Duygu Bahçemiz (YALNIZLIĞIN GEMİSİ - Zehra Öner)

YALNIZLIĞIN GEMİSİ - Zehra Öner


Bazen öyle yorgun hissederim ki kendimi; fiziksel, zihinsel, duygusal, ruhsal...olarak.      Yalnızlığın gemisine binip demir almak isterim; birçok şeyden…

Böyle zamanlarda; yapılabilecek bir şey yoksa, hiç olmazsa, evde tek başına kalabilmek, ilaç gibi gelir:

Sessizliğin şarkısını dinlerim, bir süre!

Bu sessizlik ve bir başınalık içinde, kapı gıcırtısı bile anlamlıdır, benim için!

Eşyalar mırıl mırıl konuşurlar!

Öyle sevimli gelirler ki bana!

Hatta, görmekten nefret ettiğim; izin verilse hemen ortalıktan kaldırabileceğim eşyalara bile sempati duymaya başlarım…

 Sanki, bu anı beklemişizdir hep beraber;

..sessizliğin şarkısını söyleyebilmek için, çığlık çığlığa!

Sanki burası, diğer zamanlarda yaşadığım ortam değildir, bütün aşinalığına rağmen!

Masal diyarındayımdır sanki!

Görebildiğim her şey; gönüllü boyun eğişleriyle, arz-ı endam ederler her tarafta!

Evin içinde dolaşırken bıraktığım her iz, sabit kalır yerinde.

Kendisine dokunduğum her şey, diğer müdahaleme kadar mevcut pozisyonunu korur…

Ben dokunana dek kimse dokunmaz onlara, geçici bir saltanatın tadını çıkardıkları yerlerinde!  

Bu dokunulmazlık, müthiş bir özgürlük hissi verir bana!

Bunun, mantıksal bir açıklaması yoktur!

Sadece hissederim!..

 

Ancak; bu durumun ilaç etkisi, sadece üç gün sürer.

Sonra anlarım ki sadece eşyalara değil, bana da kimse dokunmaz!

Ateşim var mı diye başıma dokunan yoktur, örneğin!

Parmağımı kapıya sıkıştırsam,  “bir şey oldu mu?” diyen;

..açlığımı, susuzluğumu önemseyen;

..ağlasam, gözyaşımla ilgilenen;

..hatta; kendisine çay ikram edebileceğim; mırıldandığım şarkıyı ithaf edebileceğim; gülümsemem boşa gitmesin diye, yüzüne bakabileceğim biri de yoktur!

 

Hüzne, sıkıntıya, acıya…, hiç kimsecikler yoktur, içimdeki ve dışımdaki yalnızlığa dokunan!..

 

İnsan, her zaman ve koşulda sükunete “evet” diyebilir.

Ancak, insan gerçeği; bir yere kadar dayanabilir, yalnızlığın gemisine…

Er ya da geç, uygun bir limana dönmek zorunda kalır!..

 

 

Zehra Öner

28 Eylül 2011


 

 

Yorum ekle

MESAJ YAZMADAN ÖNCE:


Dikkat : Buraya yazdığınız yorumlar, onaylandıktan sonra yayınlanmaktadır. Yorumunuzda, gerekli görüldüğü takdirde değişiklik, düzeltme vb. yapılabilir. Yorumunuz hiç yayınlanmayabilir. Bu konuda anlayışlı olmanızı rica ediyoruz.


Türkçe yazanlar için hatırlatmalar:
  • Cümle büyük harfle başlar, nokta ile biter.

  • Noktadan sonra boşluk bırakılır, yeni cümle başlar.

  • 'gelcem, gitcem, gidiyom' denmez 'geleceğim, gideceğim, gidiyorum' denir.

  • 'Herkez' denmez 'herkes' denir.

  • 'bU şEkiLDE' yazmak sadece okuyanı yorar.

  • 'Yanlız' değil 'Yalnız' denir.

  • 'ğ' harfi 'g' şeklinde yazılmaz.

  • 'Dahi' anlamındaki 'de' ayrı yazılır. Yani 'Bende, sende' denmez, 'Ben de, sen de' denir.

  • 'Geldimi?' yazılmaz 'Geldi mi?' yazılır. Soru takıları ayrı yazılır. 'OKmi?' değil, 'Tamam mı?' denir.

  • 'ahmet, belgin, duru' denmez. 'Ahmet, Belgin, Duru' denir. Özel isimlerin, illerin, ülkelerin ilk harfleri büyük yazılır.

  • 'ki' eki, bağlaç olarak kullanılıyorsa ayrı, ilgi zamiri ve yapım eki olarak kullanıyorsa birleşik yazılır. Ayşe'ninki, evdeki, sabahki, dünkü, bir de baktim ki.. gibi.

  • 'v' yerine 'w' yazılmaz.


'Vazgeçtim, yazmıyorum' demeyin. Öğrenmesi çok kolay ;-)


SİTEDE ARAMA

© muammererkul.com   Yayına başlangıç tarihi : 19 Ocak 2008    İletişim: muammer@muammererkul.com

JoomlaWatch Stats 1.2.9 by Matej Koval