Sevgi Ailesinden Haberler

Asude büyüdü!


Geçen sene bu zamanlar, Asude'ye, bize yaşattığı güzellikler için [bu köşede] teşekkür ederken şimdi bir kardeşi olacağı ve abla sıfatını alacağını bilemiyorduk.
Bu saatten sonra hem yeni yaşın için hem de iyi bir abla olduğun için teşekkür ederiz sana güzel kızımız...

En az bizim kadar heyecanlı, en az bizim kadar istekli...
Hatta kardeşi ağlayınca bize fırça atacak kadar sahipleniyor.
Kızımızdan çok memnunuz.
İyi bir abla olup kardeşini de kendisi gibi sevimli yapacak inşaallah...

Derya ve Süleyman Eldeniz


      

 

Abla olduummm!.. (Asude)

Ben abla oldum.
Benim de artık bir kardeşim var.
Kardeşim olmasına çok sevindim ama, bana getirdiği Deniz kızına daha çooook sevindim.
Tam da istediğim oyuncaktı:)))

NOT: Asude'den sonra, 18.04.2012 saat 9:07' de, 
bir de MEHMET YAĞIZ' ımız dünya'ya geldi.
Bu haberi Sevgi Ailesi ile paylaşmak istedik.

İşte oğlumuzun ilk fotoğrafı               :

Sevgiyle kalın.

Derya ve Süleyman Eldeniz 

 

Ben de hala oldum :)

Fıstık gibi bir oğlumuz oldu.
Muhammet Kayra'mız...
E ben şimdi hala mı oldum :)))

YILDIZ

 

Uluslararası Hikaye Anlatımı Konferansı


Sitemizin takipçilerinden, sevgili kardeşimiz Utku Öztürk'ün de içinde bulunduğu bir ekip,
çok ilginç bir etkinliğe daha imza atıyor.
Siz de iştirak edebilirsiniz.
Lütfen aşağıdaki satırları dikkatle okuyun: 


Uluslararası Hikaye Anlatımı Konferansı'nda
Hikayeler Dile Gelecek
 


İhlas Koleji'nin düzenlediği ve dünyanın en iyi hikaye anlatıcılarını bir araya getiren organizasyon hikaye anlatımının eğitimdeki rolünü işleyecek.
Türkiye'nin dört bir yanından eğitimcilerin izleyeceği konferansta farklı kültürlerden canlı hikaye anlatım performansları da olacak.
Türkiye'yi ise Hasan Kaçan Ekmek Teknesi'ndeki Heredot Cevdet tiplemesi ile temsil ederek 15.15 ile 15.30 arasında sahne alacak.
Bu kısa gösteri haricinde programın tamamı İngilizce olacak.

 


7 Nisan Cumartesi tam gün sürecek etkinliğe katılmak isteyenler
ücretsiz olarak 
http://www.storytellingconf.org adresinde Registration bölümünden kayıt yaptırabilirler.


 

 

 

Yılmaz Öztuna’yı anma toplantısı


Başyazarımız Yılmaz Öztuna’yı anma toplantısı
23 Şubat 2012 Perşembe
Türkiye Gazetesi

Kısa bir süre önce hayata veda eden Başyazarımız Tarihçi Yılmaz Öztuna için anma toplantısı düzenleniyor.



Kısa bir süre önce hayata veda eden Başyazarımız Tarihçi Yılmaz Öztuna için anma toplantısı düzenleniyor. ESKADER’in düzenlediği toplantıda Yılmaz Öztuna’yı yakından tanıyan tarihçiler, gazeteciler, edebiyatçılar, müzikologlar ve aile dostları konuşacak. Toplantı, bugün Cağaloğlu’ndaki Timaş Kitapkahve’de saat 18.00’de yapılacak. Edebiyat Sanat ve Kültür Araştırmaları Derneği (ESKADER)’in her hafta düzenlediği “Bâbıâli Sohbetleri” çerçevesinde gerçekleşecek olan toplantıda Yılmaz Öztuna’nın tarihçiliği, yazarlığı, gazeteciliği ve eserleri üzerinde durulacak. Tarihçiler, gazeteciler, dostları ve okuyucuları Yılmaz Öztuna hakkındaki duygu ve düşüncelerini dile getirecek, tarihçiliğimize getirdiği yeniliklere temas edecekler. Yavuz Bülent Bâkiler, İsmail Yağcı, Dursun Gürlek, Süleyman Bağlan, Hüseyin Sarıkoç, Hüdavendigâr Onur, Mehmet Fatih Can, Ünal Bolat ve Muammer Erkul, merhum Yılmaz Öztuna hakkındaki duygu ve düşüncelerini dile getirecekler.
www.sanatalemi.net

 

Hoşgeldin Çınar :)

Ben de Artık teyze oldum :))

02.02.2012 'de Çınar'ımız dünyaya geldi. Cennet kokulu melek...
Allah'ım uzun ömür versin. Dert, keder göstermesin.
Sevgi ailemizin yeni ferdi :)) 

Tuğba Selçuk

 

Hâris Emir hoşgeldin :)





Sevgi ailemizden olan Sevilay Ayas ve Yılmaz Ayas'ın 02.02.2012 günü bir bebeği oldu.
Ailemize hoşgeldin Haris Emir :)
İyi ki geldin...
Kuzeninin fotoğrafı çekip gönderen Zeynep Ataş'a teşekkürler..
.
Biz de bebeğe maşallah diyoruz; sağlıklı, hayırlı, uzun ömürler diliyoruz.

 

TRT Belgesel'in konuğu Muammer Erkul


 

Mehmet Nuri Parmaksız’ın TRT Belgesel’deki Konuğu: Muammer Erkul 
(18 Kasım 2011, saat:10.00-11.30)

 

İLESAM Genel Başkanı Mehmet Nuri Parmaksız, TRT Belgesel’de Cuma günleri sabah saat 10-11.30 arasında canlı olarak yayınlanan "Canlı Yayınlar Odası” adlı programının 18 Kasım 2011 Cuma günü konuğu yazar Muammer Erkul oluyor...

Canlı yayın proğramına katılmak isteyenler için ekranda telefon numaraları yayınlanacak.
 

Yıllardır kültür ve sanat çalışmaları ile topluma, edebiyatımıza ve kültürümüze hizmet etmeyi amaç edinen İLESAM'ın Genel Başkanı Mehmet Nuri Parmaksız; Türk Edebiyatına ve Türk kültürüne hizmet etmek” anlamında TRT Belgesel’in "Canlı Yayınlar Odası" proğramının önemli bir işlevi üstlendiğini söyledi.

 

 

 

 

 

TRT BELGESEL

"CANLI YAYINLAR ODASI" PROGRAMI
18 Kasım CUMA günü saat: 10.00-11.30

 

 

PROGRAMIN TEKRARI: 
19 Kasım 2011 CUMARTESİ sabah 05.00'TE TRT BELGESEL'DE

***


 

 

Muammer Erkul'a mektup yazmak isteyen var mı?

Hep Sevgili Muammer Erkul yazacak biz mi okuyacağız?
Biraz da biz yazalım zat-ı ali okusun.
Kocaman bir sevgi ailesi olduğumuzdan dolayı ve herkesin bu konuya canla başla iştiyak edeceğinden ötürü sadece şağıdaki boşluğu doldursak yeter, Muammer Bey'i çok yormayalım ki yazmaya hemen başlasın =)

Muammer Erkul'dan yeni bir kitap istiyorum. Çünkü Muammer Erkul'dan ................ tarzında bir kitap okumak istiyorum.

 

Canlı Yayınlar Odası


Mehmet Nuri Parmaksız’ın

TRT Belgesel’deki Konukları


[Her Cuma sabah 10.00-11.30 arası]

 

İLESAM Genel Başkanı Mehmet Nuri Parmaksız, TRT Belgesel’de Cuma günleri sabah saat 10-11.30 arasında canlı olarak yayınlanan "Canlı Yayınlar Odası adlı programın kültür-sanat bölümünün program danışmanı olarak 21 Ekim 2011’den itibaren programlara başladı.

21 Ekim’de Cemal Safi’yi, 28 Ekim’de Bahattin Karakoç ve yazar Huriye Saraç’ı; 4 Kasım 2011'de Yahya Akengin ve Şevki Dinçal'ı konuk eden Parmaksız’la “Canlı Yayınlar Odası”, kültür-sanat programları içinde muhtevası ve konuklarıyla önemli programlar arasında yer alacağını şimdiden hissettiriyor.

Yıllardır kültür ve sanat çalışmaları ile topluma, edebiyatımıza ve kültürümüze hizmet etmeyi amaç edinen İLESAM Genel Başkanı Mehmet Nuri Parmaksız, “birçok ekonomik ve sosyolojik sorunun altında sanattan uzaklaşan bir toplum olmamızın etkili olduğunu, “edebiyatı ve sanatı” önemsememiz gerektiğini, bu programla birinci hedefinin “
Türk Edebiyatına ve Türk kültürüne hizmet etmek” olduğunu, bu konuda özellikle televizyon kanalları içinde TRT Belgesel’in önemli bir işlevi üstlendiğini” söyledi.


İLESAM Genel Başkanı Mehmet Nuri Parmaksız “Canlı Yayınlar Odası” programı konusunda, “kültür ve sanat hayatımız açısından konuklarla yaptığımız sohbetlerde işlenen konularla tarihe not düşmeye çalışıyoruz.
Programın sunucusundan, yapımcısı ve rejisine kadar ekip olarak güzel bir uyumun olduğunu; önümüzdeki haftalarda; şiirden edebiyata, tarihten-sanata
Mustafa Armağan, İskender Pala, Elif Şafak, Ataol Behramoğlu, Hilmi Yavuz,  Muammer Erkul,  Semih Sergen
gibi önemli isimlerle programın daha da zenginleşeceğini” söyledi.





www.mehmetnuriparmaksiz.com

TRT BELGESEL
TRT BELGESEL
CANLI YAYINLAR ODASI PROGRAMI
HER CUMA
SAAT : 10.00-11.30
PROGRAM TEKRARI: 
CUMARTESİ SABAH SAAT 05.00'TE
TRT BELGESEL'DE



***

 

 

 

 

Kurban işini çözdünüz mü?..

 

Kurban kesme işini henüz halledememiş olup ta
Hem dine hem usulüne uygun ve hem de pratik çözüm arayanlar için
bir alternatif tavsiye ediyorum:

Çamlıca Öğrenci Yurdu

Çamlıca Eğitim Kültür ve Sosyal Hizmetler Derneği

 

Hasan Gümüş

0505-384 24 90

www.camlicayurdu.org

Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir


HASAN GÜMÜŞ BEY HEM ARKADAŞIMIZ
HEM DE ÇAMLICA YURDU MÜDÜRÜDÜR.
KENDİSİYLE İRTİBATA GEÇERSENİZ
BU KONUDA SİZE YARDIMCI OLACAKTIR...


Banka Hesap No: İş Bankası Çamlıca Şb. 1181- 260492

IBAN: TR420006400000111810260492

 

 


 

 

TARİHİ ZEVKLE OKUMAK...



  TARİHİ, ZEVKLE OKUMAK…                                      

Osmanlı Devleti’nin kuruluşunu
bir de Tuba Karabey’in
Gizemli Çınar
ından dinleyin… 

 

KTB, Osmanlı Türk tarihi ve kültürel yayınlar yapan bir yayınevi olarak misyonunu bozmadan yoluna devam ediyor. Yayınevi bu sefer karşımıza ilköğretim çağındaki okurlarına hitap eden bir eser ile çıkıyor. Yayınevi “Gizemli Çınar” serisini şu şekilde takdim ediyor :

 

Her mesleğin bir âleti, her yolun bir vâsıtası olduğu gibi her yaşın da bir eğitimi vardır. İlköğretim, Lise ve Üniversite yılları öğrenmenin en belirgin dönemleridir. Çocuğa ilk verilen bilgiler, mermere kazınan yazı gibidir. Kaybolması, değişmesi çok zordur. Son dönemlerinde aldıkları bilgiler ise toprak ve su üzerine yazmak gibi olmaktadır. Bu itibarla çocuğa ilk dönemlerinde doğru ve faydalı bilgileri sunmalı ve vermelidir. Manevî ve maddî değerlerini, kültürünü, dilini, tarihini en tatlı bir üslupla kendisine aktarmalı ve sevdirmelidir. İşte KTB yayınları şanlı tarihimizi ilköğretim çağındaki çocuklarımız için kaleme alınan eserleri de yayınlamaya başladı. Geleceğimizin kıymetli gençlerinin istifadesi ve en kısa zamanda ikinci kitapta buluşabilme temennisi ve dileği ile...”

 

Ormanın içindeki, yaprakların arasındaki seslerin size Osmanlı Devleti’ni fısıldayacağını hiç düşünmüş müydünüz?

 

Tuba Karabey’in kaleme aldığı “Gizemli Çınar/ Bu Çınar dedelerimi nereden tanıyor?” kitabı ilköğretim çağındaki çocuklara sadece Osmanlı tarihini anlatmakla kalmıyor, okurlarını ormanın derinliklerin eğlenceli ve merak uyandıran bir yolculuğa da çıkarıyor.

 

Karabey kitabı hakkındaki ilk ipuçlarını arka kapak yazısında şu şekilde veriyor:

 

“O sabah Şen Orman Ülkesi’nde bir hareketlilik varmış…

Neden mi? Çünkü…

Birden olduğu yerde donakalmış. Yüzüne kocaman bir gülümseme yayılmış. Gözleri şaşkınlıkla büyümüş, büyümüş kocaman olmuş. Çünkü…

İkizler bu ses karşısında biraz ürkmüşler. Çünkü…

 …

Çocukları izleyen o minicik bir çift göz de neyin nesi? Gözü çalılıklara takılmış. Çünkü…

İki kardeş  eğilip toprağa dikkatlice bakmışlar. Bu da yetmiyormuş gibi toprağı dinlemeye koyulmuşlar. Çünkü…

Bütün bu sebeplerin ve çünkülerin sonuçlarını öğrenmek için sayfaları çevirmeye başlayın bakalım…

Haylaz ikizler ile birlikte ormanın derinliklerinde Gizemli Çınar’ın yapraklarıyla tarihi bir yolculuğa çıkmaya var mısınız?

Orman Şenliği başlasın mı?

 

Şenliğe Giderken…

 

“Bin atlı akınlarda çocuklar gibi şendik

 Bin atlı o gün dev gibi bir orduyu yendik”

 

Osmanlı Tarihi’ne damgasını vuran bu mehter marşındaki gibi her sayfasını zevk ve bir sonraki sayfayı merak ederek okuduğumuz kitapta; Ertuğrul Gazi Han, Osman Gazi Han, Orhan Gazi, Murad-ı Hüdavendigar, Yıldırım Beyâzîd Han karşımıza çıkan ve farklı yönleri ile tanıdığıma imkânı bulduğumuz padişahlardır.

 

Padişahların davranışları üzerinden karakter eğitimi de görebileceğimiz 80 sayfalık kitap, padişahların anlatıldığı her bölümde farklı bir hikâye havası vermesine rağmen başarılı geçişleri ve merak uyandıran kurgusu ile okuyucusunun karşısına bir bütün olarak çıkıyor.


“Gizemli Çınar”a Giden Yol…

 

Okurlar kendilerini, ikiz kardeşler Emre ve Merve ile özleştirerek; okul- öğrenci- sosyal faaliyetler çerçevesinde bugünü yaşarken, kitabın alt başlığında olduğu gibi Çınar’ın dedelerini nereden tanıdığının cevabını bulacaklar. Tabi bu cevabı bulabilmeleri için önce kitabı bulmaları gerekiyor… Açılan yeni eğitim ve öğretim yılı vesilesi ile çocuklara verilebilecek güzel bir armağan olan “Gizemli Çınar”a aşağıdaki adres ve telefonlardan ulaşabilirsiniz.


 

KTB Yayınları

Gülbahar Mah. Gülbağ cad. Üveyik Sok. No:13 Mecidiyeköy/ İSTANBUL

 

Tel:    (0212) 216 82 46- 213 80 11

Gsm: (0506) 599 97 13

          (0544) 319 64 34

 

Web: www.ademder.org-www.ktbyayinlari.com

 

e- posta: Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir









 

Öğrencilere kim iftar ısmarlar?..


Bir ara bahsetmiştim, Çamlıca Yurdu var.
Orada, ülkemizin her yanından ve değişik ülkelerden Türkmenistan, Kazakistan, Kırgızistan, Acaristan, Azerbaycan, Lübnan gibi çeşitli Türk/Müslüman ülkelerden gelmiş erkek öğrenciler barınıyor.
Zaman zaman ben de gidiyorum aralarına, birlikte zaman geçiriyoruz...
Yöneticilerini iyi tanıyorum, aralarında çocukluğumdan beri tanıdığım kimseler de var.



Şimdi bu yurtta, Ramazan boyunca kalmakta olan öğrenciler de var...
İftar vakti sizler ailenizle, çocuklarınız anne ve babalarıyla iftar yaparken onlar da orada iftar sofrasında oturup dua ediyorlar...
Çok güzel dualar ediyorlar hem de:
Ümmeti Muhammede, alemi İslama, Türkiye isimli güzel ülkemize, barındıkları yurdu kuran ve koruyanlara...
Ve bir de,
Kime dersiniz?
Kendilerine iftar yemeği ısmarlayanlara...



Ben ve birçok kimse az çok demeden yapıyor bunu.
Siz de yapmak istersiniz, değil mi?
:)
SİZ DE BİR KAÇ ÖĞRENCİYE İFTAR YEDİREBİLİRSİNİZ
ÖYLE DEĞİL Mİ?

Oruçluya iftar yedirenlere bildirilmiş müjdeleri okumuşsunuzdur...
İlim öğrenen Müslüman öğrencilere yardım yapanlara, yemek yedirenlere bildirilen müjdeleri duymuşsunuzdur sanırım...
Bu bir fırsattır ve herkese nasip olmaz... 
Haydi!
Fırsatı kaçırmayalyım.
Bir öğrenciye bir öğün yemek 5 lira...
Sadece 5 liraya bir kişilik yemek...
İster üç, beş kişi isterseniz yüzlerce iftar...
Bilmemiz, hatırlamamız gereken şu: Sadece verdiğimiz, yedirdiğimiz, ikram ettiğimiz gidecek bizimle!
Öyle değil mi?



Bana cevap yazanlara yol gösterir veya Yurt yöneticileriyle irtibatlarını sağlarım...
Şimdiden hayırlarınız ve vereceğiniz iftarlarınız kabul ve mübarek olsun...

M:)

Çamlıca Yurdu'muzun öğrencileri bizimdir, hepimizindir!..


 

Semra Yorulmaz vefat etti

Acı haber tez gelir, derler. Sabahın 04'ü telefon çaldı...
"Yanlış anlamışlardır, haber doğru değildir" filan dedik!..

Zaman zaman olurdu, gece yine 01.30 sularında kasları sıkışmış Semra hanımın. Bu defa ağırmış, kaskatı kesilmiş.
Sonra kalbinde de anormallik başlamış, ambulans çağırmışlar. Hemen gelmiş araç ama "kalbi çalıştırsak bile beyin ölümü gerçekleşmiş" demişler...
Sık sık görüşüyorduk, gece bile Beylerbeyi'nde bahçede mangal yapmışlardı, her şey yolundaydı, haberdardık... Çağlar grubumuzdandılar. Zaten hanımlar grubu bu sabah (24 Temmuz 2011 Pazar) tekrar görüşecekti...

Ne kadar söylesek aynı kapıya çıkacak bu saatten sonra:
Elif ile Ömer annesiz kaldı, ve çocukluğumdan beri hep yakın olduğumuz Enver abimiz de hanımını kaybetti...
İnnâ lillah ve innâ ileyhi râciûn...



Semra hanım, inandığı gibi yaşamaya çalışan titiz, ölçülü, hamarat ve fedakar bir hanımdı.
Genç yaşta, ani ölüm haberi sevenlerini derinden sarstı.
Katılamayanlar da birer Fatiha-i şerif göndersinler en azından...
Cenazesi 25 Temmuz Pazartesi, öğle namazını müteakiben Küçükköy Berat camiinden kalkacak.
Mekanı cennet olsun, sevenlerine sabırlar diliyoruz ve hepimizin başı sağ olsun...


* * * * * * * 

EK

Bugün 13 Eylül 2011 Salı.
Enver Yorulmaz abimizin annesi Hayriye Yorulmaz teyzenin de vefat haberi geldi.
Acı üstüne acı...
Allah rahmet eylesin.
Cenaze bugün ikindi namazını müteakip Adapazarı İhsaneyi camiinden kaldırılacaktır...
Dualarınızı bekliyoruz...




 

 



 

Nadire ile Hakan evleniyorar




Kuzuluk, denince ilk akla gelen simalardan biri de sevgili dostumuz Mehmet Taştan'dır...
Bugünlerde "gülen adam" Taştan'ın yüzü başka bir mutlulukla gülümsüyor, yüreği ayrı bir heyecanla çarpıyor.
Çünkü kızı Nadire'nin düğününe davet ediyor dostlarını, sevenlerini...



Düğün, 14 Temmuz 2011 Perşembe günü,
Kuzuluk Termal Otel'de, saat 18.00 - 22.00 arası olacak.
Davetlisiniz...



Biz de,
önce sevgili gelin ve damat Nadire ve Hakan'ı,
sonra her iki baba Mehmet Taştan ve Mustafa Demirer'i
ve ardından bütün anne, kardeş, aile efradı, akrabalarını, yakınlarını
ve sevenlerini tebrik ediyoruz...


 

Asude'nin yaşgünü



TEŞEKKÜR EDERİZ

(Kızımıza)


Bize yaşattığın mutluluklar sebebiyle ne söylesek senin için az...
Yaptığın bir hareketin, söylediğin her sözün, gelip kucaklarımıza bir kedi gibi sokulmalarının, küsüşmelerinin...
Senin deyiminle 'oynaşmalarımızın, sevişmelerimizin',  yataktan kalkınca kucağımızdan inmeden evi dolaşmalarımızın...
Annenle seni anlatırken gözlerimizde biriken sevinç gözyaşlarının...
İnan ki, maddi manevi tek bir karşılığı var; mutluluk...
Mutluluğumuzsun, inşaallah öyle kalırsın.
Seni çok seven ve sevmeye devam edecek olan annen ve baban diyor ki; iyi ki doğdun ve varsın. Şükründen aciziz.
Beşinci yaşında da mutlu olmaya ve mutlu etmeye devam etmen dileğiyle.

Annen ve Baban.

 

 

Cüneyt Bitikcioğlu Bahadır'ını evlendiriyor :)



Türkiye Gazetesi'nin deneyimli muhabirlerinden gazeteci Cüneyt Bitikcioğlu, oğlu Bahadır'ı evlendiriyor.

"Ekte oğlum Bahadır'ın düğün davetiyesi var, mutlaka beklerim" notuyla gönderdiği davetiyedeki düğün yeri bilgileri şöyle:

Kına: Salon Bodrum
Mandıra Cad. No: 163 Fikirtepe / Kadıköy
(12'ler Camii yanı Fon Market altı)
Tarih: 14 Mayıs 2011 Saati: 18:00 - 22:30

Düğün: Zübeyde Hanım Kokteyl Salonu (Büyük Salon)
Kadıköy Evlendirme Dairesi Yanı Söğütlüçeşme / Kadıköy
Tarih: 15 Mayıs 2011 Saati: 14:00 - 16:30

Not: Düğünümüz yemeklidir.



Sevgi Ailesi olarak biz de Demir ve Bitikcioğlu ailelerini tebrik ediyoruz. 
Hayırlı olsun diyor, mutluluklar diliyoruz... :)


 

Sergi Daveti


Sevgili Muammer Abi,
26 Nisan 2011 tarihinde öğrencilerimizin 500'e yakın eserini sergiliyoruz.

Sizin şahsınızda tüm Sevgi Ailesini davet ediyorum.
Saygılarımla

AYHAN ÖZBEK

Sergi Tarihi: 26 Nisan 2011 - 15 Mayıs 2011
Sergi Yeri: TORIUM ALIŞVERİŞ MERKEZİ
E-5 Karayolu üzeri Haramidere - AVCILAR

Program:
26 Nisan 2011

10.00-10.30 Solo Keman Dinletisi
10.30 Sergi Açılışı
10.45 Kokteyl


 

Şimşek Seramik'imiz açılıyor :)


Sevgi Ailemizin yakından tanıdığı mütahit Burak Göz, Çorlu salı pazarı mevkiinde Şimşek Seramik adlı dükkanını açıyor.
Bugün yani; 25 Mart 2011 günü saat 14.30 'da yapılacak olan açılışa Sevgi Ailesi'nin bütün üyeleri davetlidir.
Dualarla açılışı yapılacak olan Şimşek Seramik'in hayırlı, bereketli olmasını diliyoruz.



Not: "Gelmeyenler için de ikramlardan yenilecektir :)" diyen Süleyman Eldeniz ise, fazla katılım olması ve buna bağlı olarak ikramların yetmemesi halinde, yetmeyen kısmını bizzat kendisinin karşılacak. ;)
Eşe dosta haber verip, rahat rahat gidebilirsiniz yani arkadaşlar... :)



.

 

Malkara'dan Hakan babasını kaybetti

Malkara'dan Hakan Hatay'ın babası Tahir Hatay dün gece vefat etti.

Cenazesi bugün (14 Mart 2011) öğle namazından sonra kılınacak namazı müteakip, Malkara'da toprağa verilecek.

İnnâ lillâh ve innâ ileyhi râciûn...

Allah rahmet eylesin.
Bütün yakınlarının, sevenlerinin ve hepimizin başı sağ olsun...


 

Daimi tuğra sergimiz açıldı.


Merhaba tuğra dostları,
Uzun bir aradan sonra yine taze ve güzel bir haberle beraberiz. Daha
önceki bir duyurumuzda İstanbul Harbiye Askeri Müzesinde tam takım 35
parça tuğra tablolarımızın daimi olarak sergilenmeye başladığını
duyurmuştuk. Askeri müze pazartesi salı hariç hergün saat 09:00-17:00
arası ziyarete açık. Tablolarımız Osmanlı seksiyon ve koridorlarında
Padişah portreleri üzerinde sergileniyor.

Yeni gelişme ise:

İnternette bilfiil ulaştığımız 140 ülkeden ayrı olarak canlı
sergilere hep gayret ediyoruz.
Şirinevler'de Osmanlı Çarşı sinema katında kalıcı daimi bir sergimiz
7 Martta açıldı. Osmanlı çarşının bize sunduğu imkanla klasik
hat'sanatımızın modern uygulaması 35 adet 45x45 cm tuğra
tablolarından oluşan sergi burada süresiz açık kalacak. Bu film
şeridini mutlaka seyrediniz. Çarşının ulaşımı çok kolay. Metronun
Ataköy veya Metrobüsün Şirinevler durağında indiğinizde çarşı sadece
150 m yürüme mesafesinde, Edirne istikametinde E5 yanyol kenarında
dolmuş durakları kıyısında. Toplu ulaşım en iyisi. özel araçla park
problemi yaşarsınız. Yine de özel araçla gelirseniz Bakırköyden
itibaren yan yola girin ve hiç bırakmadan Kadir Has ve Metroport AVM,
Carrefoursa binalarını geçin 200 m sonra dolmuş durakları içinde,
Süvari kozmetik yanında. Çarşı ve sergi hergün saat 10:00-22:00 arası
açık.
Ben Çerkezköy'de olduğum için hergün orada olma şansım yok. Ancak siz
tuğra dostları ile tanışmayı ve hasbıhal etmeyi çok isterim. Bugün
hava şartları kötü ama önümüzdeki hafta sonundan itibaren güzel
havalarda bazı hafta sonları bir program dahilinde orada
buluşabiliriz. Böyle bir program olduğunda en az bir gün önce duyuru
yaparız. Sergiyi gezip yorum, katkı, eleştiri ve taleplerinizi
beklerim. Dileyenlere makul şartlarda tablo sunmaya çalışıyorum.
Sergide özellikle muhteşem tuğra dediğimiz II. Abdülhamid tuğrası ve
en ünlü Kanuni Sultan Süleyman Tuğrası özel ilgi görüyor.
Yanlış tanıtıma maruz kalan Kanuni'nin tuğrasına sahip olmaya ne
dersiniz? Biz hazırız. Programlara katılmak veya sergiyi gezeceğini
bildirecek dostlar lütfen
Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir ana mail adresimize mail
atınız. 
Sergide yapılan ve yapılacak TV
röportajlarını size duyurmaya çalışacağım.
Yakında Facebook'da da yerimizi alıp desteklerinizi istemeyi
planlıyoruz.

Gelin tanış olalım
İşi kolay kılalım
Sevelim sevilelim
Dünya kimseye kalmaz
Yunus Emre

Sağlıcakla kalınız
Dr. Ercan Mensiz
www.tugra.org
"Tuğraların harman olduğu yer"


 

İzmir'in Ziya'ı söndü...



Üçüncü cemre toprağa düştü!..
06.03.2011, 16:53, İstanbul,

Muammer Erkul



Cemre, nedir?
Cemre, düşen bir şeydir... Cemre; bir dalga, bir rüzgâr, bir dönüm noktası ve his gibi bir şeydir...
Cemre, sıcak bir şeyin düşmesidir...
Bugün, yani 6 Mart Pazar günü... Bugün, yani 2011 senesinin 6 Mart'ı ise; üçüncü cemrenin toprağa düşmesidir!
Üçüncü cemrenin, toprağa düşmesidir...



Cemre düşüyor bugün ve toprak ısınıyor, toprak seviniyor; toprağın üstündekiler ise üşüyor, kahroluyor!
İzmir, bir baş dönmesi içinde bugün ve İzmir'in kalbi titriyor!..



Ziya; ışık demek...
Ziya abi ışığıydı ya İzmir'in ve nice İzmirli, Ziya abinin ışığından aydınlanmıştı ya...
Üstelik ben onu bilmiyorum aslında; siz bir de bilenlerden dinleseydiniz Ziya abiyi!
Ben, onunla aynı tarihlerde yaşamış olmakla öğünüyorum sadece; siz bir de onun dizi dibinde olanları bulun...



Bildiğim, sadece; İzmir'de bir ışığın söndüğüdür ve o ışığın yerinin kıyamete kadar hiç dolmayacağıdır...
Lütfen bir Fatiha okuyun, ama okuduğunuzun da okunandan çok okuyana faydası olacağını hatırlayarak!
Lütfen bir Fatiha okuyun ki; fakîrin de kârı sadece bunu hatırlatmak olsun, payı bu olsun, bunu yazmaktan şereflensin.



Allahü teala rahmet eylesin, mekânını cennet eylesin, sevdikleriyle kucaklaştırsın.
Amin diyenleri ve bizleri de büyüklerin şefaatine kavuştursun.
Amiiin, amiiin, amin...

-----------------------------------------------------


(Türkiye Gazetesi'nde yayınlanmış olan vefat ve defin haberleri...)


'Türkiye Gazetesi Temsilcisi Yalçın, vefat etti

06 Mart 2011 Pazar - 11:50

Türkiye Gazetesi İzmir Temsilcisi Yusuf Ziya Yalçın, bugün sabah saatlerinde vefat etti. Evli ve üç çocuk babası Yalçın, iki yıl önce bir akciğer ameliyatı geçirmiş ve bir haftadır da İzmir Yenişehir Göğüs Hastanesinde tedavi görüyordu.

İZMİR - İHA - Türkiye Gazetesi İzmir Temsilcisi Yusuf Ziya Yalçın, bugün sabah saatlerinde vefat etti.
Yusuf Ziya Yalçın, Geçen Cuma taburcu olarak evinde tedavisine geçilen Türkiye Gazetesi ve İhlas Holding İzmir Temsilcisi Yalçın, bugün saat 08.30 da Hakkın rahmetine kavuştu.
Yusuf Ziya Yalçın, 1941 yılında Burdur'un Gölhisar ilçesine bağlı İbecik köyünde doğdu. İstanbul Teknik Üniversitesi İnşaat Bölümünü bitirerek Yüksek İnşaat Mühendisi oldu. Kamu kuruluşlarında görev yaptı. 1980 yılına kadar serbest çalıştı ve o tarihten itibaren Türkiye Gazetesi İzmir Temsilciliğini yürüttü.



Türkiye Gazetesi İzmir temsilcisi defnedildi

06 Mart 2011 Pazar - 18:55
Bu sabah vefat eden Türkiye Gazetesi İzmir Temsilcisi Yusuf Ziya Yalçın, İhlas Holding Yönetim Kurulu Başkanı Enver Ören ve İhlas Holding yöneticileri ve çalışanları, yakınları ve sevenleri tarafından son yolculuğuna uğurlandı.

Türkiye Gazetesi İzmir temsilcisi defnedildi
 
Türkiye Gazetesi İzmir temsilcisi defnedildi
İZMİR - İHA - Bu sabah vefat eden Türkiye Gazetesi İzmir Temsilcisi Yusuf Ziya Yalçın son yolculuğuna uğurlandı.
Geçirdiği akciğer rahatsızlığı nedeniyle bir haftadır İzmir Yenişehir Göğüs Hastanesi'nde tedavi gören Yusuf Ziya Yalçın'ın vefatı, 30 yılı aşkın hizmet verdiği İhlas grubunda büyük üzüntüye sebep oldu. İhlas Holding Yönetim Kurulu Başkanı Enver Ören, Yalçın'ı ebediyete uğurlamak üzere İstanbul'dan İzmir'e geldi. Yalçın ailesinin yanı sıra İhlas grubuna bağlı şirketlerin üst düzey yöneticileri, çalışanları ve binlerce kişi Işıkkent Mezarlık Camiinde toplandı. İkindi namazını müteakiben kılınan cenaze namazının ardından Yalçın'ın naaşı omuzlara alınarak aile mezarlığına kadar omuzlarda taşındı. Yalçın, burada okunan dualar eşliğinde toprağa verildi.
Yusuf Ziya Yalçın, 1941 yılında Burdur'un Gölhisar ilçesine bağlı İbecik köyünde doğdu. İstanbul Teknik Üniversitesi İnşaat Bölümünü bitirerek Yüksek İnşaat Mühendisi oldu. Kamu kuruluşlarında görev yaptı. 1980 yılına kadar serbest çalıştı ve o tarihten itibaren Türkiye Gazetesi İzmir Temsilciliğini yürüttü. Yalçın,
evli ve üç çocuk babasıydı.
ÖZCAN AYDIN- HALİL KARAHAN



Ziya Yalçın Ağabeyi dualarla uğurladık

07 Mart 2011 Pazartesi

İhlas Holding İzmir Temsilcisi Yusuf Ziya Yalçın (70), dün sabah saatlerinde vefat etti. Müessesemize uzun yıllar hizmet eden Ziya Yalçın, Işıkkent Mezarlığındaki aile kabristanına defnedildi.

Ziya Yalçın Ağabeyi dualarla uğurladık
Ziya Yalçın’ı İhlas Holding Yönetim Kurulu Başkanı Enver Ören ve İHA Genel Müdürü Fevzi Kahraman ile çok sayıda seveni uğurladı.


Hizmete adanmış bir ömür... İnsanların dünya ve ahiret huzuru için çırpınan bir adam... İhlas Holding İzmir Temsilcisi Yusuf Ziya Yalçın’ın yorgun kalbi, dün sabah saatlerinde durdu.
Ziya Yalçın Ağabey, iki yıl önce bir akciğer ameliyatı geçirmiş ve bir haftadır da İzmir Yenişehir Göğüs Hastanesinde tedavi görüyordu. Geçen cuma taburcu olarak evinde tedavisine geçilen İhlas Holding ve Türkiye Gazetesi İzmir Temsilcisi Ziya Yalçın, dün saat 08.30’da Hakkın rahmetine kavuştu.
Yusuf Ziya Yalçın, 1941 yılında Burdur’un Gölhisar ilçesine bağlı İbecik köyünde doğdu. İstanbul Teknik Üniversitesi İnşaat Bölümünü bitirerek Yüksek İnşaat Mühendisi oldu. Kamu kuruluşlarında görev yaptı. Bir süre serbest çalıştı. İzmir’de Arvas Kitabevi’ni de açan Ziya Yalçın, 1980’den itibaren Türkiye Gazetesi İzmir Temsilciliğini yürüttü. Evli ve üç çocuk babası Ziya Ağabey, dün ikindi namazını müteakiben Işıkkent Mezarlık Camiinde kılınan cenaze namazı sonrası aynı mezarlıktaki aile kabristanına defnedildi. Cenaze töreni için İhlas Holding Yönetim Kurulu Başkanı Enver Ören, İhlas Haber Ajansı (İHA) Genel Müdürü Fevzi Kahraman, İhlas Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Mehmet Okyay, Yalçın ailesinin yanı sıra İhlas grubuna bağlı şirketlerin üst düzey yöneticileri, bazı siyasiler, İzmir’in tanınmış simaları, mesai arkadaşları ve binlerce kişi Işıkkent Mezarlık Camiinde toplandı. İkindi namazını müteakiben kılınan cenaze namazının ardından Yalçın’ın naaşı omuzlara alınarak aile mezarlığına kadar omuzlarda taşındı. Yalçın, burada okunan dualar eşliğinde toprağa verildi.
Ziya Yalçın Ağabeye rahmet, ailesine ve yakınlarına sabır diliyoruz.


 

Harem'de hayat nasıldı?


Televizyon seyretmeyin ama seyredecekseniz de bu proğramda konuşacak olan tarihçiyi izleyin!
Tarih konusunda gerçek uzman, Prof. Dr. Ahmet Şimşirgil hocamızın sitesindeki duyuruyu aynen aktarıyorum... 
-----------------------------------------------


ÜNİVERSİTELİLER TARTIŞIYOR, KAMPÜS KONUŞUYOR...


KAMPÜS'TE  BU HAFTA, DİZİ VE FİLMLERLE GÜNDEME OTURAN OSMANLI TARİHİ
VE PADİŞAHLAR, TARİHÇİ VE YAZARLARLA TARTIŞILIYOR?

DİZİLERDE RESMEDİLEN TARİH ALGISI TOPLUMDAN NEDEN TEPKİ ALIYOR?
OSMANLI SARAYINDA GÜNDELİK HAYAT NASIL DEVAM EDERDİ?
OSMANLI'NIN EN GİZEMLİ YERİ OLAN HAREM'DE HAYAT NASILDI?
CUMHURİYET YÜCELTMEK İÇİN OSMANLI YERİLİYOR MU?
OSMANLI TARİHİ NEDEN OBJEKTİF OLARAK DERSLERDE ANLATILMIYOR?

SÖZ KAMPÜSTEN İÇERİ'NİN BU HAFTAKİ KONUKLARI;
TARİHÇİ CAROLINE FINKEL,
YAZAR ASLI SANCAR,
Ve
MARMARA ÜNİVERSİTESİ ÖĞRETİM ÜYESİ  PROF.DR. AHMET ŞİMŞİRGİL

Eğitimci CİHAT ŞENER'İN sunduğu ve İstanbul Aydın Üniversitesi'nden
gerçekleştirilen  "SÖZ KAMPÜSTEN İÇERİ",

Yayın: Salı Akşamı 21:15'te Kanal 24'te

ÇEKİM:  Pazartesi Saat 14:50  İstanbul Aydın Üniversitesi - Konferans Salonu



 

 

Mahmut amcanın oğlu da vefat etmiş...


Mahmut Genç amcamız çok sevilirdi...
Sayfalar hazırlamıştık vefatından sonra, biliyorsunuz...
Demin, ikindi okunduğu sıralarda postama bakarken ne gördüm!..
Gazetemizin habercilerinden Cüneyt Bitikcioğlu'ndan gelen mektupta aynen şunlar yazıyordu:

"Selamun aleyküm, Özcan Genç abimiz bu gece vefat etti, cenazesi vasiyeti üzerine bugün ikindi namazı Eyüp Sultan camisinden kaldırılacak, rahmetli babası Mahmut Genç amcanın yanına defn olacaktır..."


Ben bunları okurken ve hemen size yazarken; ölüm sebebini bile henüz bilemediğim Özcan abi defnoluyordu.
İnsan hayatı sanki sadece bir an!..
Tık deyince bitiveriyor!
Artık di'li geçmiş, mış'lı geçmiş zamanlar kullanılmaya başlanıyor ismiyle birlikte....
Bir bakıyorsun ki.....

İnna lillah ve inna ileyhi raciun.
Gazeteden ayrıldığından sonra hiç görüşmemiştik.
Aklımda kalan ve kalacak olan; o her zaman yüzünde taşıdığı büyük tebessüm olacak... 
Allahü teala rahmet eylesin Özcan abiye, mekanını cennet eylesin...
Ailesinin ve sevenlerinin başı sağ olsun.

M.


-----------------------------------------------------


Türkiye Gazetesi'ndeki defin haberi:


Gazeteci Özcan Genç, son yolculuğuna uğurlandı

17 Ocak 2011 Pazartesi - 17:10

Geçirdiği kalp krizi sonucu 58 yaşında hayatını kaybeden gazeteci Özcan Genç için Eyüp Sultan Camii'nde cenaze töreni düzenlendi. Törene Genç'in yakınları, sevenleri ile İhlas Holding yönetici ve çalışanları katıldı. İkindi vakti kılınan cenaze namazının ardından dualar okunup, helallik alındı. Genç'in cenazesi vasiyeti üzerine Eyüp Kabristanı'nda babası Mahmut Genç'in yanına defnedildi.


Gazeteci Özcan Genç, son yolculuğuna uğurlandı
 
Gazeteci Özcan Genç, son yolculuğuna uğurlandı
 
Gazeteci Özcan Genç, son yolculuğuna uğurlandı
İSTANBUL - İHA - Geçirdiği kalp krizi sonucu 58 yaşında hayatını kaybeden gazeteci Özcan Genç, son yolculuğuna uğurlandı.
Özcan Genç için Eyüp Sultan Camii'nde cenaze töreni düzenlendi. Törene Genç'in yakınları, sevenleri ile İhlas Holding yönetici ve çalışanları katıldı. İkindi vakti kılınan cenaze namazının ardından dualar okunup, helallik alındı. Genç'in cenazesi vasiyeti üzerine Eyüp Kabristanı'nda babası Mahmut Genç'in yanına defnedildi.
Uzun yıllar Türkiye Gazetesi'nde çalışan Özcan Genç, evli ve 2 kız çocuk babasıydı.
ÖMER FARUK AYDEMİR


----------------------------------------------------------

Türkiye Gazetesi'nde Ünal Bolat'ın hazırladığı 20 Ocak 2011 Perşembe tarihli Hayatım Roman köşesi:

Meğer ölüm ziyaretiymiş!..

Kitaplarda okuruz hep “Dünya fani, ölüm ani” veya “Melek-ül mevt ansızın gelir...” diye. Ancak insan okuyup geçer bu nasihatleri... Bire bir yaşayınca birazcık anlıyorsunuz bu güzel ikazın ne demek olduğunu...
Camiamızda çok sevilen Kamil Yener Ağabeyimize başsağlığına gitmiştik. Ağabeyini kaybetmişti. Erenköy’deki evinde taziyede bulunduk. Her zaman olduğu gibi bize güzel nasihatler ettikten sonra dedi ki:
-Ölümlü dünyada sadece cenazeden cenazeye görüşmeyelim, fırsat buldukça birbirimizi ziyaret edelim...
Beş arkadaş, Kamil Abinin duasını alarak ayrıldık...
Yolda İnan Arvas Abimiz dedi ki:
-Yahu arkadaşlar, Kamil Abi ne güzel öğütler verdi. Dostlar birbirini hep ziyaret etmeli dedi. E, buraya kadar gelmişiz, Rahmetli Mahmut Genç abimizin yadigârıdır oğlu Özcan Abi gariptir şuracıkta oturuyor, hadi bir de onu ziyaret edelim. Sevinsin.
-Tamam İnan Abi, ne dedin de yapmadık, gidelim, dedik.
Özel bir hastanenin tam karşısında oturuyordu Özcan Genç... Yıllarca gazetede birlikte çalışmıştık. İşten ayrıldıktan sonra bir senedir görüşememiştik...
Yağmur çiseliyordu ama o bizi kapıda karşıladı. Her zamanki güler yüzü ve onda görmeye alıştığımız mimikleriyle.
Hoşbeşten sonra sordu:
-Abi çay mı, neskafe mi, Türk kahvesi mi?.. Ne arzu edersiniz?
Çok cömertti. Kimimiz çay dedik, kimimiz kahve... Yenge hanım kekler yapmış çok becerikli ve cömert aynı zamanda.
Oturduk maziye daldık... Gazetede yaşanan hatıralar canlandı. Rahmetli babası Mahmut Amca’dan bahsettik... Bab-ı âlinin renkli simalarından dem vurduk... Velhasıl, bir saatlik bir zaman dilimine neleri sığdırmadık ki!..
Rengi biraz soluktu. Sorduk; Abi birşeyin yok değil mi?
-Hayır abi çok iyiyim. Hiç birşeyim yok. Sevinçten, neşedendir... Çoktandır görüşemiyorduk, evime şeref verdiniz... Şu anda o kadar mutlu oldum ki anlatamam... Evde rahmet havası oluştu görüyor musunuz?...
Biraz terliyordu. Şakayla karışık Sedat Hoca gel sana biraz okuyalım dedi. Bizlerde kendisine okuduk. Hoş beş ettikten sonra ayrıldık. Bizi aşağı kadar uğurlamak istedi. Fakat terli ve hava yağmurlu diye izin vermedik.
Yarım saat sonra İhlas Yuva’ya yaklaşınca, İnan Arvas “Kazasız belasız geldik, Özcan abi merak etmesin bir haber vereyim” diyerek telefonu çevirdi. Aman yarabbi! Telefonun öbür ucunda yenge hanım vardı ve hepimiz de şoke olmuştuk:
-Abi siz çıktınız Özcan biraz yattı, doktor getireyim dedim istemedi, sonra kalktı yere yığıldı, ambulans çağırdım...

***

Sanki, şu yalan dünyada son dakikalarını çok sevdiği dostları arasında geçirmek için yanına çekmişti bizi Özcan Abi. Çünkü ona okuyup dualar ettik ve oradan ayrıldıktan biraz sonra ruhunu teslim etti. Bu ne ile izah edilebilir ki!..
Kader bu, ne denir? Evi hastanenin karşısında!.. Ecel gelince isterse hastanenin içinde ol, ne fark eder!..
Evet, “Dünya fani, ölüm ani”... Üç günlük dünyada, şuurlu yaşayalım ve dostlara zaman ayıralım...
Burada; kendim, Muaviye Gül ve Sedat Özdal adına İnan Abimize şükranlarımı sunuyorum. Ne iyi etti de bizi o gece oraya götürdü.
Mekânın cennet olsun Özcan Abi... Nur içinde yat...

Ahmet Demirbaş-İstanbul


 

Kamil ağabeye başsağlığı

 

 


Kamil Yener’in ağabeyi vefat etti

13 Ocak 2011 Perşembe
Türkiye Gazetesi

İhlas Holding’in emektarlarından, İhlas Vakfı mensubu Kamil Yener’in ağabeyi Ünsal Yener vefat etti.



İhlas Holding’in emektarlarından, İhlas Vakfı mensubu Kamil Yener’in ağabeyi Ünsal Yener vefat etti. Dün İzmir’de Hakk’ın rahmetine kavuşan Ünsal Yener, bugün Çeşme ilçesinde öğle namazını müteakib kılınacak cenaze namazının ardından Çeşme Mezarlığına defnedilecek. Merhuma Allahü tealadan rahmet, kederli ailesine başsağlığı dileriz.

______________________________________


* * *

Allahü teala rahmet eylesin merhuma, onu ve bizleri en güzel yerlerde en güzellerle buluştursun inşallah...
Yakınlarına ve Kamil Yener ağabeye sabırlar versin...

Aradığımda (o her zaman çok tatlı konuşan) Kamil abi dedi ki:
"Yavrum, bu günkü yazını okurken dedim ki kendi kendime: Allah Allah, arayanlar arasında Muammer'i hatırlamıyorum. Aramadı mı yoksa?.. Tam bunları düşündüm sen aradın!.."
.....

Kamil Yener ağabey o kadar çok insanın hayatına dokunmuştur ki; kim bilir daha kimlere bizlere yaptığı gibi amcalık, ağabeylik yapmıştır...
Birsen ablamın da, Kamil ağabeyimin de her zaman dualarını ve beni destekleyen sıcak ellerini sırtımda hissettim...
Küçüksu'daki evlerine giderdik.
Bahçeli, küçük ve şirin bir apartmanın zemin katında otururlardı. Ferah bir evdi.
Kimlerdi hatırlamıyorum ama birileri misafir gelmiş olurdu.
Ben çocuktum. İçeri girerdim, Birsen ablam bana şekerliği verir, boşalan çayları doldurup verir ben de salona taşırdım...

Yıllar sonra tekrar döndük ya o civara, ara sıra yolum düşer; ya o sokağın başından eski otobüs yolundan geçerim veya yukardan aşağı eski sokaktan inerim.
Her defasında;
"Ben çocukken buraya gelirdik, şurada Kamil ağabeylerin evi vardı" diye ya hatırlar veya anlatırım...
.....

Bu dünya ayrılıklar ve fenalıklar ve güzellikleri örten perdeler diyarı...
Allahü teala en sevdiklerinin dizi dibinde buluştursun inşallah bizleri, diğer alemde...
Ünsal amcaya rahmet ve sizlere de tekrar başsağlığı diliyorum canım abiciğim.

Dua ediyoruz...
Ve sizlerden de dua beklerim;
Kendim için ve bu siteyi takip eden bütün kardeşlerimiz, okuyucularımız, sevdiklerimiz için...

 

Muammer(hani o küçük çocuk)



 





 

Çorlu'daki Bilal'in annesini kaybettik

Çorlu'dan kadim dost, sevgili Bilal Aker'in annesi Naciye Handan Aker, bir süredir mücadele ettiği kanser hastalığından kurtulamayarak 69 yaşında Hakk'ın rahmetine kavuştu.
Ve Çorlu'da (15 Ocak 2011 Cumartesi) toprağa verildi.

İnnâ lillâh ve innâ ileyhi râciûn...

Allah rahmet eylesin.
Bütün yakınlarının, sevenlerinin ve
hepimizin başı sağ olsun...



 

DAVET: İhlas Kolej'de sanat söyleşisi...


_____________________________________________________________________________

DAVETLİSİNİZ

Bu fırsat kaç zaman sonra gelir ki tekrar?
Gürbüz Azak, Yurdagün Göker ve Muammer Erkul aynı anda aynı yerde bir arada ne zaman bulunurlar?
Yukarıda davetiyeyi gördünüz.
Davetiyenin içinde, Muammer Erkul ile ilgili aşağıda satırlar yazılmış...
En aşağıda ise duvarlara astıkları afiş var...



MUAMMER ERKUL

Aşığı olduğu Beykoz'da doğdu, İncirköy sahilinin çocuğu...
"Boğazdan geçen gemilere bakıp, miço olmayı hayal ederdim. Sonra balıkçı olmak istedim ama içimdeki ses bana her zaman; bir gün yazar olacağımı, yazar oluncaya kadar da çizerlikle geçineceğimi, söylerdi..." Diyor.
Her zaman genç insanlar için emek veren Muammer Erkul, başta "Bilgehan" olmak üzere yıllarca çizgi romanlar hazırladı. Bunların en unutulmazı ise Çekirge Çetin'dir.
1994'ten beri Türkiye Gazetesi'ndeki Stop isimli köşesinde yazmaya başladı ve halen devam ediyor. Sevgi üstüne, insan ve duyguları üstüne çok güzel yazıları olan yazarın "Bul Beni, Ilıkpembe, Aşk Mektebi" gibi okunası kitapları var.
Muammer Erkul, tamamen kendine özgü üslubu olan bir yazar... Yazdıkları şiir gibi, akıcı, kıvrak, kısa ve anlamlı. Bazen basitmiş gibi gelen yazılarını okurken; sade bir cümle içinde kitaplar dolusu anlamlar bulmak, hayata bakış açısı çıkarmak mümkün.
Köşesini okuyanlar, kendilerini "Sevgi Ailesi" olarak tanımlıyorlar. Ve onun için: "Sevgiyi tanımış bütün yüreklere, sevgiyle bakan bütün gözlere özel bir yazar" diyorlar.






Etkinliği düzenleyen: Resim öğretmeni
Ayhan Özbek







.

 






 

Ahmet abi taşından nasıl kurtuldu? :)



18.5 milimlik böbrek taşından
7 günde kurtuldu


22 Aralık 2010 Çarşamba

Gazetemizin Tashih Servisi Sorumlusu Ahmet Demirbaş bir hafta içinde böbreğindeki 18.5 mm boyundaki taşı düşürünce doktorları da şaşkına çevirdi.

> Cüneyt Bitikçioğlu İSTANBUL

18.5 milimlik böbrek taşından 7 günde kurtulduGazetemizin Dizgi ve Tashih Servisi Sorumlusu Ahmet Demirbaş (53) bir hafta içinde böbreğindeki 18.5 mm boyundaki taşı çok kısa bir zamanda düşürünce doktorları da şaşkına çevirdi. Bir hafta önce belindeki ağrılar sebebiyle özel bir tıp merkezine giden arkadaşımızı muayene eden Dr. Mucip Oral böbreklerinden şüphelenerek ultrasonla baktı. Arkadaşımızın sol böbreğinde 18.5 mm uzunluğunda ve 10 mm eninde taş göründü. Bu taşın kırılması için hastası Ahmet Demirbaş’ı, Esenyurt Devlet Hastanesine gönderdi. Burada Ürolog Özcan Özsan’ın direktifiyle yapılan 45 dakikalık seansla böbreğindeki taşları kırdıran arkadaşımız evine gitti. Doktorların tavsiyesi üzerine bol bol su içtiğini belirten Demirbaş, şöyle konuştu:

KARA TURP SUYU İÇTİM
“Günde yaklaşık 5 litreye yakın su içiyordum. Ayrıca 1 hafta boyunca bir büyüğümün tavsiyesi üzerine Avokado yaprağı çayı ile kara turp suyuna da devam ettim. Sonra kontrol için hastaneye gittiğimde, doktorlarım hayretle taştan eser kalmadığını söylediler. Doktorlarımın dediklerini harfiyyen uyguladım. Ayrıca, bizler inançlı insanlarız. Peygamber efendimiz üç türlü ilaç kullanırdı. Kur’an-ı kerim veya dua okurdu. Fen ile bulunan ilaçları kullanırdı. Her ikisini karışık kullanırdı. Bir hadis-i şerifte buyuruluyor ki: (Kur’an-ı kerimden şifa beklemeyen, şifaya kavuşamaz.) Tam İlmihal Saadet-i Ebediyye kitabında bildirilen duaları ve ilaçları da uygulayarak şifaya kavuştum. Başta doktorlarım olmak üzere, şifaya kavuşmamda emeği geçen herkese teşekkür ediyorum.”

http://www.turkiyegazetesi.com/haberdetay.aspx?haberid=472905




BU KISIM GAZETEDE YOK:

---------------------------------------

Taş kırdırmaktan geldiği ilk gün, yazıişlerinde şakacıktan röportaj yapıyorlardı Ahmet abi ile. Bet beniz atmış, rengi ruhsarı solmuş üzerindeki palto Komiser Kolombo'nun paltosu gibi...
Tekrar yazıişlerine geldiğimde baktım, masaya oturmuşlar gene röportaj yapıyorlar. Cüneyt'in elinde kağıt, Ahmet abi konuştukça not tutuyor... Gene şaka sandım ama, bu defa değil...

Bana da yukarda okuduklarınızı anlattı önce. Fakat sonra;
"Aslında başka şeyler daha yaptım ama, yazsam veya söylesem doktorlar inanmaz" dedi...
"Neler yaptın, ben inanırım" dedim...
"Sen sitene koyabilirsin" dedi...
Sonra da bilgisayarını açtı, bir şeyler okudu ve sonra:
"Senin postana da aynısını gönderiyorum, dedi... Nasibi olan bulur, yapar veya seni bulur devamını sorar..."
Sonra da birlikte, aşağıdaki menkıbeyi gönderdik, benim mail adresime:



Hz. Ebu Ma'lek'in kabul olan duası

Cuma, 18 Temmuz 2008

Eshab-ı kiramın büyüklerinden Enes bin Mâlik (radıyallahü anh) anlatıyor: Ebu Ma'lek (radıyallahü anh) diye bir zat vardı. Tüccarlık yapar; ticaret için uzak bölgelere giderdi.

Yine bir gün ticaret için yola çıkmıştı. Önüne, tepeden tırnağa kadar silahlı bir eşkıya çıktı ve;
"Mallarını alıp seni de öldüreceğim" dedi. Ebu Ma'lek de;
"İşte malım, al senin olsun, beni bırak" dedi. Eşkıya;
"Benim âdetim bu. Hem mal hem can" dedi. Ebu Ma'lek;
"Madem öyle, müsaade et de namaz kılayım" dedi. Eşkıya;
"İstediğin kadar kıl" dedi...
 
MEÇHUL BİR ATLI BELİRDİ!
Ebu Ma'lek, abdest aldı, sonra namaz kıldı; namazdan sonra ellerini açtı ve şöyle dua etti:

"Yâ Vedûd! Yâ Vedûd! Yâ Ze'l-arşi'l-mecîd! Yâ Mübdî, Yâ Mu'îd! Yâ Fe'âlün limâ yürîd! Eselüke bi-nûri vechike'llezî mele'e erkâne arşike ve es'elüke bi-kudretike'lletî kadderte bihâ halkake ve bi rahmetike'lletî vesiat külle şeyin. Lâ ilâhe illa ente. Ya Muğîs, eğisnî! Ya muğîs, eğisnî! Ya muğîs, eğisnî!.."

Bu duasını üç defa tekrarladı. O esnada bir atlı belirdi. Elindeki mızrağı atının iki kulağı arasına yerleştirmiş bir şekilde süratle eşkıyaya doğru yöneldi. Atlı, elindeki mızrağı eşkıyaya öyle bir vurdu ki, anında can verdi. Atlı Ebu Ma'lek'e dönerek;

"Kalk" dedi. Ebu Ma'lek;

"Anam babam sana feda olsun, sen kimsin?" diye sordu. Atlı;

"Ben dördüncü kat gökte bulunan bir meleğim. Sen ilk dua ettiğin zaman göğün kapılarının gıcırdayıp ses verdiğini işittim. İkinci defa dua yapınca gökte bulunan meleklerin feryadını işittim. Sonra üçüncü defa dua edince, bana 'Bu, sıkıntı içindeki bir kulun duasıdır' dendi. Ben Allahü tealadan, dua edene yardım ve zalimi öldürmek için izin istedim. İzin verildi ve sana yardıma geldim" dedi.


DOĞRUCA RESULULLAHA GİTTİ
Bu hadiseden sonra Ebu Ma'lek (radıyallahü anh) Medine'ye döndü. Doğruca Kâinatın Efendisinin huzuruna geldi ve başından geçen hadiseyi anlattı. Resulullah efendimiz şöyle buyurdu:
"Muhakkak ki, Allahü teala sana esma-i hüsnayı ilham etmiş. O isimlerle Allahü tealaya dua edilirse, istenen verilir."
Enes bin Malik buyurdu ki: "Kim bir abdest alır, dört rekat namaz kılar ve bu dua ile Allahü tealadan bir şey isterse, sıkıntı içinde olsun olmasın, duası kabul edilir."



Ahmet abi dedi ki:
Seher vakti, ağrıdan kıvranıyorum, çaresizim, abdest alıp dört rekat namaz kıldım ve üç defa bu duayı okudum... Bir de, yüz yaşlarında bir mübarek annemiz var, gözleri pek görmez, onun "beline sarsın" diyerek gönderdiği bezi de sardım, uyumuşum. Sabah kalktığımda, küçük parçalar halinde hepsi düştü, doktorlar da şaşkına döndü...
Allahü teala bütün hastalarımıza şifalar ihsan eylesin, dertlerimizin çaresini kolay buldursun ve her sıkıntıya misliyle mükafatlar ihsan eylesin...

 

3 Aralık Dünya Özürlüler Günü


Merhaba Muammer Bey!
3 Aralık Dünya Özürlüler Günü münasebetiyle bir çok etkinlik düzenleniyor. Bir grup öğrenci kardeşlerimiz de bir araya gelip aşağıdaki bildiriyi yayınladılar. Bu bildiriyi sizinle paylaşıyorum; sevgilerimle.

Sevim



Değerli kamuoyuna saygıyla duyurulur:

Engellilerin, engeli olmayan bireylerle eşit haklara ve yaşam
standartlarına sahip olması için çaba gösteren görme engelli
öğrenciler platformu üyelerinin en öncelikli amacı, toplumdaki ön
yargıları yıkmaktır. Engellilerin de bir birey olduğu ve toplumda yer
alan her bireyin sahip olması gereken haklara sahip olduğu gerçeğini,
toplumun her ferdine anlatma ve benimsetme mücadelemiz geçmişte olduğu
gibi günümüzde de sürecektir. Engelli bireylere dilenci, yardıma
muhtaç, yetersiz gibi sıfatların yakıştırılmasının önüne geçmek için,
devlet kurumlarını ve saygıdeğer halkımızı bilgilendirmek amacıyla
aşağıdaki bildiri sunulmuştur.

Ülkemizde sayısı milyonları aşan bir engelli kitlesi bulunmakta ve bu
kitlenin önemli bir kısmı karşılaştıkları ortak sorunları bir çözüme
kavuşturmak amacıyla sivil toplum örgütleri kurarak bir çatı altında
toplanmaktadır. Maalesef bu oluşumlardan bazıları asli amaçlarından
uzaklaşarak, asla kabul edilemez davranışlar sergilemeye başlamışlar,
toplumun merhamet hislerini sömürerek, engellilik kimliği üzerinden
türlü ekonomik faaliyetler yapmayı amaç edinmişlerdir. Bu faaliyetleri
gerek çeşitli yasal düzenlemelere dayandırarak, gerek yasal
boşluklardan faydalanarak yürütmekteler. Bizlerle hiçbir şekilde
bağlantılı olmayan bu kişilerin söz konusu faaliyetleri, bu konularda
hassas olan bizlerin onurunu zedeleyecek nitelikte olup, tüm engelli
bireyleri telafisi mümkün olmayacak şekilde yıpratmakta ve üzmektedir.

Toplumun bir parçası olduğumuzu, toplumdaki hiçbir bireyden bir
eksiğimiz olmadığı gibi, bir fazlamız da olmadığı gerçeğinin
bilincinde olan bizler, bedensel engel sahibi olmanın, insanların
dilenmesi yahut dilenmeyi çağrıştıran faaliyetlerde bulunması için bir
gerekçe olamayacağı fikrini şiddetle savunuyoruz. Öğretmen, öğrenci ve
farklı mesleklerde çalışan bireylerden oluşan bizler; engelli
bireylerin toplumla bütünleşmesi için öncelikle ön yargıların ortadan
kaldırılması gerektiği inancını taşıyoruz. Bu noktada, ön yargıları
ortadan kaldırmak yerine daha da güçlendirecek, engelli bireyleri
tamamen pasivize edip, farklı bir sınıfmış gibi gösterecek
çalışmaların başında; engellilik faktörü üzerinden ekonomik
faaliyetleri sürdürmek geliyor. Bu faktörü öne çıkartarak çeşitli
ortamlarda para toplayan veya kalem, silgi, kartpostal gibi nesneleri
satma görüntüsü altında aslında dilenerek, kendilerini acındırarak
gelir sağlayan dernekler, oluşumlar, engelli bireyi toplumun gözünden
düşürmektedir.

Bahsi geçen zihniyet, ne yazık ki eğitim kurumlarında da faaliyet
göstermeye çalışmaktadır. Eğitim kurumlarında eğitim görerek gelecek
nesillerimizi oluşturacak, henüz daha yeni filizlenen fidanlarımızın
hassasiyetleri üzerinden ve merhamet duygusunu kullanarak bu işleri
yapmaya çalışmak ise yanlışın ötesinde, gayri ahlaki bir durumdur.
İlköğretim çağındaki çocuklardan, lise çağındaki gençlere kadar tüm
öğrencilerin harçlıklarına göz dikecek kadar dilenci bir ruha sahip bu
kişiler, gelecek nesillerin gözünde şimdiden, engelli "dilenir",
engelli "muhtaçtır." vs. imajını çizmektedir. Bizler, günümüz yetişkin
insanlarının ön yargılarını bile hala daha değiştirmeye çalışırken,
bazı kişilerin gelecek nesilleri bu ön yargıyla yetiştirmeye
çalışırcasına bir çaba içerisinde olması, büyük bir hata ve gelecek
için tarifi mümkün olmayan bir tehlike değil midir?

Daha bu yıl içerisinde gerçekleşen engelli personel alımı sınavıyla
5000 engelliye iş imkânı sağlayan Milli Eğitim Bakanlığı, engelli
bireylerin bir şeyler üretebildiğine ve çalışabileceğine olan inancını
göstermiştir. Ancak;
Aynı bakanlığın, engellilerin öğrenci ve öğrenci aileleri tarafından
dilenci olarak görülmelerine sebebiyet verecek uygulamalara izin
vermesi, ya da sessiz kalması, başta kendi engelli personeli olmak
üzere, tüm engellilerin, zor durumda kalmalarına sebebiyet vermiş
olmayacak mıdır?

Kişiliğimize ve onurumuza yapılan bu saygısızlığın derhal ve ciddi
müdahalelerle önlenmesi gerekmektedir. Zira topluma çıktığımızda,
insanların bizi kendilerinden görmek yerine dilenci, hep tüketen, hiç
bir şey üretmeyen ve yardıma ihtiyacı olan muhtaç kişiler olarak
görmeleri, biz üreten, çalışan engelli bireyler için kabul edilebilir
bir durum değildir. Bu noktada yapılması gerekenlerin ivedilikle
gerçekleştirilmesini arzu ediyoruz. Aksi takdirde, bu ülkenin
vatandaşları olarak sahip olduğumuz hukuki haklarımızı sonuna kadar
kullanmaktan çekinmeyerek, ön yargıların ortadan kaldırılması ve eşit
yaşam haklarına sahip olma yolundaki direnişimize devam edeceğimizin
bilinmesini isteriz.

Engelli bireylerin toplumda engeli olmayan bireylerle eşit statüde ve
eşit haklara sahip olarak yaşamını sürdürdüğü ve sayısı milyonları
aşan engellilerin böyle bir yaşamı özlemle arzuladığını bilen bizler,
daha yaşanabilir bir Türkiye oluşturma çabamızda sizleri de yanımızda
görmekten mutluluk duyacağız.

Web: www.gormeengelli-ogrenciler.com

İletişim: Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir

 

 

Gürbüz Azak'a Saygı programı





Ünlü ressam ve çizgi romancı,
köşe yazarı ve romancı

Gürbüz Azak'a Saygı programı...

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür A.Ş., ilim ve fikir dünyamızın tanınmış isimleri için düzenlediği “anma ve saygı” programlarına devam ediyor. 
Cuma günü ise Gürbüz Azak  için özel bir gün düzenleniyor.


ESKADER ve İ.B.B. Kültür A.Ş. işbirliğiyle düzenlen saygı programının Aralık ayı konuğu Babıali'nin usta kalemi Gürbüz Azak olacak. 3 Aralık Cuma günü Tarık Zafer Tunaya Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilecek olan etkinliğin başlama saati 18.30...



Babıali'nin usta kalemi Gürbüz Azak için Anma ve Saygı Programı'nda "Yakınlarının Gözüyle" bölümüne katılacak olan konuşmacılar ise şöyle:

Ali Hakkoymaz
Can Alpgüvenç
Cihat Zafer
Ekrem Kaftan
Etem Çalışkan

Hüseyin Sarıkoç
İbrahim Özdabak
Muammer Erkul
Mustafa Nadir Önay
Uğur İlyas Canbolat
Ümit Şimşek
Yurdagün Göker






Gürbüz Azak’a Saygı Programı

                                                                                                 Elif Çelik (Sanatalemi.net)

Türk basın ve sanat dünyasının sevilen isimlerinden gazeteci, ressam ve yazar Gürbüz Azak için bir saygı programı düzenleniyor.
Edebiyat Sanat ve Kültür Araştırmaları Derneği (ESKADER)’nin İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür A.Ş. ile birlikte düzenlediği program, 3 Aralık Cuma günü saat 18.30’da Tünel’de Tarık Zafer Tunaya Kültür Merkezi’nde
başlayacak.
Mehmet Nuri Yardım’ın yöneteceği toplantıda Üstün İnanç, Hüseyin Gökçe ve Mustafa Nadir Önay Gürbüz Azak’ın gazeteciliği, yazarlığı ve dostluğu hakkında konuşacaklar. Sanatkârın yakın dostlarından Ali Hakkoymaz, Can Alpgüvenç, Cihat Zafer, Ekrem Kaftan, Etem Çalışkan, Hüseyin Sarıkoç, İbrahim Özdabak, Muammer Erkul, Recep Aslan, Uğur İlyas Canbolat, Ümit Şimşek ve Yurdagün Göker de müşterek hâtıralarını nakledecekler.
Programın sonunda Türk müziği sanatçısı Mehmet Akça, Gürbüz Azak’ın sevdiği bestekârlardan Sadettin Kaynak ile Refik Fersan’ın bestelediği eserleri seslendirecek. Dinleyiciler, toplantının ardından Gürbüz Azak’ın eserlerinden, fotoğraflarından ve yazılarından meydana gelen sergiyi gezebilecekler. Katılımın serbest olduğu toplantıyla ilgili ayrıntılı bilgi almak isteyenler, 0 (212) 5112323 ve 5112324 numaralı telefonları arayabilecek veya www.sanatalemi.net sitesini ziyaret edebilecekler.

BÂBIÂLİ’NİN SEVİLEN SİMÂSI
Basın dünyamızın saygın isimlerinden olan Gürbüz Azak, 5 Temmuz 1938 tarihinde Denizli Acıpayam’da doğdu. Zehra ve İbrahim Azak’ın oğludur. Yazı ve kitaplarında zaman zaman Nedim Gürbüz, Oğuz Akalın ve Aliş imzalarını
kullandı. Denizli Lisesi ve İstanbul’da Dev
let Güzel Sanatlar Akademisi’ndeki öğrenimi sırasında bir çok değerli hocadan ders aldı. Gazeteciliğe, 1961 yılında Hür Vatan gazetesinde ressam ve grafiker olarak başladı. Daha sonra birçok gazetede değişik görevlerde bulundu, köşe yazarı oldu. Bâbıâli’de tanımadığı gazeteci, çalışmadığı gazete yok neredeyse. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti ve ESKADER üyesidir. Yazıları muhtelif dergilerde yayımlandı ve ilgiyle okundu. Dergilerdeki yazı, çizgi ve şiirleri Nasır (1957-59), Şiir (1961), Saygı Edebiyat (1966), Türk Edebiyatı (1966-67), Boğaziçi-Köprü (1982-84) ve Doğuş (1985-88, Oğuz Akalan imzasıyla) gibi dergilerde yer aldı.1984 yılında İnanç Dergisi tarafından “Yılın Ressamı”, 1994’te Türkiye Gazeteciler Cemiyeti tarafından “Yılın Gazetecisi” seçildi. Deli Balta adlı çizgi romanı filme alınıp dokuz bölüm halinde TGRT’de yayımlandı (1990-91).
Türk kültür tarihine önemli katkıları olan Gürbüz Azak evli ve iki çocuk babasıdır. Eserleri şunlardır. Deneme: Dostlara Mektup (1977, Nedim Gürbüz adıyla), Sizi Biri Arıyor (1985), Atlar Hazır mı? (1990), Dünyayı Ölüler
Yönetir (1997); Araştırma-İnceleme: Anadolu Cayır Cayır (Osmanlıda İsyanlar, Nedim Gürbüz adıyla, 1978), Üç Bin Türk Motifi (Orta Asya’dan Avrupa İçlerine Motiflerimiz,1983); Mizah: Reis Ne Almış (Mizahî hikayeler, N. Gürbüz adıyla,1978), Kaybolan Kuyruk (1997); Hâtıra: Güzel İnsanlar (1987), Meşhurları İlk Görüşüm (1997), Gazeteci Milleti (1997); Roman: Kırk sekiz Kırk dokuz Elli (1997), Tatar (2010); Biyografi: Ben Adnan Menderes (1997); Çocuk Kitabı: Nasrettin Hoca Serisi (Resimli 1983)


 

JPAGE_CURRENT_OF_TOTAL

«BaşlatÖnceki12345SonrakiSon»

SİTEDE ARAMA

© muammererkul.com   Yayına başlangıç tarihi : 19 Ocak 2008    İletişim: muammer@muammererkul.com

JoomlaWatch Stats 1.2.9 by Matej Koval