Seyir Defteri - (Ergenekon nedir? /..eNgerekon davası!..)

Çizim : Adem Mermerkaya / Memleket Gazetesi
Ergenekon nedir?
İnsan katli gibi büyük suç sayılmalı mana katli de! Çünkü bir “anlamı” öldürmek de; bir adamı öldürmek gibi, istikbale zarar vermek demektir!
Şimdi bunun bir acayip örneğini yaşıyoruz ki; köklerimizdeki çürümenin vesikası, hatta vesikalık fotoğrafıdır:
-Ergenekon ne demek? Diye sorarsanız şimdiki öğrencilere, konuşma şöyle devam ediyor:
-Terör örgütüymüş.
-Peki ne yapmak istiyormuş bu örgüt?
-Ülkeyi içten yıkmak istiyormuş…
-Başka bir anlamı var mı Ergenekon’un?
-Bilmiyorum…


Ergenekon bütün Türk toplulukları arasında bilinir ve anlatılır, dı… Demek ki bu ülkede artık anlatılmayacak!.. Demek ki bu ülkede şu an öğrenim gören çocuk ve gençler, “Ergenekon” dendiği zaman ülkemizi yıkmak için kurulmuş çeteleri, hapse düşmüş paşaları hatırlayacak!
Türk evladının zihninden Türk milletinin efsanesini yıkmak, nasıl bir cinayettir?.. Ve yeryüzünün her tarafında yaşayan (Kızılderililere kadar) kökeni Türk insanlar arasındaki milli birliğin mıknatısını sökmek, çimentosunu dökmek acaba kaç adam öldürmeye bedeldir?..


Ergenekon, demek; Türk milletinin Orta Asya’daki efsanevi yurdu demektir. Bir savaş sonrasında geriye kalabilen tek canlı Türk olan bebeği Asena isimli bir dişi kurt emzirmiş ve Türk soyu devam etmiştir. Ergene; zirve, Ergenekon; dik yamaç anlamlarına gelir ve destanda geçen anayurdu duvar gibi çevreleyen dağlar demirdendir… Türkler çoğalınca buraya sığmaz olurlar ve demir filizlerini eritip işlerler, silah ve araç gereç yaparlar; duvarlar eriyince dağda açılan yoldan Asena’nın önderliğinde geçerek dünyaya açılırlar…


Şimdi bir “demirden dağ” daha duruyor önümüzde; bu da ince ince işlenecek ve önümüzde açılan yoldan geçerek ilerleyeceğiz… Fakat bunu yaparken “Ergenekon” ismini (mutlaka) koruyacağız! İşte bu iş; Ergenekon’un demir dağını eritmek kadar lazımdır ve şarttır!.. Çünkü milletlerin istikbalini çetelerden çok efsaneler çizer!
Asılacak olanı asmaktan bile önce yapılması gereken iş; maalesef ve yazıklar olsun ki Ergenekon ismini almış olan bu çeteden adını alan davayı, derhal başka bir kelimeyle anmaya başlamak…
Ve şu gün, sırtında çantasıyla okul yolunda olan çocuklarımıza Türk oğlunun Ergenekon destanını anlatmak, öğretmek ve demir dağlara karşı tek başına kalsa bile nasıl mücadele etmesi gerektiğini öğretmektir!
(09 Ekim 2008)
-----------------------------
Yukarıdaki yazıya ilave:
..eNgerekon davası!
Her milletin kendine has töreleri, simgeleri; masalları, efsaneleri vardır…
Millet olmak; “aynı günün ışığında hep birlikte aydınlanmayı ve aynı gecenin karanlığında birbirine destek olmayı” bilebilmektir, değil mi?.



“Ergenekon nedir” isminde bir yazı yazıp; “Ergenekon’un, Türk milletinin Orta Asya’daki efsanevî yurdu olduğunu… Asena isimli kurdun sütüyle hayatta kalan son Türk oğlundan çoğalan Türklerin, demir dağları eriterek dünyaya yayılmalarının” hikâyesini anlatmıştık.
Bizim sitede de (muammererkul.com) yayınladığımız bu yazıya eklenen en ilginç yorum; “Yedinci sınıfa gidiyorum. Ve Asena'nın anlamını bilmiyordum. Asena deyince aklıma gelen tek şey: Çarkıfelek yarışmasındaki dansözdü. Benim okul arkadaşlarım da bundan habersizdirler. Bir de Ergenekon örgütünün: İsmini Türk'lerin ilk ana yurdundan bahseden efsanenden aldığını öğrendim…” Diye devam ediyordu...



Bundan şunu anlamamız lazım:
Her milletin mıknatıslarından biri de elbette kendi efsaneleridir. Hâlbuki biz, en ipe sapa gelmez ciltler dolusu mitolojik batı destanlarını gençlerimizin önüne yığarken, Ergenekon Destanımızı bile; sanki “öcü” veya “cıs” der gibi kapı dışına itmişiz!
İlk yapmamız gereken; maalesef ismini yüce milletimizin temel efsanesinden aşırmış olan malum örgütü; hemen, derhal, bir an evvel BAŞKA BİR İSİMLE anmaya başlamak!.. Ve çok geç olmadan, kendi çocuklarımıza; Ergenekon’un ne olduğunu ve kendi tarihimizi öğretmeye başlamaktır!
Ergenekon; Türk oğlunun millî destanıdır.
Silivri’de devam etmekte olan davanın adı ise, olsa olsa ENGEREKON DAVASI olarak anılmalıdır!
(Muammer Erkul / 20 Kasım 2008 Perşembe-Türkiye)
…..Not: “Ergenekon nedir Muammer Erkul” yazdığınızda internetten çıkacak o yazıyı da okumanızı tavsiye ederim.
http://www.muammererkul.com/index.php?option=com_content&task=view&id=1647&Itemid=25
------------------------------------------------------------------------------------------- Not: .
ÖNEMLİ:
Tarihçi gözüyle:
Ergenekon gerçeği
Not:
Yukarıda işlemiş olduğumuz konuya, Yılmaz Öztuna imzalı ve 6 haziran 2009 Cumartesi günü Türkiye Gazetesi'nde yayınlanan yazıyı da eklemek istiyorum. Ülkemizin yetiştirdiği sayılı tarih uzmanlarından biri olan hocamızın sözleri tarihe ışık ve bu konuya kaynaktır...
M.E.
...........
Ergenekon hiçbir dönemde olmadığı kadar ün kazandı. Ne olduğunu ve anlamını bilenler ise inanılmayacak derecede az.
Yılmaz Öztuna - Türkiye Gazetesi
Son yıllarda sıklıkla zikredilen “Ergenekon” tabiri, Türk milletinin büyük göçünü ifade eder. Modern Türk edebiyatında Ergenekon’a tıkılmak, Türk milletinin sıkıntıya, dara düşmesi, Ergenekon’dan çıkmak da, Türk’ün kurtuluşu, yücelişi mecâzî anlamlarında kullanılmıştır.

Ergenekon, hiçbir dönemde olmadığı kadar ün kazandı. Duyan kalmadı. Ne mene şey olduğunu, ne olmadığını, anlamını bilenler ise inanılmayacak derecede az. Bana sorulanlardan anlıyorum. Efendim şöyle:
Ergenekon, bir coğrafya ismi, dağlar arasında bir vâdinin adıdır. Tam nerede bulunduğunu coğrafyacılar henüz araştırmadılar. Şimdilik Çin’in Şansi eyaletinin batısından kuzey-batıya doğru 2.200 kilometre ötede başlayan Altay dağlarında bulunduğu kesindir. Bu Ergenekon vâdisinde ne oldu?
DESTAN SANILIYOR
Bir Türk uruğu, M.S. 439 yılından 535’e kadar 96 yıl Ergenekon vâdisinde yaşadı. Kendilerine Kök Türük diyen, Hun kavminden, Çinliler’in T’u-kü-e (Tukyu) dedikleri bu uruk, Çin’in Şansi eyaletinin batı bölgesinde yaşıyordu. Başlarında Aşına Sülâlesi’nden, yani Mete’nin Hun hanedanından inen hükümdarları vardı. Çin imparatoru (424-451) Tay-vy, Tsiu-kiu-şi aşîretini kılıçtan geçirdi. Yalnız 500 kadar aile, Altay Dağlarına can atıp, Ergenekon adındaki çok kapalı bir vâdiye sığınıp Çinliler’den kurtulabildi.
Bu olay, bir Türk destânı sanılıyordu. Tarihçi olmayanlarımız hâlâ destan sanıyorlar. Ancak yukarıda özetlediğim olayı, zamanında yazılmış Pien-i-tien adlı Çin vak’anüvis kroniğinden, Fransız sinologu Stanislas Julien, aynen Fransızca’ya tercüme etti: Documents Historiques sur les Tou-kious (Turcs), Journal Asiatique, 1864, VI. Seri, III, s.348-9, Çince’den tercümenin tamamı: JA, III, 325-67, 490-549, IV, 200-42, 391-430, 453-77.
Kök Türük ve sonraki telaffuzla Gök-Türk, semâvî (ilâhî) Türk demektir. Bahis konusu Hun boyu, kendilerine böyle diyorlardı. Cihan imparatorluğu kurup Japon Denizi ile Kırım arasındaki bütün Kuzey Asya’ya egemen olunca, Göktürk adı, bütün Türkçe konuşanlara verildi. Türük kelimesi zamanla Türk diye telaffuz edildi. Göktürkler’den önce Türkçe konuşan her kavmin ayrı adı vardı (Uygur, Hun, Kanklı, Tabgaç vs). Tarihçiler bugün Göktürkler’i, Osmanlılar’ın gerçek atası, öncüsü, mürşîdi olarak değerlendiriyor, çok Avrupalı tarihçi Göktürkler’den Osmanlılar’a tabirini kullanıyor.
ERGENEKON’A TIKILMAK!
Türkler’i Ergenekon’a götürüp yerleştiren Mete hânedânından Göktürk prensi Bilge Şad, bunun oğlu Tavu Yabgu, bunun oğlu Bumın Kağan’dır. Bumın Han, bütün Türk tarihine yön vermiş bir şahsiyet sayılır ki, Ergenekon’dan çıkardığı Göktürkler’i, kardeşi İstemi Han’la beraber cihan imparatorluğu sahibi yapmıştır.
Ergenekon, Türk milletinin exodus’u, hurûc’udur. Modern Türk edebiyatında Ergenekon’a tıkılmak, Türk milletinin sıkıntıya, dara düşmesi, Ergenekon’dan çıkmak, Türk’ün kurtuluşu, yücelişi mecâzî anlamlarında, bilhassa 1919’da Anadolu’nun işgali ve 1922’de kurtuluşumuz için kullanılmıştır.
Göktürkler, Ergenekon vâdisinde, dağ yamaçlarında demir madeni buldular. Bu madeni işlettiler. Silâhlarını yaptılar. Türk Hâkanı’nın demir örs’e çekiç vurması, Türk’ün haksızlığa, zulme baş kaldırmasının sembolü kabûl edilmiştir. 16. asırda bile Pîr Sultân Abdâl, Örse çekiç vurmaya geldim mısrası ile, Osmanlı’yı Safevî Şâhı’na tâbî kılmak için ayaklandırmak mânâsını vurgulamıştır. Örse çekiç vurarak Göktürkler, Çinliler’e ve bütün Kuzey Asya kavimlerine baş eğdiren kılıçlar, yaylar, oklar, hançerler, topuzlar yapmışlardır.
Göktürk Büyük Hâkanlık Hânedânı, Bumın’dan başlayarak 15 dehâ sahibi hükümdar ve prens (bu arada İlbilge Hâtûn) yetiştiren, İslâm öncesi Türk Tarihi’nin en seçkin hânedânıdır. İslâm Öncesi Türk tarihinin Osmanoğulları’dır. Göktürk Kitâbeleri (Yazıtları) dediğimiz Türk edebiyatının ilk büyük şâheserinin yazarı Yollu Tekin (Yulığ Tegin), bu yazıtlardan biz Oğuz Türkleri’ne seslenen Bilge Kağan, Türk kahramanlığının sembolü hâline gelen, Göktürkler’in Oruç Reîs’i Kür Şad, bu yüce hânedânın üyeleri arasındadır.
KAÇ ASIR GEÇTİ
Doğu Göktürkler, Çin’le mücadele ettiler. Batı Göktürkler ise, Doğu Roma (Bizans) ile dostluk kurup, Sâsânî İran’la savaştılar ve eski Tûrân-İrân mücadelesini sürdürdüler. Kırım’ı alıp Karadeniz’e çıktılar. Akdeniz’e erişemediler. Ancak mensup bulundukları Oğuz Türkleri, Göktürkler’den sonra gene Mete’den inen Karahanlılar döneminde 921 yılında Sünnî-Hanefî-Mâtürîdî İslâm’ı, Büyük Türk Hâkanlığı’nın resmî dini kabûl ettiler. Eski Türk medeniyetinden Akdeniz medeniyetine geçmiş olduk. 1074 yılında Türkiye Devleti’ni kurduk. Hem de taht şehri olarak İznik’i seçerek... Ergenekon’dan Çıkışımız’ın (535) üzerinden beş buçuk asır geçmişti...

Sitemizin anasayfasına geçmek için, lütfen aşağıdaki bağlantıyı tıklayınız:
(Okuduğunuz yazıya tekrar ulaşmak için EN ÇOK OKUNANLAR veya SEYİR DEFTERİ bölümlerine bakabilirsiniz.)
http://www.muammererkul.com/index.php?option=com_frontpage&Itemid=1
| < Önceki | Ana Sayfa | Sonraki > |
|---|
Yorumlar
Bazı arkadaşlar ergenekon = kurtuluşa eriş gibi özetleyebiliriz , diyoruz ama ergenekon terör örgütü ne alakada...
SEVİL
ÜNSAL
DENİZ
Bu ülkede hür ve namuslu insanlar olarak yaşayacaksak düşünceyi/ifadeyi engelleyen, bizi bölen ve baskı altında tutan karanlık ilişkiler yumağını çözmemiz gerek. Her ne kadar adalet ağır aksak yürüse de.. iradeyi, azmi ve sağduyuyu elden bırakmamalı. Görünen o ki açılan soruşturma ve devam eden dava çok büyük bir buzdağının, derin bir çıbanın sadece uç kısmı. İnşaallah bu cerahat temizlenir. Eğer siyasiler kararlılık gösterirlerse...
ÖMER KARAYILAN
Tebrik ediyorum sizi Ayşe Bakırcı.
...
Şimdi siz de öğretmeninize öğretisiniz de bir sınıf ve devamında gelecek olan sınıfların öğrencileri de öğrenirler inşallah.
Bu da işin acı bir şakası elbet.
Ama neden olmasın değil mi?
Gözlerinizden öperek sevgiler selamlar ve dualarımı gönderiyorum size...
SULTAN YÜRÜK
AYŞE BAKIRCI
İRFAN SARI
Biz Türk han'ın beş oğluyuz / Beşbin yıllık bir orduyuz / Turan yurdu durağımız...
Yıllar geçti, bir an geldi / Türk tahtına ilhan geldi / Sağdan soldan düşman geldi / Kurulmuştu tuzağımız..
Yurt girince yad eline, / Ergenekon oldu yine / Çıkmaz mı bir börteçine / Nurlanmaz mı çerağımız... (Z.GÖKALP)
HALİDE
Yukarıda verdiğim adres tıklandığında, başka okurlara da ulaşılmış olduğunu ve yorumlarını da görmeniz mümkün olacaktır.
Saygımla selamlar...
SULTAN YÜRÜK
zaten zihni tın tın eden çocuklara adamakıllı şeylerle birlikte destanımızı da okutmamış, öğretmemiş olmak...
Çünkü insanımız hafıza problemi yaşıyor zaten... Çocuklar herşeyle birlikte bunu da unutacaktır... Onlara esaslı şeyler öğretmek asıl maharet...
Bu arada merhaba :-)
HATİCE
Ne de güzel anlatıvermişsin iz yüreğimizdeki duyguları.
Evet abi aynen yazdığınız gibi...
Şimdi sizler yazmaya, bizler de okumaya ve okutmaya devam...
Değerli sevgi ailesi; sizler de aynı fikirdesiniz, öyle değil mi?
Sevgiler kere sevgiler...
KADİR ÇETİN
Zaten ancak size yakışırdı olaya bu açıdan bakmak, yüreğinize sağlık efendim...
GÜLSÜM
Kişisel düşüncemdir; rastlantı da değildir bu davanın isminin ERGENEKON olarak telaffuz edilmesi...
Aslında açık olmak gerekirse; geçmişte sahnelenen oyunlar vardır bu Devlet ve Millete karşı oynanan hani olurdu ya Brezilya dizilerinde "arkası yarın"lar, işte onlardan sahneleniyor!..
"Üç Maymun" vardır ya görmez, duymaz, konuşamaz...
Nereye kadar???
LEVENT
Çünkü aynen sizin düşündüğünüz gibi düşünerek, "Ergenekon" adının güzelim manasından öte, başka ve hoş olmayan bir manâda kullanılmasını yadırgayıp duruyordum.
Yazılacak çok şeyler var aslında.
...
Siz bir mektepsiniz...
Yeni neslimize belki de derslerinde okutulmuyor bile "Ergenekon destanı".
Belki de şu an yetişmekte olan çocuklarımız bilmiyor bile bu efsanemizi.
Tebrik ediyorum sizi.
İnşallah ilgililer duyar da, ERGENEKON asıl manasında kalır...
Saygım ve dualarımla selamlar...
SULTAN YÜRÜK