Seçtiğiniz Muammer Erkul sözleri
(Not: Bu sayfa, Sevgi Ailesi üyeleri tarafından Muammer Erkul'un yokluğu fırsat bilinerek hazırlanmıştır. :) )
Muammer Erkul'u kimimiz senelerdir okuyoruz, kimimiz yeni tanıştık. Ama yazılarında hep kendimizden bir şeyler bulduk. Okudukça sevdik, sevindik.
Bazen bir cümle kalbimizden vurdu bizi, bazen derdimize tercüman oldu, bazen sanki bir yazı sadece bize özel yazılmış hissine kapıldık.
Bazen sevdiğimize söylemek istediğimizi bizden iyi söylediğini gördük, bazen ihtiyacımız olanı bize herkesten iyi söylediğini...
Yazılarını kestik, biriktirdik. Cümlelerin altını çizdik. Defterlerimize yazdık. Arkadaşlarımıza, sevdiklerimize gönderdik.
Yani, hepimizde Muammer Erkul yazılarından seçtiğimiz cümleler, "bercesteler" var.
Şimdi; en sevdiğiniz Muammer Erkul sözlerini herkesle paylaşmaya ne dersiniz?
Hadi, ister arşivlerinizi, defterlerinizi karıştırın; ister sitedeki yazıları dolaşın. Beğendiğiniz, etkilendiğiniz cümleleri bu yazıya yorum olarak ekleyin. Bir "Muammer Erkul Sözleri Antolojisi" yapalım.
Olmaz mı?
(Uzun bölümler göndermeyin ama. Bir-iki cümlelik olsun en fazla. Bir de, isterseniz önce yazılmış olanları okuyun ki, aynı sözleri yazmış olmayasınız.)
| < Önceki |
|---|
Yorumlar
Gizlim, görünmezimsin
Bağlım, çözülmezimsin
Yolum, dönülmezimsin
Sen bendesin, ben gibisin...
...
GÜLDEN
namazımı kılsınlar ve sakın ha yalan söylemesinler...
İyi bilen "iyi bilirdik" desin...
Deli bilen "deli bilirdik!.."
HALİDE ÇETİN ÖZ
Bu günlerde beni en iyi özetleyecek söz...
FATOŞ
Anlıyorum: Güller hâlâ dikenli, ama dikenlerde hâlâ güller var!..
AYŞE NUR
Ceylanlar sokulur da pınar başına...
Kimse bilmeez;
Pınarların suyuyla mı doyar ceylanlar, yoksa ceylanların gözünden mi dolar pınarlar!..
Bir bebeğin yürümesi; sayamayacağın kadar çok düşmesiyle mümkün!
Hiç kimse, ilk taytay duruşundan sonra rap rap adım atmaya başlamadı...
Şu an yürümekte olan herkes önce düştü; sonra gene düştü ve ardından tekrar düştü ve sonra bir daha düştü, bir daha ve on defa ve yüz defa daha düştü, öyle değil mi?..
Sen neden farklı olasın?
Sen niye imtiyazlı olasın da hiç kimsenin elde edemediğine sahip olasın?
SÜKÛT
Sen susarsan;
..karşındakini duyabilirsin...
Konuşmazsan, sessizliğin bile sesini işitebilirsin...
Sessizliğin sohbeti derindir!
Sen sessizliğin derinliğini dinlerken; sessizlik senin derdini dinler...
... KIYMET
Kendine verdiğin kıymeti çekersen aradan;
..sana, kimin ne kadar değer verdiğini görebilirsin...
sevmek itaat etmektir efendim
Susma...
Susarsan aklım sende kalır, uyuyamam.
Martılar da getirmez olursa sesini... Çiçekler de açtıkça benzemez olursa sana... Bulutlar savrulmaz olursa başımda sen gibi... Her yudumda ve her solukta dolmaz olursan içime su gibi, hava gibi...
Susma...
Susarsan aklım sende kalır, uyuyamam.
Ses ver...
Yüreğinle sev beni.
Bir gün sen gülerken...
Işıldarken gözlerin...
Ve kendini ''en rahat'' hissederken yanımda...
Bir damla parlayacak yanağında.
Ben, dokunacağım ona;
Ve işte seninle ilk kez o zaman tanışacağız!
Ve hatta öğrenmeye korkarken, bilmeye kıyamazken seni...
...seni sevdim.
Seni sevdim.
Azaldım...
Her şeyim azaldı, nem varsa tükendi, eridi, gitti ve sadece, içimdeki özlemek kaldı!
Sanki artık sadece “özlemek” biliyorum; konuşmak bilmiyorum, susmak bilmiyorum, bakmak bilmiyorum ve baksam görmüyorum zaten...
Ve çığlık nedir?.. Ve ses nedir?..
Halbuki sen...
Sen, vermeyi unuttuğum bir nefessin içimde;
Bana rağmen, bana saklı!..
Ve en derinimden gelip en derinine gidebilecek olan yol ile, en derininden çıkıp en derinime inebilecek olan gökkuşağı “bakışlarımızda ” kopar!
Biz, sarılmadıkça...
Yoksa camlara yapışanlar mı can kırıkları?..
23 Kasım 1999
Bana anlattığın ve seni üzen ne varsa...
Hepsine talip olmam, çok merak ettiğim için değil de; eğer bunlar akıtılmazsa, seni tüketeceği için...
Bir yılan ısırığındaki zehri emmek gibi:
Zehir değil amaç, amaç zehirsiz kalman!
Tatlı olan zehir değil, seni mutlu görmek tatlı olan!..
Akşam oldu...
Sorulmayacak sorular, karanlık köşelerde kaldı:
Olacak akşamlarda yan yana olmamak için mi yaşıyorduk hayatta?..
Soğuk esen rüzgârlar gibisin şimdi...
İçim üşüyor varlığınla!
Dışımdaki her şey kayıp da ben mi her şeyi arıyorum; yoksa her şey yerli yerinde de, kayıp olan ben miyim?..
Kelimeler seni getirmiyor artık bana; sağır mı oldun?
Yoksa benim kelimelerim mi topallayan?..
Bugün bitti. Gece de gidiyor... Bir günüm daha bitti; ben nereye gidiyorum?..
Gün gün, saat saat, dakika dakika ölüyorum!.. Gidiyorum!.. Tükeniyorum; haberim var mı?..
Sen bir köprüsün! Diğer yana üzerinden geçilecek.
Sakın buna “çiğnenmek” olarak bakma! Öyle güzel yerlere gittiklerini hatırla ki; her yolcu, her adımında, tabanlarından öpüldüğünü hissetsin...
Sen, sana öğretilenlerle güzeldin...
Ve özlemek susamaya benziyor:
Dudakların kurumuş. Tenin yanmış... Ve yüzüne, kavuşmaya doğru giden yolun tozu sarılmış! Alnında ter, yanağında gözyaşı çizgileri!..
Susuzum;
..ve dudağım, hayalinin kurnasına yapışık!
Kim gönderirse göndersin bir mektubu;
..fakat üstünde yazan adreste kimseler olmasa!
Veya bulsa bile mektup sahibinin evini, zarfı açan olmasa!
Ben ne yazarsam yazayım, ne söylersem söyleyeyim ve ne kadar güzel olsa da bunlar;
..ya okuyan olmasa...
.....
..sen olmasan
Bazı sözler, ok gibidir; saplanır, içinde kalır!
Kısadır, ama uzun uzun dolaşır zihninde… Sanki başka şeylerin resmidir bu sözler, ama sen bakarsın kendini görürsün!
Bildim, ki; yâr, yaradır bende ve ben, yarimle konuşurum...
Ben belki benle; yok, bendeki senle konuşurum...
Bana bakacaksan gönlünle bak!..
Bana dokunacaksan yüreğinle dokun!
Benimle ilgileneceksen, kalbinle ilgilen!..
Sen, akmaya hazır gözlerinle gözlerken beni...
Ben, gözlerine dökülüyordum!
Şimdi ben...
Nice dağlardan yuvarlanıp, sana dolduktan sonra... Açsan bile kapılarını, nereye gideyim; kanatsız bir kuş gibi?..
Kafesimsin!..
.....
Ve nefesimsin; uzaklaşamadığım ... Tuttuğum...
İçimde tuttuğum !..
Sana baktığını görürsün kimilerinin;
ama seni gördüğünü hissetmezsin...
Bana bakacaksan gönlünle bak!..
Bana dokunacaksan yüreğinle dokun!
Benimle ilgileneceksen, kalbinle ilgilen!..
..."
........
NOT:
Çok iyi yaaa! Ne zaman söylenmiş hatırlayamadım ama.
Ah bir de şunların, hangi tarihlmi hangi yazıdan aylındığını yazsanız ne kadariyi olurdu...
:)Muammer
Ona acıdığı için değildir!..
Ölerek seni terk etmem ile;
Küserek beni terk etmen arasında ne fark var?.."
Vitrinleri seyrederken gördüğün her güzel kıyafeti yakıştırdığın kimsenin olmamasıdır!
Parlamamaktır... Görünmemektir... Işıldamamaktır yalnızlık!
Bulutlara tütsem... Veya toprağa emilsem, kim bilecek yalnızlığımı?
Çoook uzaklardaki kimler: “Başıma damlayan bu yaş, kim bilir hangi yalnızlığın buharıdır ki, bana kadar taşınmış” diyecek?
* Halbuki ben... Yürüdüğün çölleri koklayarak, sürmeye çalışırım izini...
Ve ben, senin, her damlasına talibim; terinin...
* Anladım bir gün:
Cennete ve cehenneme giden yol da, kapından geçiyor!..
İşte bu, bütün mesele: Çağırışına uymak, davetine gelmek...
Cennet ve cehennem yolunun farkı da, ancak; adını bilmek ile bilmemek arasındaki kadar!..
* Ben seni, adını bilmeden sevdim.
İhtiyacım... Cevabım...
İsimler koydum sana; bahar yelim, çiçek tarlam... Gökkuşağım, ışığım... Kuşkanadım, pembe rüyam, çiy tanem...
Seni, adını bilmeden sevince öğrendim; seni sevmek için gerekmiyordu ismini bilmem...
...Sevdim işte!
Gelecekten şimdiki gücünüzle şevkinizle ekmiş olduğunuz tohumların meyvelerinden başka bir şey beklemeyin. "
.....
Bu sözleri bende azim ve gayret oluşturmuştu, hala da oluşturuyor :)
mutlu olmayı tercih ettikleri için..."
Çok sevdiğim Muammer Erkul'un çok sevdiğim bir sözüdür bu...
Sen, orda, karanlığın içinde, üşümelisin.
Üşümelisin, üşümelisin, hep, hep ama hep üşümelisin;
..bensiz kaldığın zaman!
.....
Çünkü ben, hep üşüyorum..."
(Geniz Yangını)
Veya, yaşamakçaysa ölmek;
Nedir uğuldayan kulaklarımda?..
Nedir ağlamalar, sızlamalar.. Nicedir böyle bağırmak?
Bir ak yaşmak..
Sıkmışsa bu sararmış suratı; ayrılırken dertler dünyasından...
Nedendir kalanın derde düşmesi?..
Bir beyaz ölüm;
Açtığı kızıl yarayla.
Pembe bir dirilişin filizi oluyorsa, nedendir ıslatmak mendilleri?
Ve... Fazla su çiçekleri çürütüyorsa!..."
Pembeler ılık ılık oluyor; ılıklar ise pembe pembe...
Ve yine... Ve yeniden...
Seni kimselerin sevemeyeceği gibi sevmelere ben talip oluyorum.
...
ILIKPEMBE'den...
En hoşuma giden ve aynı zamanda kapağın arkasında yerini alan bir bölüm...
Buharlaşıp kurumuştu ümitlerim.
Sonra...
Koca bir kalas gibi devrildi umutlarım; tozlar kalktı içimden!
Sevdaları unutmuş gibi katıydı toprak.
İntikam alıyorcasına kavuruyordu ayaklarımı.
Acıyla bilenmiş çelik tırnaklarım son çare olarak kendi bağrımı dağlayacakken.
...YAĞMUR DÜŞTÜ İÇİME"
-Ve üç kalp ve yine üç kalp :))
Sarayları küle çeviren yangınlar gibi küçük bir çakmakla, korla değil; dilin damağa sürtünmesiyle başlar,,, ve, gönül saraylarını küle çevirir!
(Ateşe üflemek(!) [11 Aralık 2009 Cuma])
Fatma
yine çok sevdiğim sözlerinden biridir.
"İnanıyorum başaracaksın ve ben günün birinde senin dilinle anılmaktan, senin kalbinle zikredilmekten gurur duyacağım. Hadi bakalım, göster kendini!.."
İtirafın eğer şaka değil de, gerçekten hiç bakmamış idiysen bu açıdan şimdiye kadar;
Demek ki “görünen şeyi” görme zamanın gelmiş, ve görmüşsün...
.....
Yani;
Mikroskop olduğu için var değil hücreler...
Onlar zaten vardı. Ama insan bir gün mikroskoba dayayınca gözünü, seviniyor!..
Gözlerimde sen vardın...
Ve sütüme
Ve kahveme
Ve tatsız geçeceğinden endişe ettiğim günlerime
"Sana kırgın olmak isterdim aslında, zaman zaman..
Yani üstünde, sana kırgın olmayı hakedecek kadar hukukum olmasını!
Ve; "Unuttuğumu zannetme" diyemeyeceğin mesafelerde olmak isterdim sana..
Yani; beni unutma ihtimalinin bile olamayacağı mesafelerde!"
Bu yazı ve daha birçokları. Yetmez anlatmaya...
...
Sana kırgın olmak isterdim aslında, zaman zaman...
Yani üstünde, sana kırgın olmayı hak edecek kadar hukukum olmasını!
Ve; “Unuttuğumu zannetme” diyemeyeceğin mesafelerde olmak isterdim sana...
Yani; beni unutma ihtimalinin bile olamayacağı mesafelerde!
(Bu yazının tamamını yazmak isterdim, ama bu kısmı bir insanın hayatında olabilecek en güzel duygu. Ne olursa olsun her düştüğünde yanında elini tutacak gerçek bir dostun varlığını bilmesi çok rahatlatıcıdır.)
SAYGIYLA
KUYRUKLUYILDIZ
KUYRUKLUYILDIZ
......
[SİTE NOTU: Buraya eklenenler, "yayanlanmış" yazılardan olması lazımdır...]
(Bir avuç yakamoz 7/8/98)
Gözpınarlarının hâlâ; benle doluyor olmasıdır!
Bu yazıyı ve son cümlesini çok sevmiştim...
Artık öyle bir tesellim de kalmadı ama yine de güzel...
EMİNE
Bir kere duydum sesini.
Gördüğümde uzaktaydın ve sesini
zor anlaşılır bir teypten duymuştum.
Bunun adı ne?
Neden gözlerim doluyor gündüz vakitleri?
Ve nedendir yüreğimdeki cızırtılar?
HAVVA
O sevgi Kalesinin Muzaffer Komutanı...
Kimsenin yapamayacağı şeyi yaptı.
Sevgiyi anlattı...
Onu okuyan herkes kalbinden vuruldu.
En güzel sözü ise; SEVGİLER KERE SEVGİLER...
FAHRİYE ERDOĞAN
KüsÂÂmek; araÂÂmızÂÂd aÂÂki alışÃ‚ÂveÂÂr iÃ‚Âşi ölÂÂdürÂÂme kÂÂtir!
HaÂÂdi şimÂÂdi baÂÂna ceÂÂvap ver:
ÖleÂÂrek seÂÂni terk etÂÂmem ile; küÂÂseÂÂrek beÂÂni terk etÂÂmen araÂÂsınÂÂd a ne fark var?"
*Gidenlerden sonra kalanlardır evin sahipleri.
*Sevmek uzun yolda belli olur.
ALİ EKİZ
Yâr olanı diyâr-ı ağyâra atmaktır!
(Küsmek zulümdür [17 Kasım 2005 Perşembe])
KARANFİL
Biri diğerine mecbur olan mahkumuz, çırpınan kanatları gibi bir kelebeğin..."
GAFFAR KARABUĞA
:-)))
!.. Ses etme öyleyse sakın;
..seni sevmekle meşgulüm!
:-)))
Hazır demlenmiş çay kurabiye kaçar mı, servis yapıyorum size, ihi:-)
http://www.turkiyegazetesi.com/makaledetay.aspx?id=379067
2-Dinlemeyene konuşmak; lüzumunda konuşmamaktan da fenadır.
(Dinlemeyene anlatmak (!) [08 Şubat 2001 Perşembe] )
3-Ölümsüzlüğün, ve senin ölümsüzlüğünün, ve benim ölümsüzlüğümün sırrı; ölümsüz olanları geçmişten alıp, geleceğe doğru aktarmakla mümkündür!..
(Ölümsüzlüğün sırrı! [06 Mart 2005 Pazar] )
4-Suçlanan birine;
Hadi bakalım, masumiyetini ispat et demek mi daha mantıklıdır, yoksa suçlayan adama; Hadi bakalım suçladığın bu kişinin suçunu ispat et demek mi?.. (Pehlivanı güreştirmemek!.. [06 Temmuz 2001 Cuma] )
Teşekkürler bu güzel bölüm için. :-)
KARANFİL
Hepimiz birer baston, koltuk değneği, hatta birer protez bacağız bir diğerine; sevdiklerimiz yolda kalmasın diye!..
HABİBE
Bu yazınızı her okuduğumda içimde derin yaralar açılıyor. Aslında nefs muhasebesi yapmak gibi birşey sizi okumak... Ya da okumaya çalışmak diyelim...
ASUDE
2- Hadi getir bana kendini! Çünkü artık gözlerim; "Geleceğin yol" rengi!
3- Bu yoldan senden önce geçenlerin gittiği yere gidiyorsun.
4- Kaçamam benden; kaçtığım her yerde ben varım!
5- Kendine lüzumunu kendin farket. Lâzımsın; lâzımlık değil!
6- Ziyan etme gözyaşlarını; çiçeklerin üzerine ağla...
7- Güç olun; güçlükleri aşın!
8- Kaybetmek istemiyorsan birilerini, önce kendinle barış.
9- Sen, kalan hayatımın ilk günüsün!
10- Mutluluk, insanın kendine verdiği bir ödüldür.
PERGİN
Nefsin, okşandıkça aşağı indirir seni; sen acı nimetindeyken, ruhun yükselir!
ESK. AYŞE
Sıkacaksın!..
AYŞE
MELİKE
Ha başımda dolaşan bir bulut...
Ha sen!..
Sen beyaz bulut; gözyaşından başka nesin ki?
* * *
Tandıra döndüm; buhar ağlıyorum!..
Sen oluyorum!..
* * *
Sen...
Her dolaştığımda ayağına şunu hatırla;
Gözyaşımdan başka nesin ki!..
...
SEVGİ ÜSTÜNE...
İkisi de gıdadır...
Fakat, bal peteğine turşu basılmaz!..
Maddeleri aynı bile olsa; elmas kutusuna kömür konulmaz!
* * *
Aşk başka bir şeydir...
Aşk, sevmenin derunudur; yüreğin
içinden kalbe gidildiği gibi!..
MELİKE
Yazar, bir kalemdir; zamanın içinde...
Mekana saplı!
* * *
YAZMAK, İZ BIRAKMAKTIR!
Yazı yazmak; kendi ardında,geçtiği n
yerde iz bırakmaktır!
* * *
IŞIKTA DURMAK
Verdiğin, aldığın ışıktır...
Kârın ise; aydınlık kalmak!..
Melike
MUSTAFA SOLMAZ
Senin bütün zamanların sakın ola başkalarının şimdilerini besleyen yem olmasın...
...
-Hayal kur, çalış, başarama... Hayal kur, çabala, ulaşama... Hayal kur, didin, kavuşama... Hayal kur, yorul, yetişeme... Hayal kur, koş, varama... Hayal kur, ümitlen, elde edeme... Hayal kur, devam et... Dilerim çok kırılsın, ama kırılmakla bitmeyecek kadar da çok olsun hayallerin!
Durgunluğuma düştün...
Ve büyüdün içimde, büyüdün büyüdün;
Sudaki halkalar gibi.
Yeşildi dünyam, maviydi...
Bir de kahverengiydi; Sen, bana düştüğünde!..
Bakışların, kendi ortasından büyüyen sıcak halkalar gibi iç içe yayıldı içimde...
ZERRİN
İhtiyacım... Cevabım...
İsimler koydum sana; bahar yelim, çiçek tarlam... Gökkuşağım, ışığım... Kuşkanadım, pembe rüyam, çiy tanem...
Seni, adını bilmeden sevince öğrendim; seni sevmek için gerekmiyordu ismini bilmem...
...Sevdim işte!
Bir gün senin de göklerinde ötüşür göçmen kuşlar...
Sonra sarılır bulutlar dantel dantel, asılır boşluğuna; gök yarılmadan başına!
Bir gün senin de, gözyaşlarıma gülen gözlerin ıslanıp, göremez olur karşısında kendisine gülen gözleri!
Bir gün sen de;
"Bir gün sen de"leri sıralamaya başlarsın ben gibi...
..."
ÖMER FARUK AYAZ
kırılmak için değil!.."
"Çok sevmekten de daha iyi olanı anladım sonunda:
Devamlı sevmek!.."
"Posta kutumda gene yok, parmaklarını öpmüş harflerle yazılmış birkaç satır..."
"Senin, söylemesini beklediğin kişi de senden duymayı bekliyor, biliyor musun; senin ondan duymayı beklediğini!...
Kısaca:
Duymak istediğini söyle!..."
"Susmak bir makamdır (Susmak makamı!..)
Konuşabilememek , maharet ister!..."
"Hiçbir anahtar, hiçbir hazinenin kapısını açamaz;
Ele alınıp, doğru deliğin içinde çevrilmedikçe!.."
Ve pek çok yazı...
Ki bunlar denizde damla misâli...
ELİF DERVİŞ
Elinde veya cebinde veya çantanda veya arabanda veya masanda veya yakınlarında bir yerlerde; en az bir kitap bulundurmama hakkına sahip değilsin!..
Çünkü her gün birileri boğuluyor etrafında...
Ve senin taşıdığın kitaplar, cankurtaran yelekleri gibi kurtarıyor / kurtaracak insanları!.."
ELİF DERVİŞ
Cevaba cevap:-))
En güzel sözleri güzel olmuş, başka bişey denecek olsa en beğenilenler de olabilirdi efendim.
MELİKE
Sevmediğin birine sevdiğin şeyini verebilir misin?..." (Ilıkpembe'den)
"Aynalarla gözgöze değilken de yakışır yüzüme tebessümler, elbette biliyorum!... Biliyorum ki bana yakışır seni sevmek; ve üstünde şık durur bu yürekle sevilmek!...
Günaydın gülücüğüm, günaydın!..." (Ilıkpembe'den)
"Sence de aşk; kanatlanmak mıdır?...
Peki neden bütün kuşlar yerden beslenir?..." (Aşk Mektebi'nden)
Ben şunu merak ettim bu başlığı görünce... Muammer Abi geldiğinde belki benim sormam gerekmeden yazar diye bekledim ama o yazmayınca ben sorayım dedim...
Her okurun böyle beğendiği sözler vardır, bu gerçekten antoloji oluşturacak kadar kabarık bir liste olur da... Ama asıl merak konusu Muammer Erkul kendisi bu antolojiyi yapacak olsaydı, yani kendi yazılarından kendi sevdiği sözleri derleyecek olsaydı ilk sözler hangileri olurdu?
[CEVAP: Büyük ihtimalle böyle bir şey olmazdı... Çünkü yazdıktan sonra hatırlamıyorum pek! Trende gider gibi yani; eski istasyonları düşünemiyorsun ya, yenilerine bakmaktan!
Özetle, bu iş sizin işiniz sanırım; ömrünüzün sonuna kadar yapabilirsiniz...
:-) Çünkü ben yapmazdım.
O başlığı da "En güzel sözleri" değil de; "sizin seçtiğiniz" sözleri filan yazardım!.. M:-) ]
Sevgiler... :-)
ZîŞAN
.....
Aşkın, bir tohum gibi düştü içime...
Nisan'dı.
Ağlamıştın ya hani!..
....
Canımsın.
******
Ve nasıl karışırsa soluğa, nasıl karışırsa kana;
İşte öyle karıştın, öyle karıştın bana!
******
Ve bir insanın ölümü; bir goncanın açması kadar, beklenendir!..
******
Ve savruldukça saçların, içimde rengârenk kanıyor; canımın kesikleri!
*****
Seni özlüyor, ve terliyorum özledikçe;
Seni koklamak için...
İçimdesin!
******
Vurduğun noktada durmaktır, sevmek! ..
Üstelik, sevmek; tercihini yapmaktır...
Ve, sözünde durmaktır!
******
CANIMSIN
::::::::
Biz, ne kokacağımızı seçmiştik yıllar önce…
::::::::
Yeşilay’ı bir cümleyle özetlersem; “Canlar kırılmadan” derdim!
..çünkü kötülük zaten göstermekte kendini!
Öyle, değil mi?
"İstanbul yoktu sen olmasaydın"
"Seni hiç özlemiyorum ki ben... Çünkü hep tıpırdıyorsun içimde!.."
Ben, gözlerine dökülüyordum!
* * *
..ne Yeniköy vapuru iskelesine ulaşıır,
..ne sen, bana yanaşırsın!..
* * *
Tek tesellim, göz pınarlarının dolabiliyor olmasıdır...
Göz pınarlarının hala;
..benle doluyor olmasıdır!
* * *
Yazmak; kağıtları..
Okumak; duyguları ütülemektir!..
* * *
Hem eğer sen olmasan, kim dinlerdi bu kadar lafı?..
Canımsın...
* Şimdi sen, ey bir zamanlar; "kussa içinden ben çıkarım" sandığım!..
* Bir balık ağlayamıyor mudur, yoksa içinde mi yüzüyordur gözyaşlarının?..
* Anahtar "cebinde" durduğu müddetçe önündeki kapıları açamazsın!..
* Yanmayan, nasıl yakar?..
* Hayat; bitirmeyeceğimi z işlere başlayacak kadar ucuz mu?..
Ömür; yürümeyeceğimiz yollara girecek kadar uzun mu?..
* Okuduğun satırları anlamasan bile, anlaman gerekenleri satır araları öğretir sana!..
* Bak; gene yoksun....
Yıl vuruyor saatin sarkacı!
* Her kalpte bazı isimler yazılı olacak...
Kaç kalbin duvarlarındasın ?
* Kumaş seçmek;
Gelecek zamana kıyafet giydirmektir!
* Göz görmeyince gönülden uzak olunmaz...
Gönülden bakınca; gönül görülür!..
* Susmak;
Dağlar gibi konuşmaktır!..
* Hüner; "Leyla'yı beğenmemek durağı"nda buluşmak değil Mecnun'la...
Hedef; Mecnun olabilmek, sevda yolunda!
* Bilmek lazım: Pişmanlık kapısı her zaman açık, ama "pişman oldum" diyenler için değil...
..pişman olanlar için!
"Sevmek uzun yolda belli olur, değil mi?"
"Sen, gönlüme dolmuşsan ve artık bende bir ben olmuşsan... yani bendeysen eğer; sana kırılmak, en son gelir hatırıma... Derim ki; Artık büyüdüm çünkü, bir de o var içimde..."
Önceki sıkıntıları sırtından
indirmeyi bildiği sürece!..
Sıkılıyoruz; Çünkü sıkıldığımızı düşünüyoruz! Tükeniyoruz;
Çünkü tükendiğimizi düşünüyoruz!
Boğuluyoruz;
Çünkü boğulduğumuzu düşünüyoruz!..
Düşündüklerimiz oluyor nihayetinde, biliyor muyuz?
Sıkılıyor, tükeniyor, boğuluyoruz.
Bizim için iyi şeyler düşünmesini kimlerden bekliyoruz ki boşuboşuna; herkesin düşünmesi gereken bir "kendisi" mevcutken?
BEHİCE
***
Eğilip yüreğimin başına; “bir”leştirdim ellerimi
***
İçindeki “ben”i kaçırmadan, üfle bütün nefesinle tependeki bulutları
***
Ok uçarken hedefe, hedef de uçarsa oka doğru; kavuşmak da kolay oluyor!..
***
Bir siyah karpuz gibi kırıldı gece...
Yarıldı içim;
...sen sızdın! ..
***
Her taş, her yürek, \"her insan bir ELMAS\" benim için. Silmeye, işlemeye çalışıyorum hepsini. Bazısı \"kömür\" çıkıyorsa ne olmuş; / Bulduklarım yetmez mi?
***
LALE
***
SEVGİ SEVİLMEK İÇİN VAR, SÖYLEMEK İÇİN DEĞİL
***
Güneşe ayna tutmak;
Ne bizi karanlıkta bırakır, ne güneşi eksiltir...
Sadece ışığı, aydınlığı çoğaltır!..
LALE
SULTAN GÜL
* "SEN İSTANBUL OLSAYDIN" cümlesi ve yazısı
* "... Bir zincirin gücü; en zayıf halkasının gücü kadar ya...
Sevginin gücü ise;
Bana kızdığın zamanki kadar!" ("Yaylı Tavşan")
* "Bir baktım ki aynaya;
...yarım yok!
Anladım;yâr'ım yok" ("İki Çay Lütfen")
* "Dokuzuncu Bahar" yazısının satırları arasında seçim yapamadık =)
* "Öğrendim;
Sevmek;itaattir , efendim!" ("Neymiş Sevmek")
* "Merak ediyorum;
Kâbe hâlâ bekliyor mu beni?..
Bilmiyorum... Bilemiyorum.
Ama şundan eminim:
Mezarım beni bekliyor!" ("Kabe Hala Bekliyor mu?")
* "Ha yeryüzüne bir şehirdir İstanbul;
Ha yaryüzünde bir öpücük!..." ( "Yeryüzüne Öpücük"- Ilıkpembe)
* "İşte bu yüzden; titrer koca koca yürekler bir ismin hatırına, ve; hasret suyuyla yanan ateş, tutuşturu havayı" ( Ilıkpembe\'den)
* "Ölüm gülümdür" yazısının her satırı (çok satır yazmamak için)
* "Anlıyorum ki;
Kendi çocukları, kaçırdıkları birer trendir insanların...
Bir daha geri dönmeyecek!.."
tK