Gürbüz Azak'a Saygı programı
Ünlü ressam ve çizgi romancı,
köşe yazarı ve romancı
Gürbüz Azak'a Saygı programı...
İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür A.Ş., ilim ve fikir dünyamızın tanınmış isimleri için düzenlediği “anma ve saygı” programlarına devam ediyor.
Cuma günü ise Gürbüz Azak için özel bir gün düzenleniyor.

ESKADER ve İ.B.B. Kültür A.Ş. işbirliğiyle düzenlen saygı programının Aralık ayı konuğu Babıali'nin usta kalemi Gürbüz Azak olacak. 3 Aralık Cuma günü Tarık Zafer Tunaya Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilecek olan etkinliğin başlama saati 18.30...



Babıali'nin usta kalemi Gürbüz Azak için Anma ve Saygı Programı'nda "Yakınlarının Gözüyle" bölümüne katılacak olan konuşmacılar ise şöyle:
Ali Hakkoymaz
Can Alpgüvenç
Cihat Zafer
Ekrem Kaftan
Etem Çalışkan
Hüseyin Sarıkoç
İbrahim Özdabak
Muammer Erkul
Mustafa Nadir Önay
Uğur İlyas Canbolat
Ümit Şimşek
Yurdagün Göker




Gürbüz Azak’a Saygı Programı
Elif Çelik (Sanatalemi.net)
Türk basın ve sanat dünyasının sevilen isimlerinden gazeteci, ressam ve yazar Gürbüz Azak için bir saygı programı düzenleniyor.
Edebiyat Sanat ve Kültür Araştırmaları Derneği (ESKADER)’nin İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür A.Ş. ile birlikte düzenlediği program, 3 Aralık Cuma günü saat 18.30’da Tünel’de Tarık Zafer Tunaya Kültür Merkezi’nde
başlayacak.
Mehmet Nuri Yardım’ın yöneteceği toplantıda Üstün İnanç, Hüseyin Gökçe ve Mustafa Nadir Önay Gürbüz Azak’ın gazeteciliği, yazarlığı ve dostluğu hakkında konuşacaklar. Sanatkârın yakın dostlarından Ali Hakkoymaz, Can Alpgüvenç, Cihat Zafer, Ekrem Kaftan, Etem Çalışkan, Hüseyin Sarıkoç, İbrahim Özdabak, Muammer Erkul, Recep Aslan, Uğur İlyas Canbolat, Ümit Şimşek ve Yurdagün Göker de müşterek hâtıralarını nakledecekler.
Programın sonunda Türk müziği sanatçısı Mehmet Akça, Gürbüz Azak’ın sevdiği bestekârlardan Sadettin Kaynak ile Refik Fersan’ın bestelediği eserleri seslendirecek. Dinleyiciler, toplantının ardından Gürbüz Azak’ın eserlerinden, fotoğraflarından ve yazılarından meydana gelen sergiyi gezebilecekler. Katılımın serbest olduğu toplantıyla ilgili ayrıntılı bilgi almak isteyenler, 0 (212) 5112323 ve 5112324 numaralı telefonları arayabilecek veya www.sanatalemi.net sitesini ziyaret edebilecekler.
BÂBIÂLİ’NİN SEVİLEN SİMÂSI
Basın dünyamızın saygın isimlerinden olan Gürbüz Azak, 5 Temmuz 1938 tarihinde Denizli Acıpayam’da doğdu. Zehra ve İbrahim Azak’ın oğludur. Yazı ve kitaplarında zaman zaman Nedim Gürbüz, Oğuz Akalın ve Aliş imzalarını
kullandı. Denizli Lisesi ve İstanbul’da Devlet Güzel Sanatlar Akademisi’ndeki öğrenimi sırasında bir çok değerli hocadan ders aldı. Gazeteciliğe, 1961 yılında Hür Vatan gazetesinde ressam ve grafiker olarak başladı. Daha sonra birçok gazetede değişik görevlerde bulundu, köşe yazarı oldu. Bâbıâli’de tanımadığı gazeteci, çalışmadığı gazete yok neredeyse. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti ve ESKADER üyesidir. Yazıları muhtelif dergilerde yayımlandı ve ilgiyle okundu. Dergilerdeki yazı, çizgi ve şiirleri Nasır (1957-59), Şiir (1961), Saygı Edebiyat (1966), Türk Edebiyatı (1966-67), Boğaziçi-Köprü (1982-84) ve Doğuş (1985-88, Oğuz Akalan imzasıyla) gibi dergilerde yer aldı.1984 yılında İnanç Dergisi tarafından “Yılın Ressamı”, 1994’te Türkiye Gazeteciler Cemiyeti tarafından “Yılın Gazetecisi” seçildi. Deli Balta adlı çizgi romanı filme alınıp dokuz bölüm halinde TGRT’de yayımlandı (1990-91).
Türk kültür tarihine önemli katkıları olan Gürbüz Azak evli ve iki çocuk babasıdır. Eserleri şunlardır. Deneme: Dostlara Mektup (1977, Nedim Gürbüz adıyla), Sizi Biri Arıyor (1985), Atlar Hazır mı? (1990), Dünyayı Ölüler Yönetir (1997); Araştırma-İnceleme: Anadolu Cayır Cayır (Osmanlıda İsyanlar, Nedim Gürbüz adıyla, 1978), Üç Bin Türk Motifi (Orta Asya’dan Avrupa İçlerine Motiflerimiz,1983); Mizah: Reis Ne Almış (Mizahî hikayeler, N. Gürbüz adıyla,1978), Kaybolan Kuyruk (1997); Hâtıra: Güzel İnsanlar (1987), Meşhurları İlk Görüşüm (1997), Gazeteci Milleti (1997); Roman: Kırk sekiz Kırk dokuz Elli (1997), Tatar (2010); Biyografi: Ben Adnan Menderes (1997); Çocuk Kitabı: Nasrettin Hoca Serisi (Resimli 1983)
| < Önceki | Ana Sayfa | Sonraki > |
|---|
Yorum ekle
Dikkat : Buraya yazdığınız yorumlar, onaylandıktan sonra yayınlanmaktadır. Yorumunuzda, gerekli görüldüğü takdirde değişiklik, düzeltme vb. yapılabilir. Yorumunuz hiç yayınlanmayabilir. Bu konuda anlayışlı olmanızı rica ediyoruz.
Türkçe yazanlar için hatırlatmalar:
- Cümle büyük harfle başlar, nokta ile biter.
- Noktadan sonra boşluk bırakılır, yeni cümle başlar.
- 'gelcem, gitcem, gidiyom' denmez 'geleceğim, gideceğim, gidiyorum' denir.
- 'Herkez' denmez 'herkes' denir.
- 'bU şEkiLDE' yazmak sadece okuyanı yorar.
- 'Yanlız' değil 'Yalnız' denir.
- 'ğ' harfi 'g' şeklinde yazılmaz.
- 'Dahi' anlamındaki 'de' ayrı yazılır. Yani 'Bende, sende' denmez, 'Ben de, sen de' denir.
- 'Geldimi?' yazılmaz 'Geldi mi?' yazılır. Soru takıları ayrı yazılır. 'OKmi?' değil, 'Tamam mı?' denir.
- 'ahmet, belgin, duru' denmez. 'Ahmet, Belgin, Duru' denir. Özel isimlerin, illerin, ülkelerin ilk harfleri büyük yazılır.
- 'ki' eki, bağlaç olarak kullanılıyorsa ayrı, ilgi zamiri ve yapım eki olarak kullanıyorsa birleşik yazılır. Ayşe'ninki, evdeki, sabahki, dünkü, bir de baktim ki.. gibi.
- 'v' yerine 'w' yazılmaz.
'Vazgeçtim, yazmıyorum' demeyin. Öğrenmesi çok kolay ;-)
Yorumlar
Dediğin gibi, evet duygusal bir fotoğraf.
Ve bence bu kare Gürbüz Abimizin en iyi görüntülerinden biridir.
.....
(Fotoğrafın ne zeman çekldiğine tarih vermek için yazıyorum:
Toplantı bittikten sonra vapura doğru indik, ama Sirkeci kalabalık. Caddenin karşısına, sahile geçemiyoruz. Ne oluyor? Dedik. Papa geçecek dediler, mecburen bekledik!..
Bu görüntü işte o günün akşamüstü çekilmişti.)
M.E.
Haticekiz
Vesile olan sayın Muammer Erkul abimizdir okumamıza:)Teşe kkür ediyorlar bana. Asıl bu teşekkürler saygıdeğer (usta) Gürbüz AZAK ve bizlerle tanıştıran, tavsiye eden Abimize'dir:)
Levent
Çizgi film/romanlardaki çakan şimşek şekillerine... :)
O sivri çizgilerin ardında yumuşacık birşeyler vardı ki, bayıla bayıla okurduk yine de.
Böyle "Anma/Saygı Programı"nın "yaşayan" bir insan için yapıldığını görünce gayri ihtiyari; "Aa, o ölmedi ki daha!?" filan diyesim geliyor!
Hani âdettendir(!) bizde, böyle programlar kıymetli şahsiyetlerimiz "öldükten sonra" yapılır(dı) ya! O sebepten...
Milletçe, yaşayanlara teşekkür etme beceriksizliğim izin tezahürüydü sanırım bu davranış. Ve değişiyor belli ki...
Ne güzel. :)
Hicran Seçkin