Seyir Defteri - 26 Şubat 2009 Perşembe (TUĞRA GÜNÜ 22 Nisan'dır!)




tugragunu22nisan__1


Tuğra Günü; 22 Nisan’dır!

 





Şehzadenin tuğraları


Resimler çizilmiş, notlar yazılmış deftere bakıyordu Hüma Hatun. Sanki oğulcuğunun gizli hayalleri vardı kırmızı ciltli bu defterin sayfalarında. Bir yere gelince durdu. Burası defalarca çekilmiş imza[tuğra]larla doluydu. Onun, acemi imzalarıyla yeri göğü kaplamaya çalıştığını düşünüp gülümsedi.
-Bunlar nasıl tuğralar [padişah imzaları] böyle yavrum, dedi annesi… Sanki direkleri olmayan çektirilere [kadırga] benziyorlar!.. Küçük Mehmet ise;
-O çektirilerin direğe, yelkene ihtiyacı yok ki anne, dedi…
-Çizdiğin her tuğra birer çektiriyse; arkadakiler, şu ardı ardına dizili olanlar… Peki onlar neden böyle yukarıda? Hem bunların altındaki nasıl deniz de; düz bir çizgi yerine, sanki tepeymiş gibi eğimli çizmişsin?.. Bir an bakıştılar. Parlak siyah gözlerinde ışıltılar uçuşsa da genç şehzadenin, artık konuşmadı. Hüma hatun kendine çekti oğlunu. Saçlarının siyah kıvrımlarına soktu parmaklarını ve beyaz alnından öptü onu…



2. Murad hânın oğlu ve 2. Bayezid’in babası olan 2. Mehmed Han, yedinci Osmanlı Padişahıdır.
1429’da Edirne’de doğdu ve 1451’de ölen babasının tahtına geçti.
30 yıllık hükümdarlığında 2 imparatorluk, 14 devlet ve tam 200 şehri Osmanlı toprağına kattı. Kuşattığı İstanbul’u 52 günde alıp Sevgili Peygamberimizin müjdelediği “Fatih” oldu.
En önemli özelliklerinden biri; ilme olan tutkusu ve âlimlere olan hürmetiydi…



Türkler fethe hazırlanırken Rumlar da savunma için hazırlanıyorlardı. Haliç ağzına gerilen kalın zincir de bunlardan biriydi. Fakat Sultan Mehmet, Haliç’in sularına girmeye kararlıydı ve bunun hesabını çoktan yapmıştı. Projesini hızlı bir şekilde uygulamaya koydu…


Dağdan geçen gemiler


Yaklaşık on beş sene önce henüz bir çocukken, kırmızı kaplı defterine çizdiği hayali gerçekleştirmenin zamanıydı şimdi. Küffar denize zincir çekmişse Mehmet Hân da gemilerine dağı aşırtırdı!.. Annesi “İmzaların neden çektiriye benziyor?” Diye sorunca cevap vermemişti genç şehzade. Fakat önce imzasını gemilere, sonra da gemilerini; “Mehmed bin Murad han muzaffer daima” yazan tuğrasına benzetmişti!



“Sırrımı sakalımın bir kılı bilse onu koparıp atarım” diyen Fatih’ten emri alan Osmanlı askerleri önce ormanlık yolu açtılar. Sonra döşedikleri ağaç kızakları yağladılar. 70 kadar gemi önce Tophane sahilinden karaya çekildi. Sonra Boğazkesen yokuşundan akıl almaz bir gayretle (şimdiki Galatasaray Lisesi yanına) çıkıldı ve (şimdiki Pera Palas yanından geçerek) Kasımpaşa’dan Haliç’e indirildi…
O gece bir Bizanslı mecnun: “Karşı dağın tepesinde Sultan Mehmet’in tuğraları var! Biri görünüp diğeri kayboluyor!” Diye çok bağırdı, ama “herkes can derdindeyken bu adam sarhoş olmuş” deyip kovdular onu!



Nisan ayının 22’nci sabahı; Mehmet Han’ın tuğrasına benzeyen Türk gemileri Haliç sularındaydı. 22 Nisan “TUĞRA GÜNÜ”ydü!
Tuğra Günü; 22 Nisan’dı!..
(Bugüne kadar 22 Nisan’ı neden hiç kutlamadığımızı, niçin “Tuğra Günü” olarak anmadığımızı anlamak güçtür!)

Bizanslı tarihçi Dukas bile 22 Nisan sabahı için şöyle diyor: "Böyle bir harikayı kim gördü ve kim işitti? Zamanımızın İskender'i olan II. Mehmet, karayı denize dönüştürdü ve gemileri dalgalar yerine dağların tepesinden geçirdi..."

.....
Not:
Yaklaşmakta olan 22 Nisan Tuğra Günü’nüzü şimdiden tebrik ederim! Muammer Erkul


tugragunu22nisan__2

 



tugragunu22nisan__3

 

tugragunu22nisan_4

 

tugragunu22nisan__5

 

tugragunu22nisan_6


 

 

.....

VE AYRICA TUĞRALAR HAKKINDA BİLMEK İSTEDİĞİNİZ HER NE NE VARSA
Göz hekimi Ercan Mensiz abimizin hazırladığı)
www.tugra.org
İSİMLİ SİTEDE BULABİLİRSİNİZ...

 

Yorumlar 

 
13 TK 2009-04-19 19:16
Neydi Osmanlı? Osmanlıyı Osmanlı yapan neydi? Senelerce hüküm süren bu devletin kaynağı neydi?
Hakkında onca olumsuz söz söylenmesine rağmen ihtişamından ve vakur duruşundan hiç bir şey eksilmemiştir. Demek ki güneş balçıkla sıvanmaz!

Bir kimse, kör ise, güneşin suçu ne?

Ahmet Doğrusözlü'nün 3 Nisan 2009 Türkiye Gazetesi'nde yazdığı makalede ifade ettiği şu cümleler Osmanlı'nın nasıl böylesine harika olduğunu ve neden çekilemdiğini fısıldıyor:

"Osmânlı cihân hâkimiyeti ve dünyâ nizâmı ideâli, şüphesiz millî şuûr ve uyanış yanında, asıl kaynağını İslâm dîni ve onun cihâd rûhundan alıyordu."
(Makalenin tamamı: http:www.turkiyegazetesi .com/makaledetay.aspx?id=404933 )

Böyle eşsiz ecdada sahip olan bütün kıymetli kardeşlerimin Tuğra Gününü kutlar, Muammer Erkul'a bu konuyu ele aldığından dolayı âcizane teşekkürlerimiz i iletiriz.
Hürmetler.

T.K.
Alıntı
 
 
12 Mercan 2009-04-19 14:40
Muhammer Erkul'a binlerce teşekkür...

MERCAN
Alıntı
 
 
11 Osman 2009-04-12 14:58
Bu bilgi ve anlaşılır anlatım tarzı beni içten duygulandırdı size minnettarım saygılarımla 22 NİSAN TUĞRA GÜNÜNÜZÜ ben de şimdiden kutlarım nice 22 NİSAN TUĞRALI YILLARA vesselam...

OSMAN
Alıntı
 
 
10 Burak Göz 2009-04-07 15:51
Bu arada yazının başındaki tuğra ve altındaki
resimleri, varsa ilgili başka verilerle,
e-mail atarsanız sevinirim.
Süleyman'la selamınızı aldım aleyküm selam.
Saygılar...

BURAK GÖZ
Alıntı
 
 
9 Burak Göz 2009-04-07 15:51
Teşekkür ederiz efendim.
Sevgi ailesine verdiğiniz önem ve değer
örneğini 22 Nisan'a da verebilirsek.
Kendini arayan genç kuşağın mutlaka
olumlu tepkisini göreceğiz diye düşünüyorum.

BURAK GÖZ
Alıntı
 
 
8 ERDOGAN 2009-04-07 15:48
Öyle bir duruma geldik ki; Osmanlı torunları olduğumuzdan utanç duyuyoruz!.. Bu hale getirenler de yine bizleriz. Bir belgesel izlemiştim. Sadece bir cümle vardı çok hoşuma giden, aynen şöyle idi: "Osmanlı İmpraratorluğu'nun ne zaman eli dünya üzerinden çekildi, o zamandan beri dünya üzerinde savaş hiç son bulmadı."
Ne derslerde olsun, ne tv'lerde, ne diğer medya organlarında Osmanlı ile ilgili hiç bir şey yok. Daima bir karalama.

[Cevap: "HİÇ BİR ŞEY YOK", DERKEN BİR ŞEYİ UNUTUYORSUN. UNUTTUĞUN; SEN'SİN! KENDİNSİN! SEN VARSAN, HERŞEY VAR DEMEKTİR. BÖYLE DÜŞÜNMEK LAZIM...
BİR KİŞİ AZ ŞEY Mİ?..
BİR KİŞİ BİR ÖMÜR BOYU DÜŞÜNECEK BİR BEYİN, BİR ÖMÜR BOYU KONUŞACAK BİR DİL, BİR ÖMÜR BOYU YAZACAK BİR EL, BİR ÖMÜR BOYU İZ BIRAKACAK ADIMLAR DEMEKTİR... ÖYLE DEĞİL Mİ?.. M.]

ERDOĞAN
Alıntı
 
 
7 Erdem 2009-04-04 14:50
İlk defa duyduğum keyif verici ayrıntılar içeriyor, teşekkür ederim.

ERDEM
Alıntı
 
 
6 Arslan DOĞAN 2009-04-04 03:49
Aşağıdaki mesaj uyarısını çok beğendim. Teşekkür ederim. :-))

ARSLAN DOĞAN
Alıntı
 
 
5 mustafa vanlı 2009-04-04 03:47
Efendim iyi akşamlar, 22 nisanın böyle ulvi bir mihenk olduğunu bilmediğim için kendime çok ama çok hayıflandım, ve dahi bu çok çok önemli bir günü bize öğreten Muammer Erkul beye şükranlarımı sunarım.

MUSTAFA VANLI
Alıntı
 
 
4 varol 2009-04-04 03:47
Pek alanım olmasa da tarihe olan merakım böyle hayranlık uyandırıcı sırlarla ve
gerçek tarih yazılarıyla daha da artıyor...
İdealsiz ve sabırsız gençlere ulaşması dileği ile...
Bir sonraki yazıyı bekliyor olacağım...
Teşekkürler...

VAROL
Alıntı
 
 
3 zîşan 2009-03-02 09:45
İmzaları da kendileri gibi asilmiş demek ki... Ben Fatih'in tuğrasının böyle bir hikayesi olduğunu ilk kez duyuyorum...
Aslında tuğraları okumak çok da kolay değil... Bazılarını daha bakar bakmaz okuyabilsek de bir çoğunu hemen okuyabilmek mümkün olmuyor...

Umarım bu güne özel bir sergi yapılır da bütün tuğraları bir arada ve yakından görmenin hazzını yaşayabiliriz...

Keyif alarak okuduğum ve bilgilendiğim bir yazı oldu, teşekkür ederim...

Sevgiler:-)

ZİŞAN
Alıntı
 
 
2 Celaleddin H. 2009-02-27 10:17
Osmanlı'ya düşmanlık eden; Osmanlının imanına düşmanlık ediyordu. Osmanlıyı seven de Osmanlıyı imanından dolayı seviyordu!
Bu çok önemli bir konudur; tarihi bilmek gibi önemli bir konudur...

CELALEDDİN H.
Alıntı
 
 
1 zeynep 2009-02-26 16:55
Sayın Erkul yine ilginç bir yazıyla karşımızdasınız . Ne yazıkki Türk milleti olarak tarihimizi bilmiyor, ona sahip çıkmıyoruz. Tarih bölümü öğrencisi olarak bu duruma çok canım sıkılıyor ve arkadaşlardan ricam lütfen biraz da olsa araştıralım. Tarihini bilmeyen insanın hafızasını kaybetmiş insandan hiç farkı yoktur. Saygı ve sevgiler...

ZEYNEP
Alıntı
 

Yorum ekle

MESAJ YAZMADAN ÖNCE:


Dikkat : Buraya yazdığınız yorumlar, onaylandıktan sonra yayınlanmaktadır. Yorumunuzda, gerekli görüldüğü takdirde değişiklik, düzeltme vb. yapılabilir. Yorumunuz hiç yayınlanmayabilir. Bu konuda anlayışlı olmanızı rica ediyoruz.


Türkçe yazanlar için hatırlatmalar:
  • Cümle büyük harfle başlar, nokta ile biter.

  • Noktadan sonra boşluk bırakılır, yeni cümle başlar.

  • 'gelcem, gitcem, gidiyom' denmez 'geleceğim, gideceğim, gidiyorum' denir.

  • 'Herkez' denmez 'herkes' denir.

  • 'bU şEkiLDE' yazmak sadece okuyanı yorar.

  • 'Yanlız' değil 'Yalnız' denir.

  • 'ğ' harfi 'g' şeklinde yazılmaz.

  • 'Dahi' anlamındaki 'de' ayrı yazılır. Yani 'Bende, sende' denmez, 'Ben de, sen de' denir.

  • 'Geldimi?' yazılmaz 'Geldi mi?' yazılır. Soru takıları ayrı yazılır. 'OKmi?' değil, 'Tamam mı?' denir.

  • 'ahmet, belgin, duru' denmez. 'Ahmet, Belgin, Duru' denir. Özel isimlerin, illerin, ülkelerin ilk harfleri büyük yazılır.

  • 'ki' eki, bağlaç olarak kullanılıyorsa ayrı, ilgi zamiri ve yapım eki olarak kullanıyorsa birleşik yazılır. Ayşe'ninki, evdeki, sabahki, dünkü, bir de baktim ki.. gibi.

  • 'v' yerine 'w' yazılmaz.


'Vazgeçtim, yazmıyorum' demeyin. Öğrenmesi çok kolay ;-)


JoomlaWatch Stats 1.2.9 by Matej Koval