Seçtiğiniz Muammer Erkul sözleri
(Not: Bu sayfa, Sevgi Ailesi üyeleri tarafından Muammer Erkul'un yokluğu fırsat bilinerek hazırlanmıştır. :) )
Muammer Erkul'u kimimiz senelerdir okuyoruz, kimimiz yeni tanıştık. Ama yazılarında hep kendimizden bir şeyler bulduk. Okudukça sevdik, sevindik.
Bazen bir cümle kalbimizden vurdu bizi, bazen derdimize tercüman oldu, bazen sanki bir yazı sadece bize özel yazılmış hissine kapıldık.
Bazen sevdiğimize söylemek istediğimizi bizden iyi söylediğini gördük, bazen ihtiyacımız olanı bize herkesten iyi söylediğini...
Yazılarını kestik, biriktirdik. Cümlelerin altını çizdik. Defterlerimize yazdık. Arkadaşlarımıza, sevdiklerimize gönderdik.
Yani, hepimizde Muammer Erkul yazılarından seçtiğimiz cümleler, "bercesteler" var.
Şimdi; en sevdiğiniz Muammer Erkul sözlerini herkesle paylaşmaya ne dersiniz?
Hadi, ister arşivlerinizi, defterlerinizi karıştırın; ister sitedeki yazıları dolaşın. Beğendiğiniz, etkilendiğiniz cümleleri bu yazıya yorum olarak ekleyin. Bir "Muammer Erkul Sözleri Antolojisi" yapalım.
Olmaz mı?
(Uzun bölümler göndermeyin ama. Bir-iki cümlelik olsun en fazla. Bir de, isterseniz önce yazılmış olanları okuyun ki, aynı sözleri yazmış olmayasınız.)
| < Önceki |
|---|
Yorum ekle
Dikkat : Buraya yazdığınız yorumlar, onaylandıktan sonra yayınlanmaktadır. Yorumunuzda, gerekli görüldüğü takdirde değişiklik, düzeltme vb. yapılabilir. Yorumunuz hiç yayınlanmayabilir. Bu konuda anlayışlı olmanızı rica ediyoruz.
Türkçe yazanlar için hatırlatmalar:
- Cümle büyük harfle başlar, nokta ile biter.
- Noktadan sonra boşluk bırakılır, yeni cümle başlar.
- 'gelcem, gitcem, gidiyom' denmez 'geleceğim, gideceğim, gidiyorum' denir.
- 'Herkez' denmez 'herkes' denir.
- 'bU şEkiLDE' yazmak sadece okuyanı yorar.
- 'Yanlız' değil 'Yalnız' denir.
- 'ğ' harfi 'g' şeklinde yazılmaz.
- 'Dahi' anlamındaki 'de' ayrı yazılır. Yani 'Bende, sende' denmez, 'Ben de, sen de' denir.
- 'Geldimi?' yazılmaz 'Geldi mi?' yazılır. Soru takıları ayrı yazılır. 'OKmi?' değil, 'Tamam mı?' denir.
- 'ahmet, belgin, duru' denmez. 'Ahmet, Belgin, Duru' denir. Özel isimlerin, illerin, ülkelerin ilk harfleri büyük yazılır.
- 'ki' eki, bağlaç olarak kullanılıyorsa ayrı, ilgi zamiri ve yapım eki olarak kullanıyorsa birleşik yazılır. Ayşe'ninki, evdeki, sabahki, dünkü, bir de baktim ki.. gibi.
- 'v' yerine 'w' yazılmaz.
'Vazgeçtim, yazmıyorum' demeyin. Öğrenmesi çok kolay ;-)
Yorumlar
“Balık yemek tatildir, ödüldür, keyiftir, mutluluktur, besindir, şifadır, sağlıktır yahu daha ne olsun. Mmhh kokusu size kadar geldi mi?:)” 2010-03-14
“İsssstanbul ikindisi! :))) Şakır şukur dökülüyor güneş Emirgan hizasından denize...” 2011-08-17
“Kaybettiğini sandığın kimseleri bulmak ne güzel duygu, yaşamanızı dilerim. M:)” 2011-11-10
“Ya sen olmasaydın, ben böyle kime GÜNAYDIN diyerek kendimi sevindirebilird im?.. Günaydın :)))” 2011-12-15
“Her zaman diyorum: Şu bendeki cep telefonu Mehmet Han'da olsaydı, İstanbul bir yana Roma'yı ve kalan dünyayı fethederdi...” 2011-04-29
...
www.muammererkul.com \ Yazılar \ Twitter Arşivi
Zehra Öner
“Kendime notlar: Herkes ‘en çok’ sevgi istiyor!.. Yani HERKES SAYISI KADAR EN ÇOK SEVGİ verebilmem lazım... Peki ama, bu nasıl olacak?..” 2010-01-28
“Bu gece aldığım en güzel mesaj: ‘Ömrüm boyunca sana dua edebilmenin duasını ettim az önce.’ ” 2010-03-30
“Soğuk aldım... Kilosu, metresi, litresi BEDAVA! İstemeyene bile veriyorlar. Var mı istemeyen, bendekini vereyim?!.. :)p “ 2009-05-05
“Bugün 5 liraya aldığım şeffaf bir şemsiyenin içinden Üsküdar'ı seyrederek balık ekmek yedim, yağmur altında:))) Ve yapayalnız!..:( “ 2010-10-28
“Bir yanımda sarı beyaz kedi diğer yanımda kahverengi köpek. Ben bir karasinek gibi güneşteyim, ne haz:)“ 2011-02-07
“Bu güne kadar hiç ağaçkakan tarafından gagalanmamıştım (çok güzel bir kuştur). Bu durum her kulun başına gelmez ama Erkul'un başına geldi!” 2011-08-09
...
Zehra
“İnsanlara gülümsemek; aynaya gülümsemeye benziyor! Deneyin, karşınızdakinin de gülümsediğini göreceksiniz.:) Olmadı ayna bozuktur! ;)” 2010-03-18
“Herşeye inat, bugün GÖKYÜZÜ KADAR KOCAMAN gülümsemeye çalışalım mı? :)” 2010-03-08
“İnanın ki şehirlerden gözüken, gökyüzü değil!.. Bütün yıldızları gördüğüm bir köydeyim ve isimsiz yıldızlara adınızı koyabilirim:)” 2008-07-05
“Sana akıl vereyim: Beni içinden çıkarsan, çölde kurumuş kaplumbağaya dönersin; bakınca ardın görülür, kumlar geçer kabuğunun içinden!..” 2011-06-23
“Öyle sevgiler var ki; gün ışırken yaprakların ucunda beliren damlacıklar gibi. Şaşkına dönüyorum!..” 2011-02-27
“Kalbinize sorun: Belki bugün SEVME GÜNÜ'nüzdür!.. Neden olmasın? :)” 2011-06-06
“Aşık, aşkını yazmak ister; sevgilinin görmesi umurunda bile değil!..” 2010-03-19
...
Zehra
“Düşünün aynı zaman geçecek: Ya mutlu olarak veya mutsuz olarak... Bin sebep bulma vaktidir size adım attırabilecek...” 2010-11-23
“Herkes eteğindeki taşı döker: Merkep, kendi gibi anırır; bülbül kendisi gibi şakır!..” 2011-04-18
“Hem ‘daha farklı bir hayatım olsun’ demek, hem de hiiiçbiiiiir farklı şey yapmamak, acaba hangi mantığa sığar?” 2011-05-06
“Varacağın hedef varsa, seni ona bir adım atmak götürür. Sonra o adımın aynısından tekrar atmak ve varıncaya kadar aynı şeyi tekrarlamak!..” 2011-05-07
“İyi ki güneş doğuyor. İyi ki; ‘iyi ki güneş doğuyor’ diyebiliyoruz... Değil mi? :)” 2011-07-23
“Elimizde bir hayat var; ama sadece ‘bir’ hayat var!.. Elindeki paranı hayal perdesine mi yatıracaksın yoksa tren, gemi, uçak biletine mi?..” 2011-07-25
“Çenesini tutmayı bilmeyen kadınlar neden ibadethanelere girmekte ısrar ederler?.. Ben böylelerini uyarıyorum ve bunu sizler de yapın!..” 2011-09-28
...
Zehra
“Bazıları ne okuyacağını düşünürken bazıları da yazılacak konulardan hangisini seçeceğini düşünüyor!” 2010-02-09
“Olgun bir insan, acaba ‘Benim hoşuma giden budur!’ mu demeli, yoksa ‘Acaba onun hoşuna giden nedir?’ diye mi düşünmeli?“ 2011-09-29
“Hep yeni bir şey olmasını bekliyoruz ya... Fakat bu sırada yeni ve güzel bir günün daha içinde olduğumuzu fark edemiyoruz!..” 2009-04-14
“Ne soğuklar kalıcı, ne sıcaklar. Peki bizler? Sıcak da olsa soğuk da olsa tercihimizi kullanmaktayız: Ya şikayetçiyiz veya şükredici...” 2010-02-03
“Bulanmış bir suyun durulması gibi bunalmış insanlar da durulur bir gün. Işıl ışıl olur parlarsın, yeter ki içini bulandıranlarda n uzaklaş!:)” 2010-08-03
“Dokuz gün de olsa, doksan gün de olsa bütün tatiller kısadır ve hatta doksan yıl bile olsa! M:)” 2010-11-21
...
Zehra
“Çok net bir yazılma sebebi olan "SU GİBİ" ise altına en çok yabancı imza atılan yazımdır. Bir dergide kapak bile oldu başka bir imzayla!..” 2011-02-20
“Acaba bazıları, bir yazının ismini değiştirip, sanal alemde yayınlayınca "yazar olduklarına" gerçekten inanabiliyorlar mı?” 2011-07-25
“ ‘En iyi makine en iyi fotoğrafı çekseydi, en iyi daktiloya sahip olan da en iyi romanı yazardı’ demiş fotoğraf sanatçısı Ara Güler.” 2011-06-27
"Benim yazılarımı ders olarak okumuyor oluşunun tek nedeni, senden yüz sene evvel doğmamış olmam!.." 2011-04-20
“Kibirden söylemiyorum bunu, ikimiz de canlıyken anlamayı seçesin diye söylüyorum. Çünkü akranız. Benden sonra yüz senen daha olmayacak! 2011-04-20
“En tehlikeli şeylerden biri; medyacının namussuz veya namussuzun medyacı olması!..” 2011-02-04
“İnsanlar neden televizyon seyrederler ki? İnanın KENDİ GÜNDEMİNİZİ KENDİNİZ OLUŞTURABİLİR-SİNİZ! :)” 2010-12-09
...
Zehra
“Her beğenen, beğendiği satırları; kendi beğendiği kalemin yazmış olduğunu umar. Çoğu alıntının "ÇALINTI" haline gelmesi böyle oluyor!“ 2011-04-01
“Sevmek; bazen sırtında kuş kanadı, bazen ayağında pranga! Hadi otur roman yaz yahut yut koca bir lokma gibi bütün hatıraları!..” 2010-11-29 (1)
“Peki başkasının satırlarını bol kepçeden dağıtmak? O da, follukta bulduğun yumurtaları tavaya kırmaktan farksız. Sıkıyorsa yumurtla!” 2010-11-29 (2)
“Çocuk Dergisi'nde çalışırken biri gelmişti. "Nerden çiziyorsanız bana da gösterin, çizgi romancı olmak istiyorum" demişti...” 2011-02-20
“Stop köşemiz Türkiye'de başladıktan bir kaç yıl sonra, biri: "Köşeye koyduğun şu güzel yazıları nerden alıyorsun?" diye sormuştu...” 2011-02-20
“İnsanlar, hoşlarına giden bir yazıyı yazmış olanın "canlı biri" veya "kendi vatandaşları" olmasına ihtimal veremiyorlar!” 2011-02-20
...
Zehra
“İmam-ı Rabbanî hz.lerinin ismi yanında BÜYÜK sözü çok küçük kalır! "Kıyamete kadarki bütün talebemin ev adreslerini söyleyebilirim" buyuruyor.” 2011-08-11
“O büyüklere "talebe" olmak demek; kitaplarını okumak, sevgiyle bakıp dokunmak demek... Bu hal kendine nasip olanlar ise ne kadar şanslı...” 2011-08-11
“Konuşmak BİLYELİYLE KAYMAK'tır! Marifet; yoldan çıkmamak, bir kenara devrilmemek
ve kimseye çarpmamaktır ama asıl zor olan; durabilmektir!” 2009-01-30
“Bir yazar; paramparça oluşunu, yüreğine kor ateşler doluşunu anlatır da insanlar: "Helal olsun ya, koçum benim, ne güzel anlatmış" der...” 2011-07-26
“Yazanlardan başka, kim "acı çektiği için" tebrik alır ki?.. Hakkı yok, bir yazarı alkışlamaya; avuçları yanmayanın!..” 2011-07-26
...
Zehra
Ama daha da önemlisi;
Gönlüne selâmı var, “gönlümdekiler” in!..
.....
Ve öyle güzel, öylesine güzel ki gönlümdekiler;
İnanamazsın!..
Sessizliği ürkütmeden.
Derinliklerden yavaşça çıkart beni, vurgun yemeden...
Önceki sıkıntıları sırtından indirmeyi bildiği sürece!..
Sıkılıyoruz;
Çünkü sıkıldığımızı düşünüyoruz!
Tükeniyoruz;
Çünkü tükendiğimizi düşünüyoruz!
Boğuluyoruz;
Çünkü boğulduğumuzu düşünüyoruz!..
Düşündüklerimiz oluyor nihayetinde, biliyor muyuz?
Sıkılıyor, tükeniyor, boğuluyoruz.
Bizim için iyi şeyler düşünmesini kimlerden bekliyoruz ki boşuboşuna; herkesin düşünmesi gereken bir “kendisi” mevcutken?
Hep benim yanlışımı görüyorlar...
(Hâlbuki) Ben o kadar doğruyum ki;
Hep başkasının yanlışını görüyorum...
Yani...
İnsan bir kapı merceği...
Hep dışarıya bakıyor...
İçeriyi göremiyor!
(Halbuki... [23 Mart 2006 Perşembe])
Kevser Erman
"Ben seni; senin, beni sevmen için sevmiyorum ki; senin beni sevip sevmiyor olman önemli olsun!"
Zehra ÖNER
Uyusun da, büyüsün diye!..
Serra
...
Can kuşu kime uçar [18 Şubat 2011 Cuma]
Gölçiçeği
Mühim olan yâr olmak!..
Serra
..kar da göğün gözyaşıdır!
Halenur ARVASİ / ESK
Bilmesem de kimler duyar, ben konuştukça... Bilirim... Bilirim ki susmak;
Dağlar gibi konuşmaktır! ..
-----------------------------------
Sen gönlümün yüküsün, sırtımın değil...
Yani, tenimde görünmeyen bir yarasın;
İçimde büyüyen!..
ELİF/İST
Ben, sende konacak bir dal bulamayan martı gibi çığlık çığlığa atardım kendimi denizlere!
SALİH BÜYÜKOĞLU
Semanur
Melek
ne kadar ihtimam gösterirsen göster bazıları hiç karşılık vermiyor.
Gizlim, görünmezimsin
Bağlım, çözülmezimsin
Yolum, dönülmezimsin
Sen bendesin, ben gibisin...
...
GÜLDEN
namazımı kılsınlar ve sakın ha yalan söylemesinler...
İyi bilen "iyi bilirdik" desin...
Deli bilen "deli bilirdik!.."
HALİDE ÇETİN ÖZ
Bu günlerde beni en iyi özetleyecek söz...
FATOŞ
Anlıyorum: Güller hâlâ dikenli, ama dikenlerde hâlâ güller var!..
AYŞE NUR
Ceylanlar sokulur da pınar başına...
Kimse bilmeez;
Pınarların suyuyla mı doyar ceylanlar, yoksa ceylanların gözünden mi dolar pınarlar!..
Bir bebeğin yürümesi; sayamayacağın kadar çok düşmesiyle mümkün!
Hiç kimse, ilk taytay duruşundan sonra rap rap adım atmaya başlamadı...
Şu an yürümekte olan herkes önce düştü; sonra gene düştü ve ardından tekrar düştü ve sonra bir daha düştü, bir daha ve on defa ve yüz defa daha düştü, öyle değil mi?..
Sen neden farklı olasın?
Sen niye imtiyazlı olasın da hiç kimsenin elde edemediğine sahip olasın?
SÜKÛT
Sen susarsan;
..karşındakini duyabilirsin...
Konuşmazsan, sessizliğin bile sesini işitebilirsin...
Sessizliğin sohbeti derindir!
Sen sessizliğin derinliğini dinlerken; sessizlik senin derdini dinler...
... KIYMET
Kendine verdiğin kıymeti çekersen aradan;
..sana, kimin ne kadar değer verdiğini görebilirsin...
sevmek itaat etmektir efendim
Susma...
Susarsan aklım sende kalır, uyuyamam.
Martılar da getirmez olursa sesini... Çiçekler de açtıkça benzemez olursa sana... Bulutlar savrulmaz olursa başımda sen gibi... Her yudumda ve her solukta dolmaz olursan içime su gibi, hava gibi...
Susma...
Susarsan aklım sende kalır, uyuyamam.
Ses ver...
Yüreğinle sev beni.
Bir gün sen gülerken...
Işıldarken gözlerin...
Ve kendini ''en rahat'' hissederken yanımda...
Bir damla parlayacak yanağında.
Ben, dokunacağım ona;
Ve işte seninle ilk kez o zaman tanışacağız!
Ve hatta öğrenmeye korkarken, bilmeye kıyamazken seni...
...seni sevdim.
Seni sevdim.
Azaldım...
Her şeyim azaldı, nem varsa tükendi, eridi, gitti ve sadece, içimdeki özlemek kaldı!
Sanki artık sadece “özlemek” biliyorum; konuşmak bilmiyorum, susmak bilmiyorum, bakmak bilmiyorum ve baksam görmüyorum zaten...
Ve çığlık nedir?.. Ve ses nedir?..
Halbuki sen...
Sen, vermeyi unuttuğum bir nefessin içimde;
Bana rağmen, bana saklı!..
Ve en derinimden gelip en derinine gidebilecek olan yol ile, en derininden çıkıp en derinime inebilecek olan gökkuşağı “bakışlarımızda ” kopar!
Biz, sarılmadıkça...
Yoksa camlara yapışanlar mı can kırıkları?..
23 Kasım 1999
Bana anlattığın ve seni üzen ne varsa...
Hepsine talip olmam, çok merak ettiğim için değil de; eğer bunlar akıtılmazsa, seni tüketeceği için...
Bir yılan ısırığındaki zehri emmek gibi:
Zehir değil amaç, amaç zehirsiz kalman!
Tatlı olan zehir değil, seni mutlu görmek tatlı olan!..
Akşam oldu...
Sorulmayacak sorular, karanlık köşelerde kaldı:
Olacak akşamlarda yan yana olmamak için mi yaşıyorduk hayatta?..
Soğuk esen rüzgârlar gibisin şimdi...
İçim üşüyor varlığınla!
Dışımdaki her şey kayıp da ben mi her şeyi arıyorum; yoksa her şey yerli yerinde de, kayıp olan ben miyim?..
Kelimeler seni getirmiyor artık bana; sağır mı oldun?
Yoksa benim kelimelerim mi topallayan?..
Bugün bitti. Gece de gidiyor... Bir günüm daha bitti; ben nereye gidiyorum?..
Gün gün, saat saat, dakika dakika ölüyorum!.. Gidiyorum!.. Tükeniyorum; haberim var mı?..
Sen bir köprüsün! Diğer yana üzerinden geçilecek.
Sakın buna “çiğnenmek” olarak bakma! Öyle güzel yerlere gittiklerini hatırla ki; her yolcu, her adımında, tabanlarından öpüldüğünü hissetsin...
Sen, sana öğretilenlerle güzeldin...
Ve özlemek susamaya benziyor:
Dudakların kurumuş. Tenin yanmış... Ve yüzüne, kavuşmaya doğru giden yolun tozu sarılmış! Alnında ter, yanağında gözyaşı çizgileri!..
Susuzum;
..ve dudağım, hayalinin kurnasına yapışık!
Kim gönderirse göndersin bir mektubu;
..fakat üstünde yazan adreste kimseler olmasa!
Veya bulsa bile mektup sahibinin evini, zarfı açan olmasa!
Ben ne yazarsam yazayım, ne söylersem söyleyeyim ve ne kadar güzel olsa da bunlar;
..ya okuyan olmasa...
.....
..sen olmasan
Bazı sözler, ok gibidir; saplanır, içinde kalır!
Kısadır, ama uzun uzun dolaşır zihninde… Sanki başka şeylerin resmidir bu sözler, ama sen bakarsın kendini görürsün!
Bildim, ki; yâr, yaradır bende ve ben, yarimle konuşurum...
Ben belki benle; yok, bendeki senle konuşurum...
Bana bakacaksan gönlünle bak!..
Bana dokunacaksan yüreğinle dokun!
Benimle ilgileneceksen, kalbinle ilgilen!..
Sen, akmaya hazır gözlerinle gözlerken beni...
Ben, gözlerine dökülüyordum!
Şimdi ben...
Nice dağlardan yuvarlanıp, sana dolduktan sonra... Açsan bile kapılarını, nereye gideyim; kanatsız bir kuş gibi?..
Kafesimsin!..
.....
Ve nefesimsin; uzaklaşamadığım ... Tuttuğum...
İçimde tuttuğum !..
Sana baktığını görürsün kimilerinin;
ama seni gördüğünü hissetmezsin...
Bana bakacaksan gönlünle bak!..
Bana dokunacaksan yüreğinle dokun!
Benimle ilgileneceksen, kalbinle ilgilen!..
..."
........
NOT:
Çok iyi yaaa! Ne zaman söylenmiş hatırlayamadım ama.
Ah bir de şunların, hangi tarihlmi hangi yazıdan aylındığını yazsanız ne kadariyi olurdu...
:)Muammer
Ona acıdığı için değildir!..
Ölerek seni terk etmem ile;
Küserek beni terk etmen arasında ne fark var?.."
Vitrinleri seyrederken gördüğün her güzel kıyafeti yakıştırdığın kimsenin olmamasıdır!
Parlamamaktır... Görünmemektir... Işıldamamaktır yalnızlık!
Bulutlara tütsem... Veya toprağa emilsem, kim bilecek yalnızlığımı?
Çoook uzaklardaki kimler: “Başıma damlayan bu yaş, kim bilir hangi yalnızlığın buharıdır ki, bana kadar taşınmış” diyecek?
* Halbuki ben... Yürüdüğün çölleri koklayarak, sürmeye çalışırım izini...
Ve ben, senin, her damlasına talibim; terinin...
* Anladım bir gün:
Cennete ve cehenneme giden yol da, kapından geçiyor!..
İşte bu, bütün mesele: Çağırışına uymak, davetine gelmek...
Cennet ve cehennem yolunun farkı da, ancak; adını bilmek ile bilmemek arasındaki kadar!..
* Ben seni, adını bilmeden sevdim.
İhtiyacım... Cevabım...
İsimler koydum sana; bahar yelim, çiçek tarlam... Gökkuşağım, ışığım... Kuşkanadım, pembe rüyam, çiy tanem...
Seni, adını bilmeden sevince öğrendim; seni sevmek için gerekmiyordu ismini bilmem...
...Sevdim işte!
Gelecekten şimdiki gücünüzle şevkinizle ekmiş olduğunuz tohumların meyvelerinden başka bir şey beklemeyin. "
.....
Bu sözleri bende azim ve gayret oluşturmuştu, hala da oluşturuyor :)
mutlu olmayı tercih ettikleri için..."
Çok sevdiğim Muammer Erkul'un çok sevdiğim bir sözüdür bu...
Sen, orda, karanlığın içinde, üşümelisin.
Üşümelisin, üşümelisin, hep, hep ama hep üşümelisin;
..bensiz kaldığın zaman!
.....
Çünkü ben, hep üşüyorum..."
(Geniz Yangını)
Veya, yaşamakçaysa ölmek;
Nedir uğuldayan kulaklarımda?..
Nedir ağlamalar, sızlamalar.. Nicedir böyle bağırmak?
Bir ak yaşmak..
Sıkmışsa bu sararmış suratı; ayrılırken dertler dünyasından...
Nedendir kalanın derde düşmesi?..
Bir beyaz ölüm;
Açtığı kızıl yarayla.
Pembe bir dirilişin filizi oluyorsa, nedendir ıslatmak mendilleri?
Ve... Fazla su çiçekleri çürütüyorsa!..."
Pembeler ılık ılık oluyor; ılıklar ise pembe pembe...
Ve yine... Ve yeniden...
Seni kimselerin sevemeyeceği gibi sevmelere ben talip oluyorum.
...
ILIKPEMBE'den...
En hoşuma giden ve aynı zamanda kapağın arkasında yerini alan bir bölüm...
Buharlaşıp kurumuştu ümitlerim.
Sonra...
Koca bir kalas gibi devrildi umutlarım; tozlar kalktı içimden!
Sevdaları unutmuş gibi katıydı toprak.
İntikam alıyorcasına kavuruyordu ayaklarımı.
Acıyla bilenmiş çelik tırnaklarım son çare olarak kendi bağrımı dağlayacakken.
...YAĞMUR DÜŞTÜ İÇİME"
-Ve üç kalp ve yine üç kalp :))
Sarayları küle çeviren yangınlar gibi küçük bir çakmakla, korla değil; dilin damağa sürtünmesiyle başlar,,, ve, gönül saraylarını küle çevirir!
(Ateşe üflemek(!) [11 Aralık 2009 Cuma])
Fatma
yine çok sevdiğim sözlerinden biridir.
"İnanıyorum başaracaksın ve ben günün birinde senin dilinle anılmaktan, senin kalbinle zikredilmekten gurur duyacağım. Hadi bakalım, göster kendini!.."
İtirafın eğer şaka değil de, gerçekten hiç bakmamış idiysen bu açıdan şimdiye kadar;
Demek ki “görünen şeyi” görme zamanın gelmiş, ve görmüşsün...
.....
Yani;
Mikroskop olduğu için var değil hücreler...
Onlar zaten vardı. Ama insan bir gün mikroskoba dayayınca gözünü, seviniyor!..
Gözlerimde sen vardın...
Ve sütüme
Ve kahveme
Ve tatsız geçeceğinden endişe ettiğim günlerime
"Sana kırgın olmak isterdim aslında, zaman zaman..
Yani üstünde, sana kırgın olmayı hakedecek kadar hukukum olmasını!
Ve; "Unuttuğumu zannetme" diyemeyeceğin mesafelerde olmak isterdim sana..
Yani; beni unutma ihtimalinin bile olamayacağı mesafelerde!"
Bu yazı ve daha birçokları. Yetmez anlatmaya...
...
Sana kırgın olmak isterdim aslında, zaman zaman...
Yani üstünde, sana kırgın olmayı hak edecek kadar hukukum olmasını!
Ve; “Unuttuğumu zannetme” diyemeyeceğin mesafelerde olmak isterdim sana...
Yani; beni unutma ihtimalinin bile olamayacağı mesafelerde!
(Bu yazının tamamını yazmak isterdim, ama bu kısmı bir insanın hayatında olabilecek en güzel duygu. Ne olursa olsun her düştüğünde yanında elini tutacak gerçek bir dostun varlığını bilmesi çok rahatlatıcıdır.)
SAYGIYLA
KUYRUKLUYILDIZ
KUYRUKLUYILDIZ
......
[SİTE NOTU: Buraya eklenenler, "yayanlanmış" yazılardan olması lazımdır...]
(Bir avuç yakamoz 7/8/98)
Gözpınarlarının hâlâ; benle doluyor olmasıdır!
Bu yazıyı ve son cümlesini çok sevmiştim...
Artık öyle bir tesellim de kalmadı ama yine de güzel...
EMİNE
Bir kere duydum sesini.
Gördüğümde uzaktaydın ve sesini
zor anlaşılır bir teypten duymuştum.
Bunun adı ne?
Neden gözlerim doluyor gündüz vakitleri?
Ve nedendir yüreğimdeki cızırtılar?
HAVVA
O sevgi Kalesinin Muzaffer Komutanı...
Kimsenin yapamayacağı şeyi yaptı.
Sevgiyi anlattı...
Onu okuyan herkes kalbinden vuruldu.
En güzel sözü ise; SEVGİLER KERE SEVGİLER...
FAHRİYE ERDOĞAN
KüsÂÂmek; araÂÂmızÂÂd aÂÂki alışÃ‚ÂveÂÂr iÃ‚Âşi ölÂÂdürÂÂme kÂÂtir!
HaÂÂdi şimÂÂdi baÂÂna ceÂÂvap ver:
ÖleÂÂrek seÂÂni terk etÂÂmem ile; küÂÂseÂÂrek beÂÂni terk etÂÂmen araÂÂsınÂÂd a ne fark var?"
*Gidenlerden sonra kalanlardır evin sahipleri.
*Sevmek uzun yolda belli olur.
ALİ EKİZ
Yâr olanı diyâr-ı ağyâra atmaktır!
(Küsmek zulümdür [17 Kasım 2005 Perşembe])
KARANFİL
Biri diğerine mecbur olan mahkumuz, çırpınan kanatları gibi bir kelebeğin..."
GAFFAR KARABUĞA
:-)))
!.. Ses etme öyleyse sakın;
..seni sevmekle meşgulüm!
:-)))
Hazır demlenmiş çay kurabiye kaçar mı, servis yapıyorum size, ihi:-)
http://www.turkiyegazetesi.com/makaledetay.aspx?id=379067
2-Dinlemeyene konuşmak; lüzumunda konuşmamaktan da fenadır.
(Dinlemeyene anlatmak (!) [08 Şubat 2001 Perşembe] )
3-Ölümsüzlüğün, ve senin ölümsüzlüğünün, ve benim ölümsüzlüğümün sırrı; ölümsüz olanları geçmişten alıp, geleceğe doğru aktarmakla mümkündür!..
(Ölümsüzlüğün sırrı! [06 Mart 2005 Pazar] )
4-Suçlanan birine;
Hadi bakalım, masumiyetini ispat et demek mi daha mantıklıdır, yoksa suçlayan adama; Hadi bakalım suçladığın bu kişinin suçunu ispat et demek mi?.. (Pehlivanı güreştirmemek!.. [06 Temmuz 2001 Cuma] )
Teşekkürler bu güzel bölüm için. :-)
KARANFİL
Hepimiz birer baston, koltuk değneği, hatta birer protez bacağız bir diğerine; sevdiklerimiz yolda kalmasın diye!..
HABİBE
Bu yazınızı her okuduğumda içimde derin yaralar açılıyor. Aslında nefs muhasebesi yapmak gibi birşey sizi okumak... Ya da okumaya çalışmak diyelim...
ASUDE
2- Hadi getir bana kendini! Çünkü artık gözlerim; "Geleceğin yol" rengi!
3- Bu yoldan senden önce geçenlerin gittiği yere gidiyorsun.
4- Kaçamam benden; kaçtığım her yerde ben varım!
5- Kendine lüzumunu kendin farket. Lâzımsın; lâzımlık değil!
6- Ziyan etme gözyaşlarını; çiçeklerin üzerine ağla...
7- Güç olun; güçlükleri aşın!
8- Kaybetmek istemiyorsan birilerini, önce kendinle barış.
9- Sen, kalan hayatımın ilk günüsün!
10- Mutluluk, insanın kendine verdiği bir ödüldür.
PERGİN
Nefsin, okşandıkça aşağı indirir seni; sen acı nimetindeyken, ruhun yükselir!
ESK. AYŞE
Sıkacaksın!..
AYŞE
MELİKE
Ha başımda dolaşan bir bulut...
Ha sen!..
Sen beyaz bulut; gözyaşından başka nesin ki?
* * *
Tandıra döndüm; buhar ağlıyorum!..
Sen oluyorum!..
* * *
Sen...
Her dolaştığımda ayağına şunu hatırla;
Gözyaşımdan başka nesin ki!..
...
SEVGİ ÜSTÜNE...
İkisi de gıdadır...
Fakat, bal peteğine turşu basılmaz!..
Maddeleri aynı bile olsa; elmas kutusuna kömür konulmaz!
* * *
Aşk başka bir şeydir...
Aşk, sevmenin derunudur; yüreğin
içinden kalbe gidildiği gibi!..
MELİKE
Yazar, bir kalemdir; zamanın içinde...
Mekana saplı!
* * *
YAZMAK, İZ BIRAKMAKTIR!
Yazı yazmak; kendi ardında,geçtiği n
yerde iz bırakmaktır!
* * *
IŞIKTA DURMAK
Verdiğin, aldığın ışıktır...
Kârın ise; aydınlık kalmak!..
Melike