Seyir Defteri - 16 Ekim 2008 (Hüdayi yolu)
Hüdâyî yolu
“1860’dan beri hayal edilen tünelin son tüpleri de birleşti.
Başbakan 60 metre derinde Boğaz altından yürüdü.”
Bunları okurken gazetelerde, dedik ki;
“Hüdâyî yolu’ndan tekrar bahsetmenin zamanıdır!..”
“Okuyacağınız yazıdaki konu, acaba Hüdâyî hazretlerinin bir kerametinin günümüzde ortaya çıkması mı?” Sorusuyla başlayan ilk yazımızı 27.07.2006 günü yayınlamıştık.
[“Hüdayi yolu” ve ismimizi] yazarsanız, destek verenlerle birlikte o yazıları internetten (ve sitemizden) okuyabilirsiniz…
Ki özeti şudur:
………
Ahmed Han, yaptırmak istediği büyük caminin temel atılmasına hocasını da davet etti. Böylece temele ilk kazmayı Aziz Mahmud Hüdâyî hazretleri vurdu ve padişahın kendisi de yoruluncaya kadar temel kazdı...
Sultanahmet camiinin açılışı ve ilk Cuma hutbesini okumak için de yine büyük veli davet edildi. Fakat o sabah bastıran sağanağın ardından öyle bir fırtına patladı ki; Üsküdar’dan Sarayburnu’na geçmek imkânsız oldu… Hüdâyî hazretleri ise söz vermişti; kimsenin denize açılamadığı o havada kiraladığı kayığa besmeleyle bindi. Yanına atlayan sadık talebeleriyle birlikte Sarayburnu’na doğru açıldılar...
İşte o zaman beklenmedik bir şey daha oldu: Allahü tealanın izniyle Hüdâyî hazretlerinin kerameti zuhur etti: Azgın deniz her yönden kayığa bir boy mesafe kala duruluyor, fırtınanın korkunç dalgaları kayığa hiç tesir etmiyordu!.. Böylece o gün Aziz Mahmud hazretleri ve yanındakiler sanki bir tünel içinden geçer gibi karşıya geçip, endişeyle kendilerini bekleyen Sultan Ahmed Han ile buluştular.
Üsküdar ile Sarayburnu arasındaki bu yola “Hüdâyî Yolu” dendi ve bazı kayıkçılar yıllarca, fırtınalı havalarda bu yolu kullandılar.


Bu yol... Yani Aziz Mahmud Hüdâyî hazretlerinin geçip gittiği o dualı yol;
Üsküdar ile Eminönü-Sarayburnu arasında; köpürse kudursa bile denizin tesir etmediği bir geçittir... İşte bu yüzden, şu anda, tam da aynı çizgiye... Yani Üsküdar ile Eminönü-Sarayburnu arasına, suyun altına döşenecek tüplerle yapılmakta olan geçidin ismine de; “HÜDÂYÎ YOLU” denmesi, en münasiptir!..
“Tüp geçitten geçtim” demek yerine; Aziz Mahmud hazretlerinin sandalı ile suya çizerek, bugünler için işaret ettiği “HÜDAYİ YOLU”ndan geçmek isteyenler; bu ismin yayılmasına çaba göstermelidirler...
-------------
Hüdayi Hazretleri'ni...
Ve onun kerametlerinden biri olan "Hüdayi yolu"nu konu edinen menkıbenin ses kaydı...
Aşağıdaki bağlantı adresine tıkladığınız zaman bu ses kaydına ulaşabilirsiniz...
http://www.dinimizislam.com/detay.asp?Aid=4416
| < Önceki | Ana Sayfa | Sonraki > |
|---|
Yorum ekle
Dikkat : Buraya yazdığınız yorumlar, onaylandıktan sonra yayınlanmaktadır. Yorumunuzda, gerekli görüldüğü takdirde değişiklik, düzeltme vb. yapılabilir. Yorumunuz hiç yayınlanmayabilir. Bu konuda anlayışlı olmanızı rica ediyoruz.
Türkçe yazanlar için hatırlatmalar:
- Cümle büyük harfle başlar, nokta ile biter.
- Noktadan sonra boşluk bırakılır, yeni cümle başlar.
- 'gelcem, gitcem, gidiyom' denmez 'geleceğim, gideceğim, gidiyorum' denir.
- 'Herkez' denmez 'herkes' denir.
- 'bU şEkiLDE' yazmak sadece okuyanı yorar.
- 'Yanlız' değil 'Yalnız' denir.
- 'ğ' harfi 'g' şeklinde yazılmaz.
- 'Dahi' anlamındaki 'de' ayrı yazılır. Yani 'Bende, sende' denmez, 'Ben de, sen de' denir.
- 'Geldimi?' yazılmaz 'Geldi mi?' yazılır. Soru takıları ayrı yazılır. 'OKmi?' değil, 'Tamam mı?' denir.
- 'ahmet, belgin, duru' denmez. 'Ahmet, Belgin, Duru' denir. Özel isimlerin, illerin, ülkelerin ilk harfleri büyük yazılır.
- 'ki' eki, bağlaç olarak kullanılıyorsa ayrı, ilgi zamiri ve yapım eki olarak kullanıyorsa birleşik yazılır. Ayşe'ninki, evdeki, sabahki, dünkü, bir de baktim ki.. gibi.
- 'v' yerine 'w' yazılmaz.
'Vazgeçtim, yazmıyorum' demeyin. Öğrenmesi çok kolay ;-)
Yorumlar
TUNİKE
Nimete kavuşanlara afiyet olsun.
:-)
GÖLÇİÇEĞİ
Teşekkürler Muammer Erkul.
ŞAHİKA ATEŞ
"LÜTFEN ATA SİZ BİNİN Kİ BİZ ARDINIZCA YÜRÜRÜZ!.."
"Alah sensin, veren sensin, kılan sen;
Ne verdinse odur, dahi nemiz var?.."
MUAMMER
Bilmem kaç kez dinledim "O Mübarek Zat"ı anlatan kasedi... Kaç kez ağladım, kaç kez dinlettim başkalarına, bilmiyorum... Ama;
- Çaylaaaarrr, tavşan kanı bunlarrrrrrr... "Şangırrr!.."
- Ne yaptın yabancı, dikkat etsene!..
- Kayıkçı... Kayıkçı arıyorum...
- Kayıkçılar kahvesi zaten burası..." diyerek başlayan, TGRT sesli yayınlarından, şimdilerde cd.leri de bulunabilen, o kaset...
Oğlum olsaydı adını kesinlikle "Hüdai" koyacaktım. Nasip!..
"Ömründe bir kere kabrini ziyaret edip "Fatiha" okuyanların O'nun manevi korumasında olduğu, öleceklerini bilecekleri ve de ölümlerinin denizde olmayacağı müjdesi, sanırım bizlere en güzel müjde olsa gerek...
İnşaallah O(nun) yol(un)dan gitmek bizlere de nasip olur...
Müjdeler kere müjdeler...
KADİR ÇETİN
KOSOVALI
SEYİT ÇAKICI
Sevgiler kere sevgiler:-)
AKIN
Rabbim herşeyi ayarlıyor. Siz yeter ki
iyi bir kalp ile yola çıkın. İyi niyetle istemenin sonu da böyle iyi oluyor işte.
Sevgiler kere sevgiler :-)))
CEVRİYE ARISOY YAVUZ
Allahü teala tüm muhterem abilerimden razi olsun, ayrica aile din ve dünya saadeti ihsan eylesin, amin.
Bizi de onlar gibi olmayi nasip eylesin. Amin...
Bahçıvan, bir gül için bin dikene su verir. ABDÜLHAKîM-İ ARVÂSî "KUDDİSE SİRRUH"
"Büyüklerin sözü, sözlerin büyüğüdür."
"Evliyanın sözünde rabbani tesir vardır."
Allahü teala sizi ve bizi büyüklerimizden ayırmasın. Amin.
Selam ve dua eder ve kiymetli dualarinizi istirham ederim.
ZEKİ
Allah(cc)a hamdü senalar olsun. Allah(cc)ın selamı bereketi üzerinize olsun. Allah(cc)ın sevgili Kulları...
(...diye başlayan ve çok fazla uzun ve çok da derin konuları anlatmaya çalışan yazınız, bize ağır gelir sayın Hacı Bayazit.
Dini veya flsefi bir site değiliz malum. Burada genellikle "yazıdaki konu ile ilgili" yorumları okunmaya açıyoruz...
Anlayışla karşılayacağını zı umuyoruz efendim...
Site Yönetimi)
HACI BAYAZIT
MASUM
Adını her anışımda yüreğimi titreten bir büyük Hakk sevgilisi...
Ne büyük bir hayranlık vesilesidir, Hüdai hazretlerinin nefsine karşı verdiği mücâdele öyle değil mi sevgili kardeşlerim? Kadılıktan pazarda ciğer satmaya uzanan bir yol. Ve hocasının abdest suyunu aşkının ateşinde kaynatacak kadar yüce bir makama erişme...
Şimdi bu yazıyı okurken yepyeni tebessüm çiçekleri açtı zihnimde. Dip not olarak geçilen ifade, yani yazının siteye konduğu günün gönüller sultanının vefat gününe denk gelmesi bir ılık esinti değil de nedir ötelerden?..
Hani bir büyüğümüz vardı, "işler ayarlı" diyen. Bilenler biliyor ya!.. Allah bizleri de bilenlerden eylesin...
Aşk yolunun o nadide incisine duyduğum derin hayranlığı ve de sevgiyi anlatmaya kifayetsiz kalır benim kelime dağarcığım. Ama Muammer beyin bu özel yazısına istinaden birkaç satır yazmadan geçemedim işte...
Zahiri âlemde herkesçe görünen bir yol açılıyor şimdi, kimileri tüp geçit diyecek adına, kimileri kendilerince bir başka isim verecek. Ama aşk yolunun müntesipleri o yolun gerçekte ne olduğunu, ve nereye ulaştırdığını çok iyi bilecek...
Allah cümlemizi aşk yoluna, o görünmeyen ama hep var olan tüp geçide eriştirsin dilek ve dualarımla...
MEHTAP
Bir müslüman, bir İslam âliminin veya evliyanın ruhuna, ömründe bir kere bile olsa, bir Fatiha okuyup hediye etse, o zat, bu iyiliğin altında kalmaz.
Mutlaka o kimseye şefaat eder. (http://www.dinimizislam.com/detay.asp?Aid=1914)
LALE
Bu sabah takvim yaprağına baktığımda ise şöyle yazdığını gördüm:
AZİZ MAHMUD HÜDÂYİ HAZRETLERİNİN VEFÂTI (1628)
Belki bir Fatiha göndermek isteyen olur diye yazdım...
:-)
MUAMMER