Yeni bölümümüz Hayırlı olsun :)
.jpg)
.
26 Şubat 2010 Cuma sabahının güneşi herüz doğmadı. Saat 06.30 - 07.00 arası...
Epeydir kafamda dolaşan düşünceler var. Bir kaç arkadaşa açtım da bunu; gayet iyi olur, dediler. Sonra, sitede bunun için yer de açtık, öylesine bir isim de verdik, geçici, değişebilir...
Güneş henüz doğmadı;
Mevlid Kandili'ne denk gelen bu mübarek gece, bari bir iyi iş yapmış olayım, dedim kendi kendime.
Bu bölüm bari bu gece doğsun, hayatına bu sabah başlamış olsun, dedim.
Hayırlı olsun...



Nedir sitemizdeki bu bölüm?
Dostluktur en başta; ve sevgidir ve birbirinin nabzında parmağı olmaktır...
Hani gülün dikeni çizse tenini; diğerlerinin canının kanama duygusudur!..
Bu bölüm, belki de hayatımı üzerine bina ettiğim kolon ve kirişler gibi olan; o inşaat dönemini paylaştığım yakın arkadaşlarımdır. En çok birlikte çalıştıklarım değil, hiç kavga etmediklerim değil, en çok para kazandıklarım, değil, en çok zaman geçirdiklerim değil...
Nedir peki, kimdir bunlar?
Anlattıkça görülecek belki, çember genişledikçe ortaya çıkacak olsa da, şimdilik şöyle ifade edebilirim:
Şu an çeşitli uzaklıklara sarkan, sunulan çok lezzetli meyvelerin, henüz büyümemiş olan dallarının, bir arada ilk bulundukları zamanın ve makanın hatıralarıdır...
İşte bu hatıraları yazan, yapan, yaşayan kimselerdir bu bölümün sakinleri...



Omuz omza, diz dize, göz gözeydik çoğuyla...
Ben hemen elimi dokunduğumun, gözüne baktığımın ismini koyacağım bu bölüme. Bir süre sonra onlar ile birlikte karar vereceğiz her yeni isme, yani o gün bu çemberin içinde bulunan herkesin tam oyuyla.
Konu benden çıkmış olacak; bu sevgi çemberini, aşk mektebinin talebeleri genişletecek, kendi istedikleri kadar!..



Dostluklar kolay kurulmuyor ve dostlar hemen unutulmuyor.
Hayat insanları ayrı şehirlere atıyor, ayrı işlerle meşgul ediyor ve hatıralar da küllenmeye, soğumaya başlıyor.
Bir isim söylüyorlar; kimdi o, diyecek oluyoruz neredeyse; nerede yaşıyor, ne iş yapıyor, diye soruyoruz.
Zaman geçiyor...
Bahsettiklerim; çoğu 40 ila 50 yaş arasında olan insanlarız...
Bir kaç kayıp bile verdi bu kuşak, yani zaman daralıyor, yapacak iş çok...
Ve yapılacak bu çok işin sığdırılması gereken bu daralmış dönem; dostlara ulaşabilir, dostlar tarafından hatırlanılır halde daha mutlu daha verimli geçecek...
..inşallah.



Bahsettiğim dostlar için; şu an benim başlatıyor olduğum, umarım ve dilerim yakında beni aşacak olan bu bölüm çok güzel olacak ve eminim çok seveceksiniz...
Muammer Erkul
26 Şubat 2010 Cuma, 07.25
Beykoz
.
Yorum ekle
Dikkat : Buraya yazdığınız yorumlar, onaylandıktan sonra yayınlanmaktadır. Yorumunuzda, gerekli görüldüğü takdirde değişiklik, düzeltme vb. yapılabilir. Yorumunuz hiç yayınlanmayabilir. Bu konuda anlayışlı olmanızı rica ediyoruz.
Türkçe yazanlar için hatırlatmalar:
- Cümle büyük harfle başlar, nokta ile biter.
- Noktadan sonra boşluk bırakılır, yeni cümle başlar.
- 'gelcem, gitcem, gidiyom' denmez 'geleceğim, gideceğim, gidiyorum' denir.
- 'Herkez' denmez 'herkes' denir.
- 'bU şEkiLDE' yazmak sadece okuyanı yorar.
- 'Yanlız' değil 'Yalnız' denir.
- 'ğ' harfi 'g' şeklinde yazılmaz.
- 'Dahi' anlamındaki 'de' ayrı yazılır. Yani 'Bende, sende' denmez, 'Ben de, sen de' denir.
- 'Geldimi?' yazılmaz 'Geldi mi?' yazılır. Soru takıları ayrı yazılır. 'OKmi?' değil, 'Tamam mı?' denir.
- 'ahmet, belgin, duru' denmez. 'Ahmet, Belgin, Duru' denir. Özel isimlerin, illerin, ülkelerin ilk harfleri büyük yazılır.
- 'ki' eki, bağlaç olarak kullanılıyorsa ayrı, ilgi zamiri ve yapım eki olarak kullanıyorsa birleşik yazılır. Ayşe'ninki, evdeki, sabahki, dünkü, bir de baktim ki.. gibi.
- 'v' yerine 'w' yazılmaz.
'Vazgeçtim, yazmıyorum' demeyin. Öğrenmesi çok kolay ;-)
Yorumlar
Aşk, bitmeyen bir mektep ise,
elimizden tutup bizi o sıraya oturtan,
"O kitabı" okutan,
Her kelâmında sevgiyi yüreğimize dokuyan Efendimize,
"Aşk" olsun...
Ve tabi Hamd olsun...
Daha küçüğüm eskimeyen bir dost olacak kadar ihtiyarlar mıyım bilemem ki şair Necip Fazıl'ın dediği gibi:
"Bilsem nerede saat kaçta
Tabutumun tahtası bilmem hangi ağaçta"
Bilmediğim şeyler çok, öğrendiklerim ise öğrettikleri. Hani yazmışsınız ya Muammer Abi'm "Öğrendim..." diye,, Ve ben de okudum, öğrendim ki, unutmayanlar unutulmazmış.
Evvelimiz ve ahirimiz hayr olsun; hayırla anılmak olsun.
Ayinasi iştir kişinin lafa bakılmaz!
tK
Fahriye Erdoğan
Olumsuzlukları değil, olumluyu görmektir marifet.
SADECE ELEŞTİRMEK İÇİN BAKAN GÖZ KUSUR ARAR DURMAKSIZIN.
Güzeli düşünen zihin, güzelliklere doğru ilerleyecek,
iyilik denizinde kulaç atacaktır. İyi düşünüyorsan
konuş, yoksa sus.
Dünyada cenneti yapmak da ellerimizde, bozmak da.
Yapbozun parçalarıyız biz. Birimiz kaybolsa resim daima eksik...
Harikasın üstadım. Sağ ol, var ol herkeslerin gönlünde
yâr olduğun gibi.
Rabbim hayırlara yol eylesin...
Selam, saygı ve sağlıcakla...
:))
:-)))
SAVAŞÇI. . .
Haydi bakalım güzel insan... Güzele yönü dönük insan...
Daha ilk adım...
Sevgi tomurcuğu gönül çiçeğine konmaya başladı bal arıların..
Bul da yap bakalım zirve-yi hayalindeki o muhayyel iksiri...
O iksir ki, ne parayla ölçülüyor, ne ilimle...
Ne makamla ölçülüyor ne mevkiyle...
Ne cemal ile ilgisi var, ne âmal ile...
Seviyorum demenin bile kifayetsiz kaldığı bir zaviye...
Bir şule etrafında dönen pervane...
Döne döne yanan pervane...
Sonra canı canana sunan pervane...
***
Bul hadi...
Bul da gönül süzgeecinden, imbikten geçirir gibi süz geçir...
Bul yer ile göğün kesiştiği ince çigiyi...
İlk ve son nokta nerde?
Sor...
***
Allah niyetini halis eylesin...
Yümünlü eylesin...
Allahü teala iki cihanda sevdiklerinden ayırmasın.
Hani; "tam da düşündüğüm bu idi ama kelime olarak zihnimde belirmemişti" diyeceğimiz bir şey...
Doğru diyorsun, rahmetli annemin yattığı mezarlığı bir sen bir de Fatih abi hatırlar haa bir de Halid...
Babanı bile şimdi tereddüt ettim, acaba doğru mu hatırladım Yenibosna'da mıydı, diye...
Diğer yandan, başka arkadaşlar var.
Kömür'den ailesiyle birlikte Çorlu'da zehirlenen Hetem mesela, geçen sene iftardan sonra araba çarpan Kemal mesela...
Bütün ölmüşlerimize Allahü teala rahmet eylesin...
İnşallah bunu da yaparız, kimisi adım ile tarif eder mezarı, kimisi ayrıca koordinat da yazar...
Önemli olan bir şey yapmak, değil mi; yola çıkmak demek neredeyse bulmak demek aradığını...
M:)
Hala şaştığım şey şu; benden yaşça büyüksün ve fakat benden gençsin...
Diğer taraftan "Eski Dostlar" bende hemen bitmiş dostluklar duygusu uyandırıyor. Bu abartılı bir duygu ama... "Eskimeyen Dostlar" olabilir belki...
Ben de buradan epeydir düşündüğüm bir şeyi paylaşmak istiyorum. Belki olgunlaşır ve işe yarar.
Her geçen gün kayıplarımız artıyor.
Kimini Eyüp'e, kimini Yenibosna'ya, kimini Bursa'da filanca yere defnediyoruz.
Bazılarını biliyor, bazılarını bilmiyoruz.
Acaba bir liste yapsak. Ethem Baba, Erol Abi, Ahmet Arvasi, benim babam vs... Bilhassa İstanbul dışındakiler... En azından [bir ara buluştuğumuz] veya yolu Türkiye'den geçmiş, bir şekilde hemhal olduklarımız için bir rehber...
Mesela dün Murad'ı Münzavi Hz.'lerini aradım Eyüp civarında 45dk.
Navigasyon giderek yaygınlaşıyor. Bütün Türkiye'deki ziyaretgahların adres ve enlem/boylamlarını tesbit etsek. (i-phone) cihazı olanlar, bir kabir başındayken, bulunduğu yeri sorguladığında enlem boylamı bulabilir ve ekiple paylaşabilir.
İşte böyle yaşlandıkça tuhaflaşıyor insan.
Sevgili Muammer Abim, Kardeşim, Dostum...
Mal budur.
Buradadır.
Emirlerinize amâdedir.
Selamlar...
Murat
Sevilmeyecek gibi değil ki...
Böyle güzel bir gecenin sabahında doğan bu güzel bölüme yazılacak her satırı heyecanla, merakla bekliyoruz.
Hayırlı olsun.
Yazacak kalemlere, anlatacak dillere kuvvet... :)
Hicran Seçkin