanılan hicrî sene, Cumhûriyet döneminde bir kânunla kaldırılarak yerine Avrupalıların kullandığı mîlâdî sene kabul edilmiştir.

Hicrî sene de mîlâdî ve rûmî târihler gibi 12 ay esâsına dayanır ve Muharrem ayı ile başlar, Zilhicce ile sona erer. Ayların adları şunlardır: Muharrem, Safer, Rebîulevvel, Rebîülâhir, Cemâzilevvel, Cemâzilâhir, Receb, Şâbân, Ramazân, Şevvâl, Zilkâde, Zilhicce. Hicrî sene; ayın dünyâ etrâfındaki dönüşü esâsına dayandığı için mîlâdî yıldan 10,875 gün daha kısadır. Aylar da, bâzan 29 gün ve bâzan 30 gün çeker. Hicrî senenin kabulünden beri asırlardır İslâm âleminde 1 Muharrem sene başı olarak kabul edilmiştir. Hıristiyanlığın aslında bulunmayan, fakat sonradan kabul edilen yılbaşı günü, onlara âit özel bir gündür.
 
Eskiden Müslümanlar 1 Muharremi sene başı kabûl eder, bu günde birbirlerini ziyâret eder, tebrikte bulunurlar, hediyeler verirlerdi. Bugün Müslümanlar için âdetâ bayram sayılırdı. Ziyâretlerde ve gönderilen tebriklerde yeni yılın, birbirlerine ve bütün insanlara hayırlı olması için duâ ederler, büyükleri, âlimleri evinde ziyâret ederlerdi. Temiz giyinmek, fakirlere sadaka vermek de dikkat edilen hususlardandı.
 
Osmanlı Devletinde de hicri yılbaşı olan Muharrem ayının ilk günü, padişah Çinili Köşke gelir, saray ağalarına Muharremiye adıyla bahşiş ve ihsanda bulunurdu. Ayrıca helvahanede yapılan ve kaselere konulan kırmızı renkli şekerlemeler ikram edilirdi. Muharrem ayının üçüncü günü umumiyetle Çırağan Sarayına rikab (özengi) ısmarlanır, sadrazam ve şeyhülislam, padişah tarafından huzura alınarak tebrikler kabul edilirdi.

(Bu yazı metni www.huzurpinari.com adresinden alınmıştır.)

hilal

--------------------------------
YAZIYA İLAVE

 

 MUHARREM AYI VE HİCRİ YILBAŞI:


Kur'an-ı kerimde bildirilen ve dinde kullanılan Arabi ayların bir yılı, bir güneş yılından on gün kısadır. Hicri kameri aylar, hicri şemsi ve miladi aylara göre, on gün önce gelmektedir.

Bunun için Müslümanların mübarek günleri veya geceleri, şemsi yıllara göre, her yıl on gün önce olur. Çünkü, mübarek günler, güneş aylarına göre değil, kameri aylara göre yapılır. Dinimiz böyle emretmektedir.

İslamiyet’te, güneş yılının ayları içinde sayılı bir mübarek gün yoktur. Doğum günü ve mübarek geceler, hicri yıl ile kutlanır. Bütün ibadetlerde ve dini faaliyetlerde kameri aylar esas alınır.

Muharrem ayının birinci gecesi, Müslümanların kameri yılbaşı gecesidir. Muharrem ayı, Zilkade, Zilhicce ve Receb ile beraber Kur'an-ı kerimde kıymet verilen dört aydan biridir. (Tevbe 36)

Muharrem ayı, İslâm kamerî senesinin birinci ayı ve Kur’ân-ı kerîmde kıymet verilen 4 aydan biridir. Muharrem ayının birinci gecesi, Müslümanların kamerî yılbaşı gecesidir. Hicrî Kamerî Takvimde; Muhammed aleyhisselâmın, Mekke'den Medine'ye hicret ettiği sene, başlangıç kabul edilir. Muharrem ayının bir'i olan ilk kamerî senebaşı, milâdî 622 yılının temmuz ayının, 16’sına rastlayan cuma günü idi.

Müslümanlar, kendi yılbaşı gecelerinde ve günlerinde müsafeha ederek, mektuplaşarak tebrikleşir. Birbirlerini ziyaret eder, hediye verirler. Yılbaşını mecmua ve gazetelerle kutlarlar. Yeni senenin, birbirlerine ve bütün Müslümanlara hayırlı ve bereketli olması için dua ederler. Büyükleri, akrabayı, âlimleri evinde ziyaret edip dualarını alırlar. O gün, bayram gibi temiz giyinirler. Fakirlere sadaka verirler. (S. Ebediyye)

Muharrem ayı ile ilgili birkaç hadis-i şerif meali şöyledir:

(Ayların efendisi Muharrem, günlerin efendisi Cuma’dır.) [Deylemi]

(Ramazandan sonra en faziletli oruç, Allah’ın ayı Muharrem ayında tutulan oruçtur. Farzlardan sonra en faziletli namaz, gece namazıdır.) [Müslim, İbni Mace, Tirmizi, Nesai]

(Nafile oruç tutacaksan Muharrem ayında tut; çünkü o, Allah’ın ayıdır. O ayda bir gün vardır ki, O günde Allah geçmiş kavimlerden birinin tevbesini kabul etti. Yine o gün tevbe edenlerin günahlarını da affeder.) [Tirmizi]

Hadîs-i şerîfte buyuruldu ki:

“Bir kimse, Muharrem ayının ilk günü, aşağıdaki duâyı 3 defa okursa, Allahü teâlâ o kimseyi, gelecek Muharrem ayına kadar bütün belâlardan emin kılar.

Bismillâhirrahmânirrahîm.
Elhamdülillâhi Rabbi’l-âlemîn.
Vassalâtü vesselâmü alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âlihî ve sahbihî ecmaîn. Allahümme ente’l-ebediyyü’l-kadîm, el-hayyü’l-kerîm, el-hannân, el-mennân. Hâzihî senetün cedîdetün. Es'elüke fîhe’l-ısmete mineşşeytânirracîm, vel avne alâ hâzihinnefsi’l-emmâreti bissûi ve’l-iştiğâle bimâ yukarribünî ileyke, yâ ze’l-celâli ve’l-ikrâm, birahmetike yâ erhamerrâhimîn. Ve sallallâhü ve selleme alâ seyyidinâ ve nebiyyinâ Muhammedin ve alâ âlihî ve sahbihî ve ehl-i beytihî ecmaîn.”


* * * * *

Şihâbüddîn-i Sühreverdî hazretleri buyuruyor ki:

“Her kim bu duâyı Aşûre Günü (Muharrem ayının 10. günü) 3 defa okursa, o sene ölümden de emin kılınır. Zira, o sene ölüm mukadder olan kimseye, bu duâyı bir vesile ile okumak nasip olmaz.”

Kaynaklar:
Mehmet ORUÇ 365 Gün Dua kitabı.
www.dinimizislam.com
www.huzuradoğru.com

* * * * *

Tüm İslam Âlemi’nin ve Sevgi Aile’mizin Hicri Sene’sini tebrik eder.

Sıhhat afiyet içinde bir sene geçirmemiz ve bu ayın ecirlerine kavuşmamızı niyazıyla…

Tuba Karabey

hilal_ve_hilal

 

Aşağıda, Mehmet Oruç'un 30-31 Aralık 2008 tarihlerinde Türkiye Gazetesi'nde yayınlanan "Hicri yılbaşı" ile "Kamerî, şemsî ve rumi sene" hakkında kaleme aldığı iki yazıyı okuyacaksınız... 
-------------------------------------------------------------  

  

Hicri yılbaşı 

Dün; hicri yıla göre, Muharrem ayının birinci günü idi.. Dini değerlerimizden o kadar uzak kaldık ki, camiden çıkan Müslümanlara, hicri olarak hangi yıldayız, diye sorsak, bilen kimse çıkmaz; belki yüz kişide 1-2 kişi ancak. Cami ile ligisi olmayan sokaktaki insanın halini siz düşünün!

Hicri yıl nedir, nasıl başlamıştır? Başlangıç zamanına göre, bugün iki türlü takvim kullanılmaktadır: Milâdî takvim, Hicrî takvim...

Milâdî sene, İsâ aleyhisselâmın doğum günü zannedilen zamandan başlamaktadır. Hicrî senenin başlangıcı ise, Peygamber efendimizin Medîne’ye hicret ettiği sene. Hicri yıl, Hazreti Ömer zamanında, peygamberimizin hicreti başlangıç kabul edilerek başlatılmıştır.

İslamiyette, miladi yılının ayları içinde sayılı bir mübarek gün ve gece yoktur.  Bütün ibadetlerde ve dini faaliyetlerde kameri aylar esas alınır. Hac, oruç, kurban ve bayram günleri kameri aylara göre tespit edilir.

HİCRİ YILA ESAS ALINAN OLAY!

İslam tarihinde çok önemli bir yeri olan Peygamber efendimizin, Medîne-i münevvereye hicreti (özetle) şöyle olmuştur: Peygamber efendimiz elli üç yaşında iken, Allahü teâlâ, Medine-i münevvereye hicret etmesini emretti. Hicret için, Safer ayının yirmi yedinci Perşembe günü sabah erken evinden çıkarak, hazret-i Ebû Bekr-i Sıddîk’ın evine geldi. Daha sonra evden beraber çıkarak, Mekke-i mükerremenin beşbuçuk kilometre güneydoğu tarafında bulunan Sevr dağındaki mağaraya geldiler...

Mekkeli müşrikler, Resûlullah efendimizin hicret ettiğini öğrenince, takip etmeğe başladılar. İz sürerek, Sevr dağındaki mağaraya kadar geldiler. Mağaranın ağzı bir örümcek tarafından örülmüş idi. “İçeriye bir kimse girse, bu örümcek ağı yırtılırdı”, diyerek mağaraya girmekten vazgeçtiler. Hâlbuki, müşriklerin konuşmalarını Resûlullah efendimiz, hazret-i Ebû Bekr ile beraber dinliyordu.

Resûlullah efendimiz, üç gece mağarada kaldıktan sonra, Pazartesi gecesi Medîne-i münevvereye doğru yola çıktılar. Sahil yolunu takip ettiler.

Mekkeli müşrikler, Resûlullah efendimizi yakalamak için, bütün yolları tuttular. Yakalayana büyük mükâfatlar va’dettiler. Bu mükâfata kavuşabilmek için çok kimse, Resûlullah efendimizin peşine düştü.

Bunlardan biri de Süraka idi... O da, va’dedilenlere kavuşabilmek için, Peygamber efendimizi takip etti. Resûlullah efendimizi görüp yaklaştığı zaman, atının ayakları kumlara saplanıp kaldı. Kurtulmak için Resûlullah efendimizden yardım istedi. Peygamber efendimiz çok sakin idiler. Tebessüm ederek yardım isteğini kabûl edip, duâ buyurdular. İltifât ettiler.

Peygamber efendimizin bu hâlini görerek imân eden Hazret-i Süraka, hemen Resûlullah efendimize yardım etmek için geri dönüp, arkadan gelenleri geri çevirdi.

Resûlullah efendimiz hazret-i Ebû Bekir ile bir hafta yolculuktan sonra, Rebi’ül evvel ayının sekizinci Pazartesi günü, Medîne-i münevverenin yakınındaki Kubâ köyüne geldiler.

Rebi’ül evvel ayının on ikinci Cum’a günü ise, Medîne-i münevvereye vâsıl oldular. Hicretin vaki olduğu o senenin Muharrem ayının birinci günü, Müslümanların Hicrî Kamerî sene başlangıcı oldu. Bu başlangıç günü târihçilere göre, Mîlâdî senenin altıyüz yirmi ikinci yılında idi...

MEKKE’NİN FETHİ MÜJDESİ

Efendimizin Mekke’den ayrılması kolay olmadı, ayrılığa çök hüzünlendiler. Çünkü, Allahü teâlânın methettiği, beldelerin en kıymetlisi olan Mekke-i mükerremeden, vatanından ayrılıyordu. Devesini Harem-i şerîfe doğru döndürüp, mahzûn bir hâlde;

“Vallahi Sen, Allahü teâlânın yarattığı yerlerin en hayırlısı, Rabbim katında en sevgili olanısın! Senden çıkarılmamış olsa idim, çıkmazdım. Bana, senden daha güzel, daha sevgili yurt yoktur. Kavmim beni, senden çıkarmamış olsalardı, çıkmaz, senden başka bir yerde yurt, yuva tutmazdım” buyurdu.

O anda Cebrâil aleyhisselâm gelip,

- Yâ Resûlallah! Vatanına müştâk mısın, üzüldün mü? dedi. Efendimiz de;

- “Evet, müştâkım!” buyurdular. Cebrâil aleyhisselâm, Mekke’ye tekrar döneceğini, burayı fethedeceğini müjdeleyen, Kasas sûresi 85. âyet-i kerîmesini okuyunca rahatladılar...

Okuyuculamızın hicrî 1430. yılını tebrîk ve hayırlara vesile olması için, cenab-ı Hakka niyaz ederim.

 

 

Kamerî, şemsî ve rumi sene  


Dün hicri yıldan bahsetmiştik. Çok kimse hicri, miladi, şemşi, rumi gibi yılları merak ediyor. Bugün bunlar hakkında kısaca bilgi vermek istiyorum: Zaman ölçmek için kullanılan birimlerden biri, senedir. Hesaplama sistemi açısından, iki türlü sene vardır: Biri, Güneş senesi, diğeri, Kamerî yâni ay senesi.

Güneş senesi; dünyanın Güneş etrâfında bir devir yaptığı zamandır. Bu zaman 365.2 gündür. Mîlâdî sene, Hicrî şemsi sene ve Rûmî sene, bu sisteme göre hesap edilen senelerdir.

Kamerî sene; ay'ın dünya etrafında 12 kere dönmesiyle meydana gelir. Hilâlin ilk defa görülmesi ile kaybolup tekrar görülmesi arasındaki zaman bir aydır. Ay, bu süre içinde Dünya etrafındaki dönüşünü tamamlamaktadır. Kamerî sene 354.3 gündür.

Güneş yılı, kamerî yıldan 10.8 gün daha uzundur. Bunun için dînî günler, kandiller, dînî bayramlar her sene, mîlâdî yıla göre, on gün önce gelir. Yaklaşık 33 yılda bir kamerî yıl devrini tamamlar. Bunun için, Ramazan 33 yılda bir aynı zamana gelir.

HİCRİ VE MİLADİ SENE

Başlangıç zamanına göre de senelerin ismi değişmektedir. Başlangıç zamanına göre, iki türlü sene kullanılmaktadır. Mîlâdî sene, hicrî sene. Mîlâdî sene; Îsâ aleyhisselâmın doğum günü zannedilen zamandan başlar. Mîlâdî senede yılbaşı, 1 Ocak'tır.

Hicrî sene; Peygamber efendimizin Mekke'den Medîne'ye hicreti ile başlamaktadır. Sene başı 1 Muharremdir. Kamerî sene yâni Ay'ın Dünya'nın etrafında dönmesiyle meydana gelen zaman dilimi, Âdem aleyhisselâmdan beri biliniyor ve kullanılıyordu. Her ilim gibi, takvim ilmi de semâvî idi. Yâni Allahü teâlânın bildirmesiyle öğrenilmiştir.

Fakat, bu takvimin, zamanla bazı esasları unutulduğu için sistemli hale getirildi. Önceleri, yıllar sayılmıyordu. Geçmişteki olaylar, bir başka olayla mukayese ediliyordu. Mesela, filan hadise, fil vak'âsından, üç sene önce olmuştu gibi, mukayeseyle tarih bildiriliyordu. Sadece aylar biliniyordu. Hatta bazı aylar mübârek kabûl ediliyor, bu aylarda harp edilmiyordu. Bunun için, Araplar harp edecekleri zaman ayların yerlerini değiştirirlerdi. Bir başlangıç üzerinden devam etmiyen hicri seneye, Resûlullahın hicreti başlangıç kabûl edilerek, seneler sayılmaya başlandı.

Bir de Hicrî şemsî sene ve Osmanlıların son zamanlarda kullandıkları Rûmî sene vardır. Hicrî şemsî senede, başlangıç olarak, hicret esas alınmış ancak, sistem olarak, güneş yılına göre hesaplanmıştır. Yâni 365 gündür. Mesela, bu sene hicrî şemsi yıl, 1387'dir. Yâni Peygamber efendimizin Medine'ye hicretinden, 1387 güneş yılı geçmiştir. Peygamber efendimizin, bu seneye göre, hicret zamanı, 20 Eylül idi. Dolayısıyla hicrî şemsi yılın başlangıçı 20 Eylül'dür.

RUMİ SENENİN KULLANILMASI

Rûmî senenin durumuna gelince: Osmanlılar, mîladî, 1840 yılına kadar, sadece hicrî takvim kullanıyorlardı. Bu tarihten itibaren, daha çok mâlî işler ve Avrupa’ya uyum sağlamak için rûmî takvim kullanmaya başladılar. Anadolu, önceleri Rum ülkesi olduğu için, eskiden Anadolu'ya diyar-ı Rum yâni Rum ülkesi denirdi. Anadolu'da kullanldığı için de rûmî denildi. Bu takvim, hicrî 1089, mîlâdî 1678 senesinden itibaren kısmen, hicrî 1256, mîlâdî 1840 yılında, resmen yaygın olarak kullanılmaya başlandı. 1840 yılının karşılığı 1256 hicrî yıl idi. Bu tarihten itibaren, 1256 senesi, güneş yılına göre sayılmaya başlandı. Bu zamana kadar, hicrî sene ile mîladî sene arasındaki, fark 584 idi. Her iki sene de Güneş Sistemi'ne bağlı olduğundan, bu fark sabit kaldı. Yâni rûmî seneyi mîlâdîye çevermik için, bu 584 sabit sayısını eklemek kâfidir. 

Osmanlılar, dini günlerde, hicrî takvimi, resmî günlerde, resmi işlerde rûmî takvimi kullanıyorlardı. Mesela dedelerimizin, nüfus kâğıtlarında gördüğümüz, 1300'lü doğum tarihleri, rûmî yıldır. Dedemizin nüfus kağıdında, doğum tarihi 1340 yazıyorsa, buna 584 sabit rakamını eklediğimizde, dediğimizin mîlâdî doğum tarihinin 1924 olduğunu buluruz. Başka bir örnek de 93 harbidir. Rumi 1293 yılında yapılan Osmanlı-Rus savaşı’na ‘93 Harbi’ denilmiştir. Hicrîyi, mîladîye, mîlâdîyi hicrîye çevirme, formülleri, TAM İLMİHAL SEADET-İ EBEDİYYE kitabında vardır.

...............
NOT:
Yukarıdaki iki yazı; Mehmet Oruç'un 30-31 Aralık 2008 tarihlerinde Türkiye Gazetesi'ndeki köşelerinden alınmıştır...

 


.

HEADER

Guest24-03-2009 00:20#9
Yazınızı çok beğendim TEŞEKKÜRLER ama ben şuan hicri ve miladi takvime göre hangi yılda olduğumuzu arıyorum. Yani 2009 yılının.

[CEVAP: www.turktakvim.com adresinden görebilirsiniz. ]
Alıntı
Guest30-12-2008 14:21#8
Hicri senemiz, ve 2009 yılı hayırlara vesile olsun... Tüm dünyaya güzellikler getirsin. Barış ve huzur dolu bir yıl olsun... Ağlayan gözler gülsün, mazlumların ahı yerde kalmasın... Tüm sevgi ailesi de gönüllerindeki güzelliklere kavuşsun... Amin efendim amin...

MELİKE
Alıntı
Guest29-12-2008 15:22#7
Hicri yılınızı kutlar, herkes için hayırlı bir yıl olmasını Allah-ü Teala'dan temenni ederim.

ALPER KORKMAZ
Alıntı
Guest29-12-2008 12:17#6
Hicri yılınızı kutlar, herkes için hayırlı bir yıl olmasını temenni ederim.
Sevgiler kere sevgiler...

E.E.E.
Alıntı
Guest29-12-2008 12:14#5
Bütün Sevgi Ailemizin ve islam âleminin Hicrî yeni yılını tebrik eder, hayırlara vesile olmasını dilerim...

KARANFİL
Alıntı
Guest28-12-2008 12:53#4
Hicri yılbaşımızın hayırlara vesile olmasını Yüce Rabbimden dilerim...
Umarım bu yeni yılımızda İslam Alemi daha kuvvetle birbirine bağlanıp emir ve yasaklara daha çok riayet ederek yaşar ve zulüm altındaki kardeşlerimizi hiç bir şekilde yalnız bırakmayız.
Bu sayfaya emeği geçip bizleri buluşturan MUAMMER ERKUL'UN DA HİCRİ YILBAŞINI KUTLAR UZUN VE BEREKETLİ ÖMÜRLER DİLERİM...

SEVİL
Alıntı
Sultan Yürük28-12-2008 12:50#3
Gerçek yeni yılımız kutlu olsun dostlar.
Bütün İslam Alemine hayırlara vesile olması temennilerimle.
Sevdiklerinizle ve ailenizle birlikte huzurlu ve sağlıklı olarak nice yeni yıllara ermenizi dilerim.
Saygım ve dualarımla selamlar...

SULTAN YÜRÜK
Alıntı
Guest28-12-2008 10:57#2
Yeni sene inşallah hepimiz için hayırlı olur. Bize ve ülkemize inşallah huzur getirir...

ÇİĞDEM
Alıntı
Guest28-12-2008 08:55#1
"Yılbaşı"nı çok güzel dile getiren harika bir yazı olmuş... Teşekkürler abicim...
Selam ve dua ile...
Nice güzel, hayırlı yıllara erişebilmeniz ümidiyle...
Sevgi ailesine hürmetler...

HÜMEYRA
Alıntı

Yorum ekle

Yorumlarla ilgili bilgilendirmeyi göster


Güvenlik kodu


Yenile