Hatıralar Sokağı (ÇOCUK SESLİ ADAM - Sazsız Ozan)
Yıllar önceydi.
Henüz ağzı süt kokan bir bebekti köşemiz. Her biri beş altı sayfayı bulan mektuplar postaladığım zamanlardı.
Uzuuun zaman bu şekilde süren mektup trafiğinden sonra nihayet telefonla aramaya karar verdim satırlarının arasına kalpler serpiştiren yazarı.
Yazar, evet... Muhakkak ki gayet ciddi şeyler konuşan tok sesli bir ağır abi olmalıydı. E ben de iki ciddi kelam edebilirdim herhalde. (O zamanlar bendeniz bir garip Sazsız Ozan. Ailesinin bir kısmı ile yaban ellerde yaşam mücadelisini sırtlanmış, bomboş bir evle ekmek teknesi arasında geçen bir hayatı olan, yapabildiği en büyük faaliyeti deniz kenarına kaçıp gün batımına yazılar yazmaktan ibaret olan, fazlasıyla kendi halinde, garip denebilecek bir kız...)
Tüm cesaretimi topladıktan sonra postahaneden aldığım telefon kartını yine sadece postahanenin önünde bulabileceğim ankesörlü telefona takıp heyecanla çeviriyorum numaraları. Ve Mer Ajans'ın telefonu çalıyor karşı taraftan.
Birazdan karşı taraftan cevap verecek olan tok sesli, ciddi adamı beklemeye başlıyorum heyecanla.
''Alo!'' diyor, çocuksu denebilecek bir ses...
İlk şaşkınlığımı atıp devam ediyorum konuşmaya;
''Muammer Erkul'la görüşebilir miyim?'' diyorum, ajansta çalışanlardan biri olduğunu düşündüğüm, bu çocuksu sese meramımı anlatmaya çalışırken;
"Benim, buyurun" diyor telefonun karşı tarafındaki çocuk sesli adam.
Ben, şaşkınlıktan ne diyeceğimi bilemeyip sessiz kalınca, bu defa o soruyor;
"Siz kimsiniz?"
Aklımdaki tok, kalın sesli, gayet ciddi yazar profili altüst olmuş bir sesle cevap veriyorum:
"Sazsız Ozan."
Telefonun karşı tarafından gelen ve dakikalarca uzayan bir kahkaha duyuyorum...
Ne olduğunu anlamıyorum. Bu kahkaha uzadıkça sinirlerim bozulmaya başlıyor. Kalın sesli yazarla konuşmayı planladığım birkaç ciddi kelimeyi unutuveriyorum anında. "Biri benimle dalga mı geçiyor acaba" diyorum içimden...
"Sen kız mıydın? Ben seni erkek sanıyordum yaa!.. Yanlış birşey yazmadım değil mi gazetede, hakkında?.." Diyor, gülmeye devam ederek.
Sonrasında ne konuştuğumuzu hatırlamıyorum. Lakin o anı da hiç unutmuyorum.
İlerleyen zamanlarda telefonla zamanlı zamansız aradığımı hatırlıyorum Muammer abiyi. :) Her yazdığım yazıyı dakikalarca telefondan kendisine okuduğumu ve bana verdiği tavsiyelere göre yazıları toparlamaya çalıştığımı, düzeltmeye çalışırken daha çok dağıttığımı, Muammer abinin sabırla dinleyip benimse ısrarla yazıp yazıp telefonda okuduğumu hatırlıyorum...
Sazsız Ozan
(Hani şu "kız olan" Sazsız Ozan!..)
| < Önceki | Ana Sayfa | Sonraki > |
|---|
Yorum ekle
Dikkat : Buraya yazdığınız yorumlar, onaylandıktan sonra yayınlanmaktadır. Yorumunuzda, gerekli görüldüğü takdirde değişiklik, düzeltme vb. yapılabilir. Yorumunuz hiç yayınlanmayabilir. Bu konuda anlayışlı olmanızı rica ediyoruz.
Türkçe yazanlar için hatırlatmalar:
- Cümle büyük harfle başlar, nokta ile biter.
- Noktadan sonra boşluk bırakılır, yeni cümle başlar.
- 'gelcem, gitcem, gidiyom' denmez 'geleceğim, gideceğim, gidiyorum' denir.
- 'Herkez' denmez 'herkes' denir.
- 'bU şEkiLDE' yazmak sadece okuyanı yorar.
- 'Yanlız' değil 'Yalnız' denir.
- 'ğ' harfi 'g' şeklinde yazılmaz.
- 'Dahi' anlamındaki 'de' ayrı yazılır. Yani 'Bende, sende' denmez, 'Ben de, sen de' denir.
- 'Geldimi?' yazılmaz 'Geldi mi?' yazılır. Soru takıları ayrı yazılır. 'OKmi?' değil, 'Tamam mı?' denir.
- 'ahmet, belgin, duru' denmez. 'Ahmet, Belgin, Duru' denir. Özel isimlerin, illerin, ülkelerin ilk harfleri büyük yazılır.
- 'ki' eki, bağlaç olarak kullanılıyorsa ayrı, ilgi zamiri ve yapım eki olarak kullanıyorsa birleşik yazılır. Ayşe'ninki, evdeki, sabahki, dünkü, bir de baktim ki.. gibi.
- 'v' yerine 'w' yazılmaz.
'Vazgeçtim, yazmıyorum' demeyin. Öğrenmesi çok kolay ;-)
Yorumlar
Koptum burda. :))
Kim bilir ozanları erkek olarak bildiğimizdendi r, seni erkek olarak düşünmemiz.
Görülen o ki, iki tarafın çizdiği profil de altüst olmuş o telefonla :)
Kimler, ne profiller çiziyor zihninde... İyi ki gayr-i ihtiyari çizdiğimiz o profiller gibi değil Muammer abi...
Ya öyle olsaydı? Ciddi, tok sesli, malum yazarlar gibi bir yazar olsaydı; ulaşılmaz, dokunulmaz... Nasıl toplanırdık böyle başına, toplansak kaç gün durabilirdik?..
Gönlün dert görmesin sevgili Sazsız Ozan, bu güzel hatıranı bizlerle de paylaştığın için kucak dolusu teşekkürler. :)
M:)))