O & Ben (Haline şükret!..)
-------------------
Ben: Hoca kalkıp ziyaretine geliyor talebesini;
"haline şükret evladım" diyor...
O: :)
Ben: "Bu halime mi şükredeyim diyor" gene adam...
Fakat sonra, içerde bir kavga, yaralama filan;
bu da karışıyor olaya ve bu defa hücreye atıyorlar adamı.
Hocası gene geliyor;
"bu haline haline şükret evlat" diyor...
O: Tühh!..
----------------------
-----------------------
Ben: Günaydın.
Gözünü açtın;) yüzünü yıkadın mı?
O: :) yıkadım.
Ben: Nabiyon, derdi bizim bir komşu. Nabiyon...
O: Şükür bu güne.


Ben: Dün Osman abi şükretmemeyi anlatıyordu ya, belki izlemişsindir...
O: İzlemedim...
Ben: Adam şükretmiyor ve hapse düşüyor ya...
O: Sonra...
Ben: Hocası; bulunduğumuz hale şükretmemiz lazım, diyor da o kalbinden "şükredecek halim mi var" diyor. Bir kaç kere tekrar ediyor, kalp gözüyle baktığı için hoca. Ama ıı ıh, herifin içinde inat var!..
Neyse, sohbet bitiyor. Çıkıyor dışarı. Fakat hırsızlık mı ne, bir şey olmuş, tutup bunu da alıyorlar içeri...
O: Sonra?
Ben: Hoca kalkıp ziyaretine geliyor talebesini; "haline şükret evladım" diyor...
O: :)
Ben: "Bu halime mi şükredeyim diyor" gene adam... Fakat sonra, içerde bir kavga, yaralama filan; bu da karışıyor olaya ve bu defa hücreye atıyorlar adamı.
Hocası gene geliyor; "bu haline haline şükret evlat" diyor...
O: Tühh!..
Ben: Hocam, diyor ya... Şu halime bak. Hiç yoktan başıma neler geldi, buna nasıl şükredeyim!..
O: Yaaa!
Ben: Sonra dışarıdan bir başka adam getiriyorlar ve başka yer olmadığı için onun hücresine koyuyorlar...
Fakat adam hasta...
O: :(
Ben: Hasta ki, hem önden çıkarmakta, hem de arkadan...
Diyorlar ki bizimkine "bu kirlettikçe sen temizleyecesin!"
O: OOoff
Ben: Hoca geliyor gene. Talebesi ya, kıyamıyor haliyle...
"Nasılsın evladım" diye soruyor...
..Ne diyor sence?



O: Çok şükür, mü?
Ben: Diyor ki...
"Elhamdülillaah hocaam, bu halime şükürler olsun... Yoksa bu adam ölür filan, burada bırakır almazlar, hücremde bir ölüyle yatarım. Bu halime şükürler olsun, beterin beteri var...
Tabii ki, şükredince durum değişmeye başlıyor.
O: Gerçekten mii:)
Ben: Ben bilmem. Ben Osman abiden dinlediğimi anlattım. O da bir yerden okumuştur da anlatmıştır elbette.
O: Ama değişiyor adam, kurtuluyor belki de.
Ben: Tesir etmeyidiyse bu hikaye, suç bendedir, çünkü yazı yazmak için oturmamıştım, yani abdest bile almamıştım henüz...
O: Canım, çok güzeldi :)
Ben: Öyle işte...
O: Teşekkür ederim... Şükretmediğim gün yok.



Ben: Bu gün Abdüllatif abiden gelen menkıbeyi bilirsin ama; haani, tabiînden bir büyük, damda namaz kılarken öyle ağlıyor ki; mescide namaza giden bir Müslümanın üzerine damlıyor...
O kişi de yukarıya sesleniyor:
"Ey arkadaş, bu damlayan su namaza mani midir?"
Yukarıdan sesleniyor o mübarek:
"Sen o elbisseni yıka kardeş, diyor... Çünkü o, bir günahkardan süzülen gözyaşıdır!.."
O: Allahıımm!..
Ben: Bunu okudum; idrakim durdu!..
O: Ne diyeyim, kalbim bişi oldu!
Ben: Dedim ki; bu hale inanılır mı, yani bir bizim halimize bak, bir de onların hallerine...
O: Nefesi tıkanır ya insanın...
Ben: Öyle gerçekten. Söz bitiyor...
O: Çok şükür tanıtanlara...
Ben: İnsan yalandan ağlar mı, bu laf yalandan denebilir mi?..
O: :( ağlamaz her halde, ya da kendi bile farkında mı olmaz!
Ben: Biz böyle yalanlar ve günahlar içinde!..
..işte böyle..
O: Allah affetsin hepimizi, büyükler hürmetine...
Ben: Yeter sana bu kadar; nasihat da değil bu, hem de sana değil zaten, kendime...
Sana anlatınca kendim de duyuyorum, sebebi buydu!..
Canımsın...
Sevgimle
M:)
O: :) Bana da yeteer...
Bunların hakkından gelsek, ne ala...
sen de canımsıın...



Ben: Nasılsın şimdi? :)))
O: ÇOK ŞÜKÜR:)
Ben: Elhamdülillaaah:)))
O: ELHAMDÜLİLLAAHH


O: Anlat hep. Hiç bıkmam ben dinlemekten. Aynısı bile olsa anlat, tekrar tekrar...
Ben: Sendeki hastalıkları bilip böyle şükrettiğini görbe bazıları ne der, ve bendeki şükürsüzlüğü bilmeyen biri de sana böyle bol kepçe dağıttığımı gördükçe ne düşünür, kim bilir!..
O: Öyle değil.
Sen anlatacaksın.
Ben yok olurum yoksa!
Ben: Estağfirullah...
Körün yol tarifi bizdeki, iyi ki dinleyip öğrendiklerimiz var...
O: Elhamdülillaahh...
Ben: Bana müsaade... Hakkını helal et...
Hadi bakalım, hoşçakal. Dua beklerim hep ve hep...
O: Sen de eksik etme duanı. Ve helal et hakkını... Seni seviyorum çok...
Ben: Helal olsun, kıyamete kadar hepsi, ne varsa...
O: :) Helal olsun hepsi...
...
(14 Ocak 2009)
| < Önceki | Ana Sayfa | Sonraki > |
|---|
Yorum ekle
Dikkat : Buraya yazdığınız yorumlar, onaylandıktan sonra yayınlanmaktadır. Yorumunuzda, gerekli görüldüğü takdirde değişiklik, düzeltme vb. yapılabilir. Yorumunuz hiç yayınlanmayabilir. Bu konuda anlayışlı olmanızı rica ediyoruz.
Türkçe yazanlar için hatırlatmalar:
- Cümle büyük harfle başlar, nokta ile biter.
- Noktadan sonra boşluk bırakılır, yeni cümle başlar.
- 'gelcem, gitcem, gidiyom' denmez 'geleceğim, gideceğim, gidiyorum' denir.
- 'Herkez' denmez 'herkes' denir.
- 'bU şEkiLDE' yazmak sadece okuyanı yorar.
- 'Yanlız' değil 'Yalnız' denir.
- 'ğ' harfi 'g' şeklinde yazılmaz.
- 'Dahi' anlamındaki 'de' ayrı yazılır. Yani 'Bende, sende' denmez, 'Ben de, sen de' denir.
- 'Geldimi?' yazılmaz 'Geldi mi?' yazılır. Soru takıları ayrı yazılır. 'OKmi?' değil, 'Tamam mı?' denir.
- 'ahmet, belgin, duru' denmez. 'Ahmet, Belgin, Duru' denir. Özel isimlerin, illerin, ülkelerin ilk harfleri büyük yazılır.
- 'ki' eki, bağlaç olarak kullanılıyorsa ayrı, ilgi zamiri ve yapım eki olarak kullanıyorsa birleşik yazılır. Ayşe'ninki, evdeki, sabahki, dünkü, bir de baktim ki.. gibi.
- 'v' yerine 'w' yazılmaz.
'Vazgeçtim, yazmıyorum' demeyin. Öğrenmesi çok kolay ;-)
Yorumlar
"Bir Allah dostu buyurmuş ki; kul başına gelen felaket ile sahip olduğu nimetleri karşılaştırdığı zaman musibetin derecesi hafifler."
Hocamız bu sözden sonra; sadece dua ve tevekkül etmem gerektiğini anladım, demişti.
Ben üniversite biteli iki yıl olmasına rağmen hala her karşılaştığım zorlukta bu hocamızı yadederim.
HURİ
NURCİHAN
S. BERFUN DÜVENCİOĞLU
http://www.dinimizislam.com/detay.asp?Aid=1295
KEBİKEC
1- Gelen her nimeti Allah'dan bilip şükretmek.
2- Allahü teâlânın verdiği her şeye razı olmak.
3- Nimetlerden istifade edildiği müddetçe, Allahü teâlâya isyan etmemek.
Şükür, hem eldeki nimeti yok olmaktan kurtarır, hem de yeni nimetlere kavuşturur.
(www.dinimizislam.com)
AYŞE
Da kim ve neden?
XMAN
FATMA
O'NUN CANI
Hasta mıyım? evet.
İyi miyim? İki kere evet:-)
Olmuşları ve olabilecekleri düşününce insan bir değil, iki kere şükredebiliyor demek ki haline...
Ben de sevdim bu sohbeti:-)
Güzel şeyler hatırlatıyor.
Şifa niyetine tekrar tekrar okuyorum.
Sevgiler
GÖLÇİÇEĞİ
Gerçekten de okuyanlara şükrü öğretebilecek bir yazı olmuş. :-)
GÜL S.
........
Allah dostlarından Bişr-i Hafî hazretleri rahmetullahi aleyh anlatıyor:
Bir sene Abadan ülkesine gitmiştim. Orada, (Cüzâmlı) ve (Kör) birine rastladım yol kenarında. Öyle ki, vücudundaki yaraların üzerine binlerce karınca üşüşmüş, yerlerdi bedenini.
Acıyıp, başını kucağıma aldım. Kendinde değildi. Nihayet ayılıp beni gördü ve;
Rabbimle aramıza giren bu adam kim? Dedi hemen.
Ben, Bişr-i Hafîyim. Bu sıkıntıya nasıl katlanıyorsun? Dedim.
Cevaben;
Hiç mühim değil.
Etlerim lime lime olup dökülse de, Rabbime olan muhabbetim hiç azalmadı. Dedi. Ve ekledi:
Çünkü Sevgiliden gelen de sevgilidir. Bu, sıkıntı değil, büyük nîmettir. O, çok sevdiği kullarına böyle belâ gönderir.
CLL
Ben de o safhalara gelmeden şükretmeyi öğrenirim inşallah...
Bi de şu içimdeki nefreti silebilsem...
Hakkını helal et, dua et canım abiciğim... :-)
H...