Tgrt Fm'de "Su Gibi"
Hadi... Sen şimdi “su olduğunu” düşün, ve kendini “su gibi” hisset...
Su gibi özel, su gibi güzel, su gibi berrak, su gibi yararlı... Su gibi hayat kaynağı ve su gibi bitmez-tükenmez olduğunu hatırla...
Ama yine su gibi “bir küçük bardağın içine” sığdır ki kendini;
Girebilmeyi öğren insanların damarlarına.
İrfan Atasoy'un, TGRT FM'de yayınlanan "Merhaba Türkiye" programında; Muammer Erkul'un "SU GİBİ" isimli yazısını okuduğu ses kaydı...
| < Önceki | Ana Sayfa | Sonraki > |
|---|
Yorum ekle
Dikkat : Buraya yazdığınız yorumlar, onaylandıktan sonra yayınlanmaktadır. Yorumunuzda, gerekli görüldüğü takdirde değişiklik, düzeltme vb. yapılabilir. Yorumunuz hiç yayınlanmayabilir. Bu konuda anlayışlı olmanızı rica ediyoruz.
Türkçe yazanlar için hatırlatmalar:
- Cümle büyük harfle başlar, nokta ile biter.
- Noktadan sonra boşluk bırakılır, yeni cümle başlar.
- 'gelcem, gitcem, gidiyom' denmez 'geleceğim, gideceğim, gidiyorum' denir.
- 'Herkez' denmez 'herkes' denir.
- 'bU şEkiLDE' yazmak sadece okuyanı yorar.
- 'Yanlız' değil 'Yalnız' denir.
- 'ğ' harfi 'g' şeklinde yazılmaz.
- 'Dahi' anlamındaki 'de' ayrı yazılır. Yani 'Bende, sende' denmez, 'Ben de, sen de' denir.
- 'Geldimi?' yazılmaz 'Geldi mi?' yazılır. Soru takıları ayrı yazılır. 'OKmi?' değil, 'Tamam mı?' denir.
- 'ahmet, belgin, duru' denmez. 'Ahmet, Belgin, Duru' denir. Özel isimlerin, illerin, ülkelerin ilk harfleri büyük yazılır.
- 'ki' eki, bağlaç olarak kullanılıyorsa ayrı, ilgi zamiri ve yapım eki olarak kullanıyorsa birleşik yazılır. Ayşe'ninki, evdeki, sabahki, dünkü, bir de baktim ki.. gibi.
- 'v' yerine 'w' yazılmaz.
'Vazgeçtim, yazmıyorum' demeyin. Öğrenmesi çok kolay ;-)
Yorumlar
2000 senesinin Ocak ayında (nasıl ve niçinini bir kaç yerde anlatmıştım) yazılmıştı.
"Sen İstanbul Olsaydın" isimli ve 2002 senesinde Nesil Yayınevi tarafından basılan kitabımızda da vardır.
Çok yerde yayınlanmış, hatta başka uyduruk isimlerle de yayınlanmıştır! Elbette bunların takibi zordur...
...
Siz ve ben ve bizler Hazret-i Mevlana'nın sözlerinin pek çoğunu anlayamıyoruz. Çünkü onlar çok derin manaları barındırıyorlar .
Onları anlayamadığımız için de, günümüzde yazılmış hem de üstelik bizim tarafımızdan kaleme alınmış yazıları bile o mübarek şahsiyetlerin yazdıkları ile karıştırabiliyo ruz.
Bizim yazdıklarımız, bizim yazdıklarımız; o büyüklerin yazdıkları ise "o büyüklerin" yazdıklarıdır!..
Fark olarak bu bile yetmez mi?
...
Neticede, kâğıda yazılmış olan şekillere "harf" diyoruz.
Bir kâğıt; üzerine "ateş" yazsak yanmıyor, "su" yazınca ıslanmıyor!
Bunun gibi, bizim yazdıklarımız da Hazret-i Mevlana'nın yazdıkları da aynı kâğıt üzerinde bulunabiliyor...
Aynı kâğıt üzerinde yanyana durabilirler, evet; fakat aynı kâğıt üzerinde yanyana dursalar bile, yine aynı kâğıt üstünde yanyana duran "köle" ve "sultan" kelimelerinden daha çok başkadırlar birbirinden.
Köle de sultan da yanyana durabilir ama biri sultan iken öbürü sadece köledir!
...
Dolayısıyla, sözlerinizi övgü olarak kabul edip teşekkür ediyorum, lakin "Su gibi"nin yazarı olarak haddimi de biliyorum.
Bir kaç sene önce basılan "Aşk-ı Mevlana" isimli kitabımızın başında da benzer bir bölüm yazmıştık.
Elinize geçerse bakarsınız.
Saygılar selamlar.
M.E. :)
Celâl Harzem
Ağzınıza sağlık İrfan Bey...
Öykü
Ve ayrıca ağzına, diline, gönlüne sağlık...
Böyle metinler güzel oluyor sitede ve yazının tesiri başka oluyor.
Ben de dinliyorum tekrar tekrar.
M:)
Ne güzel olmuş...
Yakışmış doğrusu.
Yazandan da okuyandan da Cenabı Allah razı olsun.
Muvaffak ve muzaffer eylesin...
Muhabbetlerimle ...
Ragıp