Hatıralar Sokağı (İSTANBUL'A-Tısım Deniz)
İstanbul'a...
Yani Muammer Erkul'a...
Merhabalar Muammer Erkul. Bir kaç gündür taslaklar halinde yazdıklarımı toparlamaya cesaretim yoktu.
Sitenizde kişilerin sizinle ilgili anılarını okuyana kadar.
Bugün ise karar verdim, temize çekip sizinle paylaşmaya.
Belki komik, belki eğlenceli, belki de anlamsız gelicek size. Ama olsun, kendimi komik duruma soksam da yazmayı isteyecek kadar "Hayranım size".
Tarih: 19 Haziran 2005 Şehir: Akyazı /Kuzuluk
Bu genç, o zamanlar bir çocuk. Daha 14 yaşının rüzgarında.
İstanbul aşığı bir adamla İstanbul dışında tanışmak ta ilginç ama; kolumdan çekilerek zorla götürüldüğüm kaplıcalarda tanıştım sizinle.
Dönüşümüze bir gün kala, son kez marketi gezelim diye çıkmıştık evden. Biz sallana sallana gezerken, elinde kitaplar olan bir abla geldi yanımıza. "Yazarı görmek için mi geldiniz" dedi.
Biz hem çok şaşırdık hem hiç bozuntuya vermedik. Ama abla anladı sanırım. İşte o gün bahsetti "Muammer Erkul" dan. Kestirmeden kitapları, yazıları ve mütevazılığından bahsetti. (Anlatmayı unuttuğu şeyse güzel yüzü ve karizmasıydı :) Biz de merak saldık yazara. Hem görmek, tanışmak hem de imza almak istiyorduk. Ama elimizde hiç kitap yoktu.
Tam 1 saat boyunca ordan oraya koşturduk. Caddeler, mahalleler, çıkmaz sokaklar. Etrafta döne döne kitapcı arıyorduk. Tam da öğle sıcağı, bilmediğimiz yerler. "Merkez" demişti kitapları aldığımız kırtasiye. O zaman anladık çok açıldığımızı. Bir de ayrıca yazarı görememe korkusu...
Sitenin yolunu kaybettiğimizi anlayınca ağlamaya başlamıştık.
Bir yerli çift aldı bizi kamyon gibi bir şeyin arkasına. Ve sitenin kapısına bıraktı.
Markete girdik beklemeye başladık. 1 saat 2 saat 3 saat, gelen giden yok...
O kadar çaba sarf etmişiz, vazgeçer miyiz? Tabiki hayır...
Marketin güvenlik görevlisinin canına tak etmiş olacak ki bizi kovdu kapıdan.
Zaten evdekilerin haberi yok, bir de yorulmuşuz, tanımadığımız insanlar filan. Bir de üstüne kovulduk. Nöbete parkta devam ettik.
Tam 6 saat sonra 2 arabayla birlikte siteye girdi "Muammer Erkul". Yanında bir kaç erkekle beraber arabadan indi. Koşturduk hemen yanına ama bir yandan da çekiniyoruz. Kendiyle ilgili bir şey sorar rezil oluruz diye. (Neyse ki korktuğumuz olmadı) Çok güzel karşılandık. Gülerek halimizi hatrımızı sordu. Ayaküstü biraz konuştuk. Sonra imza attı. Koşturmaktan bakmaya vakit bulamadığımız, üstün körü kurcaladığımız kitaplara.
Ve markete girdi "Muammer Erkul" ve arkadaşları, biz de doğru eve.
Evde duyduğumuz azarları anlatmıyorum bile :)
O günden sonra başladı kitaplarınıza ve size olan hayranlığım. Ne başka yazar tanıdım ne de başka hayranlık. Okudukça tanıdım ben "İstanbul"u. Sizin tanıdığınız gibi.
"İnsan yaşadığı şehre aşık olur mu?" lafı duydum kimi zaman.
"Altı yıl hasret çekeceğine bir başka sanatçıya hayran olsan daha kolay ulaşırdın" lar mı duydum.
Ama maksat ulaşabilmek ya da ulaşılmaz olmak değil ki. Maksat yazılarınızı okurken sizi hayal etmek. Nerde, nasıl yazdığınızı. Yazmak için, düşünürken kalemle akrobatik hareketler yapıp yapmadığınızı mesela. Boğazın bir ucunda otururken "burda da bir şeyler karalamış mıdır?" demek mesela. Erguvan kokusunu içime çekerken, İstanbul'u paylaşmak çaktırmadan. Sizden izin almadan koklamak yârinizi.
Hep diyorum ya "İstanbul-Muammer Erkul" diye. Ayrılmaz ikili onlar benim gönlümde. Bazen İstanbul'u çalıyorum Muammer Erkul'dan bazen İstanbul'dan Muammer Erkul'u.
Hayat işte altı yıl sonra tanışmak varmış sizinle.
Aradaki yıllar hasretimi, hayranlığımı ve daha bir çok şeyi besledi bende. Size yazmaksa en güzel hediyesi bu beklemenin.
Gönlümün bir kenarında yaşattığım sizi saklamak hala. Korkusuzca ve manasızca gizlemek tüm cümlelerinizi ruhumda. Yaşamak sizi tüm benliğimde "İstanbul" gibi.
Belki de sizi göstermemek için kullandığım bir kimlik "İstanbul".
Kim bilir?
Tılsım Deniz
| < Önceki | Ana Sayfa | Sonraki > |
|---|
Yorum ekle
Dikkat : Buraya yazdığınız yorumlar, onaylandıktan sonra yayınlanmaktadır. Yorumunuzda, gerekli görüldüğü takdirde değişiklik, düzeltme vb. yapılabilir. Yorumunuz hiç yayınlanmayabilir. Bu konuda anlayışlı olmanızı rica ediyoruz.
Türkçe yazanlar için hatırlatmalar:
- Cümle büyük harfle başlar, nokta ile biter.
- Noktadan sonra boşluk bırakılır, yeni cümle başlar.
- 'gelcem, gitcem, gidiyom' denmez 'geleceğim, gideceğim, gidiyorum' denir.
- 'Herkez' denmez 'herkes' denir.
- 'bU şEkiLDE' yazmak sadece okuyanı yorar.
- 'Yanlız' değil 'Yalnız' denir.
- 'ğ' harfi 'g' şeklinde yazılmaz.
- 'Dahi' anlamındaki 'de' ayrı yazılır. Yani 'Bende, sende' denmez, 'Ben de, sen de' denir.
- 'Geldimi?' yazılmaz 'Geldi mi?' yazılır. Soru takıları ayrı yazılır. 'OKmi?' değil, 'Tamam mı?' denir.
- 'ahmet, belgin, duru' denmez. 'Ahmet, Belgin, Duru' denir. Özel isimlerin, illerin, ülkelerin ilk harfleri büyük yazılır.
- 'ki' eki, bağlaç olarak kullanılıyorsa ayrı, ilgi zamiri ve yapım eki olarak kullanıyorsa birleşik yazılır. Ayşe'ninki, evdeki, sabahki, dünkü, bir de baktim ki.. gibi.
- 'v' yerine 'w' yazılmaz.
'Vazgeçtim, yazmıyorum' demeyin. Öğrenmesi çok kolay ;-)
Yorumlar
İnan, hatırlamıyorum...
Başınıza gelenler için de üzgünüm, ama biz 6 saat geç gelmiş olamayız, sanırım siz 6 saat erken almışsınız bilgiyi... :)
İyi de olmuş ama değil mi, yoksa belki de bu gün burada bulaşamayacaktı k ve sen bunları yazmayacaktın.
İyi ki anlattıkların olmuş.
Hoş geldiiin...
Hoş bulduuuuk!
M:)))